30 Nisan 2016 Cumartesi

OTAĞTEPE FATİH KORUSU GEZİSİ...


Ya da az bilinen ismiyle Tema Vakfı Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi'ne gittik bugün.



Burayı uzun zamandır merak ediyordum, fırsatını bulur bulmaz görmek istiyordum. 
Sabah pırıl pırıl güneş çıkınca içimi mutluluk kapladı.
(Malum her hafta sonu hava kapalı oluyor.)
 Yataktan fırladım bütün perdeleri çektim. 
Kemâl'e müjdeee güneş var hava pırıl pırıl,
bugün Otağtepe'ye gidebiliriz dedim.

Hemen hazırlandık.
 Kahvaltılıklar, termosta çay, Defne'nin kıyafetleri derken
 evden çıkmamız yine 8:30 u buldu.
(O kadar da hızlı hazırlanıyorum, erken çıkmaya gayret ediyorum)


 Eğer gitmeyi planlarsanız Otağtepe Cafe diye aratın.
Navigasyonda burası çıkmıyor.
 Biz haritalara göre az kaldı köprüden gerisin geriye dönüyorduk
 da Kemâl son saniyede yön değiştirdi Allah'a şükür.
Tam bir karadeniz şivesi ile konuşan taksicinin tarifi ile bulduk parkı.
 O karadeniz şivesi de sabahleyin ayrı bir mutluluk oldu benim için.

Koruya gittiğimizde otoparkta sadece 1 araba vardı 
ve o da daha biz park ederken çıktı gitti.

Cumartesi sabahı olmasına rağmen 
 az ötede hunharca öpüşen genç çift dışında etrafta kimsecikler yoktu.

Otağtepe'de en güzel İstanbul manzaralarından biri var.



Denizin rengi tarif edemeyeceğim kadar güzeldi. Turkuaz mavi yeşil... bes-berrak çok güzeldi. Hava çok açıktı. Denizdeki martılara, uçan kuşlara varıncaya kadar çok net görünüyordu.


Buradan  Boğaz mükemmel görünüyor.







Boğaziçine nehr-i aziz derlermiş ya atalarımız ...
 Otağtepe'den bakınca
Boğaziçi  kıvrıla kıvrıla akan kutsal bir nehir gibi görünüyor gerçekten de.. 



Hava o kadar berraktı ki Boğaziçi köprüsü, Rumeli hisarı, Kandilli Kız Lisesi
 hatta ta uzaklarda Kız Kulesi bile görünüyordu.



Panaromik olarak da böyle görünüyor nehri aziz




Bugün fotoğraf çekmeye doyamadım. Otağtepe  tam seyirlik bir yer.






Manzara eşsiz fakat parkı hiç beğenmedim.
Parkın havalı ismine bakıp da sakın bir şey beklemeyin.
Bakımsız kuru yavan bir park. 
anca konuşmuşlar reklam yapmışlar ama hiç birşey yok parkta. 
Bana çok fena göründü. 
Eşim abartıyorsun o kadar da kötü değil dedi.

Bence dünyanın en güzel manzarasına sahip olan bu parkın da eşsiz olması gerekiyordu.


 Bir kere koru bile denmez buraya. En güzel bahar günleri olan bugünlerde bile yavan yavan. Bizim küçücük Edremit parkımız ( memeleketimdeki)  bile ne kadar estetik ne kadar bakımlı bir park yürürken her köşesinden hissedersiniz üzerinde uğraşıldığını emek verildiğini. Burada yok öyle bir şey Allah bir manzara vermiş işte.

Ben güzel yürüyüş yolları, çiçek tarhları, ağaçların yanında ne ağacı olduğu yazan tabelalar, ilginç ağaçlar çalılar bitkiler bekliyordum. Yeni gördüğüm daha önce görmediğim hiçbir şey yoktu.

Nilüfer göleti diye bir şey yapmışlar, yapaylık akıyor, içinde bir tane bile nilüfer yok.

Teraslar yapılmış ama kuru kuru.
anlam veremediğim boş teraslar var. Ağaç da ekilmemiş herhangi bir çalışma da yapılmamış.
Acilen birilerinin el atmasını istiyorum buraya


Bu hissi bir de Fındıklı Parkında yaşıyorum. 
Dünyanın en güzel yerlerinden birisi Fındıklı ama
orada da anlam veremediğim bir ihmal edilmişlik,boş vermişlik var.

Ne biliyim çok güzel bakımlı bir yer  bekliyordum  otağtepeden, bulamadım. Hayal kırıklığına uğradım.

Birileri el atsın da şu parkı güzelleştirsinler.
( bir de Fındıklı Parkını)

Bir daha gider miyim. belki seneye erguvan mevsimi giderim onun dışında özleyeceğim bir yer değil.
Bunun tek sebebi ise parkın çok kuru ve yavan olması. 

Ha bir de köprüden gelen desibeli yüksek sesler de olabilir. Çünkü çok kafam şişti,başım ağrıdı gürültüden, kuş seslerini dahi bastırıyordu otomobil sesleri.




Laleler sümbüller erguvanlar bitmiş, yaz erken geldi bu yıl.
Pittosporyumlar açmış, en sevdiğim kokulardan biridir. 
Yine Fındıklı Parkında bu maki türü çalının kocaman ağaç olmuş hali var. Bu mevsimde tüm parkı mis gibi kokutur.  




Herkeze mutlu hafta sonları...

2 yorum: