31 Ağustos 2016 Çarşamba

KIŞLIK DOMATES...

Ömrümde ilk kez kışlık domates yaptım. 

İnternette biraz araştırma yaptım, herkes farklı farklı yapmış.

Kimisi sarımsaklı kimisi soğanlı kimisi patlıcanlı kimisi tamamen sade yapmış. Kimisi 2 saat kaynatmış kimisi 5 dakika...

Kafam çok karıştı.

Ben en kolayı ile başlayayım dedim.



Kışlık Domates

* 5 kilo domates
* 1 çorba kaşığı tuz (turşu tuzu)
* 1/2 bardak zeytinyağı
* 5 adet 500 ml kavanoz
* Kullanılmamış kavanoz kapakları

Yapılışı

* Öncelikle domateslerimizi bir güzel yıkıyoruz.
* Sonra bir güzel rendeliyoruz.
* Tenceremize domatesleri yağı ve tuzu ekleyip ocağın altını yakıyoruz.
* Yayvan bir tencerede istediğimiz koyuluğa gelinceye kadar kaynatıyoruz.
* Yıkanmış kurulanmış kavanozlara sıcak sıcak doldurup kapağını kapatıyoruz. Kapaklar kullanılmamış kapak olmalı. (Tanesini 25 kuruştan aldım.)
* Kavanozlarımızı bir havlunun üzerine ters çeviriyoruz.
* 24 saat hiç dokunmuyoruz.
* Bir gün sonra akma sızıntı yoksa serin bir yere kaldırıyoruz.
* Açtığımızda hızlıca tüketiyoruz.

5 kilo domates için  500 ml kavanozlardan 5 adet  kullandım.

Sarımsaklı kışlık domates için buraya tıklayabilirsiniz.

DEĞERLENDİRME:

* Rende yapmak başta çok kolayıma geldiyse de daha domateslerin yarısı bile bitmemişken yoruldum. Yorgunluğun etkisiyle defalarca elimi kaptırdım. Ellerim yara bere içinde kaldı.  Bir dahaki sefere rende dışındaki alternatifleri deneyeceğim. Aynı zamanda yorgunluğun da etkisi ile düşünemedim, rendeden geçmeyen büyük parçaları da sosa attım, erir gider zannettim. Sonradan başıma bir sürü iş çıktı. (Yani rendeden geçmeyen parçaları sosa atmayın benim gibi)

* Büyük parçalar nedeni ile domatesler piştikten sonra kevgirden geçirme ihtiyacı duydum. Kevgirim yoktu, bebeğin süzgeçlerini kullandım çok zorlandım. Çok ihtiyaç hissettim hemen yarın bir kevgir alacağım. Böyle bir işe girişiyorsanız kevgir şart.

* Domatesleri yaklaşık 1 saat pişirdim. Sonra süzgeçten geçirip  1 saat daha kaynattım. Benim büyük tencerem olmadığı için düdüklüde kaynatmıştım. Bu da bir hata imiş. Geniş yayvan büyük bir tencere lazım bu iş için, düdüklüde su buharlaşmıyor.

* İnşallah olmuştur. Denediğim zaman güncelleme yaparım.

Domates kabuklarını da atmıyoruz, değerlendiriyoruz. Domates kabuklarından salça yapımı için buraya tıklayınız...

GÜNCELLEME:

Daha kış gelmeden meraktan bir tanesini açtık. Çok lezzetliydi. Kahvaltıda zeytinyağı ve kekik eşliğinde yedik. 10 üzerinden 10 veriyorum.

YEŞİLYURT KÖYÜ...

İlk gittiğimde hava o kadar sıcak ve bunaltıcı idi ki hiç zevk alamamıştım bu köyü gezerken. Yukarılarda bir çeşme başında oyalanıp durmuştum.

Bu sefer de biraz geç gittiğimiz için Defneciğimizin uyku vakti geldi, hem de kuzucuğum çok acıkmıştı. Sürekli mız mız mız ...  Bu sefer de hiçbir şey anlamadım gezdiğimden.


İşte ayaküstü gezerken çektiğim bir kaç foto ve internetten derlediğim bir kaç bilgi...




Yeşilyurt tıpkı Adatepe gibi şehirden kaçan insanların mesken tuttuğu oksijeni bol deniz manzaralı tam kafa dinlemelik şirin bir köy.



Eski ismi Büyük Çetmi imiş.

Edremitin kuzeyinde Küçükkuyuya 3-4 km uzaklıkta.

