18 Ekim 2016 Salı

KARNIYARIK BÖREĞİ...





Malzemeler

3 yufka
3 yumurta
3 çorba kaşığı yoğurt
1/3 su bardağı zeytinyağı
1 adet kabartma tozu

İçi için;

1 kase peynir
Yarım demet maydanoz

Ayrıca

1 adet domates
1 adet yeşil biber

Yapılışı

* Önce peynirimizi ufalayalım.

* Maydanozu yıkayıp doğrayıp peynirimizle karıştıralım.

* Bir adet domates ve bir adet biberimizi de doğrayalım, kenarda beklesinler.

* Yumurtaların birinin sarısını ayıralım.

* Bir kasede yoğurt, yumurtalar, yağ ve kabartma tozunu çırpıcı ile çok iyi karıştıralım. (Kabartma tozu kullanmadan da yaptım gayet güzel oldu, artık kullanmıyorum)


Artık böreğimizi yapmaya başlayabiliriz.

* Önce fırınımızı 190° ye getirip çalıştıralım.

* Yufkalarımızın birini açıp sıvı harcın üçte birini fırçayla her yerine sürelim.

* 2. Yufkayı üstüne serip kalan harcın yarısını dökelim, her yerine yayalım.

* 3. Yufkayı da üzerine serip kalan harcı aynı şekilde sürüyoruz.

* Yufkalarımızı önce 2 ye bölüyoruz. Sonra her bir parçayı 2 ye bölüyoruz. Böylece 16 eşit üçgen elde edeceğiz.

* Harcımızı yufkanın geniş tarafına koyup yanlardan kıvırıp rulo şeklinde sarıyoruz. Tıpkı kalem böreği (artık sigara demiyoruz hayatımızdan tamamen çıkaracağız sigarayı inş)  yapar gibi.

* Yağlı kağıt serdiğimiz tepsimize diziyoruz.

* Böreklerimizin üzerine yumurta sarısı sürdükten sonra çörek otu, susam serpiyoruz.

* Böreklerimizin üzerini bıçakla biraz çiziyoruz. Domates ve biberi de yerleştirdikten sonra fırına veriyoruz.

* Üzeri kızarınca fırından çıkarabiliriz.

Afiyet olsun.


*  Artık harcın içine 3 yumurta değil 2 yumurta kırıyorum. 
Börekleri fırına vermeden de üzerine yumurta değil kalan harcı sürüyorum.( yumurta kokusunu çok sevmediğimden) 
 Ayrıca harca kabartma tozu eklemiyorum. 
ve son olarak da 170 C de pişiriyorum. 
Böyle daha güzel oldu ...


26 Eylül 2016 Pazartesi

AJVAR SOS...




Bu hafta sonu ajvar sos yaptım. Daha önce kimsede görüp yemedim. Nasıl bir şey bilmiyordum. Kışlık domates ve kışlık menemen tarifi ararken gördüm, bir denemeye karar verdim.

Daha önce hiç ajvar sos yememiş olan eşim benin yaptığım sosa 10 üzerinden 8 verdi. Tam not vermedi ama bütün tabağı yedi, sildi, süpürdü. Orjinali nasıldır bilemiyorum ama ben kendi yaptığıma 10 üzerinden 10 verdim. Çok beğendim.


Benim internetten bulduğum tarif şu şekilde;

Malzemeler:

3 kilo kırmızı biber
2 kilo patlıcan
2 kilo domates
3 iri soğan
1 baş sarımsak
1 yemek kaşığı tuz
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Yarım çay bardağı sirke
Karabiber pulbiber

Yapılışı:

* Önce patlıcan ve kırmızı biberi közleyelim. Bir poşet içerisinde soğusunlar.

* 10-15 dakika sonra temizleyip minik minik doğrayalım. Bir kenarda beklesinler.

* Domatesleri yıkayıp arka tarafına minik bir artı çizelim. Kaynar suya atıp 3-4 dakika bekledikten sonra soğuk suya atalım. 3-4 dakika bekledikten sonra kabuklarını soyalım.

* Domatesleri blendırdan geçirelim.

* Soğanlarımızı söğüş doğradıktan sonra tenceremizde kavuralım.

* İçine minik minik doğranmış sarımsaklarımızı ekleyelim.

* Kavrulan soğan sarımsaklarımızın üstüne domatesleri ekleyelim. Biraz kaynayınca patlıcan ve biberleri de ekleyip biraz kaynatalım.

* Tenceredeki tüm karışımı blendırdan geçirip koyuluğuna bakalım. Gerekirse suyunu çekinceye kadar biraz daha kaynatalım.

* Son olarak da zeytinyağı, sirke, tuz, karabiber, pulbiber ekleyip karıştıralım.

* Sosumuz hala kaynıyorken sıcak sıcak kavanozlara doldurup kapaklarını sıkıca kapatalım. Bir havlunun üzerine ters çevirelim. Kapaklar yeni olmalı. Kavanozun kapak yeri kuru olmalı.

* 24 saat sonra kontrol edip dolabımıza kaldıralım.

Afiyet olsun.

Bu tarifle 400 ml'lik küçük kavanozlardan 10 adet 330 ml'lik kavanozlardan 2 adet ve  ayrıca 1 kase sos çıktı.

14 Eylül 2016 Çarşamba

FASULYE TURŞUSU...

Ben fasulyenin turşusunun yapıldığını bilmiyordum. Ta ki okul kahvaltımıza karadenizli bir arkadaşın turşu kavurması getirmesine kadar.

Turşunun kavrulabilmesi fikri çok tuhafıma gitti açıkçası.

Benim yediğim fasulyenin ekşiliği tadı tuzu lezzeti tam benlikti. O kadar hoşuma gitti ki en kısa zamanda ben de denedim. Bimden aldığım turşu vardı evde, bana tarif edilene uygun bir şekilde yaptım. Tabi ki arkadaşın yaptığının yarısı kadar bile güzel olmadı. Çünkü ben kavanozun içinde ne varsa biber domates havuç kavurdum. Kavanozun içinde bir fasulye yoktu.

