27 Ocak 2016 Çarşamba

DEFNE FERAH'LA 19. HAFTA...

Bu hafta Defne Ferah 6800g ( 200g almış)
Ben 87,3 (1 kilo almışım)

Bu haftanın gelişmeleri;

* Artık kuzucum sabahları cıvıl cıvıl konuşmasının yanında beni sabahleyin dokunarak uyandırıyor. Kollarıma elime dokunuyor. Her seferinde çok mutlu oluyorum. Yemek yerken masada elimi tutuyor.

* Bu hafta dokunma duyusunu farkına vardı sanırım. Parmaklarını çok daha etkili kullanabiliyor. Koltukları tırmalıyor. Yorganı pikeyi hırkasını eline ne geçerse ne bulursa yakınlarda kavrıyor inceliyor. Battaniyesini tutarak uyuyor. Yerim o minicik parmakları ben...

* Bu hafta yine hastalandım. Defneyi sürekli emzirdim boğazı kurumasın diye... Çok şükür bir iki öksürdü burnu tıkanır gibi oldu ama atlattık. Ben de daha iyiyim.

Bu haftalık bu kadar...

25 Ocak 2016 Pazartesi

BELEDİYEDEN BEBEK ÇANTASI GELDİ... (9)

Belediyemiz bize bebek çantası yollamış.

Sabah güleryüzlü bir hanım ve hoş sohbet bir bey bizi bebişten ötürü tebrik etti ve bu çantayı teslim etti. 

Ayrıca bebiş için bir fidan dikildiğini belirttiler.

Bir de mektup verdiler.

O kadar hoşuma gitti ki... 

Çantamızdan bunlar çıktı...



Çantamızda neler gelmiş bir bakalım...

Kaliteli en önemlisi de sağında solunda  reklam olmayan bir çanta. Belediyenin ismi çantanın içinde yazıyor. Çok beğendim. Büyüklüğü gayet ideal. Bundan böyle bir yerlere giderken bu çantayı kullanırım.


 5'li hastane çıkışı


 10 adet bebek bezi


 Islak mendil


Kaliteli cam kavanozda rezene tohumu


 Emzik


Biberon


 Şampuan


Sabun


pudra


Rezene çayımı demlemek için fincan


Termometre


 Bebek Çorabı


Lohusa şekeri


Bebek günlüğü


 A dan z ye bebek bakımı ile ilgili bilgilerin bulunduğu kitapçık. Hemen inceledim okumaya başladım.
Doğumdan itibaren nelere dikkat edilmeli nasıl beslenmeli boy kilo tabloları ek gıda tarifleri aşı tabloları hastalıklar ve yapılması gerekenler ve en güzeli ay ay olması gereken kazanımların olduğu tablolar 


Çantamı çok beğendim. Teşekkürler Başakşehir Belediyesi... Mevlüt Uysal'a ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum...

23 Ocak 2016 Cumartesi

DEFNE FERAH'LA 18. HAFTA...

Bu hafta Defne Ferah 6600 (100 g almış)
Ben 86,3 (700 g vermişim:) )

Bu haftanın gelişmeleri;

* Artık gel gel dediğimde kollarını uzatıyor.

*Bu hafta 4. Ay aşısını oldu. Her iki bacaktan yapıldı. Sadece aşı olurken doğal olarak ağladı. Sonra hemen sustu yavrucum benim.. Akşamına ağrısı oldu. Huzursuz bir gece geçirdi sürekli emmek istedi. 2. Ay aşısına göre daha zor geçti.

* Demir şurubuna başladık. Vegaferon diye bir damla. Defne hiç sevmiyor, ben de... o kadar dikkat etmeme rağmen kıyafetleri hep battı. Bir de ek gıdadan mi üşütmekten  mi demir şurubundan mıdır bilmiyorum kakası çok feci kokuyor ve görünüyor.

* Ek gıda olarak havuç ve patates puresi yapıyorum. Ayrıca yoğurt vermeye çalışıyorum. Bazen de armut elma portakal mandalina suyu veriyorum

* Bu hafta ilk kez gündüzleri uyumaya başladı. Yaklaşık 1-1,5 saat ...

