GÜNLÜK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÜNLÜK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/09/2025

YASEMİN KOKULU BİR GÜN

 06.06.2025 Cuma

Kurban Bayramının 1. Günü 

Daha bir kaç hafta önce Kadir'in nişanı için Edremit'te idim. Dönüşte annem de bizimle birlikte gelmişti İstanbul'a. Geçen hafta da kendisi Edremit'e döndü. 

Ben de bu bayramı İstanbul'da geçirmeye karar verdim. Hem tatil pazartesi günü bitiyor, salı günü okulda olacağım, zaman yok, memlekete gittiğime değmeyecek hem de çok yoruldum bu aralar biraz dinlenmek evde keyif yapmak istiyorum.

Hiç bir bayram hazırlığı yapmadım. Bayramda Defne babaannesine gitmişken rahat rahat içime sine sine temizlerim evi, kuaförüm de bayramda açıkmış, kimseler olmadan rahat rahat saçımı başımı yaptırırım bir kendime gelirim diyordum.

Okul işlerimle dalmış, yazılılarımı bitirmeye okul işlerimi rahatlatmaya çalışırken bir Murphy Kanunu gereği olarak bu kendimden geçmiş saçım başım perişan halimi ve bu çığırından çıkmış evimi illaki birilerinin görmesi gerekiyordu ki arife gününden bir önceki akşam Eylem, biz yarın İstanbul'a geliyoruz dedi.

Annem de biraz beklerseniz kurbanı halledip ben de gelirim beklemezseniz de kurbanı birilerine veririm yine de gelirim dedi.

Tabi kardeşlerim geliyor diye çok sevindim. Defne havalara uçtu. Ama aynı zamanda çok gerildim; tüm işleri bir günde nasıl yetiştireceğim?

Arife günü öğlene kadar okulda herkes birbiri ile muhabbet edip çay içip pasta börek yerken ben kendimi bir sınıfa kapattım. Yazılılarımı bitirmeye çalıştım.(Bitmedi.) 

Defne ile okuldan çıkınca ise oyalanmayıp önce alışverişe gittik.  

Ege Bora'yı mutlu edecek kadar abur cubur; bisküviler, cipsler, çeşitli içecekler; Bilalciğimi mutlu edecek kadar çeşitli peynirler kahvaltılıklar; Eylemciğim için de sağlıklı yemekler yapabilmek için sebzeler ve meyveler; ee kurban bayramı etsiz olmaz kasaptan çeşitli etler, bayram baklavasız da olmaz, Onur Fırın'dan baklava çeşitleri, akşam sürprizleri, dondurmalar derken öğleden ikindiye kadar Defne ile dünyalar kadar alışveriş yaptık. 

Aldıklarımızı eve taşımakla bile çok yoruldum.

Eve gelince poşetleri boşaltıp yerleştirdikten ve Defne'yi doyurduktan sonra hemen temizliğe başladım. Gücüm tükenene kadar yapabildiğim kadar da temizlik yaptım.

Bilaller geldiklerinde ev dip köşe temiz olmasa da en azından etraf deri toplu görünüyordu.

Yemek çay muhabbet derken gece 02:30 civarı yatabildim.

Sabah erkenden 06:30 civarı uyandık. Hazırlandık ve erkenden çıktık. Yollar boşken daha trafik başlamamışken bayramın ilk günü Beykoz'a gittik. 

Yollar çok kalabalık değildi.

Önce Beykoz Korusu'nda kahvaltı planlamıştım. Bir gün önce de sormuştum açık mısınız diye. Görevli bayram süresince açığız demişti ama görünüşe göre ya karşı taraf yanlış bilgi verdi ya da bir iletişim kazası yaşandı yanlış anladım ki korudaki kafeteryalar ve restaurantlar kapalı idi. Görevlilere danıştım acaba Dilburnu Beykoz Korusu mu açık mı görevli orayı mı kasdetti diye ama orası da kapalı imiş. 

O zaman B planı olarak meydanda bir kahvaltı mekanı bulabiliriz. (Bayram sabahı her yer kapalı, belki de bulamayız.)

C planı Mecidiye Kasrı'nda kahvaltı yapabiliriz orası da kapalı ise D planı Sabancı Ögretmen Evi'ne geçeriz diye düşündüm. Son ihtimal, bir çare bulamazsam o zaman da eve dönerim ne yapayım dedim.

Aslında iç dünyamda baya da panik yaptım ya hiç bir yer bulamazsak diye. 

Arabayı Beykoz Korusu'na parkettikten sonra sahile gittik biraz dolaştık.

Onçeşmeler Meydan'a geldik.

Orada tarihi Beykoz Fırını açıkmış (oh be!) bir de çay satan bir büfe bulursak tamamdır en azından burası cepte dursun diyerek biraz rahatladım.

 Onceşmeleri Bilallere gösterirken ben de etrafa baktım Kahvaltı mekanları açık mı diye. Her yer kapalı idi. 

