28 Eylül 2015 Pazartesi

BU DA BENİM DOĞUM HİKAYEM (DOĞUM)...

Sevgili kızım Defne Ferah'ım 15.09.2015 sabah 00:11 de hayata merhaba dedi. :) Allah'ım onu korusun... Huzurlu, uzun, güzel bir ömür versin. Hep mutlu olsun yavru kuşum...

Allahıma binlerce şükürler olsun sağlıklı bir şekilde kucağıma aldım miniciğimi...

BU DA BENİM DOĞUM HİKAYEM ( HAMİLELİK)...

Anaç bir yapım yok . Hani yolda yürürken bebek görseler seven ayy ne şeker diyen kızlar vardır ya ben hiç öyle bir insan olmadım. Çocukken oyuncak  bebeklerle bile oynamazdım. Evlilik, yemek yapmak, bebekler, ev hanımlığı hiç bana göre değildi. Yıllarca bekar, yalnız ve mutlu yaşadım. Bir aile kurmayı düşünmedim. Sonra kendimi hazır hissettim, doğru insanı bulduğuma da inandım ve 38 yaşında evlenebildim.

DEFNE FERAH'LA 2.HAFTA...

22 Eylül:
* Bebişim bu hafta ilk kez üstten gaz çıkardı. Sürekli emmek istiyordu kuzucum. Bazen emme aralığı 1 saati bile bulmuyordu. Internetten biraz araştırma yaptım; Gazı olan çocuk sakinleşmek için emmek istermiş, emdikçe de gazı daha da artarmış. Kısır döngü yani. Bizim bebeğin gazı yok zannediyordum. O yüzden emdikten sonra gaz çıkarmadan hemen uyutuyordum. Sonra bir deneyeyim dedim. Meğerse emdikten sonra gerinme zannettiğim şey gaz sancısıymış. Önce inceden gık sonraki denemelerde gak diye çıktı gazı. Müthiş rahatladı tabii . Şimdi uyuma süreleri uzadı. Daha huzurlu ve derin uyuyabiliyor meleğim.

23 Eylül:
* Bugün kızımın göbeği düştü. Ohh rahatladık.  Güzel bir banyo yaptık . Hastaneden geldikten sonra gün aşırı banyosunu yapmıştı kuzucum ama göbeği düşmediği için çok hızlı üstünkörü yıkıyorduk.  Bugün rahat bir banyo yaptı. Suyu sevdi sanırım sesi çıkmadı banyo yaparken.

* Bugün ilk kez bebişin tırnaklarını kestik. Allahım minicik biçimli güzel beyaz elleri ve çok narin parmakları var. Tırnakları da uzamış. Yüzünü çizmesinden çok korkuyordum. Doğduğu gün dikkatsizliğimiz yüzünden yüzünde hala geçmemiş bir yara izi var.  Bugün banyodan sonra giydirirken eşim ellerini tutmuştu yüzünü çizmesin diye. Başta baya direnmiş yavru kuşum sonra gücünün yetmeyecegini anlayınca pes etmiş, bırakmış kendini yavrucum. Bir daha ellerini tutmak zorunda kalmayalım diye hemen tırnaklarını kesmeye karar verdik. Derin uykuda iken incecik parmaklarını tuttum. Eşim de kesti. İncecikten çıt çıt diye ses geldi. İncecik saç teli gibi idi kesilen tırnakları.

24 Eylül:

Bugün Kurban Bayramı... Defne Ferah bu gece rahat uyudu. Emme araları en az 2 saatti . Böylece geceleyin ben de rahat uyudum, rüyalar gördüm. Gayet iyi dinlendim. Ama gündüz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu notu yazarken akşam saat 12' ye geliyor ve Defne Ferah Hanım neredeyse 12 den beri yani 12 saattir emiyor. Arada uykuya dalıyor yatağına koyduktan 5 dakika sonra uyanıyor basıyor çığlığı gören saatlerdir aç kalmış sanır... Gazını da çıkarıyorum altı da temiz, gezdiriyorum sessiz ortam, gürültülü ortam, tv karşısı, kucak her türlü yolu deniyorum bi türlü dalamıyor uykuya bugün... Ciddi ciddi emzik vermeyi düşündüm bugün hatta verdim ama çok vicdan azabı çektim geri çıkardım tekrar emzirmeye başladım.

