29 Haziran 2021 Salı

YILDIZ YASEMİN, TRACHELOSPERMUM JASMİNOİDES

 



Bilimsel Sınıflama

Alem: Plantae (Bitkiler)

Bölüm: Magnoliophyta (Kapalı Tohumlular)

Sınıf: Magnoliopsida (Çift Çenekliler)

Takım: Gentianales 

Familya: Apocynaceae  (Zakkumgiller)

Cins: Trachelospermum

Tür: T. Jasminoides


İkili adlandırma 

Trachelosperium jasminoides




25 Haziran 2021 Cuma

ADİ KURTBAĞRI, LİGUSTRUM VULGARE


Bilimsel Sınıflama

Alem:Plantae ( Bitkiler)

Bölüm: Magnoliophtha ( Kapalı Tohumlular)

Sınıf: Magnoliopsida ( İki Çenekliler)

Takım: Lamiales, Scrophulariales (Ballıbabagiller)

Familya: Oleaceae ( Zeytingiller)

Cins: Ligustrum (Kurtbağrı)

Tür: Vulgare

İkili adlandırma

Ligustrum vulgare



Evlerimizin önünde bahçelerde parklarda her yerde gördüğümüz çitler var ya bu çitler de çiçek açıyormuş meğerse. 

22 Haziran 2021 Salı

19 Haziran 2021 Cumartesi

TERS DUT, PARAŞÜT ŞEMSİYE DUT, MORUS ALBA




Büyükşehir  belediyesinin  peyzaj düzenlemede bol bol kullandığı  bu ağaçları hemen hemen her parkta görebiliriz.

Dut ağacı  imiş bunlar.

Bu ağaçların  dut verdiğini hiç bilmiyordum ve onların sadece dekor amaçlı dikildiğini düşünüyordum.

4 Haziran 2021 Cuma

İĞDE AĞACI, ELEAGNUS ANGUSTİFOLİA



Bilimsel Sınıflama

Alem:     Plantae

Bölüm:   Magnoliophyta 
                ( Kapalı Tohumlular )

Sınıf:        Magnoliopsida
                 ( İki çenekliler )

Takım:      Rosales

Familya:   Eleagnaceae

Cins:         Eleagnus

Tür:          E. angustifolia


İki adlandırma
Elaeagnus angustifolia





Bugünlerde etrafı muhteşem bir koku sardı.

Eğer siz de özellikle de akşam saatleri etrafa yayılan balkonlara kadar gelen insanın içini açan bir koku duyuyorsanız  muhtemelen etrafta bir yerlerde iğde  ağaçları  vardır.



Leylaklardan sonra ama ıhlamurlardan önce açarlar iğde  ağaçları.

İğde çiçekleri doğrudan  kokladığınızda biraz ağır olsa da uzaktan çok  güzel kokar. 

Akşamları kokusunu hafif hafif yayar ve insanı mest eder.

Bazıları kokusunu  baygın bulup hoşlanmasalar da benim en sevdiğim ağaçlardan ve de en  sevdiğim kokulardan biridir.



Bir tarafta güller  bir tarafta yaseminler bir tarafta hanımeli  bir yandan da iğdeler... 

Tabiatseverlerin mübarek  ayıdır  mayıs ayı...

İnsan bu renk ve koku cümbüşünde  depresif düşüncelerini bir kenara bırakmak zorunda hisseder biraz da bahar meyvelerini çilek erik yenidünya çağla kiraz yemeğe başladı mı artık  "Baharı olan bir dünya aslında  yaşamaya değer  bir dünyadır" diye düşünmeye başlar.

İğde ağacı  kokusu insana yaşama sevinci verir.





İğde kokusu ile köyümüze dönüyorum. 

Babam bizim köydeki evin önüne  iğde fidanları  dikmiş daha küçücükken.  
Ben kendimi bildim bileli  bu iğde ağaçlarının şekli şemali hatta boyları bile ilerleyen yıllara rağmen sanki aynı kalmış hiç değişmemiştir.

Köye  gidince kapının  yanında  "Refik'in iğdeleri" ni gördüğümde içimi bir huzur kaplar. 

Bir iki yıl önce babaannem o ağaçları bilmem ki hangi sebepten kestirdiğinde büyük  bir üzüntü duymuştum. 

İnsan belli bir  yaştan sonra eskiye dair değişmeyen  olduğu  yerde kalan bir şeyler  görmek  istiyor. 

Mesela harman yerindeki mükemmel  sarı erikleri olan minik erik ağacı artık yok; üstünden  otoban geçiyor. 
Oysaki oranın erikleri gibi erik yoktur herhalde şu dünyada.
(Umarım birileri çoğaltmayı düşünmüştür.)

Harman yeri demişken aklıma  geldi; Dedemin ailesi babaannemi istemeye giderlerken dedem onların yolunu kesmiş: Durun demiş.  Amcasının  kızı olan ve sonradan  babaannem olacak şahsı muhtereme ile çocuklukları bir geçmiş çünkü.  Onu kardeşi  gibi görüyormuş. Durun napıyorsunuz  gitmeyin diye bağırdığında  büyükler -sus konuşma şimdi bir çarparsak alan-tarlaya kadar yuvarlanırsın;  Muzafferi alacağız sana demişler. (Savaş zamanı kızlara da Muzaffer ismi konuyormuş eskiden) Dediklerini de yapmışlar. İşte küçükken mısır  ve bostan toplamak için  gittiğimiz  bizim eve göre baya aşağıda kalan o alan-tarla da yok artık. 
Üstünden otoban geçiyor.

Zamanla en sevdigim manzaralardan biri olan köydeki evin manzarası da değişti  tabii ki.
Eskiden yolun öte  tarafında insan eli değmiş  olan hiçbir şey yoktu. Sadece orman görünüyordu.  Oralar nasıldır, içerlerde bir yerlerde bir çoban çeşmesi bulunur mu hep merak eder dururdum.
Şimdi otoban geçiyor.

Tabii ki otobana karşı  değilim . Ama bizden götürdüklerine üzülmeyeceğim anlamına gelmiyor bu. Ayrıca  o otobanı yüksek  ücretinden  dolayı kullanamadığım ve bozuk yoldan yolu uzatarak daha uzun sürede  köye gelebildiğim için  o zengin otoyolunu her gördükçe  canım  sıkılıyor.

Neyse biz ilahi fısıltılarla  bize ulaşan iğde kokusundan bahsediyorduk.

İğde biraz da benim için bir köy ağacıdır. Kuraklığa dayanır. Fazla su istemez. Nazlanmaz.  Beklentisi azdır.  

İrecebin torunu irefiğin kızı beytulun ruhuna iğde kadar uyan başka bir ağaç var mıdır ki bu dünyada...

Bu sene babamı  ziyarete gittiğimizde farkettim ki babaannemin evinde kesilen ağaçların  yerinde  minik  iğde  fidanları yeşermiş.

Eskiden köydeki evin hayatında otururken -hayat evin  önündeki açık  alana deniyor- hiçbir zaman  korku uyandırmamış, ömrü hayatımda bir ürperme dalgası bile oluşturmamış karşımdaki  dut ağacı kadar doğal mezarlıkta servilerin altında yatan  dedeme selam yollardım.

Bu bahar ise  diğer servinin altında yatan babacığıma selam yolluyorum  bir yolunu bulmuş yeniden hayat bulmuş, yeşermiş iğde fidanlarının altından...