Hazır turşularda kötü bir koku oluyor. Sanırım içine attıkları koruyucunun kokusu. Sevmiyorum o kokuyu... Ev yapımı turşulardaki o lezzet o koku yok hazırlarda.

Turşu yapmaya karar verince mutlaka bu turşudan da kurmam lazım dedim.

Internette araştırma yaparak bu tarifi buldum. Ins güzel olur da bir kaç ay sonra bunlarla turşu kavurması tarifi de yazarım.

İlk kez turşu kurdum onu da belirtmek isterim. Bunun yanında salatalık biber turşusu da yaptım. Onlar biraz daha farklı yapılıyormuş.




Malzemeler

1 kilo fasulye
5-6 adet nohut
5-6 adet sarımsak
2.5 çorba kaşığı salamura tuz
1 çay bardağı sirke

Yapılışı

* Fasulyelerimizi temizliyoruz. Bir güzel yıkıyoruz.

* Kaynayan suya atıp rengi değişene kadar 5-10 dakika bekliyoruz.

* Fasulyelerimizi bir tel kevgir yardımı ile soğuk su dolu başka bir kaba aktarıyoruz.

* Kavanozumuza dik bir şekilde diziyoruz. Aralarına 5-6 adet nohut 5-6 adet sarımsak atıyoruz.

* 1 litre suya 1 çay bardağı sirke 2.5 çorba kaşığı salamura tuz ölçüsüne göre turşu suyumuzu hazırlayıp fasulyelerin üzerine gelinceye kadar dolduruyoruz.

* En üste bir kaç dal maydanoz ekliyoruz.

* Benim bu ölçülerle 2 adet kavanozum (1 litrelik kavanoz) oldu.

* Turşu ölçülerini Refika'nın Mutfağı sitesinden aldım.

Inşallah olur.

Güncelleme yaparım ileride inş.

Güncelleme: Çok güzel  olmuş. Enfes turşu kavurması yaptım bu fasulyelerle...



12 Eylül 2016 Pazartesi

DONDURUCUDA KÖZLENMİŞ BİBER...

Kahvaltılarda en çok görmek istediğim şeylerin başında közlenmiş kırmızı biber gelir.


Zeytinyağı, bir diş sarımsak -bazen azıcık sirke- ile tatlandırılmış köz kırmızı biber kahvaltıyı muhteşem kılar. 

Şu anda tam mevsimi hatta bitmek üzere.

4 kilo kırmızı biber közledim az önce. Makbul olanı tabii ki odun ateşinde mangalda közlemektir ama ne yapalım İstanbul'da sitede oturuyoruz diye mahrum mu kalalım bu lezzetten. Bahçeli şirin evimize (hayaller hayaller) taşınıncaya kadar bu küçücük mutfağımda ocak üzerinde közmatiğimle yapacağım kış hazırlıklarımı.

Közmatik demişken, geçen hafta 5 kilo kırmızı biber aldım, fırına attım. hiç mi hiç beğenmedim biberlerin tadını; kırmızı biber haşlaması olmuş benimkiler. Bir yerlerde yanlışlık yapmışım ama ne bilmiyorum. Dondurucudan çıkarıp çıkarıp kullanıyorum kışa kalmasın diye.

Ev ortamında başka nasıl közleyebilirim diye biraz araştırdıktan sonra közmatiği duydum. Daha önce bekarken almıştım, kullanmamıştım, anneme götürmüştüm . Bir kez daha deneyeyim dedim 10 TL ye aldım bir milyoncudan. Az önce biberlerimi közmatikte közledim, gayet güzel oldular, sevinçliyim.

Közmatik bu oluyor;
Közmatiği kullanmadan önce ocağımızı alüminyum folyo ile korumaya alıyoruz. Folyonun ortasını minik bir daire şeklinde alıyoruz. Ocağımızın metal aksamını çıkarıp folyoyu geçiriyoruz. İşimiz bitince folyoyu atıyoruz. Böylece ocağımız tertemiz kalıyor.

Gelelim tarifimize;

*Kırmızı Biberimizi güzelce yıkayıp, kurulayıp, közlüyoruz.

*Közlenen biberleri bir poşet içerisine alıyoruz, 5-10 dakika bekliyoruz. Böylece kabukları kolay soyuluyor.

*Kabuklarını soyarken çekirdeklerini temizlerken asla su kullanmıyoruz, tüm lezzeti gider.

* Streç filmi tezgaha serip 3 adet biberi bir ters bir düz olacak şekilde koyuyoruz. Hiç hava olmayacak şekilde güzelce sarıp buzluğa koyuyoruz. Önce buzluğa tek tek koyuyoruz. ara ara yerlerinden kaldırıyoruz ki buzluğa yapışmasın. Donduktan sonra üstüste dizebiliriz.



* Elimizin altında, lezzetinden kaybetmemiş mis kokulu biberlerimiz hazır.

Afiyet olsun.


11 Eylül 2016 Pazar

KIŞLIK MENEMEN...

Kış hazırlıklıkları son gaz sürüyor. Gece bebişi uyuttuktan sonra mutfağa geçiyorum. İşlerimin bitmesi 3'ü 4'ü buluyor. Umarım yaptıklarım güzel olur da kışın afiyetle yemek nasip olur, bu yorgunluğa değer.

Kışlık menemen yaptım dün.  Bugün eşim çok güzel göründüğü ve evde yiyebilecek bir şey bulamadığı için bir tanesini yemek istedi. Hemen ısıtıp içine yumurtasını kırdık. 5 dakikada yemeğimiz hazırdı.

Menemen çok lezzetli olmuştu.

Kışın okuldan gelince hemencecik çay demleninceye kadar hazır mis gibi menemen. Çok pratik...

Haftaya 5 kilo daha yapmaya karar verdim.



KIŞLIK MENEMEN

Malzemeler

5 kilo domates
1,5 kilo biber
1,5 kaşık turşuluk tuz
Zeytinyağı

Yapılışı

* Önce domateslerimizi çok güzel yıkıyoruz.

* Her birinin arkasına artı şeklinde minik çizikler atıyoruz.

* Kaynayan suya atıp 3-5 dakika bekliyoruz.

* Kaynayan sudan alıp soğuk suya atıp bir iki dakika bekliyoruz.