Adatepe köyüne yakın. Adatepeye göre çok daha canlı yaşayan bir köy.





















30 Ağustos 2016 Salı

ADATEPE KÖYÜ...

Akçay, Altınoluk ya da Ayvalık fark etmez, 
Edremit Körfezine tatile geldiğinizde Adatepe Köyünü görmeden dönmeyin.


Adatepe Köyü Kaz dağlarının eteklerinde Edremit Körfezinin kuzey ucunda Küçükkuyuya yaklaşık 4 km uzaklıkta zeytin ve çam ağaçları ile çevrili bir köydür.


Buraya yerleşim antik çağlarda başlamış.

 İlyada destanında ''Gargaros'' adıyla geçiyormuş.


Ama o Zeus'u görüyordu
Çok pınarlı İda'nın en yüksek doruğunda ,
görünce de korku kaplıyordu yüreğini
...Hera dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna,
İdanın en yüksek tepesidi bu

İlyada Homeros



Yüzyılların birikimini izlerini taşıyor Adatepe Köyü. 


Adatepe Köyü 1989 yılında tarihî ve doğal SİT alanı ilan edilmiştir. Yeni ev yapılmasına izin verilmeyip mevcut  harabe haldeki evlerin köyün dokusuna uygun olması koşulu ile restore edilmesine izin verilmektedir.


Köyde bulunan tarihi eserler Çanakkale Müzesinde muhafaza ediliyormuş.




Köyün camisi Selçuklu dönemindendir.


Köyün yerlisi Rumlar Kurtuluş savaşından sonra  mübadele gereği köyü boşaltmış Yunanistan'a göç etmişler, boş olan yerlere ise Midilli ve Girit'teki Türkler yerleştirilmiş. 1960 lı yıllardan sonra nüfus sahile akmış köy önemli ölçüde boşalmıştır. Son zamanlarda ise entelektüel çevreler buradan harabe haldeki evleri satın alıp aslına uygun bir şekilde restore etmişler. 2000 yılı itibarı ile en az 100 ev restore edilmiş. Köyde az sayıdaki yerli köylüler ile şehirliler arasında nadir görülen bir dayanışma ve beraber yaşama kültürü varmış.




Köyün ilkokulu ise öğrenci azlığı sebebiyle kapatılmış. Günümüzde ise valilik izni ile özel mülkiyet haline gelmiş, restore edilmiş. '' Adatepe Taş Mektep'' olarak yaz aylarında faaliyet göstermektedir. Felsefe sanat edebiyat dallarında seminerler verilmektedir.



Sahilden bakıldığında görünmeyen Adatepe Köyü denizden 4 km uzaklıktadır. Eskiden korsanlardan korunmak için köyleri tepelere yaparlarmış. Denizden korsanları görünce de dağlara kaçmak için vakitleri olurmuş. Edremit'in tüm eski köyleri bu sebeple tepelerdedir.



Köyün denize bakan tarafında Zeus Altarı bulunmaktadır. Arabadan inip denize doğru yaklaşık 500 m yürüdüğünüzde muhteşem bir körfez manzarası karşılar sizi. Biz bu sene Defnemiz henüz yürüyemediği için bu sefer gitmedik.




Akşamüstü şöyle bir hava almak için çıktık. Defnecik kangurudaydı. Yol boyu şarkı söyledi. Kemal yol boyu taşıdığı için çok yoruldu tabii ki. Ben de daha fazla yormamak adına çok gezmedim. Önümüzdeki yıl inşallah Defne yürümüş olur da çok daha iyi gezebilir ve bu sayfayı güncelleyebilirim.









19 Ağustos 2016 Cuma

BEYKOZ SAHİLİ...

Bu hafta kardeşim, Eylem ve Ege Boracığım İstanbul'a geldiler. Çok mutlu oldum. İstanbul'da işleri vardı. İşlerini hallettikten sonra hadi Boğazda bir çay içelim bir yemek yiyelim deyip ikindi vakti dışarı çıktık. Korkunç bir trafikten sonra nihayet Beykoza vardık. Önce Beykoz Korusunda hafif bir yürüyüşten sonra sahile geçtik.

Kardeşim eşiyle birlikte Türkiyeyi karış karış gezmiştir. Dün Eylem "Boğaz çok güzel eşsiz, burada bir yürüyüş insana çok iyi geliyor, tüm o trafiği çekmeye değer" demesi benim için çok anlamlıydı.


