22 Haziran 2012 Cuma

MARDİN TELKARİSİ

          Buraya geleli neredeyse 4 ay oldu. Okullar  kapandı.  Memlekete dönüş vakti yaklaştı. Hediye olarak  memlekete ne götürsem diye düşünürken Mardine özgü telkariler aklıma geldi... Aslında ilk zamanlar hiç beğenmiyordum, kim alıyor ki bunları diyordum ... Oysa dün eski Mardinde dolaşırken beyaz bir dantele benzeyen Mardin telkarilerinin ne kadar narin, ne kadar  ince işçilikli ve ne kadar güzel olduğunu keşfettim. Önce kardeşimin eşine sevgili gelinimize zarif bir  telkari broş aldım.Şöyle bir şey...


TELKARİ BROŞ MARDİN 20 TL

         Öyle hoşuma gitti ki sonra kendime ve küçük kardeşimin müstakbel eşine de benzer broşlardan aldım.

TELKARİ BROŞLAR MARDİN  20 TL - 20 TL - 30TL

             vee ardından bir de kendime telkari yüzük aldım.

TELKARİ YÜZÜK MARDİN 20 TL
            Kardeşime Mardine özgü fincan takımlarından aldım. Aldıktan sonra o kadar çok beğendim ki  kendime de aldım. Sonra da benim minik olan diğer  kardeşimin başı kel mi dedim  bi de ona  çeyiz olarak hatıra Mardin fincanlarından aldım.

Fincan Takımı Mardin 35 TL

            tabii daha alınacak şeyler var; mardin badem şekeri, iç badem, menengiç kahvesi ... aklıma gelenler.. umarım hediyelerimi beğenirler .

16 Haziran 2012 Cumartesi

MARDİNİN KUŞLARI

      İbrahim Sadri'nin çok sevdiğim bir şiiri var; kuş hatıraları...

      Bugünlerde   içim sürekli  bu şiiri okuyor...

belki de biz bir rüya mı görmüştük? Hadi hepsi yalandı. Hadi hepsi hayaldi. Hadi hepsini ben uydurmuştum. Ama rüyalarımızın melekleri ve soframızın daim konukları kuşlar? Ya onlar? Onları siz de görmediniz mi? Sizin de sofranıza konup rüyalarınıza uğramadılar mı? Onlar da mı yalandı?        Geçen akşamüstü eski mardinde çay bahçesinde menengiç kahvemi yudumlarken mardin kuşlarını görünce eski istanbul akşamları da böyleydi herhalde dedim...  İbrahim Sadrinin bahsettiği eski istanbul  kuşlarını mardin akşamlarında anladım...
       İstanbul'da Başakşehir'de otururdum. Sonradan yapılmış yapay bir site oduğundan ne kedi vardı etrafta ne de bir kumru .. tek tük... Seher vakitlerinde umutsuzca dinlerdim sabahı.... Karga sesinden başka ( Allah eksik etmesin yine de) ses duyulmazdı.
       modanın kuşları diye bir site takip ediyorum.
                         http://modaninkuslari.blogspot.com/
             Modada ikamet eden bir bayan köpeğini gezdirirken rastladığı kuşları çekmiş. Mardin de çok farklı değişik kuşlar bulacağıma eminim.. Ben de mardin kuşları diye paylaşırım artık..
                        Mardin' de o kadar çok kuş var ki... Hele akşamüstleri ...  Görmeden anlaşılmayacak bişey... Bu kuşlar kırlangıç olsa gerek.. Mardin'de çok ama çok fazla var... Çok hızlı uçuyorlar, çok ani manevralar yapıyorlar ve uçarken çığırtkanlık yapıyorlar... İstanbul'un sokak çocukları martılardı mardin de ise bence  kırlangıçlar... ( mardin de doğal olarak martı yok ve ben martı seslerini  o kadar özledim ki...)
                  Bir de baharda üstümüzden  onbinlerce , milyonlarca kuş geçti ... Görmeden inanmak  çok zor ... Babam ufukta göründüler deyip beni ve annemi çağırırdı... Bir siyah deniz gibi yaklaşıp gökyüzünde süzülerek geçtiler üstümüzden günlerce .... Çok yüksekten uçan bu kuşların cinsleri hakkında hiçbir fikrim yok...Aslında fotoğraflarını da çektim ama ne kadar zoomlasamda fotoda belirsiz çıkmışlar... seneye daha kaliteli bir fotoğraf makinasıyla takip edicem bu kuşları haa bi de tabi geri dönücekler umarım bu muheeşem göçü farkederim de bu görüntü şölenini kaçırmam...