* Domateslerimizin kabukları artık çok rahat soyulacakdır.

* Domatesin kabuklarını bir tavaya alalım , onları asla atmıyoruz, salça yapıyoruz. Tarif için buraya tıklayabilirsiniz...

* Kabukları soyulmuş domatesi minik minik doğruyoruz.

* Yayvan bir tencerede domateslerimizi kaynatmaya başlayalım.

* Domateslerimiz kaynarken yeşil biberimizi bir güzel yıkıyoruz.

* Minicik minicik doğruyoruz.

* Zeytinyağı koyduğumuz tavada biberleri kavuruyoruz.

*Biberlerimizi pişmeye yakın alıp domateslerin içerisine karıştırıyoruz.

* Domatesler suyunu çekip istediğimiz kıvama geldiğinde sıcak sıcak kavanozlara dolduruyoruz.

* Hemen kavanozları bir havlunun üzerine ters çeviriyoruz.

* Ertesi gün serin bir yere kaldırabiliriz.

Kavanoz kapakları yeni olmalı eski kapakları kullanmıyoruz.

Benim bu tarifle 6 kavanoz (500 ml) menemenim oldu.

Afiyet olsun.

7 Eylül 2016 Çarşamba

KIŞLIK DOMATES (SARIMSAKLI)

Geçen hafta ilk kez kışlık domates yapmıştım. Domatesleri rendeleyerek yapmıştım, çok zorlanmıştım. Defalarca elimi rendeye kaptırmıştım.

Bu sefer farklı bir yöntemle domatesleri rendeleyerek değil soyarak denedim. Çok daha kolay oldu. Bu yöntemle işim daha çabuk bitti. Geçen tariften farklı olarak domateslerime sarımsak ekledim. Bugün kahvaltıda denedik; enfesti. Diğeri rende şeklinde idi bu ise daha çok ketçap kıvamında sos şeklindeydi.

Diğer tarif için buraya tıklayabilirsiniz...



Gelelim tarife,

Domatesler erik domates ya da bardak domates denilen yumru az sulu bol etli Çanakkale domatesi olmalı.

4 kilo domates için


* Önce domatesleri yıkıyoruz.

* Domateslerin arka kısmına bıçakla çok derin olmayacak bir biçimde artı işareti çiziyoruz.

* Yayvan bir tencerede kaynayan suya atıp 3-4 dakika bekletip sonra bir kepçe yardımı ile alıp bu sefer soğuk suyun olduğu bir kaba aktarıyoruz.

* Bir kaç dakika sonra domateslerimizin kabuklarını soyabiliriz. (Çok kolay soyuluyor)

* Domates kabuklarını bir tencereye koyalım atmayalım, onları salça yapımında kullanacağız.

Domates kabuklarından salça yapımı için buraya tıklayabilirsiniz.

* Domatesleri doğrayıp bir tencereye aktaralım. Üzerine 1 çorba kaşığı tuz (turşu tuzu olacak)  1 baş sarımsak ilave edip kaynamaya bırakalım.

*  15-20 dakika sonra domateslerimizi kevgirden geçirelim. Tekrar tenceremize aktardıktan sonra içine yarım çay bardağı zeytinyağı ekleyelim.

* İstediğimiz kıvama gelince sıcak sıcak kavanozlara aktaralım. Hiç kullanılmamış kapakla sıkıca kapadıktan sonra bir havlu üzerine ters çevirelim.

Bu tarifle 4 kilo domatesten 2 adet 500 ml lik kavanoz ve bir de bir kase sos çıktı.

* 24 saat sonra kapakları kontrol edip serin bir yere kaldıralım.

* Kapak içe doğru hafifçe göçük değilse, sızıntı varsa kavanozumuzu buzdolabına kaldırıp 2 gün içinde sosumuzu tüketelim.  Ya da baştan kaynatıp yeni kapakla bir daha deneyelim.

Afiyet olsun....

5 Eylül 2016 Pazartesi

CEVİZLİ KURABİYE...

Bugün okulda kahvaltımız vardı. Ben cevizli kurabiye yaptım. Bu kurabiyeyi kime yaptıysam beğendi. Arkadaşlar da beğendi, tarif de aldılar. Bir tane bile kurabiye kalmadı geriye.

Daha önce burada tarçınlı ve zencefillisini paylaşmıştım. 

Sadesi çok daha güzel oluyor. 

İşte tarif...



Cevizli Kurabiye

* 125 g tereyağı
* 1 su bardağı pudra şekeri
* 1 yumurta
* 4 su bardağı un
* 0.5 su bardağı kırılmış ceviz
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya

Yapılışı

* Oda sıcaklığında yağ, yumurta ve şekeri elimizde bir güzel karıştırıyoruz.

* Üzerine kabartma tozu, vanilya ve 2 su bardağı un eliyoruz, karıştırıyoruz.

 * Ele yapışmayan yumuşak bir hamur olana kadar un ekliyoruz.(eleyerek) Benim hamurum 4 su bardağı un aldı.

* Üzerine elimizle kırdığımız cevizi ekliyoruz, şöyle bir karıştırıyoruz.

* Hamurumuzu buzdolabında 10 dakika dinlendiriyoruz.

* Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsimize şekil verdiğimiz kurabiyeleri diziyoruz.

* Kurabiyelerin  kalınlığı 1 parmak olmalı.

* Süslemek için her birinin üstüne bir adet damla çikolata batırdım.( Çok gerekli değil)

* 170 ° fırında 15- 20 dakika kadar çok hafif kızarıncaya kadar pişiriyoruz. (Çok pişirmeyelim.)

* Biraz soğuyunca fırından alalım. Üzerine pudra şekeri serpelim. ( Pudra şekeri olmadan daha çok seviyorum aslında)

Afiyet olsun...



1 Eylül 2016 Perşembe

DOMATES KABUĞUNDAN SALÇA YAPIMI...

Dün kışlık domates yaptım. Haliyle bir sürü domates kabuğu çıktı.