Onçeşmeler Bilallerin hiç ilgisini çekmedi bu arada. 

Sonra sahilde yürümeye başladık.

Dalyanları, eski Türk mezarlıklarını, Ahmet Mithat'ın Evi'ni gördükten sonra Mecidiye Kasrı'na çıktık.

 Oranın kafetaryası açıkmış. Derin bir oh çektim.

Önce bir kahvaltı yapalım dedik. Çünkü Defne açım da açım deyip duruyordu.

 Boğazı gören püfür püfür güzel bir masaya oturduk. 

Manzara eşsizdi.

Bizden başka kimse yoktu. 

Sabah erken saatlerdi.

 Hava çok güzeldi.

Boğaz harika görünüyordu. 

Hem boğaz hem gökyüzü harika bir mavilikle parlıyordu.

 Sadece kuş sesleri duyuluyordu. 

Bir de aşağıda demirlemiş lüks bir tekneden yayılan hoş bir müzik vardı.

Bir de mini mini çok tatlı iki yavru kedinin yerlere dökülmüş kurumuş manolya yaprakları ile oynarkenki  hışır hışır yaprak sesleri.

Defne zaten kedileri görünce aman iyi ki gelmişim dedi tüm kahvaltı boyunca oynadı kedişlerle. 

Ortaya serpme kahvaltı söyledik. 

Hemen de geldi.

Kahvaltılıklar gayet güzeldi lezzetliydi.

Çay taptaze idi. Hem de dördümüze de rahat rahat yetti.

Oh iyi ki de Beykoz  Korusu'ndaki tesisler kapalı imiş dedik. Hiçbir şeyi çok da zorlamamak gerek. Bu olaydan bu dersi çıkardım ben. 

Burada Mecidiye Kasrı'nda mükemmel bir kahvaltı yaptık.

Sonra kasrın bahçesini ve ve içini gezdik.

Bol bol boğaz seyrettik.

Bilaller kahvaltıyı bahçeyi manzarayı çok beğendiler ama kasrın kendisini özelliksiz buldular. Pek bir şey yokmuş burada. Oysaki ben çok beğenmiştim ilk geldiğimde.

Sonra buradan çıkıp boğazı seyrede seyrede Beykoz Korusu'na geri yöneldik.

Bu sırada Onçeşmeler Meydan'da maraş dondurması satan bir yer vardı. Defne dondurma istedi kendime de aldım Bilalle Eylem istemedi.

 Dondurmaları çok güzel buldum. Gerçekten de maraş dondurması idi.


İki tarafı çınarlı muhteşem yoldan Cam ve Billur Müzesi'ne gittik.

Bilaller başta müze gezisi deyince burayı pek cazip bulmadılar ama gitmeye ikna ettim.

İçeriye girince ama iyi ki de gelmişiz dediler.

Gerçekten de çok güzel bir yer Cam ve Billur Müzesi.

Defne'nin de buraları gördüğüne çok sevindim.

Bahçeyi dolaştıktan sonra müzeye geçtik. 

Bilallerin burası da pek ilgilerini çekmedi. Ama ben yine çok beğendim.

Sonra da müzenin kafeteryasında çay içtik. Defne bir daha dondurma istedi. Bilalle Eylem ise kestaneli pasta aldı. 

Sonra bahçeyi gezdik.

  Defne çocuk parkında oynarken bu sefer de tam parkın yanında konumlanmış diğer kafeye geçtik. 

Burası da çok hoştu.

Biraz oturduktan sonra Defne ben acıktım dedi yine. 

Buradaki ürünler o kadar cazip o kadar güzel görünüyordu ki tok olmama rağmen cevizli kremalı bir dilim kek aldım. Hep beraber bir çatal aldık çayın yanında. Kek hepimizden tam not aldı.

Defne de muffin istedi ama aç çocuğum muffinininden sadece iki ısırık aldı.

Epey burada da oturup dinlendikten sonra tekrar yola düştük. 

Benim planlarım bugün için bu kadardı. Bana kalsa buradan eve dönerdim ama Bilaller çok enerjik ve hiç yorulmuyorlar🧿🧿🧿 maşallah barekallah nazar değmez inşallah.

 Geziye devam ettik. 

Hadi Sabancı Öğretmen Evi'ne gidelim dediler oradan boğazı seyrederiz.

Arabaya atladık Küçüksu'ya gittik. Öğretmenevinin civarında park yeri yoktu, çayırın yanında bir yere arabayı parkettik. Önce çayırda dolaştık. Burası çok kalabalıktı. Defne burada parkta oynadı biz de Osman'la annemle görüntülü konuştuk bayramlarını kutladık. 

Sonra Anadolu Hisarı'na geçtik. Orası kapalı imiş. Biz de arka sokaktaki Namazgah, Telgrafhane ve ara sokakları dolaştık. Göksu Nehri'ne baktık. 

Küçüksu Kasrı'na gitmedik çünkü epey geç olmuştu. Büyük ihtimal kapanmıştır dedik.

Sonra da Sabancı Ögretmen Evi'ne geldik.

