31 Temmuz 2015 Cuma

SON HAZIRLIKLAR...

Bebişin ve benim eksiklerimizin çoğu tamamlandı. Son olarak;

*En küçük boy bebek bezi
*Bebe yağı
*Ped
*Bebek eşyalarını yıkamak için granül sabun
*Bebek cildine uyumlu yumuşatıcı
*Depend denilen tek kullanımlık emici külot
*İç çamaşırı
 aldım.

Depend  sanırım yaşlıların alt kaçırma sorunu için tasarlanmış.  Depend denilen şeyi de yine bu forumlarda okumuştum. Lohusalara tavsiye ediliyordu. Pratik bir şey gibi.

Artık deterjanı da aldığıma göre bebeğin kıyafetlerini nevresimini tenine değebilecek herşeyi ve yeni aldığım lohusa geceliklerini yıkadım.

Hepsini ütüledim. Bu iş baya vaktimi aldı.

Pijamalarımın boyu ölçüsünü alıp terziye yolladım.

Hastane çantası için forumları okudum, plan yaptım.

Bebeğin takımlarını oluşturdum, poşetledim. Bebek bezi , benim kişisel eşyalarım hepsini ayrı ayrı rahat bulacağım şekilde ve valizde çok dağılmayacak şekilde poşetledim.

Bazı eksikler var onları da zamanla eklerim.

Artık hastane vakti gelince poşetler çantaya yerleştirilecekler.

Zihnen baya rahatladım.

Bebişin ve benim eksiklerimden alınması gereken
* Küvet
* Bebek şampuanı
* Korse
* Terlik
* Eşe dosta dağıtmak için çikolata
kaldı.

Artık daha rahatım. Bebeğin yediği helal giydiği harammış.  Herkez sakın fazla birşey alma diyor ama bana da sanki  çok eksik var gibi görünüyor. Hastane çantasını hazırladıktan sonra geriye giyecek pek bişey kalmadı. Acaba biraz daha mı alsam???  Bakalım...

28 Temmuz 2015 Salı

EMİNÖNÜ...

Bir arkadaşım kızını 34 haftalıkken doğurduğunu söylemesiyle beni bir panikleme aldı. Çünkü 34 haftalık hamileyim ve doğuma  maddi ve manevi hazır değilim.. Artık acele etmem lazım. Öncelikle internetten eksiklerimi araştırdım, sonra evime yakın bir avm gezdim . Sonuç olarak şunu gördüm; Eminönü Havuzlu Han ile avm arasında müthiş fark var. Örnek vermek gerekirse Havuzlu Han da 35 - 40 TL ( pazarlık olmadan ) ye satılan ürünün aynısını avm de 70 TL ye satıldığını gördüm. Yine 3 tanesini 10 TL ye aldığım ürünün (farkı ürünün üzerinde  etiketi var) 2 tanesi 30 küsür TL ye satıldığı gördüm.

İstanbul'un nimetlerinden faydalanayım dedim bugün üşenmedim bir kez daha Eminönü' ne gittim.

Eminönü'nde dükkanları gezdim ve en son yine Havuzlu Han'dan ve civar dükkanlardan eksiklerimi tamamladım. Bundan sonra da bebiş büyüdükçe muntazaman buraya gelmeyi düşünüyorum.

Lohusalar için altlı üstlü pijama  40 TL

Gecelik 50 TL

Sabahlik 30 TL

3 parça pijama takım 80 TL

 Hastane çantası 40 TL

Omuz mendili 3 adet 10 TL


Bunların dışında emzirme sütyeni aldım 2 adet 20 TL 

Yalnız Eminönü'nde kötü bir uygulama var o da pijamaları alırken denemenize izin vermiyorlar hatta Havuzlu Han'daki dükkanda ayna bile yok  böyle davranmalarında bir mantık bulamadım eve gelinceye kadar içim cız etti inş 200 TL çöpe gitmez dedim. Çok şükür hepsi de tam uydu.

Havuzlu Han'da o kadar güzel şeyler var ki bebekler için... Kendimi tuttum yeni birşeyler almadım bebiş için. Ara ara gelir ihtiyacı oldukça alırım dedim . Bir de dönüşte balık ekmek çok güzel koktu bu bunaltıcı sıcakta püfür püfür esen bir yer buldum afiyetle balığımı yedim 2 bardak da buz gibi limonata...ohhh ... Süper bir gündü...


25 Temmuz 2015 Cumartesi

BEBİŞE HAZIRLIK 2 ... (4)

Bugün yine Eminönü'ne Havuzlu Han'a gittim.  Eksiklerimi tamamlamaya çalıştım. Kârlı bir alışveriş olduğunu düşünüyorum çünkü  online alışveriş sitelerine göre pek çok ürünü çok uygun fiyata almışım. Mesela günlük kullanım  için alttan çıtçıtlı uzun kollu bodyler ve  patikli alt takımlar aldım. Bu bodyler başka yerlerde tanesi 10 TL den satılıyor. Havuzlu Han'da  ise 3 tanesi 10 TL ye buldum. %100 Pamuk ve diğer pahalı ürünler kadar kaliteli. 