Domates kabuklarının üzerine 1 çay kaşığı turşuluk tuz, yarım çay bardağı su ekleyip suyunu çekinceye kadar pişirdim. Soğumasını bekledim. Kevgirden geçirdim. Tepsiye aktarıp güneşte 4-5 saat beklettim. Kahvaltılık harika bir sos çıktı ortaya.



Küçük bir kavanoz -2 çorba kasesi kadar -sos çıktı.

Kahvaltıda zeytinyağı ve kekikle bir kasesini yedik bile, çok lezzetliydi.



Kışlık domates yapımı için buraya tııklayabilirsiniz.


31 Ağustos 2016 Çarşamba

KIŞLIK DOMATES...

Ömrümde ilk kez kışlık domates yaptım. 

İnternette biraz araştırma yaptım, herkes farklı farklı yapmış.

Kimisi sarımsaklı kimisi soğanlı kimisi patlıcanlı kimisi tamamen sade yapmış. Kimisi 2 saat kaynatmış kimisi 5 dakika...

Kafam çok karıştı.

Ben en kolayı ile başlayayım dedim.



Kışlık Domates

* 5 kilo domates
* 1 çorba kaşığı tuz (turşu tuzu)
* 1/2 bardak zeytinyağı
* 5 adet 500 ml kavanoz
* Kullanılmamış kavanoz kapakları

Yapılışı

* Öncelikle domateslerimizi bir güzel yıkıyoruz.
* Sonra bir güzel rendeliyoruz.
* Tenceremize domatesleri yağı ve tuzu ekleyip ocağın altını yakıyoruz.
* Yayvan bir tencerede istediğimiz koyuluğa gelinceye kadar kaynatıyoruz.
* Yıkanmış kurulanmış kavanozlara sıcak sıcak doldurup kapağını kapatıyoruz. Kapaklar kullanılmamış kapak olmalı. (Tanesini 25 kuruştan aldım.)
* Kavanozlarımızı bir havlunun üzerine ters çeviriyoruz.
* 24 saat hiç dokunmuyoruz.
* Bir gün sonra akma sızıntı yoksa serin bir yere kaldırıyoruz.
* Açtığımızda hızlıca tüketiyoruz.

5 kilo domates için  500 ml kavanozlardan 5 adet  kullandım.

Sarımsaklı kışlık domates için buraya tıklayabilirsiniz.

DEĞERLENDİRME:

* Rende yapmak başta çok kolayıma geldiyse de daha domateslerin yarısı bile bitmemişken yoruldum. Yorgunluğun etkisiyle defalarca elimi kaptırdım. Ellerim yara bere içinde kaldı.  Bir dahaki sefere rende dışındaki alternatifleri deneyeceğim. Aynı zamanda yorgunluğun da etkisi ile düşünemedim, rendeden geçmeyen büyük parçaları da sosa attım, erir gider zannettim. Sonradan başıma bir sürü iş çıktı. (Yani rendeden geçmeyen parçaları sosa atmayın benim gibi)

* Büyük parçalar nedeni ile domatesler piştikten sonra kevgirden geçirme ihtiyacı duydum. Kevgirim yoktu, bebeğin süzgeçlerini kullandım çok zorlandım. Çok ihtiyaç hissettim hemen yarın bir kevgir alacağım. Böyle bir işe girişiyorsanız kevgir şart.

* Domatesleri yaklaşık 1 saat pişirdim. Sonra süzgeçten geçirip  1 saat daha kaynattım. Benim büyük tencerem olmadığı için düdüklüde kaynatmıştım. Bu da bir hata imiş. Geniş yayvan büyük bir tencere lazım bu iş için, düdüklüde su buharlaşmıyor.

* İnşallah olmuştur. Denediğim zaman güncelleme yaparım.

Domates kabuklarını da atmıyoruz, değerlendiriyoruz. Domates kabuklarından salça yapımı için buraya tıklayınız...

GÜNCELLEME:

Daha kış gelmeden meraktan bir tanesini açtık. Çok lezzetliydi. Kahvaltıda zeytinyağı ve kekik eşliğinde yedik. 10 üzerinden 10 veriyorum.

YEŞİLYURT KÖYÜ...

İlk gittiğimde hava o kadar sıcak ve bunaltıcı idi ki hiç zevk alamamıştım bu köyü gezerken. Yukarılarda bir çeşme başında oyalanıp durmuştum.

Bu sefer de biraz geç gittiğimiz için Defneciğimizin uyku vakti geldi, hem de kuzucuğum çok acıkmıştı. Sürekli mız mız mız ...  Bu sefer de hiçbir şey anlamadım gezdiğimden.


İşte ayaküstü gezerken çektiğim bir kaç foto ve internetten derlediğim bir kaç bilgi...




Yeşilyurt tıpkı Adatepe gibi şehirden kaçan insanların mesken tuttuğu oksijeni bol deniz manzaralı tam kafa dinlemelik şirin bir köy.



Eski ismi Büyük Çetmi imiş.

Edremitin kuzeyinde Küçükkuyuya 3-4 km uzaklıkta.

Adatepe köyüne yakın. Adatepeye göre çok daha canlı yaşayan bir köy.





















30 Ağustos 2016 Salı

ADATEPE KÖYÜ...

Akçay, Altınoluk ya da Ayvalık fark etmez, 
Edremit Körfezine tatile geldiğinizde Adatepe Köyünü görmeden dönmeyin.


Adatepe Köyü Kaz dağlarının eteklerinde Edremit Körfezinin kuzey ucunda Küçükkuyuya yaklaşık 4 km uzaklıkta zeytin ve çam ağaçları ile çevrili bir köydür.


Buraya yerleşim antik çağlarda başlamış.

 İlyada destanında ''Gargaros'' adıyla geçiyormuş.


Ama o Zeus'u görüyordu
Çok pınarlı İda'nın en yüksek doruğunda ,
görünce de korku kaplıyordu yüreğini
...Hera dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna,
İdanın en yüksek tepesidi bu

İlyada Homeros



Yüzyılların birikimini izlerini taşıyor Adatepe Köyü. 


Adatepe Köyü 1989 yılında tarihî ve doğal SİT alanı ilan edilmiştir. Yeni ev yapılmasına izin verilmeyip mevcut  harabe haldeki evlerin köyün dokusuna uygun olması koşulu ile restore edilmesine izin verilmektedir.