Her taraf güllerle doluydu. Rumeli Hisari harika görünüyordu. Bugün biraz rüzgar var deniz kıpır kıpır ama yine de Boğaz masmavi ve muhteşem.

Defne acıktığını söyledi. Defneye kumpir  aldı dayısı. Biz de yine çay keyfi yaptık. Defne'nin kumpirinin ucundan azıcık tadına baktık. Gayet sıradan özelliksiz ve lezzetsiz idi ama manzara o kadar güzel biz öyle mutluyduk ki kumpir bize ekstra güzel geldi bir tane daha aldık.

Manzaraya bakıp biraz oturunca bu sefer de otobüse atlayıp Çengelköy'e gittik. Sahilden yürüye yürüye Beylerbeyi'ne geldik. Burada da Polisevi Sosyal Tesisleri'ne girdik. 

Ben burayı hep merak ederdim.  Bugün ilk kez gelmek nasip oldu. 

Burada güzel bir akşam yemeği yedik.

Ben balık istedim. Defne patates kızartması. Bilal çorba Eylem ise kalamar istedi. Ortaya havuç tarator haydari patlıcan salatası roka salatası çoban salatası istedik.

Buradan da çıkıp yürümeye devam ettik ki Defne artık çok yoruldu. Nasıl yorulmasın yavrum. Tüm boğazı gezdik resmen. 

Otobüse binip bu sefer de Nakkaştepe'ye gittik.

Üryanizade Ahmet Efendi Cami, Kuzguncuk sahil, Kuzguncuk Bostan derken hadi Fethi Paşa Korusu'nu da gezelim oradan Paşa Limanı'nda da çay içeriz dediler.

 Defne artık o kadar yoruldu ki canım kızıma çok acıdım.

Yıllar yıllar önce Adalar'a yaptığımız gezi aklıma geldi.

Yine Billalerle geçmişte bir gün Adalar'a gitmiştik. Adada gezilmedik görülmedik bir yer bırakmamıştık. Ege Boracığım küçücüktü. Biz Kemal'le yorgunluktan gebermiştik tüm gün yürümekten ayaklarımıza kara sular inmişti.

Sonra vapurda Eylem sanki sabahtan akşama yürümemişiz dağ tepe çıkmamışız gibi akşam nereye gidiyoruz bir Taksim mi yapsak Kadıköy mü daha iyi olur vs demeye başladı.

 Sonra Bilal'le ikisi oturup şuraya mı gitsek buraya mı gitsek geri dönüşümüz nasıl olur konuşmaya başladılar. Kabataş'ta İskeleye inmemizle Ege Boracığım fenalaştı. Baygınlık geçirdi yavrum. Dudakları bembeyaz oldu. Yüzünden tüm kan çekildi. 

Hayatımda en korktuğum anlardan biri idi. 

 Ege Bora ölüyor zannetmiştim. 

Sonra hemen banka yatırdık Ege Bora'yı. Ben habire ambulans çağırayım mı diye haykırıyordum. Annesi uyandırmaya çalışırken Bilal hemen ayran ve yiyecek bir şeyler alıp gelmişti. Bir şeyler yiyince azıcık da dinlenince rengi normale dönmüştü.

 Bir yarım saat kadar o bankta Ege'nin  kendisine gelmesini bekledik.

Ödüm patladı çocuğa birşey olacak diye. Sonra tüm planları iptal edip eve dönmüştük. 

Açıkçası bugün de Defne'ye birşeyler olacak diye çok korktum. Defne'yi de getirdiğime bin pişman oldum. Yavrum öldü öldü yorgunluktan.

Kuzguncuktan Fethi Paşa Korusu'na yürürken Defne artık bitmişti. Koruya geldiğimizde korunun önündeki taşlara oturttum Defne'yi. Siz gidip bir bakın tesis açıksa haber verin arkadan geliriz biz dedim ama aslında bir şeyler uydurup gitmeyecektim. 

Defne onlar gidince ağlamaya başladı. 

O kadar yorgundu ki yüzü bir tuhaf olmuştu.

  Gözleri çekilmişti ve yüzü bembeyazdı ve sanki bir günde küçücük kaldı. Gözünün birine ise kan oturmuştu.

 Hemen ayaklarını ovdum. O da hep ağladı acıdan yorgunluktan. 

İçimden artık burası son durak ben dönüyorum. Daha da gezeceklerse kendileri metro ile dönsünler dedim.

Eylemler bir tur da koruda gezinmişler🧿🧿 Elemtera fiş kem gözlere şiş maşallah barekallah.

Manzaraya boğaza bakmışlar. 

Bir 15-20 dakika sonra geldiler.

Hadi önce Üsküdar oradan gece Kadıköy Moda demelerini bekliyordum (Biz olmasak yaparlardı.) ama halimize acıdılar herhalde, otobüsle geri döndük. 

Otobüste yer yoktu Defneye yere otur kızım dedim. Orada yerde bağdaş kurdu dönüş yolunda epey dinlendi.