22 Ocak 2016 Cuma

ARMUT-LİMON-BAL MASKESİ...

TLC kanalında clio adlı bir program var; bu maskeyi orada tarif etmişlerdi. Cildimin çok bozulduğunu ve her zaman yaptığım su-sabun ikilisinin cildime yetmediğini farkedince bu maskeyi denemeye karar verdim.

Daha yüzümü yıkar yıkamaz farketti inanamadım. Cildi çok güzel temizliyor gözenekleri daraltıyor ve cilt rengini düzenliyor. Maskeden sonra yüzümü begendim.

* 1/4 rendelenmiş armut
* 1 çorba kaşığı limon suyu
* 1 tatlı kaşığı bal

Karıştırıyoruz. Cildimize uyguluyoruz. 5 dakika sonra yüzümüzü ılık suyla yıkıyoruz. Bu kadar...

Ben gözeneklerim çok açık olduğu için içine mısır nişastası da ekledim ve peeling şeklinde yani yüzümü ovalayarak yıkadım. Hemen cildim parladı. Akşam da bu tarifi uyguladım. Çok güzel bir maske her hafta yapmayı düşünüyorum.

15 Ocak 2016 Cuma

4. AY AŞISI...

Bugün 4. Ay aşısını oldu benim minik serçem...  Aşıdan sonra huzursuzdu. Yaklaşık 4-5 saat sonra çok ağrısı oldu. Çok ağladı.

 Gözümün önünden gitmiyor o bişeyler yap bakışı.  

Diğer aşılarında ve topuk kanı alınırken  ağlamamak için kendimi zor tutmuştum. Bu sefer aşıda daha güçlüydüm. Zaten çok az ağladı. 

Ama bu akşam üstü o ağlama yok mu ömrümden ömür gitti. Defne'nin yanında sakin davrandım güçlü durmaya çalıştım teselli ettim. Fitili koyarken de 2. ay aşısında yaptığım hatayı tekrarlamayayım diye çok sakin ve yavaş davrandım. Fitili çok rahat ve hızlı yerleştirdim. Geçen aşıda fitilin çoğu elimde erimişti 10 dakika falan uğramıştım çocuğum ağlaya ağlaya helak olmuştu. Bu sefer kulağımı kapattım, daha profesyoneldim. Tecrübe başka birsey...  10-15 dakika sonra sızdı kaldı yavrucak. 

Ağlama krizi gelmeden önce emzirirken uyuyakalmıştı ben de çay koymuştum. Yemek ısıtmıştım. Defne ağlarken o kadar yıprandım ki iştahım tamamen gitti ne çayımı içebildim ne yemeğimi yiyebildim.

Minik meleğim uyuyakalınca  koltuğa oturdum. Sinirlerim öyle bozuldu ki doya doya ağladım. Ağlamaktan gözlerim balon gibi oldu.

Parasetamolun etkisi ile bebiş baya derin ve rahat uyudu. Bana gelince bi anda her yerim kırıldığı, midem ağrıdığı ve kendimi çok hasta hissettiğimden öyle oturdum kaldım. Akşam eşim spordan gelince etrafı topladı yemek hazırladı. Benim meşhur iştahımdan  eser kalmamıştı.

Gece yatakta uyuttum sürekli uyanıp ateşini kontrol ettim.  Her 1.5 2 saatte uyandı. Üstünü aç ateşi var aman elleri yüzü soğumuş yeniden ört emzir derken sabah oldu. Bugün iyi görünüyor. Eskisi gibi olmasa da sabah cıvıldadı gülücük de atıyor.

Çok şükür 4. ay aşımız da böyle geçti.

14 Ocak 2016 Perşembe

DEFNE FERAH'IN YENİ CİCİLERİ... (8)

Defne Ferah artık ek gıdaya geçti. Artık önlük alma vakti geldi.

Hangisi kullanışlı olur bilmediğimden çeşit çeşit aldım ki bir fikir oluşsun.