Köyde bulunan tarihi eserler Çanakkale Müzesinde muhafaza ediliyormuş.




Köyün camisi Selçuklu dönemindendir.


Köyün yerlisi Rumlar Kurtuluş savaşından sonra  mübadele gereği köyü boşaltmış Yunanistan'a göç etmişler, boş olan yerlere ise Midilli ve Girit'teki Türkler yerleştirilmiş. 1960 lı yıllardan sonra nüfus sahile akmış köy önemli ölçüde boşalmıştır. Son zamanlarda ise entelektüel çevreler buradan harabe haldeki evleri satın alıp aslına uygun bir şekilde restore etmişler. 2000 yılı itibarı ile en az 100 ev restore edilmiş. Köyde az sayıdaki yerli köylüler ile şehirliler arasında nadir görülen bir dayanışma ve beraber yaşama kültürü varmış.




Köyün ilkokulu ise öğrenci azlığı sebebiyle kapatılmış. Günümüzde ise valilik izni ile özel mülkiyet haline gelmiş, restore edilmiş. '' Adatepe Taş Mektep'' olarak yaz aylarında faaliyet göstermektedir. Felsefe sanat edebiyat dallarında seminerler verilmektedir.



Sahilden bakıldığında görünmeyen Adatepe Köyü denizden 4 km uzaklıktadır. Eskiden korsanlardan korunmak için köyleri tepelere yaparlarmış. Denizden korsanları görünce de dağlara kaçmak için vakitleri olurmuş. Edremit'in tüm eski köyleri bu sebeple tepelerdedir.



Köyün denize bakan tarafında Zeus Altarı bulunmaktadır. Arabadan inip denize doğru yaklaşık 500 m yürüdüğünüzde muhteşem bir körfez manzarası karşılar sizi. Biz bu sene Defnemiz henüz yürüyemediği için bu sefer gitmedik.




Akşamüstü şöyle bir hava almak için çıktık. Defnecik kangurudaydı. Yol boyu şarkı söyledi. Kemal yol boyu taşıdığı için çok yoruldu tabii ki. Ben de daha fazla yormamak adına çok gezmedim. Önümüzdeki yıl inşallah Defne yürümüş olur da çok daha iyi gezebilir ve bu sayfayı güncelleyebilirim.









19 Ağustos 2016 Cuma

BEYKOZ SAHİLİ...

Bu hafta kardeşim, Eylem ve Ege Boracığım İstanbul'a geldiler. Çok mutlu oldum. İstanbul'da işleri vardı. İşlerini hallettikten sonra hadi Boğazda bir çay içelim bir yemek yiyelim deyip ikindi vakti dışarı çıktık. Korkunç bir trafikten sonra nihayet Beykoza vardık. Önce Beykoz Korusunda hafif bir yürüyüşten sonra sahile geçtik.

Kardeşim eşiyle birlikte Türkiyeyi karış karış gezmiştir. Dün Eylem "Boğaz çok güzel eşsiz, burada bir yürüyüş insana çok iyi geliyor, tüm o trafiği çekmeye değer" demesi benim için çok anlamlıydı.


Burada biraz yürüdükten sonra Küçüksu'ya doğru yola çıktık. Çubuklu sahilinden geçerken park etmiş çok güzel bir araba gördük. Ege Boracığım arabayı yakından görmek isteyince de orada da mola verdik. Güneş batmak üzereydi. Balıkçıların oltalarında 7-8 balık sallanıyordu. Semaverciler yeni çay demliyorlardı. Bir sürü insan kimi balık tutuyor, kimi spor yapıyor, kimi geziniyor, kimi düşünüyordu. Herkez farklı farklı işlerle meşguldu, herkez çok ama çok farklıydı. Ortak olan şey akşamüstü güneş batarken boğazın muhteşemliğine herkezin hayran hayran bakmasıydı.

Buradan ayrılıp Küçüksu Sabancı Ögretmen Evine geldik. Deniz kenarında hiç masa yoktu çok üzüldüm derken birileri kalktı, sevinçle hemen oturduk. Manzara o kadar güzeldi ki...  Bir tarafta Fatih Sultan Mehmed Köprüsü,  Anadolu Hisarı, Göksu Deresi, öbür tarafta Küçüksu Kasrı, Tepenin birinde Kandilli Kız Lisesi, karşıda Rumeli Hisarı Aşiyan, Boğaziçi Üniversitesi, Bebek sırtları, muhteşem Nehr-i aziz Boğaziçi... Hemen yanıbaşımızda hareketli deniz... Enfes akşam yemeğimiz bu manzara ile daha da güzelleşti.

Baya oturduk. Boğaza doyamadık. Bıraksalar sabaha kadar otururduk. Güzel kızım Defneciğim de sakin sakin gece boyunca uyudu.

11-30 gibi başlayan eve dönüş yolculuğumuz gece 1-00 e kadar sürdü. Kardeşim trafiği görünce hayretler içerisinde kaldı. Hem hafta içi hem gece yarısı hem de bayram değil seyran değil bu bu nasıl bir trafiktir anlayamadı. Eylem memleketimizin kıymetini bilelim deyip durdu.

Yine de bu sıcakta gidiş dönüş 5 saatlik trafik çilesine rağmen sabah uyandığımızda ağzımızda hala  gecenin güzelliğinin tadı vardı.

En kısa zamanda yeniden gitmeye karar verdik.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

FIRINDA KARNIYARIK...

Karnıyarık yemeğini çok severim, ama hiç yapmam. Nedeni hepimizin malumu patlıcanın çok yağ çekmesi. 

Zaten ben şeytana yenik düşüp bu yemeği yapsam bile Kemâl bir lokma bile yemez yağdan ötürü.

Ama bu tarif süper, çok hafif... Patlıcanı kızartmak yerine fırınlıyoruz.

Anneme yaptım, ooo bir daha hayatta kızartmalı yapmam dedi. Bir kere mutfak batmıyor yani. Üstün başın kızartma kokmuyor.

O enfes karnıyarık lezzeti olmasa da patlıcan severler için süper bir tarif...