Sonra yeniden Beykoz Çayırı'na geldik. Sonra yeniden Sabancı Öğretmen Evi.

 Yeniden orada bir çay waffle keyfi yaptık ve artık geç saatte dönüş yolculuğumuz başladı.

Benim ayaklarım çok yorgundu araba kullanmaya cesaret edemedim anahtarları Bilal'e verdim.

27.252 adım atmışım bugün. 

Bilal getirdi bizi eve. Evde hemen yine çay demledim. ( Evet çay bizim için çok önemli çok içiyoruz.)

Çok uzun ama çok güzel bir bayram günü idi.

Her gittimiz yer çok güzeldi.

Bu arada bugünü yasemin kokulu gün olarak hatırlayacağım. Çünkü bugün boğazda her yerde her bahçede yaseminler açmıştı.

 Sanırım yaseminlerin en güzel zamanında gelmişiz. 

Boğazda her yer sokaklar caddeler yasemin kokuyordu.

 Ne kadar da çok yasemin varmış.

Ben sanırım ilk kez yasemin mevsiminde gezmeye çıkmışım.

Buralara son geldiğimde de her yerde mor salkımlar vardı. Ne çok mor salkım varmış İstanbul'da diyordum o zaman da.

Bir keresinde akasya mevsiminde gelmiştik buralara. Her yer akasya idi. İstanbul'da ne çok akasya ağacı varmış bilmiyordum demiştim. O zaman da her yer mis gibi akasya kokuyordu.

Bir keresinde de Beşiktaş'a tam da ıhlamur mevsiminde gitmiştim. Tüm sahil ıhlamur kokuyordu.

Renkler kokular şehri İstanbul... 

Her mevsim ayrı bir güzellik var.

Ertesi gün Bilaller yine erkenden kalktılar. Birlikte kahvaltı yaptık. Sonra hiç oyalanmadan çıktılar.  

Biz bu sefer gitmedik, evde kaldık, dinlendik.

Bilaller Taksim- Galata- Karaköy- Kabataş- Üsküdar- Salacak- Nakkaştepe- Beşiktaş- Bebek yapmışlar. 🧿🧿🧿

Daha da gezeceklermiş ama herkes sahillere akmış çok kalabalıkmış her yer akşam 22:30 gibi geri geldiler.

Bu sabah da bahçede kahvaltı yaptık. Sonra da millet bahçesinde yürüyüş yaptık. 

Sonra da önce Beylikdüzü'nde yaşayan Urkuş Teyze'yi görüp Çanakkale'ye Eylem'in  ailesini ziyaret etmek üzere çıktılar. 

2025 Kurban Bayramım da böyle geçti.


3/30/2025

2024 KURBAN BAYRAMI, EDREMİT

 

15.06.2024 Cumartesi  

Uzun yorucu zorlu bir dönemden sonra nihayet dün karneleri verdik, öğrencilerimizi uğurladık.

YAĞMURLU BİR BAHAR GÜNÜ...

 


04.05.2024 Cumartesi

Bugün hava kapalı yağmur yağıyor. 

Çok güzel bir gün. 

Pek çok yapmak istediğim şey var, zaman bulamıyorum. Böyle havalar bence tam da bu işler için.

3/28/2025

HAVRAN'DA DÜĞÜNE GİTTİK

 

08.07.2023

 Bugün çok geç uyandım.

BUGÜN DE BÖYLE GEÇTİ.

 

02.07.2023

 Bugün sabah daha gün doğmadan Kemal gitti. O gittikten sonra hemen uykuya dalamadım. Bu sebeble bu sabah biraz geç uyandım. 08:30 gibi uyandım ve daha o saatlerde bile hava çok sıcaktı. Terastaki yeşil halıyı ve ince yatağı kaldırdım. Terası süpürdüm yıkadım. Çiçekleri suladım. Odamızı topladım banyomu yaptım. Defne kalkmak istemedi. Bugün tembelliği üstünde.

Sonra aşağı indik kahvaltı yaptık. 

BAYRAMIN 3. GÜNÜ

 

30.06.2023

Bugün sabah gözümü açar açmaz zıpladım. Hemen hazırlandım. Sonra aşağı piknik malzemelerini yani kahvaltılıkları hazırlamak üzere indim ki annem çoktan kalkmış, haşhaşlı börek yapmış, kek yapmış, kızartma yapmış, salata vs  Herşeyi ayarlamış maşallah. Ben sadece hazırlananları sepete koydum. Böylece 08:30'da yola çıktık. Bence çok iyi vakit. Ailemizi tebrik ediyorum. 

Kemal'in arabası ile Pelitköy'e gittik. Önce kahvaltımızı yaptık. 

Ortam güzeldi.

Deniz öyle bir berraktı ki daha önce burayı hiç böyle görmemiştim.

Sabahları deniz böyle olurmuş. 

Biz hep öğleden sonra 17:00 gibi geldiğimiz için denizin dalgalanmış kirlenmiş halini görüyormuşuz.