14 Haziran 2012 Perşembe

MİDYAT GEZİSİ...

MİDYAT KONUKEVİ
               
        Mardin'e gelmişken Midyat'a gitmemek olmaz elbette. Geçen cumartesi Midyat'a gittik arkadaşlarla.  Mardin'den Midyat dolmuşla bir saat sürüyor. Midyat'ın yolları bizi çok şaşırttı. Biz çöl benzeri yerler beklerken yemyeşil köyler gördük. Her yer badem ağaçları ile bağlarla doluydu. Hatta Yeşilli diye bir belde var ismi gibi öyle yeşil ki , burası Mardin deseler inanamazdım

        Midyat' ta gezilecek fazla  bir yer yok. İlk olarak fotoğraflarını paylaştığım Midyat Konuk Evi 'ne gittik. Bu mekanda Sıla diye bir dizi çekilmiş zamanında. Kim bilir birileri yaşarken ne canlı, ne hayat dolu, ne güzel bir konaktı burası. Binadaki taş işçiliği mükemmel .  Hele aşağıda gördüğünüz balkona bayıldım. Buradan Midyat'ı seyrederken kendimi asmalı konaktaki Sümbül Hanım gibi hissettim. En üst katta terastan manzara süper. Tek sorun korkunç sıcak ve güneş.. Midyat'a gelmeyi düşünen varsa bulutlu bir havayı tercih etmeliler ya da en azından hava durumuna bakıp öyle gelsinler ya da en iyisi baharda gelmek...



          İnsan ağzından çıkan her cümleye dikkat etmeli. İstanbul' da yaşarken meb, mardin aklıma dahi gelmezken takip ettiğim bir site vardı... Midyat Söğütlü Kuyumculuk  sitesindeki  takıları incelerdim .Bir gün anneme ' bak anne ben Midyat'a gidicem kendim oradan , bu dükkandan takı alıcam ' demiştim.  Sonra unuttum gitti.. Midyat' ta takı dükkanlarını dolaşırken birden benim dükkan hangisiydi diye aklıma geldi ama ismini bir türlü hatırlayamadım. Sonra bir takıcıya girdim benim takılar aynen orada durmuyor mu dükkanın ismini de görünce bi anda hatırladım.  Evet daha bir yıl bile geçmemişti ve ben Midyat'ta idim ve o çok sevdiğim dükkandan takı alışverişi yaptım. Bu da gezimin en duygulu anı oldu.

Zümrüt takımım Midyattan 100 TL

           Midyat'ta ara sokakları gezdik. Kiliselere gittik ama kapalıydı . Eski taş evleri gördük.

           Sonra acıktık ve Midyatın meşhur Gelüşke Han denilen mekanında  yemek yedik.

 Gelüşke Han Midyat

        Gelüşke han otantik bir restoran...  Böyle  bir ortamda midyata özgü yemekler yemek istiyorduk  Ama bir daha Midyat'a gidersem oraya yeniden gitmem  Çünkü Gelüşke Han'a gittik, oturduk, servis çok korkunç yavaştı. Masamızıdaki tabakların kaldırılması , masanın silinmesi için belki 15 -20 dakika bekledik .Hadi neyse olabilir, kalabalık dedik. Ben midyat tava istedim ( 15 TL) gelen yemeğin içinde  abartmıyorum 3-4 parça et vardı. Belki de öyle oluyordur bilemiyorum ama  aç olsam dişimin kavuğuna bile sığmaz yanında hiçbir garnitür yoktu. hadi ona da bişey demeyelim. Yemeğin sonunda verilen ( her yerde ikram olur  bu çaylar ...ilk kez gelüşke handa gördüm böyle bir şey )  çayların dahi parasını aldılar . Hem de herkeze  1-2 tl fazladan  hesap çıkarttılar  bir de buna ilaveten  paramızın üstünü de ödemediler . Yanlış anlaşılmasın sorun yemek parası değil sorun müşteriyi yolunacak kaz gibi görmeleri ve bunu da çok aşırı  belli etmeleri.
    Yine de güzeldi......

        Yürüyerek gidilebilecek yerler bu kadardı... Güzel bir hafta sonu oldu benim için...