Muşamba önlük

Arkası kumaşımsı önlük

Önü çıkabilen penye önlük

Arkası çıtçıtlı penye önlük


Kızımın ilk eşofmanları... Kumaşı yumuşacık. Alırken çok tereddüt etmiştim,çok mu kalın olur bunaltır mıyım çocuğu diye. Eve gelince çok memnum kaldım, bir kaç takım daha almayı düşünüyorum.


Uzun kollu pijama üstleri. Çok lazım oluyor. Altlarını bulamadım evdekilerle idare edicem.
 

Kızımın çorapları da küçük gelmeye başladı. Yeni çoraplar almak şart oldu.


Minik kuş büyüyor...

12 Ocak 2016 Salı

DEFNE FERAH'LA 17. HAFTA...

Defne Ferah bu hafta 6500 (200 g almış)
Ben 87,0 (600 g almışım)

Böylece doğumdan sonra 13 kilo almış oldum. Bu nasıl oluyor anlamıyorum. Sağlıklı zayıflamak için ayda 2 kilo verin diyorlar. Ben bazen 1 haftada 2 kilo alıyorum. Şeytan dürtüyor git canın ne çekiyorsa ye profiterolleri börekleri çörekleri cipsleri götür nasılsa habire kilo alıyorsun. Sırf kilo almayım diye gece gece uykulu halimle (gündüz defneyle yapamıyorum) sağlıklı sağlıklı çorba kaynatıyorum, ıspanak pırasa pişiriyorum. Bulgur pilavının yağını az atıyorum, yine alıyorum yine alıyorum. 9 aylık hamileyken giydiğim kıyafetler bile olmamaya başladı. Tek tesellim bazı anneler regl olunca çok hızlı bir şekilde kilo veriyormuş. Aslında vücuttaki yağ değil ödemmiş. Umarım ben o sınıftayımdır. Allah sonumu hayretsin.

Bu haftanın gelişmeleri:

* Defne Ferah artık kahkaha atıyor.

* Bir kaç dakikalığına destekli oturtuyorum.

* Ek gıdaya geçtim. Daha önce elma armut portakal mandalin muz ve pekmezin tadına bakmıştı. Armuta ve portakala çıldırıyor. Mmm mmm muahhh diye diye yalıyor. Emmeyi henüz bilmiyor kuzucuk, kedi gibi dilini dışarı çıkarıp dondurma yer gibi yalıyor. Artık her sofrada meraklı meraklı yiyecekleri inceliyor elini ayağını sallayıp gözleriyle bişeyler verin verin yicem öğrenecem ben diyor. Hatta geçen kahvaltıda baktım yine eller kollar hareketlendi ağzı emme hareketi yapıyor gözler yiyeceklere sabitlenmiş verin verin diyor. Sofrayı baya inceledim çocuğa verecek bişey bulamadım en uygun olarak kaşar peyniri yalattım. Şapur şupur onu bile yemeğe çalıştı yavrucum.

Bu hafta ciddi olarak ek gıdaya başladım. Öncelikle yoğurt verdim. İlk gün sadece tadına baktı. Ertesi gün bir çay kaşığı sonraki gün bir tatlı kaşığı gitgide artırıyorum.

Bir de sebze olarak havuçla başladım. Havuç püresi yaptım. Yiyemedi sadece tadını kokusunu almış oldu. Ertesi günde havuç suyu yaptım. Yine yiyemedi. Kaşıkla beslenmeye alışık değil. Bütün kıyafetleri battı. Böylece bu hafta artık bebişin çamaşırlarını sabun tozu ile değil deterjanla yıkama vakti de gelmiş oldu. Aman zaten hiç sevmiyordum sabunla yıkamayı. Kaç kere makinadan köpükleri taştı. Makinayı da banyomu da mahvetti sabun. Deterjana geçeceğim için mutluyum.