Fırında Karnıyarık

* Patlıcanları alaca soyup tuzlu suda yarım saat kadar bekletiyoruz.

* Patlıcanlarımızı fırın tepsisine dizip 200- 250 derecede yaklaşık yarım saat pişiriyoruz. Çatalla dokunduğumuzda yumuşamış olmalı.


Patlıcanlar fırında pişerken içini hazırlayalım. 

* 1 büyük soğan incecik doğranır. Tencerede kavrulur. 

* En az 2 diş sarımsak doğranır, tencereye eklenir. -Patlıcan sarımsak sever-

* Soğanımız kavrulurken incecik doğradığımız 2 adet yeşil biber eklenir.

* Soğan ve biber biraz kavrulduktan sonra içine 200-300 gr kıyma eklenir.

* Kıyma iyice kavrulduktan sonra tenceremize 2 adet küçük küçük doğranmış domates eklenir.

* Tencerenin kapağı kapatılır,  10-15 dakika kısık ateşte pişirilir. 

* Ocağı kapattıktan sonra tuz, pulbiber, karabiber eklenir.

* Fırında pişen patlıcanlarımıza bir bıçakla çizik atıp  bir kaşık yardımı ile içini eziyoruz. Kıymalı karışımımızla dolduruyoruz.

* Her patlıcanın üzerini biber ve domates dilimi ile süslüyoruz.

*  Bir kase suda bir kaşık domates salçası ezip ve bir çay kaşığı da tuz ekleyip patlıcanlarımızın üzerine döküyoruz.

* Yeniden fırına veriyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra domates ve biberler kızardığında yemeğimiz hazır.

* En az yarım saat dinlendirip servis yapıyoruz. 

Çoğu tarifte olduğu gibi bu yemek de ertesi gün daha güzel oluyor, lezzeti oturuyor.

Afiyet olsun.


12 Ağustos 2016 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BAMYA YEMEĞİ...


Bütün marifet bamyayı ayıklamakta...

Bamya altta delikleri görünmeyecek şekilde koni biçiminde temizlenir. Yani şöyle;


Eğer ayıklarken dikkat etmezseniz bamyanın salgısı dışarı akacak iğrenç bir görüntü oluşacaktır.

Bamya ayıklama işini kolaylaştırmak için bamya temizleme aparatı çıkmış. Ben beceremedim ama eşim çok rahatlıkla bamyaları ayıklayabildi bu aparatla. Kalem açacağı gibi kullanılıyor. Bamyayı biraz açılı ittirmek gerekiyormuş.



Bamyayı ayıkladıktan sonra işimiz cok kolay.

Yarım kilo bamya için;

* Önce bamyalar ayıklanır. Bir kenarda beklesinler.

* Tenceremize 1 adet büyük soğan çok ince doğranır.

* Soğanlar kavrulunca kabukları soyulmuş küçük küçük doğranmış 2 adet orta boy domates eklenir.

* Domatesler 3-5 dakika kısık ateste pişirilir.

* Tenceremize 1,5 su bardağı  su eklenir.

* 1 tepeleme çay kaşığı limon tuzu ve yeterince tuz eklenir.

*** Bazı hanımlar bu aşamada limon suyu kullanıyormuş. Limonlu denedim ama bence limon tuzu ile daha güzel oluyor. Büyükleriniz eskiden limon ya da limon tuzu yerine tencerenin en üstüne bir salkım koruk koyarlarmış. O daha da lezzetli oluyordu. Bir de sarımsak ve salça kullananlar varmış. Annem bu şekilde sarımsaksız ve salçasız yapıyor, ben de böyle seviyorum.

* Suyun kaynamasını bekliyoruz. Tenceremiz tıkırdadıktan sonra bamyalarımızı nazikçe yıkayıp hemen kaynayan suya atıyoruz.

* Su bamyaların üstüne gelmeli.

* Yemeği karıştırmadan pişirmeliyiz.

* Yaklaşık yarım saat sonra yemeğimiz pişiyor.

* En az yarım saat hiç dokunmadan tenceresinde dinlendiriyoruz.



İsteğe göre limonla servis ediyoruz.

Afiyet olsun.




11 Ağustos 2016 Perşembe

SİVRİSİNEĞÉ DOĞAL ÇÖZÜMÜ BULDUM...

Çocuğumun her yeri kırmızı kırmızı. Evvelki gece tam 17 yerinden yemişler taa 1 ay önceki ısırıkların izi bile geçmemişken hâlâ.

Her gece  bir kaç kez kalkıp operasyon yapıyorum. O kadar sinirliyim ki daha önce hayatımda hiç yapmadığım birşeyi; ellerimi çırparak sinek öldürüyorum o kadar hınçlandım. Ki şimdi çok saçma geliyor ama geçmişte bir tanecik sivrisinekten ne olur bir damlacık kan bu zavallı sineği öldürmeyeceğim demişliğim vardır.

Ya da en azından sivriyi görünce öldürmeden önce mutlaka "Biz bir sivrisineği bile yaratamayız. Allah  seni çok güzel yaratmış. Kendi sağlığım için seni öldürmek zorundayım. Allah'ım affet " deyip öyle yapıştırırdım.

Geçen gece sinek operasyonlarının birinde Defnenin kolunda bir sivri  görmem ve sabahında 17 ısırık saymamla sadece gördüğümü öldürerek bu işin yürümeyeceğini anladım.

Yaptığım araştırmalar sonucu kuzenim Filizin önerdiği şeyi uygulamaya karar verdim.

Elektrikli likit raid sineksavar alıp içindeki kimyasalı boşaltıyoruz. Bunun yerine aktardan aldığımız limon yağı ve portakal yağını içine koyuyoruz. Limon yağı daha fazla olacak. Akşam bu yağ karışımını prize koyuyoruz.

SONUÇ:

Sineksavarım işe yaradı; 0 sinek. Acaba zaten yok muydu da buna bağladım dedim. Ama gece lavaboya kalktığımda banyoda yine sinek saldırısına uğradığımda işe yaradığını anladım.