Bundan sonra  denize sabahları erken saatte gelmeye karar verdim. Gerçekten su farklı oluyor.

Sabahları tertemiz besberrak öğlenleri ise ışıl ışıl  oluyor su.

Sonra ise dalga çıkıyor ve deniz bulanıyor. Yani bugün böyle idi.

Bugün ayrıca Pelitköy çok ama çok kalabalıktı. Herhalde hiç böyle  kalabalık  görmemiştimdir burayı.

Olsun.

Biz çok güzel vakit geçirdik.

Akşam üstü de evimize geldik. Banyolarımızı yaptık. Çamaşırları makinaya attık. Annem mangalda kuzu şiş yaptı. Biz de köz patlıcan salatası çoban salata ve yoğurtlu kabak yaptık. 

Sonra da çay keyfi.

Şimdi saat 22:30 ama çok yorulduk biz yatıyoruz Bilaller ise yürüyüşe çıkarlar  herhalde. 

Bayramın 3. günü de böyle  geçti.

DEFNE FERAH'IN ARKADAŞLARI GELDİ.

 

 07.06.2023

Dün Defne'nin arkadaşları geldi. 

Aslında kankalar yani Defne ile birlikte 4 kişi olacaklardı; Defne, Selime Sevde, Mina ve Zehra Betül... 

Sonra Defnecik " Anne Almina da gelsin mi"  dedi tamam dedim. 

Sonra öğretmeni aradı, "Mina Elmas sınıfta yalnız kalmış o da gelsin mi" dedi. Ona da elbette dedim. 

Sonra Zehra Betül'ün annesi aradı "Zehra Betül'ün kardeşi hep ağlıyor ben de gitmek istiyorum diyor o da gelsin mi" dedi. Ona da elbette tabii ki dedim.  

Böylece dün okuldan bir Defne ve altı arkadaşını da alarak yola çıktım. 7 tane daha can taşıdığımdan korkudan sorumluluktan titreye titreye araba kullanarak kaplumbağa hızı ile 10- 20 km hızla eve geldim Allah'a şükür.

Kızlar evi keşfederken hemen yemek hazırlıklarına başladım. 

Ekmekçiden 4 ekmek hamuru almıştım.  Onları kızarttım. Kızart Allah kızart bitmediler. Taze taze olsun diye önceden hazırlamamıştım. Yanlarına domates peynir zeytin salatalık koydum. Taze ekmek de almıştım dilimledim. İçecek olarak da mangolu ve şeftalili ice tea aldım. Çay demledim.

Onlar yerken bir yandan kızartmaya devam ettim. Sıcak sıcak masaya koydum.

Kızlar memnun gibilerdi inşallah beğenmişlerdir.

Sonra sofrayı topladım mutfağı temizledim.

Sonra dondurma faslı başladı. O da bittikten sonra mutfağı yeniden toplayıp masayı çektim.

 Kaç tava pişi yaptım bilmiyorum. Her tarafım yağ olmuştu. Yapış yapış hissediyordum. 5 dakika bir duş alayım anneler gelmeden bir temizleneyim mis gibi çıkayım karşılarına dedim.

 Tam banyoya girip tüm kızartma yağından kokusundan kurtulacaktım ki Almina'nın annesi ben geliyorum dedi. Banyoyu mecburen erteledim.

Çocukları parka indirdim.

Defne arkadaşları ile gayet mutlu görünüyordu. Kızların keyfi yerinde idi.

Biraz sonra da Almina'nin annesi ve iş arkadaşı geldi. 

Parkta bankı gölgeye çektik. Ben de yukarıdan termos kızarmış pişiler zeytin peynir vs getirdim.  

O sırada Mina Elmasın annesi de geldi. 

Tanıştık, yedik içtik, muhabbet ettik. 

Mina Elmas'ın annesi çok tatlı bir bayandı. Mina Elmas da çok tatlı bir çocukmuş bayıldım.

Diğerleri de hoştu tanışmak güzeldi.

Bu sırada kızlar biz de piknik yapacağız dediler. Tamam dedim. Yuķarıdan piknik örtüsü cips bisküvi meyve getirdim. 

Ay çok tatlılardı. Beraber oturdular muhabbet ettiler. Oynadılar. 

Biz de muhabbete kaldığımız yerden devam ettik. 

Akşama doğru Sevde'nin babası geldi. Mina'yı da aldı gitti.

Sonra Betül'ün annesi geldi. 

Son olarak da diğerleri gitti.

Güzel bir gün oldu. 

Akşam Defne ile eve geldik. Bir şeyler yedik ve hemen sonrasında Defne ile direkt yatağa düştük o kadar yorulmuşuz ki.

Ben bu işi pek sallamamıştım ama hiç de öyle hafife alınacak bir şey değilmiş çok yoruldum. 

Gece sancılı huzursuz geçti. Yorgunluktan rahat uyuyamadım. Sabah erkenden kalktım. İlk  iş banyo yapıp yağ kokusundan kurtulmaktı.