uzun kollu alttan çıtçıtlı body 3 tanesi 10 TL
 patikli alt takım 3 tanesi 10 TL


altlı üstlü 2'li takım 10 TL

Başlıklı keseli havlu 20 TL


Battaniye 32 TL

penye  örtü  16,5 TL


Park yatak için uyku seti 105 TL



10 parçalı hastane çıkışı 45 TL

Bebek emzirme örtüsü 11 TL


sadece pamuk ve saf sudan oluşan yenidoğan ıslak mendil 3 lü paket 12 TL



Küvet filesi 8,5 TL



23 Temmuz 2015 Perşembe

HAVUZLU HAN, EMİNÖNÜ... (3)

Eminönü'nde Havuzlu Han diye bir yer varmış: bebek eşyaları satan bir yer... Hemen Mısır Çarşısına çok yakın bir han, 4-5 katlı. Hem marka ürünler hem de pazar malı  her keseye uygun ürün var. Bebeğe ve hamile hanımlara dair her türlü  ihtiyaca cevap veriyor.

Havuzlu Han' dan bebiş için günlük kıyafetler aldım. Böylece yavaş yavaş eksiklerimiz tamamlanıyor.
Bakalım şimdilik  nelerimiz var...

4 adet kısa kollu çıtçıtlı body
Alttan çıtçıtlı kısa kollu body havuzlu handa 3 tanesi 10 TL.

4 adet patikli alt takım
Patikli alt takım havuzlu handa 3 tanesi 10 TL

3 adet zıbın
Zıbın havuzlu handa 3 tanesi 5TL


ağız bezleri
Mermerşahi bebek ağız bezi 12 tanesi 10 TL
Penye  bebek ağız bezi  6 adet 5 TL

tırnak makası 4 TL ya da 5 TL

Bebek burun açma aparatı 15 TL

göğüs pedi  10 TL idi  e-bebekte 6 TL

Bir de göğüs ucu kremi aldım 35 TL  e-bebekte 30 TL

 Birkaç ürünü Havuzlu Han'da piyasadan biraz fazla fiyata almışım -gözümden kaçmış-  ama toplamda baya kârlı bir alışveriş oldu.

Aşağıdakiler de çeşitli dükkanlardan uygun fiyata bulduğum ürünler...

3'lü çorap 3,5 TL


Termometre 4 TL

 Pişik kremi 22,5 TL

Bebek alt bakım örtüsü 10 TL

Penye battaniye 16 TL


2 adet altlı üstlü takımımız var.

4 adet şapkamız var.

2 adet eldivenimiz var.

yelek ince olan 4 TL kalın olan 4,5 TL

4 adet tulumumuz var.

Bir de alt açma setimiz var. Şimdilik bu kadar. Eksikleri tamamlamaya devam...








BEBİŞE HAZIRLIK... (2)

Hamilelikte 34. Haftama yaklaştım. Artık bebiş için alışveriş vakti geldi. -Hatta biraz geç bile kaldım- İlk acemiliğimi kuzenimin ikizlerine hediye almak için girdiğim Başakşehir Aziz Bebe ile atmıştım. Bazı ürünler %50 indirimli idi. İkizlere 2 takım nevresim benim bebişe ise 3 tulum bir de alt açma seti almıştım ve burada paylaşmıştım. İşte o zaman o mağazada bebek eşyalarının çoğunu ömrümde ilk kez görmüştüm. Ben ömrümde hiç bebek mağazası gezmedim ki... Anaç bir insan olduğum da söylenemez. Bebeklerle de aram pek iyi olmadığından bebek için ne alınır bebek ne giyer ne içer hiç bilmem. Acayip cahilim bu konuda.

Biraz fikir edinmek hem de fiyat araştırması yapmak için önce Forum İstanbul ve Mall of İstanbul'daki bebek mağazalarını gezdim. Bir yandan da online alışveriş sitelerine göz attım.

Tecrübeli annelerin de bildiği gibi o kadar güzel şeyler var ki hem de kız bebekler için.  Mağazaları dolaşırken hep sevgili Eylemin (kardeşimin eşi) sesi kulaklarımdaydı. Alışverişe çıktığında kendini kaybetme, çılgınlar gibi alışveriş yapma. Sadece gereklileri al. Birincisi zaten o kıyafetlerin çoğunu giyemeden bebek büyüyor. İkincisi zamana yay vakti gelince yavaş yavaş bebeğinle beraber alırsın. Gerçekten de bilinçli alışveriş yaptığımı düşünüyorum (şimdilik)  Ayrıca en önemli sebebim ise evimde fazla eşyaya yer yok. Bebişimin odası yok ona kıyafetleri ve eşyaları için ayırabileceğim tek yer ise 8 gözlü şifonyerimin boşalttığım 4 gözü. Alacağım tüm eşyalar oraya sığmak zorunda -maalesef-

Asıl en gerekli şeyler için internete başvurdum.Aman allahım o da ne. Bir ihtiyaç listesi hazırlamışlar ki yenidoğan ihtiyaç listesinde  dişlik bile var. Yok sterilizasyon kabı, yok buhar sağlayıcı, yok bebek maması, reflü yastığı, biberon, süt sağma makinesi.... Daha doğmamış çocuk için daha şimdiden dişlik almanın ne gibi bir mantığı var. Ya da süt sağma makinesini ihtiyaç hissetmedikten sonra niye alayım ki...