Yani doğal çözüm için;

* limon yağı
* portakal yağı
* Raid elektrikli sineksavar

Güncelleme:   İlk gün sinek yoktu. Bu gece ise 2 adet öldürdüm. Çocuğumun yeni kızarıklıkları oldu. Hem işe yaramadı hem o  yanık portakal kabuğu kokusu beni mahvetti, uyuyamadım.

Mecburen bir de kimyasal olanı denicem.

Peki bu postu niye paylaştım; kimyasalı boşaltıp yağları koyuncaya kadar baya uğraştık. Hem de 2 gecedir hiç hoşlanmadığım kokuya maruz kaldım uyuyamadım. Hem de 30 küsür lira harcadım. Siz de aynı hataya düşmeyin diye bu postu paylaşayım dedim. Limon yagı portakal yağı işe yaramıyor.

8 Ağustos 2016 Pazartesi

İLK DİŞ ve DEFNE FERAH 10,5 AYLIK...

22 Haziran 2016

Bugün Defne yatmaya giderken babasına el salladı.



29 Haziran 2016

Bugün Defne artık çok rahat bir şekilde emekleyebiliyor. Etrafı karıştırmaya başladı. Her şeyi merak ediyor, indiriyor. Çok dikkatli olmam lazım.


15 TEMMUZ 2016

Bugün Defne Ferah 10 ayını doldurdu.

Her gün yeni bir şey öğreniyor.  Her şeyi merak ediyor. Her gördüğü şeye dokunuyor. Onları sallıyor, silkeliyor, atıyor ve tabii ki her gördüğü şeyin tadına bakıyor.  Geçen gün bir baktım yerde siyah bir şey bulmuş oynuyor, tam ağzına atacakken fark ettim; ölmüş bir sinek...

Dün de anneannesinin kapıları çok ilgisini çekti. Kapıyı açıp kaparken kafasını çarptı. Alnı morardı.

Edremit'e geldik bayrama. Yavru kuşum o kadar mutlu ki...  Anneannesinin evi cennet gibi. Evde karıştırılacak yüzlerce eşya var. Hem Ege Bora ona bir sürü oyuncak getirmiş. Hem de  evde onunla oynayacak, konuşacak bir sürü kişi var.

Bugün yengesi ile dayısı gezmeye götürdüler. Ben de fırsattan istifade biraz uyudum. Geldiklerinde bizim kız zevkten dört köşe olmuştu, dayısı ona dondurma almış. Daha önce ben sadece 2 defa tadına baktırmıştım. Yani ilk kez dondurma yemiş sayılır. Bizimki  üstünü başını batıra batıra zevkle yemiş dondurmasını eve bir geldi ki büyük bir iş başarmışçasına pis pis gülüyor.

Özellikle de bu aralar çok büyük gelişme gösterdi. Yakalamaca oynuyoruz. Cee eee oynuyoruz. Uyumaya giderken el sallıyor. Bir şeyi isteyince veriyor.

Her gün denize gidiyoruz. Denizi çok şükür sevdi hiç ağlamadı.



29 TEMMUZ 2016

Defne Ferah artık çok rahat bir yerlere tutunup ayağa kalkabiliyor. Hatta tek elle tutunup bize el sallıyor ve hatta bugün bir şeye heyecanlanıp ellerini çırpmak için iki elini birden bıraktı  ama düştü. Yürümesi yakındır bence.

Hala dişi çıkmadı. Bir beyazlık görünüyor diş etinde ama hala çıkmadı.

Bu aralar en sevdiği şey çubuk kraker tırtıklamak. Sanırım tuzlu tuzlu diş etlerine iyi geliyor.



1 AĞUSTOS 2016

Dün ağzında bir sertlik hissettim ama emin olamadım. Bugünse artık eminim. Su içerken tık tık ses geldi. Dentinoks, diş acısını alan kremini sürerken de fark ettim. Defne Ferah'ın ilk dişi çıktı:) Ama maalesef göremedim. Defne Ferah asla ağzını açmıyor, dokundurtmuyor.

Artık dişsiz diye sevemeyeceğim ben kızımı. o dişsiz ağzını yerim ben senin diyemeyeceğim. Ühü ühü...



2 AĞUSTOS 2016

Defne Ferah dün neredeyse hiç uyumadı. Sürekli emmek istedi. Bir türlü uykuya dalamadı. Sanırım diş ağrısı çekiyor. Ben de sabah bitmiş halde kalktım. Çok yorucu ve yıpratıcı bir geceydi. Bugün gündüz de uyuyamadı.

Bu aralar çok iştahsız. 2 gündür neredeyse hiçbir şey yemedi, sadece emiyor. Ben yine bu durumu dişe bağlamak istiyorum. Edremitte baya abur cubura alıştı umarım sebep bu değildir.

Bugün kahvaltıda mızıklanıp duruyordu meğerse çikolata kavanozunu gösterip duruyormuş anlamamışız. İkindileyin ise babasının kutu kolasına göz dikti ama gözlerini hiç ayırmıyor koladan ve mızıklayıp duruyor. Bir kaç talı kaşığı içirdik mecburen, nasıl mutlu oldu nasıl. Bundan böyle Defne'nin yanında daha dikkatli olmaya karar verdik.

Bir de dünden beri ısrarla balkon giderindeki çamur haline gelmiş suya dokunmak istiyor. Bugün artık çok ağladı ille de elimi sürecem yiyecem diye. Ben de alternatif olarak yere poşet serip bulaşık leğenine su koydum al bununla oyna dedim ve daha 1 dakika dolmadan leğeni devirdi, halı ıslandı. Ben de lavabonun kenarına oturttum. Yavru kuş nasıl mutlu oldu anlatamam. Belki yarım saat suyla oynadı ayaklarını çırptı, cezve ile başından aşağı suları döktü. Hatta en son minicik leğenin içine oturmayı başardı, öldüm gülmekten... Bizim kız denizi özlemiş galiba.

Edremitten geldik ama hiç iş yapamıyorum. Artık bugün gece 2 de kalk Betül kalk dedim. Önce kaç makina oldu bilmiyorum kurumuş çamaşırları katladım,yerleştirdim, yatak odasını topladım. Mutfağa geçtim. Burayı toparladım derken saat 5 oldu.