Sonra her zaman ki rutin işler.

Akşam 16:00' da Defne'yi okuldan alınca hadi yemeğe gidelim dedim. Çünkü bir önceki  günden sonra mutfağa girip bir şeyler pişirmek gelmedi içimden.

Defne babasını da aradı. O da tamam dedi. Akşam hep beraber Satır Kebap'a gitmek üzere yola çıktık. Yolda Kemal Köfteci Yusuf'a gidelim mi dedi. Defne oradaki parkta oynamak istiyormuş.

Açıkçası Köfteci Yusuf 'a gitmek hiç istemiyordum ama beni ikna ettiler.

Köfteci Yusuf iyice bozmuş. Her yer çok pisti. Servis çok yavaştı. Ya da ben kebapçı yerine buraya getirilmiş olduğum için her türlü kusuru görmüş olabilirim. 

Defne her zaman ki gibi tavuk istedi Kemal her zaman ki gibi köfte. Ben de küşleme istedim. Hiç yememiştim daha önce.

Herkes hepsinden yedi. Defne küşlemeye bayıldı. Ben hiç sevmedim. Ama denemiş oldum işte. Daha da almam. Köfteci Yusuf'a da gelmem.

Sonra Depositede alış veriş merkezlerini dolaştım. Defne de oyun parkı'na gitti.

Depositede alınabilecek hiçbir şey  bulamıyorum, yine bulamadım.

Sonra Defne'nin yanına gittim. Onu izledim uzun müddet.

Haziran'in 7'si ama hava çok soğuktu. Soğuktan duramadık eve geldik.

 Dondum dondum.

 Hemen bir çay demledim içim ısınsın.

Bugün de böyle geçti. 

3/27/2025

TAVŞAN MİSAFİRİMİZ GELDİ...

 

28.05.2023

Oy kullanmaktan dönerken kapıda karşı komşuları gördük. Hulusi Abi'nin eşi Çağrı ile bir kutu getirdi.  

Kutunun içinde bembeyaz minicik bir yumak; bir tavşan...

Defne elinde ne varsa fırlattı ay ne tatlı şeysin sen böyle diye sevmeye başladı. Onlar da alın oynayın sizde kalsın dediler. 

Defne saatlerdir aralıksız oynuyor tavşanı ile...

Ay anne öleceğim şu sevimliliğe bak diyor. 

Gerçekten de öyle tatlı öyle sevimli bir şey ki anlatamam.

Ben de Defne tavşanı ile meşgulken Defne'nin odasını topladım temizledim. Şimdi camını sileceğim ama halsiz düştüm. Ne kollarımda ne bacaklarımda derman var.

Oturduğum yerden de bunları yazayım bari dedim.

EKLEME: Ertesi gün gitti tavşan misafirimiz. Evi o kadar kirletti ki halıları hemen yıkamaya yollamak zorunda kaldım. Dakka başı çiş yaptı. Cişi de kırmızı kan gibi idi. Aynı zamanda sürekli kakasını yaptı. Evde tavşan beslemek mantık dışı . 

NE YAZSAM BİLEMEDİM.

 


27.05.2023

Dün gece boğazım şişti ve çok ağrıdı. Gece rahat uyuyamadım. Bir ara kalktım ilaç  aldım. Sonrasında dalabilmişim.
Sabah zor kalktım yataktan boğazım çok ağrıyordu. 

Bugün cuma. 8 saat dersim var. Aynı zamanda nöbetçiyim bodrum katta. Tüm derslerim ise en üst katta yani 3. Katta. 

Çok zor bir gün olacak gibi idi

Ama Allah güç kuvvet verdi bugünü rahat atlattım.

Boğazım hala ağrıyor.

Eve geldigimden beri oturuyorum.  Cep telefonu elimde.

Uzun zamandır ertelediğim bir işi yapıyorum. 

Facebook'ta fotoğraflarda galeride fotoğrafları düzenliyorum.

Şu anda ise saat epey ilerledi.
Beyhude bir iş gibi görünüyor şu anda.
O kadar çok foto var ki sil sil bitmiyor.
Artık bıraktım. 
Evde bir sürü işim var aslında.
Artık hepsi yarına kaldı.





PASAPORT İŞLEMLERİM

  

23.05.2023 Salı

Bugün pasaport işlemlerimiz vardı. Defne'nin de pasaport işlemlerinde İl Nüfusta olması gerektiğinden bugün okula gitmedi. Benimle benim okula geldi.

KUZENLER BULUŞMASI

 

21.05.2023 

Dün Defne için kıyafet almıştık.

 Yeni ferah temiz kıyafetler ne kadar da iyi geliyor insana.

DEFNE'NİN SINIF PİKNİĞİ

 

13.05.2023

 Dün hava ne kadar soğuk rüzgarlı ve bozuk ise bu sabah o kadar zıt bir şekilde sıcak ve güneşli idi.

Cumartesi sabahı olmasına rağmen pırıl pırıl güneşin etkisi ile olacak erkenden uyandım. 