Ben de en çok gerekliler listesi yapmaya karar verdim. İnternette paylaşılan hazır listelere değil de blog annelerine ve forumlara bir göz gezdirdim. Orada da şöyle bir sorun çıktı. Kimisi 14 zıbın gerekli derken kimisi ben hiç zıbın kullanmadım diyor. Kimisi 8 adet battaniye gerek derken kimisi sadece 1 tane yeterli diyor. Her kafadan farklı bir ses çıkıyor. En son biri doğmamış bebeğinin dolabını paylaşmış; çocuğun şimdiden 30 çift ayakkabısı vardı. Ay o dolabı görünce bana hafakanlar bastı, yeter be dedim forumları da okumaktan vazgeçtim.

SONUÇ: Kafam hala çok karışık...

Alışverişe bebişin yatağı ile başlayalım dedik. İlk gördüğümde sırf naylon diye yüzüne bakmadığım park yataklar eş dost tarafından tavsiye edilince ve avantajları ağır  basınca bebişe yatak tercihimiz park yatak yönünde oldu. Online alişveris siteleri incelendi, avmler dolaşıldı  Ayrıca İstoç ve Eminönü de ihmal etmedik.

Son olarak dün Mall of İstanbul ve sonrasında Depositeye gittik. Depositede Civil Mağazası var ve bazı ürünler ciddi indirimde. Oradaki  park yataklardan birini seçelim dedik. Ben biraz yoruldum ve soluklanmak istedim orada bir bankta biraz oturduk. Hangisini alalım diye konuşurken eşim  -Bir internet sitesini çok beğenmiş- o dükkana da gidelim mi dedi. saat de 17 olmuştu ve internette bahsedilen o dükkan 18:30 da kapanıyormuş.  Dükkanın yeri de  Sultangazide, daha önce hiç gitmediğimiz bir yer.

Ben de iyi bir de orayı görelim, içimiz rahat etsin dedim. Acilen kapanmadan yetişmek için hızlıca çıktık, dükkanı bulduk.  Bu arada ilgilenenler için dükkanın ismi Ayhan Çocuk . Dükkanın sahibi hem enerjik hem işini sahiplenen bir genç idi. Aynı zamanda çok profesyoneldi. Ürünlerinin videosunu çekip internete koymuş. Ayrıca sitesinde tüm malların fiyatları var.  Orada ilk gördüğüm yatak içime çok sindi . Nasip kısmet bu dükkana imiş işte.

Uzun araştırmalar sonucu yatağı Prego 8024 aldık.  Park yatak  çok hafif, rahat kuruluyor, odadan odaya taşınabiliyor. Ayrıca diğerlerine göre kumaşı daha kaliteli duruyor. Şekli duruşu kumaşı içime sindiği için bu ürünü tercih ettim. Şimdilik çok  memnunum.  Şimdiden kurduk ki biraz havalansın Bir kaç gün sonra yeniden kaldıracağım. Zaten 2 dakikada sökülüp yeniden kurulabiliyor.

Prego 8024 

Gitmişken bebek arabalarına da baktık. Eşim günlerdir araştırıyordu.

Tercihimizi Casual Cadillac Travel System'den yana kullandık.


Bu arabayı tercih etmemizin nedenleri;
* Sürüşü çok rahat. Tek elimle bile kullanabildim.
* Oldukça hafif bir araba
* Hantal bir görüntüsü yok.
* Katlandığı zaman az yer kaplıyor.
* Puseti araba koltuğu olarak kullanılabiliyor. Oto koltuğu sertifikası var.
* Puset diğer markaların pusetlerine göre daha hafif. 
* Arabaya sökülüp takılması çok kolay. 
* Aynı zamanda puseti yere koyduğumuzda sallanabilme özelliği var.
* Puset bebeğin anatomik yapısına uygun yapılmış; bel koruması için bel yastığı ve baş desteği var. 
* İtme sapını kademeli olarak indirebiliyorsunuz (bebekle direk iletişim kurma açısından iyi bir özellik)
* Arabanın altında sepeti var.
* Tek ayakla fren yapılabiliyor.
* Tekerlekler çok rahat çıkabiliyor.
* Ön tekerlekleri sabit yöne ayarlanabiliyor. 


* Oturma ünitesi her iki yöne de dönebilir.
* 3 kademeli oturuş pozisyonu var.
* Ayak koyma yeri 3 farklı şekilde ayarlanabiliyor.
* Öndeki bar çok rahat çıkarılıp takılabiliyor ve üstündeki kumaş fermuarlı yani yıkanabilir.
* Arabayı kullanırken itme sapını istediğin gibi kıvırabiliyorsun.
* Yağmurluk var.
* Alt sepeti var.
* Tek ayakla fren yapabiliyorsunuz.
* Tekerlekleri sabitleyebiliyorsunuz.
* Katlamak çok basit 
* Tüm kumaş malzeme çıkabiliyor ve yıkanabiliyor.
* Ayak üşütmemek için bir aparatı var.


* Tamamen yatar duruma getirilebiliyor. ( portbebe özelliği)


* Koltukla birlikte katlanabiliyor ve az yer kaplıyor.
* Kurulumu ve demontesi çok kolay.
* 2 yil garantili

Bebek arabasını şu anki piyasa fiyatının çok altına 850 TL ye aldık. 