* Bu hafta ilk kez önüne koyduğum oyuncakları kavradı ilgilendi. Ağzına götürmeye çalıştı. Ayrıca masada duran ağız bezini kendisi kavradı. Aldı ağzına götürdü. O bezlerle dişlerini kaşıyor, çok seviyor ağız bezlerini. Bir de anneannesinin ördüğü yün yelek hırka battaniyeleri ağzına götürüp onlarla dişlerini kaşımayı sever benim kızım. Hatta yatırdığım anda viyaklayan kızım eğer anneannesinin örgülerini giydirmişsem ve onları ağzına götürmeyi becerebilmişse bi 10-15 dakika hiç sesini çıkarmaz. O kol sırılsıklam olana kadar dişlerini kaşır.  Bi sürü diş kaşıyıcısı var ama yünlerin yeri bir başka demek ki.

* Bu hafta ilk kez bilinçli olarak oyun halısında oyuncakları ile oynadı.

* Ellerini incelemeye başladı. Aynı zamanda ellerini de daha bilinçli kullanmaya başladı. Kıyafetlerime dokunuyor. Battaniyesini kavrıyor, kendine doğru çekiyor.

* Bir de bizim bebiş acıklı şarkıları biliyor. Geçenlerde salonda emziriyordum tvde de adele hello vardı. Bizimki dudaklarını büze büze ağlamaya başladı. Başta anlamadım neden ağladığını.  Sonra ne zaman hello çıksa ağlamaya başlıyordu. Böylece anladım.

Yine geçenlerde mutfakta işleniyordum eşim de oyun halısında bebişle takılıyordu. Beni çağırdı. Müzik açmış. Hani bir türkü varya "mektup yazarım mektup üzerini pullama ben yazarken ağladım sen okurken ağlama" bizim kız nasıl gözyaşı döküyor. İçli içli sessiz sessiz ağlıyor. Nasıl büzmüş dudağını. Hemen kapattım müziği tabii. Babası artık her fırsatta mektup yazarım mektup türküsünü okuyor. Kızımın  hemen kaşları gözleri kıpkırmızı oluyor. Dudağını büzüyor. Tam ağlayacakken eşimle bakışlarımız çarpışıyor susuyor. Keyfe ağlattırırmıyım ben hiç kızımı...


10 Ocak 2016 Pazar

MANTAR ÇORBASI...

Evde sık sık pişirmeme rağmen bloğumda mantar çorbası tarifini paylaşmadığımı farkettim. Çok basit ama çok lezzetli bir çorba. Tarifi portakal ağacı sitesinden almıştım.

Malzemeler

* 1 paket kültür mantarı
* 2 yemek kaşığı tereyağı
* 4 yemek kaşığı un
* 1 litre su
* 1,5 su bardağı süt
* tuz karabiber

Hazırlanışı

* Tenceremizde un ve tereyağını biraz kavuruyoruz. Bu sırada çırpıcı kullanmalıyız.

* Tenceremize soğuk suyu yavaşça ekliyoruz. Bir yandan da çırpıcı ile sürekli karıştırıyoruz ki topak olmasın. Eğer çorbamız topaklandıysa bu aşamada blendır kullanabilirsiniz.

* Mantarlarımızı güzelce yıkayıp ince ince doğruyoruz. Tenceremize atıyoruz. Başlangıçta çorbamız size olması gerekenden yoğun ve bol malzemeli gelebilir. Sakin ölçüleri değiştirmeyin. Mantarlar sularını salıp küçülüyorlar ve koyu kıvamlı olan çorbamuz zamanla açılıyor.

* Tuzunu ekleyip  yaklaşık 20 dakika pişirdikten sonra sütümüzü ekliyoruz. 

* Bir taşım daha kaynadıktan sonra çorbamız hazır. Üzerine karabiber ekleyip servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.




7 Ocak 2016 Perşembe

YOĞURT MAYALADIM...

Nihayet yoğurt mayalamayı başardım. 
Önceden birkaç denemem olmuştu. 
Markette satılan hazır mayalarla, günlük sütlerle denemiştim, olmamıştı.

Şimdi köy sütü ve gerçek
 yoğurt mayası ile denedim, oldu.

 Çok mutluyum.