Burada biraz yürüdükten sonra Küçüksu'ya doğru yola çıktık. Çubuklu sahilinden geçerken park etmiş çok güzel bir araba gördük. Ege Boracığım arabayı yakından görmek isteyince de orada da mola verdik. Güneş batmak üzereydi. Balıkçıların oltalarında 7-8 balık sallanıyordu. Semaverciler yeni çay demliyorlardı. Bir sürü insan kimi balık tutuyor, kimi spor yapıyor, kimi geziniyor, kimi düşünüyordu. Herkez farklı farklı işlerle meşguldu, herkez çok ama çok farklıydı. Ortak olan şey akşamüstü güneş batarken boğazın muhteşemliğine herkezin hayran hayran bakmasıydı.

Buradan ayrılıp Küçüksu Sabancı Ögretmen Evine geldik. Deniz kenarında hiç masa yoktu çok üzüldüm derken birileri kalktı, sevinçle hemen oturduk. Manzara o kadar güzeldi ki...  Bir tarafta Fatih Sultan Mehmed Köprüsü,  Anadolu Hisarı, Göksu Deresi, öbür tarafta Küçüksu Kasrı, Tepenin birinde Kandilli Kız Lisesi, karşıda Rumeli Hisarı Aşiyan, Boğaziçi Üniversitesi, Bebek sırtları, muhteşem Nehr-i aziz Boğaziçi... Hemen yanıbaşımızda hareketli deniz... Enfes akşam yemeğimiz bu manzara ile daha da güzelleşti.

Baya oturduk. Boğaza doyamadık. Bıraksalar sabaha kadar otururduk. Güzel kızım Defneciğim de sakin sakin gece boyunca uyudu.

11-30 gibi başlayan eve dönüş yolculuğumuz gece 1-00 e kadar sürdü. Kardeşim trafiği görünce hayretler içerisinde kaldı. Hem hafta içi hem gece yarısı hem de bayram değil seyran değil bu bu nasıl bir trafiktir anlayamadı. Eylem memleketimizin kıymetini bilelim deyip durdu.

Yine de bu sıcakta gidiş dönüş 5 saatlik trafik çilesine rağmen sabah uyandığımızda ağzımızda hala  gecenin güzelliğinin tadı vardı.

En kısa zamanda yeniden gitmeye karar verdik.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

FIRINDA KARNIYARIK...

Karnıyarık yemeğini çok severim, ama hiç yapmam. Nedeni hepimizin malumu patlıcanın çok yağ çekmesi. 

Zaten ben şeytana yenik düşüp bu yemeği yapsam bile Kemâl bir lokma bile yemez yağdan ötürü.

Ama bu tarif süper, çok hafif... Patlıcanı kızartmak yerine fırınlıyoruz.

Anneme yaptım, ooo bir daha hayatta kızartmalı yapmam dedi. Bir kere mutfak batmıyor yani. Üstün başın kızartma kokmuyor.

O enfes karnıyarık lezzeti olmasa da patlıcan severler için süper bir tarif...



Fırında Karnıyarık

* Patlıcanları alaca soyup tuzlu suda yarım saat kadar bekletiyoruz.

* Patlıcanlarımızı fırın tepsisine dizip 200- 250 derecede yaklaşık yarım saat pişiriyoruz. Çatalla dokunduğumuzda yumuşamış olmalı.


Patlıcanlar fırında pişerken içini hazırlayalım. 

* 1 büyük soğan incecik doğranır. Tencerede kavrulur. 

* En az 2 diş sarımsak doğranır, tencereye eklenir. -Patlıcan sarımsak sever-

* Soğanımız kavrulurken incecik doğradığımız 2 adet yeşil biber eklenir.

* Soğan ve biber biraz kavrulduktan sonra içine 200-300 gr kıyma eklenir.

* Kıyma iyice kavrulduktan sonra tenceremize 2 adet küçük küçük doğranmış domates eklenir.

* Tencerenin kapağı kapatılır,  10-15 dakika kısık ateşte pişirilir. 

* Ocağı kapattıktan sonra tuz, pulbiber, karabiber eklenir.

* Fırında pişen patlıcanlarımıza bir bıçakla çizik atıp  bir kaşık yardımı ile içini eziyoruz. Kıymalı karışımımızla dolduruyoruz.

* Her patlıcanın üzerini biber ve domates dilimi ile süslüyoruz.