Ayrıca 12 saatlik son emzirme maratonundan sonra sinirlerim de çok bozuldu dokunsalar ağlayacağım o denli karamsarım. Internette araştırma yaptım herkez emzik öneriyor ama ben emzik hiç sevmiyorum bakalım ins mecbur kalmam.

Dediğim gibi 12 saattir emiyor. Az önce altını değiştirdim.. Ağlamaktan helak oldu artık sırtına filan baktım bir şey mi batıyor diye memeyi verdigim anda sustu. Napacağımı hiç bilmiyorum. :(

Bir de saatlerdir emmesinden dolayı göğsüm haşat oldu. Her memeyi verişte acıdan gözümden yaş geliyor.

25 Eylül:
Dün çok yorucu bir gündü.  Nerdeyse 12 saat boyunca Defne Ferah emmişti . Bebişin aç olduğunu düşündüğümden geldikçe gittikçe kavurma yedim. Annem ne ye derse yedim.  Kayısı kompostosu içtim. Bugün Defne Ferah çok kısa bir şekilde emdi ve hemen ardından hep uyudu çok sakindi. Hatta şu anda bu sakinlik beni korkutuyor.

27 Eylül:
Bu gece inanılmaz bir şekilde çok rahat uyudu kuzucum. Gece 12 de uyudu 4 te kalktı 5 te uyudu 8 30 da uyandı. Gündüzleyin ise her zamanki gibi sürekli emmek istedi. Dün ilk kez ağlamadan ve emmeden 45 dakika durabildi. Büyük gelişme. Bugün de yaklaşık yarım saat evde oynadık durabildi.

Ve beklenen son bugün geldi. Sol göğsüm derin bir sekilde yarıldı. Zaten gögüslerimin her ikiside sürekli sızlıyor. Ama bu sefer sol göğsüm baya kesilmiş gibi yarılmış. Sabah son kez emzirdikten sonra sebamet sürdüm ve o göğsümü iptal ettim. Bu sefer de sürekli sağ göğüs üzerine odaklandım, umarım bari ona bir şey olmaz.

28 Eylül:
Bugün 2 haftalık olduk. Artık üstten rahatça gaz çıkarabiliyor. Defne Ferah 5-10 dak ağlamadan durabiliyor.  Bu gece hep emdi ve sabahtan beri emiyor. Az önce ebe arayıp kimlik no istedi. Sadece kimlik nosunu verinceye kadar katılırcasına ağladı. Gören  daha 5 dak önce emmiş değil de 5-10 saattir aç bir bebek sanır. Yoruldum. Emerken uyuyor ama derin uykuya bir türlü dalamıyor.

Günler gelip geçiyor. Güneş doğuyor güneş batıyor. Bugün yagmur yağdı İstanbula. Bense yatağın kenarına oturmuş  dışarıyı izliyorum. Kucağımda Defne Ferah... Sadece emziriyorum. Aralıksız sürekli emmek istiyor Defne Ferah. Hiçbir işimi yapamıyorum banyo yapmam lazım ama bir 10 dakika bile müsade etmiyor ki... Sinirlerim harap, göğsüm yarılmış, belim kopuyor, saçım başım dağılmış gözlerimin altında mor halkalar,  günlerdir yemeğimi bile bir yandan emzirirken yiyorum.

Biliyorum annelik zor iş. Bugünler de geçecek.  Yeter ki sağlıkla büyüsün Defnecik...

24 Eylül 2015 Perşembe

DEFNE FERAH'LA 1. HAFTA...

Canım, kızım, Defne Ferahcım... İyi ki doğdun. Rabbim seni bana hediye etti,  hayatımın en değerli hediyesisin, çok şükür...


Defne Ferah'la bir haftayı geride bıraktık. Bu hafta durup durup kuzucuğumu seyrediyorum. Ellerini ayacıklarını kaşını gözünü hayretle inceliyorum. Rabbim herşeyini yerli yerinde mükemmel yaratmış, nasıl da güzel yaratmış.

Durup durup Allaha şükrediyorum. 

Bazen inanamıyorum varlığına, kalkıyorum  koltuktan, beşiğin yanına tekrar tekrar gidiyorum, bakıyorum bakıyorum ama bir türlü inanamıyorum.

İlk haftamız ikimiz için de zorlu bir süreçti. Defnecik hayata alışmaya çalışırken ben de ameliyat ağrılarımın geçmesi ve yeni hayat düzenime alışmaya çalışma çabalamalarımla geçti.