Artık yavaş yavaş Defne Ferah'ı ek gıdaya alıştıracağım. Henüz 3.5 aylık ama ek gıdaya hazır olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz yemek yerken yutkunma hareketi yapıyor. Bakışlarıyla bana da ver diyor. Yenecek bir şey uzattığımda ise (elma portakal) merakla tadına bakıyor.

Defneye ilk olarak yoğurt yedirmeye karar verdim.

Evde yoğurt mayalamak şart oldu.

 Ne zamandır aklımdaydı da köy sütü bulamıyordum.

Neyse ki nihayet güvenilir bir sütçü bulduk, sütümüz geldi.

 Maya da istemiştim. Sağolsun onu da getirmiş.

Hafif ekşi kıvamlı kaymaklı çok lezzetli bir yoğurt oldu. En son Mardin'de yemiştim ev yoğurdunu. Hemen içimi ferahlattı. Eşim bu sabah dün ne yediysek bugün midem çok rahat etti dedi. Başta aklıma gelmedi. Ne yedik ki dün derken yoğurdumu hatırladım.

Gerçekten mucize gibi birşey ev yoğurdu...

Gelelim yoğurdun nasıl yapıldığına...

* Önce sütümüzü  kaynatıyoruz.
* Maya olarak 2 kaşık yoğurdun içine bir tatlı kaşığı şeker ve ılıştırmak için birkaç kaşık süt ekleyip biraz bekliyoruz.
* Serçe parmağımızı yakmayacak kadar soğuyunca mayayı ekliyoruz.
* Şöyle çok hafif bir karıştırıyoruz.
* Sofra bezine ve battaniyeye sarıp fırına koyuyoruz.
* 4-5 saat sonra fırından çıkarıp soğumasını bekleyip buzdolabına kaldırıyoruz.
* 24 saat sonra yoğurdumuz hazır.

Afiyet olsun...

Ev yoğurdu hazır yoğurtlar gibi sert olmuyor. Biraz cıvık hafif de ekşi oluyor ki ben o ekşi tadı çok severim. Ev yoğurdu  hemen bozulur ekşir. Bu ekşimeye yüz tutmuş yoğurtla ayran ya da çorba çok güzel olur.

GÜNCELLEME: Defne Ferah 7,5 aylık oldu. Artık yoğurtlarım hep çok tatlı ve tam kıvamında oluyor. Mayalama sıcaklığımı düşürdüm ve artık fırına koyarken battaniyeye sarıyorum. Yoğurtlarım çok daha lezzetli olmaya başladı maşallah.

Bir de artık kapaklı küçük kahvaltı kaselerinde mayalıyorum. Defne Ferah'a her öğün bir kase yediriyorum. Hiç sulanmamış bozulmamış oluyor yoğurdum.


6 Ocak 2016 Çarşamba

Defne Ferah'la 14. ve 15. ve 16. Hafta...

14. hafta Defne Ferah 5900 gr ( 100 g almış)
boy 59 cm
Ben 85,4 ( 900 g almışım.)

15. Hafta Defne Ferah 6300 gr ( 400 g almış)
Ben 85,4 ( geçen hafta ile aynı)

16. Hafta Defne Ferah 6300 ( aynı)
Ben 86,4 ( 800 gr almışım)

Defne Ferah doğduğunda sıkıntılı bir süreç yaşamıştım. 3-4 ay sabret herşey rayına oturuyor, düzeliyor sen de rahat edeceksin demişlerdi de pek inanamamıştım. Gerçekten de bu son 3 hafta Defne Ferah doğduğundan beri geçirdiğim en huzurlu en rahat haftalar oldu.

* Sütüm baya arttı. Hatta geçen gün fışkırdı. Böylece bebişin doyduğunu düşünüp rahat ve huzurla uyudum. Annem başta mama yiyip sonradan anne sütüne döneni ilk sende gördüm diyor.

* Artık Defnecik kucakta rahatça oturabiliyor. Bu bana aşırı rahatlık sağladı. Dikkati elden bırakmamak koşulu ile tek elle iş yapabiliyorum.