*  Bir kase suda bir kaşık domates salçası ezip ve bir çay kaşığı da tuz ekleyip patlıcanlarımızın üzerine döküyoruz.

* Yeniden fırına veriyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra domates ve biberler kızardığında yemeğimiz hazır.

* En az yarım saat dinlendirip servis yapıyoruz. 

Çoğu tarifte olduğu gibi bu yemek de ertesi gün daha güzel oluyor, lezzeti oturuyor.

Afiyet olsun.


12 Ağustos 2016 Cuma

ZEYTİNYAĞLI BAMYA YEMEĞİ...


Bütün marifet bamyayı ayıklamakta...

Bamya altta delikleri görünmeyecek şekilde koni biçiminde temizlenir. Yani şöyle;


Eğer ayıklarken dikkat etmezseniz bamyanın salgısı dışarı akacak iğrenç bir görüntü oluşacaktır.

Bamya ayıklama işini kolaylaştırmak için bamya temizleme aparatı çıkmış. Ben beceremedim ama eşim çok rahatlıkla bamyaları ayıklayabildi bu aparatla. Kalem açacağı gibi kullanılıyor. Bamyayı biraz açılı ittirmek gerekiyormuş.



Bamyayı ayıkladıktan sonra işimiz cok kolay.

Yarım kilo bamya için;

* Önce bamyalar ayıklanır. Bir kenarda beklesinler.

* Tenceremize 1 adet büyük soğan çok ince doğranır.

* Soğanlar kavrulunca kabukları soyulmuş küçük küçük doğranmış 2 adet orta boy domates eklenir.

* Domatesler 3-5 dakika kısık ateste pişirilir.

* Tenceremize 1,5 su bardağı  su eklenir.

* 1 tepeleme çay kaşığı limon tuzu ve yeterince tuz eklenir.

*** Bazı hanımlar bu aşamada limon suyu kullanıyormuş. Limonlu denedim ama bence limon tuzu ile daha güzel oluyor. Büyükleriniz eskiden limon ya da limon tuzu yerine tencerenin en üstüne bir salkım koruk koyarlarmış. O daha da lezzetli oluyordu. Bir de sarımsak ve salça kullananlar varmış. Annem bu şekilde sarımsaksız ve salçasız yapıyor, ben de böyle seviyorum.

* Suyun kaynamasını bekliyoruz. Tenceremiz tıkırdadıktan sonra bamyalarımızı nazikçe yıkayıp hemen kaynayan suya atıyoruz.

* Su bamyaların üstüne gelmeli.

* Yemeği karıştırmadan pişirmeliyiz.

* Yaklaşık yarım saat sonra yemeğimiz pişiyor.

* En az yarım saat hiç dokunmadan tenceresinde dinlendiriyoruz.



İsteğe göre limonla servis ediyoruz.

Afiyet olsun.




11 Ağustos 2016 Perşembe

SİVRİSİNEĞÉ DOĞAL ÇÖZÜMÜ BULDUM...

Çocuğumun her yeri kırmızı kırmızı. Evvelki gece tam 17 yerinden yemişler taa 1 ay önceki ısırıkların izi bile geçmemişken hâlâ.

Her gece  bir kaç kez kalkıp operasyon yapıyorum. O kadar sinirliyim ki daha önce hayatımda hiç yapmadığım birşeyi; ellerimi çırparak sinek öldürüyorum o kadar hınçlandım. Ki şimdi çok saçma geliyor ama geçmişte bir tanecik sivrisinekten ne olur bir damlacık kan bu zavallı sineği öldürmeyeceğim demişliğim vardır.

Ya da en azından sivriyi görünce öldürmeden önce mutlaka "Biz bir sivrisineği bile yaratamayız. Allah  seni çok güzel yaratmış. Kendi sağlığım için seni öldürmek zorundayım. Allah'ım affet " deyip öyle yapıştırırdım.

Geçen gece sinek operasyonlarının birinde Defnenin kolunda bir sivri  görmem ve sabahında 17 ısırık saymamla sadece gördüğümü öldürerek bu işin yürümeyeceğini anladım.

Yaptığım araştırmalar sonucu kuzenim Filizin önerdiği şeyi uygulamaya karar verdim.

Elektrikli likit raid sineksavar alıp içindeki kimyasalı boşaltıyoruz. Bunun yerine aktardan aldığımız limon yağı ve portakal yağını içine koyuyoruz. Limon yağı daha fazla olacak. Akşam bu yağ karışımını prize koyuyoruz.