Casuel Cadillac Travel System  850 TL

Prego 8024 park yatak 350 TL

Viscon bebek yatağı 100TL

Sünger yatak dükkanın hediyesi

Toplam 1300 TL


14 Temmuz 2015 Salı

BAYRAM TEMİZLİĞİ...

TOKİ KAYAŞEHİRDE OTURMAK...

İstanbul'da Tokinin yapmış olduğu brütte 85m2 nette 60-63 m2 2+1 evde oturuyorum. Evim çok küçük. Allah'a çok şükür başımı sokacak bir evim var,kirada değilim, İstanbul'da çok daha küçük evlerde çoluk çocuğuyla yaşayanlar var biliyorum, nankörlük olmasın ama evin küçüklüğünden ötürü ruhum çok daralıyordu.

Bekar yaşarken rahat rahat yaşıyordum, sorun yoktu, evim tertemizdi. Bu arada evimin temiz olması benim için çok önemli. Hiç bir zaman dağınık pasaklı bir insan olmadım. Ayrıca muhit olarak evim çok güzel bir konumdaydı. Bir tane odam boştaydı tüm ıvır zıvırımı  ortalıkta görmek istemediğim her şeyi oraya koyuyordum. Bir de Mardin'e tayin olup gidince orada da yayla gibi evde oturmaya alışınca İstanbul'a döndüğümde  Kayaşehirde 65 m2 evim bana kümes gibi geldi. Aynı zamanda dar gelir grubundan aldığım bu evde pek çok eksiklik vardı.20 000 tl peşinatla girdiğim ayda 480 tl ödeyerek aldığım bu evin iç malzemeleri de doğal olarak standartların çok altındaydı. Kapılar, camlar, mutfak dolapları, banyo, fayanslar en kalitesiz malzeme ile yapılmıştı.  Bir de üstüne ben mardindeyken 2 yıl kiracı oturmuştu ( herkesin temizlik anlayışı çok farklı) ev çok pis kullanılmıştı. Evin her yanı yağ bağlamıştı. Geçen baharı hiç hatırlamıyorum . Şubat tatilinde eş durumundan  İstanbul'a geldim bir yandan okul bir yandan evin boyası badanası temizliği bir yandan eşya alma derken geçen baharı hiç hatırlamıyorum. Tek hatırladığım şey ise okuldan eve gelip evi temizlemeye çalıştığım. 

Hayatımda hiç iz bırakmadan sadece temizlik yaparak böyle bir bahar geçti inanamıyorum ve çok üzülüyorum.

Geçen yıl Şubat ayında eş durumundan istanbuluma geri gelip bu eve yerleştiğimde ve bir baharımı sadece bu evi temizlemeye çalıştıktan sonra tek düşündüğüm şey bu evin adam edilemeyeceği en kısa zamanda bu evden kurtulmam gerektiği idi. Sürekli başka güzel ferah bir eve taşınma hayalleri kuruyordum. Evimden malesef çok nefret ediyordum. Yeni evliyim eşyalarım yeniydi  ama yok nefret ediyordum  bu evden. Hatta bir ara keşke  kura bana hiç çıkmasaydı diye bile düşünmeye başlamıştım. Böylece kira öderdim ama temiz düzgün bir evde yaşardım . Bir müddet sonra depresyona girdim. Ne temizlik yapmak ne kıpırdamak... hiçbir şey yapmak gelmiyordu içimden. (bu arada çok titiz bir insanım hatta temizlik hususunda takıntılı -obsessive kompulsive  bozukluk-  olmama ramak kaldı diyebilirim ) . 

En büyük sorunum ise evden gitmek bilmeyen lağım kokusuydu. Ne kadar temizlik yaparsam yapayım bir kaç saat sonra başlayan arkadan arkaya inceden gelen zaman zaman şiddetlenen bir lağım kokusu. Uzun uğraşlar ve araştırmalar sonucu kokunun kaynağını tespit ettik. Bizim banyo yapılırken es borusu yapılması unutulmuş meğerse  oradan geliyormuş koku ben de giderin üstüne bir taş koyuyordum ama koku yine de bitmiyordu  bu yüzden üst kattan klozetten sızıntı olduğunu falan düşünüyordum. 

Bir gün yine evde daralmışken ( Bu arada  dertlerimden hiç bahsetmediğimden kocam neden daraldığımı sinirlendiğimi nefes alamadığımı boğulur gibi olduğumu hiç anlamıyordu)  kendimi dışarı attım saatlerce yürüdüm ağlamaktan gözlerim şişti. Hamileliğim de etksi ile biraz daha fazla tepkisel davranmaya başlamıştım kokular artık daha fazla beni rahatsız ediyordu zaten sürekli içim bulanıyordu ve evdeki lağım kokusundan daha da çok kusasım geliyordu. Artık kocama belli etmeden sessizce çilemi çekemiyordum. 

Sonra bir gün daralmaktan uyuyamadım kalktım bloga dertlerimi yazdım.( hep taslak halinde kaldı) evimi hiç sevmediğimi falan yazdım .Bu evi neden sevemediğimi maddeler halinde getirdim,yazarken insan daha iyi düşünüyor.