Önce sağı solu topladım ve hemen ardından Defne'nin okul pikniği için hazırlıklara başladım. Piknik için iki tepsi börek pişirdim. 

BAŞAKŞEHİR MİLLET BAHÇESİ

 

22.04.2023

 Bugün sabah çok zor kalktım. 

O kadar yorgunum ki oysa ki birşey yaptığım da yok.

Hatta Allah'a dua ediyorum inş hasta oluyorumdur:) Yani bu tembellik yaşlılıktan ya da bacağım yüzünden değildir.  Ya da sadece inş bahar yorgunluğudur. 

Kısaca inş geçici bir durumdur. 

Ama annem maşallah gayet enerjik ve iyi durumda. Bugün sabah için kahvaltıya gidelim diye konuşmuştuk. Sabah erkenden kalkmış. Poaça kurabiye yapmış.

Ben de piknik sepetini hazırladım.

Midem de o kadar kötü ki canım hiçbir şey hazırlamak istemedi. 

BİR NEFES SIHHAT

 


13.04.2023

Aslında yazın başlamıştı ilk. 

Sol bacağımda aşil tendomu denilen bir yer var ya bileğin arkası oralarda bir yer ağrıyordu. 

Sonra zamanla hafifledi ama hep bir şey vardı orada; bir terslik. 

Çantamı hep solda taşımaya alışıktım ya artık hep sağda taşımaya başladım sol tarafıma yüklenmeyeyim diye.

Sonra bir yerde oturduğumda kalkarken zor toparlandığımı farkettim. Spor yapmalıyım  sağlıklı  beslenmeliyim sebze yemeliyim vs demeye başladım.

Ama hiçbirini de yapmadım.

Sonra sol bacağımda bir ağrı oluştu.  Bacaklarıma dikkat edince pek çok yağ bezesi olduğunu farkettim. 

Aslında epeydir vardı hatta bunun için doktora gitmiştim numune almışlardı. Zararsız çıkmıştı. O zamanlar 1-2 tane idi. Şimdi pek çok ve bacağımın alt kısımlarına  dizkapağıma kadar inmiş.

Önce genel cerrahiye gittim. Bir ay sonrası için ultrason randevusu verdiler. -Ultrason temiz çıktı-

Bu arada soğuk algınlığı geçirdim ve o sırada el parmak eklemlerime kadar her yerim ağrıdı. 15 günde zor kendime geldim. Nezle sırasında sol bacağım bu sefer çok şiddetli ağrıdı. Yürüyemedim merdiven çıkamadım.

2 hafta sonrasına ortopediden randevu aldım. Zamanla bacak ağrım biraz hafifledi derken Defne ile oynarken ters bir hareket ve yeniden hiç kıpırdayamaz hale geldim. 

Ortopediye gittiğimde röntgen çekildi. Bir de ultrason verildi.

Röntgen sonuçlarına göre bacak kemiğim 16 mm kaymış. Ameliyat gerekiyormuş.

Ama bence geçecek.

Şu anda ağrılarım biraz hafifledi ama tam olarak geçmedi.

Bakalım pazartesi ultrasonda ne çıkacak? 

13.04.2023  Dün ultrason sonuçlarımı gösterdim doktora. Varis başlangıcı varmış.

Bu arada artık yürüyebiliyorum dizimi büktüğümde ağrı hissetmiyorum. Ağrılarım epey azaldı. % 70 oranında diyelim. Ama hala tam olarak sağlığıma kavuşmuş  değilim. En ufak bir yük taşıdığımda ağrım ortaya çıkıyor. Yine ters bir hareket yapıp başa dönmekten çok korkuyorum. Ama bence iyileşecegim.

Bacağımın arka tarafından bir yer çekiyor. Sporla platesle halledebileceğimi düşünüyorum.

Güncelleme: Aylar süren bitmeyen bir ağrıdan sonra inanamadığım bir şekilde yaz tatilinde bacak ağrım tamamen geçti çok şükür. 


PUZZLE

 

03.11.2022

Geçen salı Defne ile Bim'e gittiğimizde Defne bu puzzle'ı gördü. 



Anne ne olur alalım dedi. 

Evde biraz olsun oyalanacağı ihtimalini düşünerek tamam dedim.

Eve geldik bir açtık ki minimini bir sürü parça. 

8/31/2021

TEMMUZ-AĞUSTOS 2021


Evet ağustos ayının da sonuna geldik. 

Bir yaz tatili daha bitti. 

2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı başladı. Bugün uzun bir aradan sonra okuldaydım. Hepimize hayırlı olsun. 

Bu iki ay neler yapmışız bir bakalım;


Bol bol gezdim tatil yaptım. Eski bekar günlerime döndüm resmen. Gezdiklerimi de burada paylaşmaya çalıştım. 