SONUÇ:

Sineksavarım işe yaradı; 0 sinek. Acaba zaten yok muydu da buna bağladım dedim. Ama gece lavaboya kalktığımda banyoda yine sinek saldırısına uğradığımda işe yaradığını anladım.

Yani doğal çözüm için;

* limon yağı
* portakal yağı
* Raid elektrikli sineksavar

Güncelleme:   İlk gün sinek yoktu. Bu gece ise 2 adet öldürdüm. Çocuğumun yeni kızarıklıkları oldu. Hem işe yaramadı hem o  yanık portakal kabuğu kokusu beni mahvetti, uyuyamadım.

Mecburen bir de kimyasal olanı denicem.

Peki bu postu niye paylaştım; kimyasalı boşaltıp yağları koyuncaya kadar baya uğraştık. Hem de 2 gecedir hiç hoşlanmadığım kokuya maruz kaldım uyuyamadım. Hem de 30 küsür lira harcadım. Siz de aynı hataya düşmeyin diye bu postu paylaşayım dedim. Limon yagı portakal yağı işe yaramıyor.

8 Ağustos 2016 Pazartesi

İLK DİŞ ve DEFNE FERAH 10,5 AYLIK...

22 Haziran 2016

Bugün Defne yatmaya giderken babasına el salladı.



29 Haziran 2016

Bugün Defne artık çok rahat bir şekilde emekleyebiliyor. Etrafı karıştırmaya başladı. Her şeyi merak ediyor, indiriyor. Çok dikkatli olmam lazım.


15 TEMMUZ 2016

Bugün Defne Ferah 10 ayını doldurdu.

Her gün yeni bir şey öğreniyor.  Her şeyi merak ediyor. Her gördüğü şeye dokunuyor. Onları sallıyor, silkeliyor, atıyor ve tabii ki her gördüğü şeyin tadına bakıyor.  Geçen gün bir baktım yerde siyah bir şey bulmuş oynuyor, tam ağzına atacakken fark ettim; ölmüş bir sinek...

Dün de anneannesinin kapıları çok ilgisini çekti. Kapıyı açıp kaparken kafasını çarptı. Alnı morardı.

Edremit'e geldik bayrama. Yavru kuşum o kadar mutlu ki...  Anneannesinin evi cennet gibi. Evde karıştırılacak yüzlerce eşya var. Hem Ege Bora ona bir sürü oyuncak getirmiş. Hem de  evde onunla oynayacak, konuşacak bir sürü kişi var.

Bugün yengesi ile dayısı gezmeye götürdüler. Ben de fırsattan istifade biraz uyudum. Geldiklerinde bizim kız zevkten dört köşe olmuştu, dayısı ona dondurma almış. Daha önce ben sadece 2 defa tadına baktırmıştım. Yani ilk kez dondurma yemiş sayılır. Bizimki  üstünü başını batıra batıra zevkle yemiş dondurmasını eve bir geldi ki büyük bir iş başarmışçasına pis pis gülüyor.

Özellikle de bu aralar çok büyük gelişme gösterdi. Yakalamaca oynuyoruz. Cee eee oynuyoruz. Uyumaya giderken el sallıyor. Bir şeyi isteyince veriyor.

Her gün denize gidiyoruz. Denizi çok şükür sevdi hiç ağlamadı.



29 TEMMUZ 2016

Defne Ferah artık çok rahat bir yerlere tutunup ayağa kalkabiliyor. Hatta tek elle tutunup bize el sallıyor ve hatta bugün bir şeye heyecanlanıp ellerini çırpmak için iki elini birden bıraktı  ama düştü. Yürümesi yakındır bence.

Hala dişi çıkmadı. Bir beyazlık görünüyor diş etinde ama hala çıkmadı.

Bu aralar en sevdiği şey çubuk kraker tırtıklamak. Sanırım tuzlu tuzlu diş etlerine iyi geliyor.



1 AĞUSTOS 2016

Dün ağzında bir sertlik hissettim ama emin olamadım. Bugünse artık eminim. Su içerken tık tık ses geldi. Dentinoks, diş acısını alan kremini sürerken de fark ettim. Defne Ferah'ın ilk dişi çıktı:) Ama maalesef göremedim. Defne Ferah asla ağzını açmıyor, dokundurtmuyor.

Artık dişsiz diye sevemeyeceğim ben kızımı. o dişsiz ağzını yerim ben senin diyemeyeceğim. Ühü ühü...