* Evim ne yapsam da kokuyor.

* Mutfağımda böcek var ve ne yapsam da gitmiyorlar. Yani dolap açmaya yalın ayak yürümeye korkar olmuştum. Dolaptan bir kase alacağım mesela tezgaha pat diye bir böcek düşüyordu. Gündüz vakti bile tavanlarda böcek yürüyordu. Her akşam uykumdan uyanıp böcek operasyonu yapıyordum günde 10-15 böcek öldürüyordum ama bunların soyları tükenmek bilmiyordu. Mutfağımdan aşırı derecede iğreniyordum . Dediğim gibi standartların çok üstünde titiz bir insanım ve böyle imtihan olmak çok kötüydü. 

* Evim küçüktü sığmıyordum. Her şey üstüste idi. Birazcık rahat davranma ile evden her yandan eşya fışkırıyordu. Mutfağıma sığmıyordum, giysi dolabım  yetersizdi, ayakkabılarımı koyacak yer bulamıyordum.

* Hiç bitmeyen bir gürültü problemim vardı. Toki ana yol üzerine binaları dikmiş. Benim ev bir de yokuş üzeri. Hafriyat kamyonlarının gürültüsü bitmek bilmiyordu. 

İşte oturup beni rahatsız eden şeyleri madde madde bloğa yazdım ama yayınlamadım. Her daraldığımda gece kalkıp böcek operasyonundan sonra bilgisayarımı açıp taslakta yazdığım maddelerime bakıyordum beni bugün sinirlendiren şeyin ne olduğunu düşünüyordum. Aslında yeni eklenecek madde yoktu . Hep aynı şeylerden daralıyordum ve çözümün olmadığını düşünüyodum taşınma yeni eve geçme hayalleri kuruyordum.

Bir pazar günü  yine heyheylerim geldi, boğulur gibi oldum, ruhum daraldı yine ...Eşime belli etmemek için ben biraz dolaşıcam deyip dışarı attım kendimi.  Saatlerce yürüdüm gözleri şişti ağlamaktan. Eve geldiğimde ( tabii ki eşim anlamıştı bir sorun olduğunu) neden  ağladığımı bu sefer geçiştirmedi nedenini  sordu benim de hep klasik hamilelik hormanlarım depreşti cevabımı kabul etmedi tam olarak neden böyle olduğumu üsteledi. Ben de çözüldüm anlattım da anlattım böceklerden çok tiksindiğimi kokudan nefret ettiğimi bu evi ateşe vermeyi bile ( tövbe tövbe ) düşündüğümü söyledim. 

Eşim de o zaman tamam ev bakalım taşınalım neden bu kadar dert ettin ki dedi ve böylece ev bakmaya başladık. o an taşınma fikri bile beni çok aşırı derecede rahatlattı.

Bu arada annemler ziyaretimize gelmişti ve Allah razı olsun annem bu banyo yapılacak dedi,ısrar etti  ve o hafta sonu eve ustalar geldi banyoyu yıkıp es borusu taktılar. Aman Allahım koku tamamen geçti.  Ama ben bir müddet sonra yeniden başlayacağını bu kadar kolay bir çözüm olabileceğine ihtimal vermiyordum. Bir müddet bekledim yok koku başlamadı.  Bu kadar basit bir çözümü olan bir sorun için bir yıldır bu kokuyu çektiğim için çok hayıflandım. 

Ev arama çalışmalarımız devam etti bu sırada . İstanbul'da yaşayanlar bilir. Adam gibi düzgün 3+1 evlerin fiyatları 600.000 TL den başlıyor. Üstelik arsadan girme haliyle. Önce bunları değerlendirdik. Öğretmen olduğumuzdan ve 600.000 bir öğretmen için çok yüksek bir rakam olduğu için ve  en az 10 yıl borç ödemek zorunda kalacağım için ve de 50 yaşımda hala borçlu yaşamak istemediğim için bu evleri bir müddet sonra eledik. Bu sefer Kayaşehir Tokiden 3+1 evlere bakmaya başladık.  Tokiden alacağım eve yapacağım tadilatları eşime anlatınca eşim tepki gösterdi hem dünya kadar para verip yeni ev alacağım hem de bir de 80 000 -100 000 tl arası tadilat parası mı ödeyeceğim dedi mantıklı olarak ve çok haklıydı. Ama yeni eve girdiğimde yine benim istediğim olmayacaktı ki. Kapılar yine berbat kapılar mutfakta yine iğrenç mutfak dolapları vs... Ben istiyordum ki eve gireyim kapıları, camları, parkeleri, fayansları,mutfağı, banyoyu toptan değiştireyim. Hadi neyse bunu da sonunda eşime kabul ettirdim. Tamam yeni bir ev alalım sen de dilediğin gibi tadilat yap ondan sonra taşınalım dedi.