* En güzeli de artık Defne Ferah beni görünce gülüyor. Sabahları uyanınca ağlamıyor, uyanınca yanına yatağına gidiyorum heyecanlanıyor, ayaklarını kollarını çırpıyor gülüyor. O dişsiz ağzını aça aça kocaman gülüyor.

Sonra emziriyorum yanıma yatırıyorum yorganı da üstüne örtüyorum. Çok hoşuna gidiyor bizim yatakta yatmak. Kendi kendine konuşuyor hatta bazen konuşurken konuşurken  uyuyakalıyor.

Artık sabahları  minik serçemin cıvıldamaları ile uyanıyorum. O uuu uuu sesleri en büyük mutluluk sebeblerimden biri oldu.

* Her zaman olmasa da bazen oyun halısında kendi kendine oynuyor. 5-10 dakika bile olsa rahat ediyorum.

* Bu hafta kar yağdı. Bebişim ilk kez kar gördü. Bizim kız soğuğu henüz bilmiyor. Soğuk havalarda nefes alamadığı için iyk diye bir ses çıkarıyor koştur koştur eve nasıl getirdiğimi bilemiyorum. Buna rağmen 2-3 dakikalığına da olsa aşağı indirip kar gösterdik.

Kar tatili hafta sonu ile birleşince 4 gün boyunca eşim evdeydi. Böylece babasına doydu Defne Ferah. Eşim onunla ilgilenirken ben de 4 gün boyunca dip köşe temizlik yaptım. Büyük bir yük kalktı omuzlarımdan.

* Defne Ferah artık ayakları ile teperek üstünü açıyor. Geceleyin bir bakıyorum üst açılmış çoraplar patikler çıkmış boncuk boncuk bakıyor minişim.

* Bir de yılbaşı haftası hepimiz grip olduk. Kendimi geçtim Defne için çok endişelendim. Ya burnu tıkanırsa diye ödüm patladı. Bebekler ağızlarından nefes almakta zorluk çekiyormuş . Bir de burun tıkanırsa ememiyorlarmış. Hasta olduğumuz akşamlar sürekli Defneyi kontrol ediyordum nefes alıyor mu diye. Kalbim hep cız cız etti. Çok şükür atlattık. Azıcık öksürük kaldı.

Bu sırada fizyolojik serum denilen bir şeyi de öğrenmiş olduk. Fizyolojik serumu biz evde kendimiz hazırladık.

1 bardak kaynatılmış soğutulmuş suya 1 çay kaşığı tuz ekliyoruz. Bir şırınga ile bebeğin burnuna bir kaç damla sıkıyoruz. Bir iki dakika sonra aspiratör ile burnundakileri çekiyoruz.

Hastalığın en ağır zamanında ise bebeği lavavoya doğru eğiyoruz. Şırıngadaki tuzlu suyu hızlı bir şekilde burna ittiriyoruz.

Fizyolojik serum uyguladıktan sonra bebişin gözleri şişti. Tuzlu sudan olduğunu hemen anladım, doktorumuz endişelenecek birşey olmadığını söyleyince rahatladım.

Bizim bebiş bir nazlı bir nazlı... Yatağa yanlışlıkla biraz sert bıraksam alınıyor bir ağlıyor ki sormayın. Hani 3 aylık bir bebek olmasa abartma Defneciğim diyecegim. Ayaklarını tepe tepe gözyaşlarını çıkara çıkara ağlıyor.

Bu hafta annemler memleketten geldi. Annem seviyordu Defneciği, gezdiriyordu. Ben de bir lavaboya uğrayayım dedim. Bizimki gezerken bir ara bir bakmış kucağında olduğu kişi annesi değil yabancı biri. Basmış çığlığı. Tuvaletten nasıl çıktım bilemedim. Defnecigi kucağıma aldım sakinleşmedi, emzirmek istedim volume daha da arttı. Ses o kadar yükseldi ki acaba annem altını yanlış mı bağladı diye altını açtım. Babam koştu geldi ne oluyor diye hepimizden daha çok panikti. Üstünü başını çıkardık bir şey mi batıyor diye.  O sırada babası da okuldan dönmüş, aldı kucağına ne oldu kızım sen niye ağlıyorsun dedi bizimki glu glu gluu uuuu uuu uuu diye bişeyler dedi içini çekti çekti sakinleşti. Sonra ben aldım. Bir veayyk diyor bir emiyor. Habire içini çekiyor  anladım ki bana sitem ediyormuş  kuzucuk. Annesini göremeyince çok alınmış.