2 AĞUSTOS 2016

Defne Ferah dün neredeyse hiç uyumadı. Sürekli emmek istedi. Bir türlü uykuya dalamadı. Sanırım diş ağrısı çekiyor. Ben de sabah bitmiş halde kalktım. Çok yorucu ve yıpratıcı bir geceydi. Bugün gündüz de uyuyamadı.

Bu aralar çok iştahsız. 2 gündür neredeyse hiçbir şey yemedi, sadece emiyor. Ben yine bu durumu dişe bağlamak istiyorum. Edremitte baya abur cubura alıştı umarım sebep bu değildir.

Bugün kahvaltıda mızıklanıp duruyordu meğerse çikolata kavanozunu gösterip duruyormuş anlamamışız. İkindileyin ise babasının kutu kolasına göz dikti ama gözlerini hiç ayırmıyor koladan ve mızıklayıp duruyor. Bir kaç talı kaşığı içirdik mecburen, nasıl mutlu oldu nasıl. Bundan böyle Defne'nin yanında daha dikkatli olmaya karar verdik.

Bir de dünden beri ısrarla balkon giderindeki çamur haline gelmiş suya dokunmak istiyor. Bugün artık çok ağladı ille de elimi sürecem yiyecem diye. Ben de alternatif olarak yere poşet serip bulaşık leğenine su koydum al bununla oyna dedim ve daha 1 dakika dolmadan leğeni devirdi, halı ıslandı. Ben de lavabonun kenarına oturttum. Yavru kuş nasıl mutlu oldu anlatamam. Belki yarım saat suyla oynadı ayaklarını çırptı, cezve ile başından aşağı suları döktü. Hatta en son minicik leğenin içine oturmayı başardı, öldüm gülmekten... Bizim kız denizi özlemiş galiba.

Edremitten geldik ama hiç iş yapamıyorum. Artık bugün gece 2 de kalk Betül kalk dedim. Önce kaç makina oldu bilmiyorum kurumuş çamaşırları katladım,yerleştirdim, yatak odasını topladım. Mutfağa geçtim. Burayı toparladım derken saat 5 oldu.

Zaten geberiyorum yorgunluktan ama bu işlerin de yapılması gerek.


4 AĞUSTOS 2016

Defnenin ilk dişi baya belirginleşti ve bugün emerken beni bir güzel ısırdı.

Bugün parmağı ile kitaplığı gösterip duruyordu. Ben de bu mu bu mu diye diye ne istediğini sonunda anladım. Bizim kız meğer ses sistemini gösterip duruyormuş. Ben de ses sistemini gösterip bu mu deyince oynamaya başladı.

Bir de bu aralar küvette oynamayı çok seviyor. küvetin suyunu içip içip duruyor. Habire banyo terliğinin tadına bakmak istiyor. engelleyince de kızıyor.

Bir de bugünlerde balkonun giderindeki suya kafayı taktı. Günde belki 20 kez onu oradan çekiyorum her seferinde ağlıyor. Hatta bugün sanırım o çamurlu suya elini batırıp yemeyi de başardı.


8 AĞUSTOS 2016

Edremit'e gitmemizle  bozulan yeme içme uyuma düzeni tekrardan rayına oturdu. Belki de dişi çıktı rahatladı bilemiyorum. Yemesi içmesi normal rutinine döndü. Her gün yumurta sarısı çorba ve meyve veriyorum. Bunun dışında sofraya beraber oturuyoruz. O da tırtıklayacak ne varsa yiyor. ekmek, salatalık vs.

Bugünlerde en büyük sorunum sivrisinekler... Her gece defalarca kalkıp operasyon yapmama rağmen bu gece Defne'yi 17 yerinden ısırmışlar geberesiceler. Portakal yağı ve limon yağı karışımını sinek savar tabletlere koyunca gelmiyorlarmış yarın aktardan alıp bir de bu yöntemi deneyeceğim inş işe yarar.

Sevgili Defnemiz bu günlerde parmakla istediği şeyi göstermeyi öğrenmiş.

Bugünlerde blip blip deyip şarkı söylüyor değişik değişik cümleler kuruyor.

Bugün küçük odada oturuyorduk. ezan sesini duymuş, taklit etti anladım, ezan sesi bu dedim. Güzel kızım ezan sesini taklit ederken yine çok duygulandı, büzdü dudağını ağlamaya başladı. Canım benim.