Ev aramalarımız sonuç vermedi. Hiçbir ev içime sinmedi. Toki de yaşamak istemiyordum yaşamak istediğim sitelere ise bütçem yetmiyordu. ( Daha doğrusu istesem alabilirdim ama 10 yıl kendimi borç harca bağlamak istemedim. 40 yaşındayım ilk bebeğime hamileyim mutlu mesut ferah bir şekilde yaşamak istiyorum kendimi sıkmak istemiyorum)  Tokiden ev alırsam aynı sorunlarımı yaşayacağımı ruhumun o evlerde yine daralacağını düşünmeye başladım. bu sefer taşınma fikri de beni bunaltmaya başladı.

Yoğun hesap kitap işleri banka faizlerinin durumu emlakçılarla görüşme evleri görmeye gitme derken bir an geldi... Bir eve gidip baktık ve resmen bir ışık çaktı beynimde ... Aslında  yaşadığım sorunlar ortadan kalksa şimdi yaşadığım evimde ne kadar mutlu olacağımı düşündüm. Tabii bunda en büyük faktör banyodan eve yayılan kokunun sona ermesi artık eve geldiğimde evimin lağım değil mis gibi temizlik kokmaya başlaması ve sorunlarımın aslında basit bir şekilde halledilebileceği fikrinin bende gelişmesiydi.

Bir akşam eşim bilgisayar başında satılık ev ilanlarını incelerken içim çok rahat bir şekilde bu evde yaşamak istediğimi hiçbir evin içime sinmediğini bu evimizi adam etmek istediğimi söyledim. Eşim gülümsedi. Çünkü o da bu evi çok seviyor sırf ben istediğim için taşınmak istiyordu.

Böylece yeni bir döneme girdik.Öncelikle evde neler yapmak istediğimi tek tek belirledim, maddeler halinde sıkıntılarımı yazdım. Sonra eşim de kendi listesini getirdi. Tüm maddeler üzerinde tek tek durduk. Neleri değiştirebiliriz neleri değiştiremeyiz tespit ettik ve  bir bütçe çıkardık. 

Vira bismillah deyip işlere başladık. 


BAYRAM TEMİZLİĞİ...

Seminer döneminin bitmesi ile yaz temizliğine başladım. Öğretmen olmayanlar için açıklama: Okullar kapandıktan sonra 2 hafta boyunca öğretmenlerin seminer dönemi başlar. 28 Haziran Cuma itibari ile bizim de tatilimiz başlamış oldu.   Bu sene farklı olarak evimizde tadilat da oldu. Malum eylülde bebek geliyor evde değişiklikler yapmak lazım. Beklediğimden çok daha kapsamlı bir tadilat oldu. Ve çok daha dipten içime sinen bir temizlik yapmak durumunda kaldım. 

Böylece bu seneki yaz temizliği aynı zamanda bayram temizliği oldu.

Bakalım neler yapmışız...

*İlk aşama olarak evdeki tüm kıyafetler gözden geçirildi.

Dolaplar tamamen boşaltıldı. Bir gün giyerim deyip dolapta yer işgal eden eskiyen rengi kaçan modası geçen tüm kıyafetler ayrıldı. Kışlıklar kutulara kaldırıldı. Dolabın her yeri silindikten sonra kalanlar ütülü bir şekilde  yerlerine yerleştirildi.

*Kullanılmayan ayakkabılar- çantalar elden çıkarıldı.

*Kullanılmayan takılar, incik-boncuk , kemer, şal, aksesuar hepsi gitti.

*Kullanılmayan mutfak kap- kacakları, araç gereçleri, çizilmiş tavalar eskimiş tencereler hepsi atıldı.

 *Yer darlığından ötürü en sevdiğim başucu kitaplarım hariç koli koli kitaplarım evden gitti. ( İşte bu canımı çok acıttı. Küçük evde oturmak zorunda kaldığım için lanet etmemek için kendimi zor tuttum) Kitaplar okulumuzun kütüphanesine bağışlandı.

*Okul ders kitaplarımı ise okuldaki dolabıma götürdüm.

*Belki bir gün lazım olur diyerekten köşede bekleyip yer işgal eden (yorgan, nevresim, plastik eşyalar, kablo, kavanoz) gibi her türlü ıvır zıvır da gitti.

Bu aşamada evden poşet poşet eşya çıktı.

Ev baya boşaldı... İnşallah keşke demem ama ne yalan söyleyeyim çok ferahladım.

* Bekarken çok severek aldığım genç odamı (gardrop, kitaplık, şifonyer, çalışma masası ve çekyat) artık bizim evimize uymadığı ve o odayı  artık başka türlü değerlendirmek istediğimiz için bir arkadaşımıza verdik. Böylece bir odamız boşa çıktı.

* Mutfak dolaplarım baştan aşağı yenilendi. 


Böylece tokinin uyduruk dolaplarından kurtuldum. (Beğenip kullananlar lütfen kusuruma bakmasın ama ben nefret ediyordum o dolaplardan ... Çünkü evi teslim aldığım gün kiraya vermek zorunda kalmıştım. 2 yıl kiracı oturmuştu ve geri geldiğimde dolaplarım küflenmişti . Leş gibi kokuyordu. Çekmecelerin içlerine kadar yağ bağlamıştı.  Günlerce uğraşıdan sonra nihayet temizlemeyi başarmıştım  ama küf izleri ne yapsam da çıkmadı. Ayrıca başta o yağları gördüğüm için ne yapsam da bana artık psikolojik olarak  temiz gelmiyordu. Temizlediğimde  temizlendiğini hissedemiyordum Dolaplar ne yapsam da sanki hep yağlı hep pisti.