Bir keresinde de acıkmış ağlıyordu babası biraz sert çıktı. Annen hazırlanıyor biraz bekle sus bakayım dedi. Bizimki sustu. Neyse emzirdim. Sonrasında cıvıldıyordu. Babası geldi o da yanımıza yattı. Bizim kız babasına hiç bakmıyor bir tavır bir tavır inanamadım. Hatta babası kendine doğru çevirdi Defnecik tavana baktı yine de babasına bakmadı. Emin olmak için yer değiştirdik. Defne bu sefer öbür yana döndü bana baktı ama babasına bakmadı. Hayret ettik. Daha üç aylık naz yapmayı nerden biliyor şaştım kaldım.

Bir kere de ben 15-20 dakikalığına yürüyüşe çıktım. Döndüğümde "Defne kızım ben geldim" dedim, bakmıyor başını çeviriyordu. Annem ya da dedesi  seslenice bakıyordu bana gelince bakışlarını kaçırıyordu.

Bu da trip atmanın nazlanmanın sonradan öğrenilmiş bir şey değil doğuştan gelen bir özellik olduğunu anladım.

5 Ocak 2016 Salı

FIRINDA PIRASA...

Bugün fırında  pırasa yaptım. Tarifi epey değiştirdim. Benimki de güzel oldu. Orjinal tarif için portakal ağacı sitesine bakınız.



Malzemeler

* 1 kilo pırasa
* 1 adet havuç
* 1 su bardağı kadar kaşar rendesi
* 1 fincan kadar galeta unu
* 2 kaşık un
* 3 yumurta
* yarım çay bardağı kadar zeytinyağı
* tuz
* karabiber, pulbiber

Hazırlanışı

* Pırasaları incecik halka halka doğruyoruz.
* Havucumuzu rendeliyoruz.
* Azıcık zeytinyağı ekleyip malzemelerimizi tavada soteliyoruz. Amacınız pırasanın ve havucun suyunu buharlaştırmak.
* 3 adet yumurta, kaşar rendesi, 2 tepeleme kaşık un, 3 kaşık kadar galeta unu, tuz, pulbiber, acı biberi bir kaba koyup bir güzel karıştırıyoruz.
* Altını kapattığımız hafifçe kavrulmuş pırasalarımıza karıştırıyoruz.
* Yağladığımız tepsiye önce bolca galeta unu serpiyoruz. Üzerine karışımı yayıyoruz. En üste yine bol bol galeta unu ekliyoruz.
* Önceden ısıtılmış 200°C lik fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. (Hemen pişiyor)
* Sıcak sıcak servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.

Değerlendirme:

Güzel bir tarif oldu. Görüntü güzeldi. Etrafa yayılan koku enfesti. Tadına gelince ben beğendim eşim de beğendi. Mücveri andırıyor. Pırasalı mücver gibi... Bana biraz yumurta kokuyor gibi geldi ama tolere edilebilir düzeydeydi.


Ama benim için pırasa denilince böyle sulu sulu üstüne limon sıkılıp yenilen bir zeytinyağlı yemek  aklıma geliyor.  Bu daha çok börek gibi çayın yanında yenilen bir aperatif gibi geldi. Beni çok susattı.  Bir daha yapar mıyım yaparım ama akşam yemeği olarak değil de 5 çayının yanına yaparım bu tarifi.

Ya da hiç ziyan etmem pırasalarımı:) Bir egeli olarak mis gibi zeytinyağlısını yaparım sağlıklı sağlıklı...

Ekleme: Ertesi gün kalan dilimleri yedim aman Allahım o ne müthiş bir lezzet... zeytinyağlısının yanında kesinlikle bu tarifi de sık sık yapmaya karar verdim.