Uyku düzeni  benim için en çok değişen şey oldu. Çünkü Defnecik sürekli emmek istiyor, bazen yarım saatte bir bazen emdikten 15 dakika sonra. Olur da ara iki saati bulursa biraz dinlenebiliyorum.  Ben bu durumu sütümün olmamasına bağladım. Ama emdikçe süt gelirmiş nitekim öyle oldu. Sütüm zamanla çoğaldı.

Defne Hanım acıktığında ellerini yemege çalışıyor.(Ne zaman acıkacağı da hiç belli değil. Bazen emdikten 15 dakika sonra yine acıkıyor.) Sonra da basıyor çığlığı ve ne yaparsan yap susmuyor. Hiç bir şeyle oyalanmıyor. Ne zaman memeyi verirsem anında susuyor. Bazen 1 saat boyunca emiyor. Mümkün değil bırakmıyor memeyi.

Yeme düzenim de çok değişti. Sütü artırdığı söylenen meyve suları lohusa şerbeti tatlılar bisküviler yani kilo yapıcı herşey girdi
 hayatıma. Çok sevdiğim çay ise hayatımdan tamamen çıktı. Çayın hayatımdan çıkması uykusuzluk da birleşince ile başağrısı geldi. Zamanla bünyemin alışacağını düşünüyorum.

Ïlk günler yataktan kalkmak bir işkence idi. ( malum sezaryen) Yatarken nefes almakta güçlük çektiğim de oldu. Ama gün geçtikçe daha iyi oluyorum.

İlk bir hafta günler gecelere karıştı. Nasıl geçti bu bir hafta... Özetle Defne Ferah'ı emzirmek, Defneyi uyutmaya çalışmak ve ameliyat etkilerini bertaraf etmeye çalışarak geçti.

Özetle hayatımın merkezine Defne Ferah oturdu. Gecem gündüzüm oldu. Bebek büyütmek zor iş.  Onun bir gülümsemesi ise herşeye değer.

3 Eylül 2015 Perşembe

KURU BÖRÜLCE YEMEĞİ...

38+4 deyim. Bilmeyenler için; hamilelikte 39. haftadayım yani. Mecburî izinliyim, okula gitmiyorum. Hep evde takılıyorum. Tam ev hanımı modundayım. Eşimi işe yolluyor, temizlik yapıp çamaşır asıyorum sonrasında yemek yapıyorum.

Resmen dönüşüm geçirdim. Bu aralar bloglarda millet nasıl domates sosu, kışlık menemenlik, turşu yapıyor onları araştırıyorum. Şimdiye dek hiç aklıma gelmeyen şeyler...

Evvelki gün yoğurt bile mayaladım. Yoğurdumu günlük süt ve marketlerde satılan hazır maya ile yaptım; iğrenç oldu. Jöle gibi uzuyor yoğurdum.  Bugün közlenmiş patlıcanlarıma karıştırdım, arada farkedilmez zannettim. Olan canım mis gibi közlenmiş patlıcanlarıma oldu... Bana da tecrübe oldu. Yoğurt yapma denemelerine başka sütlerle ve başka mayalarla devam edicem tabii ki.

2 Eylül 2015 Çarşamba

SÜTLAÇ...


Bu sıcak ve nemli havalarda soğuk soğuk bana çok  iyi gelen bir tatlı; sütlaç...  


Hem de yapılışı çok basit...

Pirinç unu nişasta kullanmadım.  Bu haliyle de gayet ferah ve lezzetli oldu. 

1 litre süt
2 çay bardağı pirinç
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya

Önce pirincimizi güzelce yıkayıp üzerini geçecek kadar su ekleyip bir güzel haşlıyoruz. Ara ara kontrol edelim ki dibi tutmasın. Pirinç haşlanmalı ve suyunu da çekmiş olmalı. Ardından sütümüzü ekleyip 10 dakika kadar daha haşlıyoruz. Son olarak da şeker ve vaniyayı atıp tenceremizi son defa karıştırıp ocağın altını kapatıyoruz. Kaplarımıza servis edip sütlaçlarımız ılıklaştıktan sonra buzdolabına kaldırıyoruz. 

Bir gece dolapta dinlendirip ertesi gün tarçın serperek servis yapıyoruz.

Ben servis kabı olarak toprak güveç kapları kullandım. Sütlaç yerken kaşığın güvece çarparken çıkardığı o sesleri seviyorum bir de daha güzel duruyor bence.

Afiyet olsun...