* Şahinderesi Kanyonu Jeep Safari Turu

* Şelaleler Jeep Safari Turu

* Ayvalık Tekne Turu

* Bozcaada Turu

* Efteni Gölü - Güzeldere Şelalesi- Topuk Yaylası Turu

* Maşukiye-Sapanca-Ormanya Turu

* Şile-Ağva-Polonezköy Turu

* Enez Altınkum Plajı 

* Pelitköy Altı Gadana Plaji

* Assos Kadırga Koyu Plajı

* Güre Sosyal Sigortalar Kampı plajı

* Kavurmacılar Köyü

* Kocadağ At Çiftliği

* İstanbul Tarihi Yarımada Gezisi

Baya gezmişim yazarken daha da farkettim. Galiba bütün pandeminin acısını bu yaz çıkarmışım. 

Bu iki ay neler izlemişim;

*Liziqi'yi sürekli takip ediyorum.  

*Dilozof' tan felsefe tarihi serisinden epey bir video izledim ama henüz tamamlayamadım.

* flutv'yi keşfettim. Güzel  bilgiler edindim tavsiye ederim.

Flu-tv Olmaz Böyle Saçma Bilim ( 12 Bölüm)

* Dizi olarak  Ricky and Morty'yi izledim.

* Sinema olarak

Tenet

Predestination

Minamata

Ex machine

Ad astra  izledim. Hepsini de ayrı ayrı beğendim.


Müzik olarak bu ay daha çok 90'lar müziklerini dinledim. Klasik müzik pek dinledim sayılmaz.

Yeni bir kitap okuyamadım.

Güzel bir iki ay geçirdiğimi düşünüyorum. 

Dolu dolu yaşadığımı hissettim. Kendimi iyi hissettim çoğu zaman. 

Hepimize mutlu umutlu günler...

5/31/2021

ŞUBAT, MART, NİSAN, MAYIS 2021


Herkese merhaba...

Her ay yazmaya çalıştığım ''Bu ay neler yapmışız''  yazımı yine oldukça gecikmeli olarak ancak bugün yayınlayabiliyorum.

Fakat bu seferki gecikme tembellikten değil. 

Son yazımda yani ocak 2021'de kendime bazı sözler vermiştim; hayatıma biraz da olsa çeki düzen verecektim.

Sözümü tutmaya çalıştım. 

Öncelikle tüm sosyal medya hesaplarımı sildim.

Telefonumu artık elimden bıraktım.

Beni hiç ilgilendirmeyen bana hiçbir şey katmayan akan akan ama hiç de bir şey kazandırmayan her yazıdan, görüntülerden, ruhumu darmaduman eden her haberden, kısaca beynime yük getiren her bir şeyden elimden geldiğince uzak durmaya çalıştım.

5/16/2021

16/05/2021



Son 3 gündür evimizin altındaki parkta kahvaltı yapıyoruz.

Kahvaltıdan sonra da yürüyüş...
 
Yürüyüş  yaparken fotoğraf çekmeden duramadım. 

Hiç  böyle alacalı bir gül  görmemiştim.



Güller... güller... O kadar güzeller ki...

Mükemmel kokuyorlar aynı zamanda

Kim diktiyse elleri dert görmesin. 




5/14/2021

14.05.2021

 



Son bir iki gündür hava çok  güzel...

Dün annemle hava yine böyle güzel  olursa kahvaltıyı  bahçede  yapalım  diye konuşmuştuk.

Annem de sabah namazından sonra uyumamış kahvaltılık  çıtır  çörek, mini börekler ve pizza yapmış. 

Benim sevdiğim salatadan hazırlamış.

Saat daha 07:30 ken Defne bile daha uyanmamışken bize kaldırdı. 

Bu sabah herkesler uyuyorken aşağıda  parkımızda kahvaltı yaptık.

Kemal de bisikletine atlayıp yetişti. 

Güzel bir mayıs sabahıydı.

Kendimi Belgrat Ormanlarında gibi hissettim:) 

Herkese mutlu bayramlar...



5/11/2021

GÜL MEVSİMİ GELMİŞ:)



Defne bu sabah daha 07:00   olmadan uyandı.

Tam güzel güneşli bir bahar havası vardı bu sabah.

Sabahın bu saatleri o kadar güzel ki...

Defne ile kendimizi  dışarı attık.
Sadece biz vardık.
  Paten çalıştık. 
Sohbet ettik.
Çiçek topladık. 
Sonra Defnecik kumdan bir çiçek pastası yaparken ben de biraz dolaştım.

Güller açmış:)

İçimde buruk bir sevinç

Gül olanın aslı güldür,
                           Peygamberin nesli güldür.

Girdim şahın bahçesine, 
                              cümlesi aşı güldür gül.

Gülden terazi yaparlar,
                                 gülü ile gülü tartarlar.

Gül alırlar gül satarlar, 
                                  çarşı pazarı güldür gül

Gel ha gel gül ey Nesimi, 
                                   geldi yine gül mevsimi

Bu feryat bülbül sesi mi, 
                                 sesi feryadı güldür gül
 
diye diye dolaştım. Gül  fotoğrafı çektim bi sabah...