* Ekstra mutfak dolapları geldi.

Böylece mutfakta çok ferahladım.


* Tezgahım yenilendi.

Şimdiye dek hiçbir evin tezgahına dikkat etmemişimdir. Mutfağı yenileme sürecinde tezgahlar hakkında da bilgi sahibi oldum. Belenco white angel mutfak tezgahı aldım. Bir tezgahın beni bu kadar mutlu edeceğini bilmezdim. Sildiğimde parlıyor temiz görünüyor. Eski iğrenç tezgahtan da kurtulduğum için nasıl da mutluyum. Bir de eski mutfağı yapan ustalar tezgahı alçak yaptıkları için bulaşık makinemin tepesini çıkarmak zorunda kalmıştım. İğrenç bir görüntü oluşuyordu. Bundan da kurtuldum çok şükür. Ha bir de tezgahların bu kadar pahalı olduğunu hiç bilmiyordum. 1300 TL tutarı ile bu tezgah fiyatı benim hayatta  çok hayret ettiğim şeyler arasına girdi.

*Fortmantomuz yapıldı.



Bizim evin fortmanto olması gereken yer oldukça derin. İlk evlendiğimizde  biz de ne alsak diye bakarken o derinliğe uygun dolap bulamadığımızdan ve de bu geniş hacmi ziyan etmemek adına o kısma ikeadan 2 adet raf sistemi alıp önüne perde çekmiştik. Aslında perdeli fortmantomuz çok hoşuma gidiyordu. Zamanla burası doldu doldu  en nihayet artık taşmaya başladı. Biz de hem öğretmen hem marangoz olan arkadaşımızla konuştuk.  Çizimini biz yaptık  o da uyguladı. Böylece her bir köşesini iyi değerlendirdiğimiz bir gömme dolap oluştu. İçi de bir sürü şey aldı. 

*Banyo dolapları yapıldı.



Yine evlenirken biz biriktirici olmayacağız diyerekten eve dolap yapma fikrine sıcak bakmamıştık. Evet eşim ve ben eşyanın kölesi değiliz ama yine de her evin ihtiyacı şeyler oluyor ve maalesef 60 - 65 m2 ev biriktirici olmasak da bize yetmiyor. Mecburen  banyomuza yaptırdığımız şirin raflarımızı söküp yerine yine bizim çizdiğimiz banyo dolaplarımız geldi. Evin tüm  plastik eşyalarını temizlik ıvır zıvırını da buraya yerleştirdik.

* Cam balkonumuz yapıldı.


Yine evimizin küçüklüğü sebebiyle balkonu iyi değerlendirmek adına cam balkon yaptırdık. Aslında hiçbir zaman kapalı balkonlara sıcak bakmamışımdır. Hele balkona konan eşyalara çok sinir olurum. Eskimiş dolapların içinden  kullanılmayan çaydanlık, salamura yaprak kavanozları, turşu bidonları görünen o balkonlara uyarı yapılması için site yönetimine gitmeyi bile düşünürüm. Ama bizim balkonumuz öyle olmadı çok şükür.  İyi ki de yaptırdım bile diyorum. Bir kere evi hiç  karanlık yapmadı. Balkonum her daim temiz kalıyor. Aynı zamanda eski perdeli  fortmantoda kullandığımız rafları kapının arkasında kalan atıl mekana koyduk. Güzel şeffaf depolama kutularımızı da buraya dizdik. Aşağıdan balkonumuza baktığımızda belli belirsiz farkediliyor ve en önemlisi  çok şükür kesinlikle kötü görünmüyor. 

* Pencerelerimiz çift açılır pencerelere dönüştürüldü. Aynı zamanda tangur tungurdu zor açılıp kapanıyordu, ayarları yapıldı, artık normal bir şekilde açılıyor kapanıyor.

* Banyonun uyduruk menfezi ses koku geçirmez pvc sistemle değiştirildi. Böylece her banyoyu kullandığımda  komşunun çocuklarına bağırma seslerini duymuyorum ve dışarıdan koku da gelmiyor.

* Televizyonumuz yer kazanmak açısından duvara monte edildi. Televizyon sehpası da evden gitti. Salonumuz da böylece daha da  ferah oldu.



* Eskiden çok yer kaplayan kitaplığımız yerine daha yüksek ama daha dar bir kitaplık aldık. Böylece mekandan tasarruf yapmış olduk.


* Yatak odasına ekstra bir dolap aldık. Eşim o dolaba geçti. kalan dolap tamamen benim oldu. Artık giysilerimi ve eşyalarımı rahat ferah bir şekilde yerleştirdim. 

* Küçük odamıza hem yatak olabilen hem bazası olan hem de kılıfları çıkıp yıkanabilen aynı zamanda çok rahat bir kanepe aldık 2 gün sonra gelicek.

* Evlendiğimde yatak odama perde almamıştım. Geçici olarak bekarken kullandığım perdeleri takmıştım.  Bir daha da perde almayı düşünmedim (hep taşınmayı düşündüğümden ihmal etmiştim). Nihayet bugün onu da aldım. 2 gün sonra o da gelecek. Bir de küçük odamızın perdelerin de hiç beğenmiyordum onu da değiştirdim. 