Zaten geberiyorum yorgunluktan ama bu işlerin de yapılması gerek.


4 AĞUSTOS 2016

Defnenin ilk dişi baya belirginleşti ve bugün emerken beni bir güzel ısırdı.

Bugün parmağı ile kitaplığı gösterip duruyordu. Ben de bu mu bu mu diye diye ne istediğini sonunda anladım. Bizim kız meğer ses sistemini gösterip duruyormuş. Ben de ses sistemini gösterip bu mu deyince oynamaya başladı.

Bir de bu aralar küvette oynamayı çok seviyor. küvetin suyunu içip içip duruyor. Habire banyo terliğinin tadına bakmak istiyor. engelleyince de kızıyor.

Bir de bugünlerde balkonun giderindeki suya kafayı taktı. Günde belki 20 kez onu oradan çekiyorum her seferinde ağlıyor. Hatta bugün sanırım o çamurlu suya elini batırıp yemeyi de başardı.


8 AĞUSTOS 2016

Edremit'e gitmemizle  bozulan yeme içme uyuma düzeni tekrardan rayına oturdu. Belki de dişi çıktı rahatladı bilemiyorum. Yemesi içmesi normal rutinine döndü. Her gün yumurta sarısı çorba ve meyve veriyorum. Bunun dışında sofraya beraber oturuyoruz. O da tırtıklayacak ne varsa yiyor. ekmek, salatalık vs.

Bugünlerde en büyük sorunum sivrisinekler... Her gece defalarca kalkıp operasyon yapmama rağmen bu gece Defne'yi 17 yerinden ısırmışlar geberesiceler. Portakal yağı ve limon yağı karışımını sinek savar tabletlere koyunca gelmiyorlarmış yarın aktardan alıp bir de bu yöntemi deneyeceğim inş işe yarar.

Sevgili Defnemiz bu günlerde parmakla istediği şeyi göstermeyi öğrenmiş.

Bugünlerde blip blip deyip şarkı söylüyor değişik değişik cümleler kuruyor.

Bugün küçük odada oturuyorduk. ezan sesini duymuş, taklit etti anladım, ezan sesi bu dedim. Güzel kızım ezan sesini taklit ederken yine çok duygulandı, büzdü dudağını ağlamaya başladı. Canım benim.

29 Temmuz 2016 Cuma

DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(15)...

Edremite, memleketime tatile gittik. Annemin arkadaşlarından bir sürü bir sürü hediye geldi. Defne Ferah'ın bir sürü yeni kıyafeti oldu. Bazı hediyeler Defneye küçük geldi, onlardan bir kısmını anneme verdim o da hediye götürsün arkadaşlarına diye, bir kısmını da alınan mağazaya iade edip hediye çeki aldım. Bir daha ki gittiğimde de Defnenin kışlıklarını alırım artık. 

Annem kızıma bu süslü elbiseyi almış.


Ben de bu elbiseye uygun bu çok şirin ayakkabıları ve çorabı aldım. Defne bu kıyafetlerin içinde o kadar güzeldi ki...



Bu kış kızıma mavi bir tütü etek ve bluz takım almıştım. Bluz defneye çok büyük geldi. Hazır mağazaya gitmişken o eteğe uygun şimdi giyebileceği bu tişörtü aldım. Fotoğrafta pek belli olmuyor ama tişötün çok güzel taşları var ve eteğe çok uydu.


İstanbulda iken güzel kızıma bayramlık ararken bu kıyafeti istoçtan çok uygun fiyata buldum. 



Kızımın miniş mayoları... Bunlarla güre sahillerinde yüzdük. Benim kızım çok sevdi denizde yüzmeyi. Büyüyünce anası gibi sudan çıkmaz inş.


Denizden çıkınca da Eylem yengesinin arkadaşının taa bergamadan yolladığı bu kıyafeti giydi. Aslında elbise 7 yaş için ama benim kızımda da çok şirin durdu. Sudan çıkınca büyük büyük ferah ferah sahilde giydik.



Bu da sahilde en çok giydiğimiz diğer bir elbisesi..



Aşağıdaki kıyafetleri yazın rahat rahat giysin diye LCW den aldım. Herkes çok ama çok beğendi.









Herkeze lazım ... Kızımın miniş çorapları...


Dayısı taaa Çinden bu oyun halısını getirtmiş. çok hoşuma gitti. Bol bol oynadım tatilde.




Bir de bu şirin parmak kuklaları almışlar.


Yengesi hem de bu şirin takımı almış.



Yeğenim Ege Boracığım da kendi oyuncaklarından getirmiş Defneye... Kıyamam ben ona. O oyuncakların ne kadar değerli olduğunu biliyorum . Canım benim...





 Gri markete günlük süt ve gezen tavuk yumurtası almak için gidiyoruz. Orada bunu gördüm her ne kadar 3 yaş üstü olsa da dayanamadım aldım. Ben oynayacağım dedim. Defne Ferah kumlarla oynarken de çok işimize yaradı.


Bu aralar aldığım diğer oyuncaklar... Ne kadar güzel oyuncaklar üretiyorlar artık. Gerçi Defne Ferah pek oynamıyor bunlarla daha çok ben oynuyorum, heves ediyorum, evde dursun diyorum. Benim işime yarıyor. Defne oyuncakları ile oynamayı değil gezmeyi, iletişim kurmayı seviyor. 






Bu yaz en çok kullandığım şeylerden birisi de bu şapka. O kadar çok işime yaradı ki, kim getirdiyse Allah razı olsun.



Büyük Dayısı hem yazlık bir elbise getirdi hem de bu kışlık hırkayı hediye etti.


En büyük yengemiz ise -Annemin Dayısının eşi-  canım benim düşünmüş bu kıyafeti aldırtmış. Teşekkür ederiz.


Babası da kızımın bu kıyafet bolluğunda çok beğenmiş dayanamamış Bimden bu erkek kıyafetlerini almış kızıma.


Bunlar da gelen diğer hediyelerden bazıları. Hepsi çok güzeller. Herkeze çok teşekkür ederiz.
















Anneannesi bir de bu kışlık süeteri örmüş. güle güle giysin kızım.