Tüm bu tadilat işlemleri devam ederken ev de içime sinen bir şekilde temizlendi. Çok şükür...

* Halılar yıkamaya verildi.

* Koltuk kılıfları yıkandı.

* Yorganlar yastıklar havalandırıldı. Battaniyeler, pikeler yıkandı

* Sandalye minderleri silindi.

* Camlar silindi.

* Perdeler yıkandı, ütülendi, asıldı.

* Evin tüm yüzeyi çamaşır suyu ile silindi, dezenfekte edildi.

* Masa sandalye sehpalar çamaşır suyuyla en ince ayrıntısına kadar silindi.

* Avizelerin tozu alındı.

MUTFAK

* Buzdolabındaki tüm yiyecekler çıkarıldı. Ardından tüm raflar sökülüp buzdolabı baştan ayağa temizlendi.

* Zaten dolaplarım yeni olduğu için tüm mutfak eşyaları zevkle  yıkandı kurulandı tertemiz bir şekilde raflara yerleştirildi.

* Fırın baştan ayağa elden geçti, temizlendi.

* Mini fırınım en ince ayrıntısına kadar temizlendi.

* Tüm cam eşya çamaşır suyuyla dezenfekte edildi. Tencereler tavalar çaydanlıklar elden geçti, parlatıldı.

* Buzdolabı fırın bulaşık makinesi çekildi altları temizlendi.

* Mutfak fayansları temizlendi.

* Mutfakta kalan bakliyatlar, baharatlar  ayıklandı, tarihi gelenler atıldı.

* Mutfakta kullanılan tüm örtüler yıkandı.

BANYO

* Öncelikle banyoda  kullanılmayan her türlü araç gereç atıldı.

* Duşakabin ovuldu.

* Banyo duvarları silindi.

* Çamaşır sepeti yıkandı.

* Diğer lavabo klozet döşemeler zaten rutin günlük olarak temizleniyor.


Tüm bu işler çok fazla vakit aldı. Hem de yorucuydu ama değdi. Gerçi çoğu işi eşim yaptı. (Hamileliğimin 8. ayında olduğum için ben ufak tefek yorucu olmayan işleri yaptım yine de yoruldum ama zevkli bir yorgunluktu ) Ramazan nasıl geçti hiç anlamadım.

Geriye şu işlemler kaldı..

* Derz kalemi aldım tüm fayansları gözden geçireceğim.

* Kapılar boyanacak.

* Duvarlar silinecek.

* Radyatörler silinecek.

* Böcek için ilaçlama yapılacak. 


Tam işlerim bitmemesine rağmen ruhum çok ferahladı. Artık evim evim güzel evim diyebiliyorum. Oh be... 

Tüm bu işlemler için yapılan masraflar ise şu şekilde

Mutfak dolapları-yüklük - banyo dolabı 6400 TL
Mutfak tezgahı 1300 TL
Cam Balkon 700 TL
Çift Açılır Pencere + Banyo pvc si 330 TL
Halı yıkama 230 TL
Kitaplık 240 TL
Gardrop 490 TL+ 46 kargo
Yatak odası perdesi 580 TL
Yataklı kanepe 1746 + 46 kargo

Temizlik yaparken bu sene yeni temizleyiciler keşfettim. 

1. si BİM'de satılan sır aspirins . Evde duruyordu ama hiç kullanmamıştım. Bu büyük temizlikte leke çıkarmada  süper bir ürün olduğunu farkettim. Mesela kaloriferin borusunun yanında hiç çıkaramadığım siyah bir leke vardı; gördükçe sinir oluyordum. Sır aspirins döktüm 15 dakika bekledim bezle ovaladığımda leke hemencecik çıktı inanamadım.

2. si yine BİM'de satılan yağ çözücü var. Bir kere kullanmıştım ellerimi mahvetmişti. Bir daha da kullanmamıştım. Bu sefer mutfağımı temizlerken bir bakayım dedim . Meğerse o da süper bir ürünmüş. Yağları hiç ovalamaya gerek kalmadan temizliyor. Pahalı kaliteli dediğimiz ürünler kadar memnun kaldım.




11 Temmuz 2015 Cumartesi

TAHİNLİ PATLICAN SALATASI...

İnternetten değişik lezzetler ararken bu tarifi buldum.



4 adet patlıcan
4 kaşık tahin
3 diş sarımsak
1 limon
zeytinyağı
maydanoz

Patlıcanları közleyip ince ince doğruyoruz. Maydanozlari ekliyoruz. Tahin limon suyu zeytinyağı sarımsak ve tuz ile bir sos hazırlıyoruz. Patlıcanlarımızla buluşturuyoruz.

Değerlendirme: Ben daha önce böyle bir şey hiç yememiştim. Orjinali nasıldır bilmiyorum. Belki de yanlış yaptım. Tahinin tadı bana birazcık ağır geldi. Kötü değildi ama ramazandan dolayı belki biraz ağırdı. Patlıcanı domates zeytinyağı limonla salatasını yapmayı tercih ederim.
Ertesi gün tadı  oturmuş oluyor. Bir gün sonra yediğimde çok daha beğendim.