FATİH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FATİH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/21/2025

4/24/2025

ŞEHZADEBAŞI, VEFA ve SÜLEYMANİYE GEZİSİ

 20.04.2025 Pazar

Bu pazar İstanbul Kazan Ben Kepçe İnstagram grubum ile Süleymaniye - Şehzadebaşı - Vefa gezisine katıldım.

Aslında buraları gayet iyi biliyorum ama bir de rehberle gezeyim ayrıntıları da öğreneyim istedim.

5/11/2015

TOPKAPI SARAYI ve HAREM GEZİSİ

Geçen hafta Büyükada'ya gitmiştik. 

Çimlerin üstünde oturmuş dinlenmiştik.

 Yürüyüşe devam ettiğimizde eşimin ayağı kaşınmaya başladı. Önce karınca var zannettik. Ayakkabıyı çorabı kontrol ettik. Sonra kaşıntı giderek arttı ve akşama tüm vücudu kabardı. Ertesi gün acile gitti; ilaç ve sprey vermişler. Ama kabarmalar devam etti. Ertesi gün tekrardan doktora gitti; doktor 5 tane iğne vermiş.

Sonuç: 5 iğne, merhemler, haplar ve 1 hafta süren uykusuz ve rahatsız geceden sonra nihayet kaşıntılar geçti. Yara izleri ise hâlâ geçmedi. Eşim ömür billah bir daha adalara gitmem hatta mümkünse ağaçlık hiç bir yere gitmem tövbe diyor. Büyükada'ya gitmeyi düşünen alerjik bünyelere duyurulur.

Ben de bu hafta Topkapı Sarayı'na gittim.

 Eşimin dinlenmesini iyice iyileşmesini istedim onu evde bıraktım, ben yalnız gittim.

Topkapı Sarayına defalarca gitmişliğim var ama sarayın hiç bu kadar kalabalık halini görmemiştim.

Kutsal emanetler ve hazine odalarının önündeki kuyruğu görünce direk manzarayı görmek için avluya geçtim.

Manzara bu pazar günü çok güzeldi.



Aşağıdaki vapura eşlik eden martılar fark edilmiyor. Püfür püfür İstanbul vapuru ve onu takip eden martılar ömür boyu unutmayacağım bir görüntü oluşturdular.


Bağdat Köşkü Revan Köşkü Sünnet Odası derken kuyruğun azalmış olduğunu umut ederek geri döndüm ki beklediğimin aksine kuyruk daha da uzamış. Eve geri dönmeye karar vermiştim ki bir daha uzun müddet gelemem ben buralara dedim diğer tüm planlarımı iptal ettim ve pazar günümü Topkapı Sarayı günü ilan ettim. Tüm kuyruklara girdim ve açık olan tüm sergilere girdim.

10/11/2011

SÜLEYMANİYE GEZİSİ

10.10.2011

Bu sabah tüm olumsuz hava koşullarına rağmen çok sevdiğim bir arkadaşımla Süleymaniye'ye gittik.

Geçmiş yıllarda olsaydı böyle bir  havada asla çıkmazdım.

 Ama arkadaşım sabah aradı ben de tereddütsüz gitmeyi kabul  ettim. (Hiçbir fırsatı kaçırmayacağıma dair kendime söz vermiştim) 

  İyi ki de gitmişim.

İstanbul yağmur yağarken de çok güzel.

Uzun zamandır görmediğiniz bir dostla bir çift kelam etmek de...


10/06/2011

AYASOFYA GEZİSİ

06.10.2011

Perşembe günü benim boş günüm. 

Her fırsatta gezme kararım (KARAR1) sebebiyle daha haftanın başından bugün için gezi planları yapıyorum. 

Bu hafta Sultanahmet'e gitmeye karar vermiştim. 

Sabah uyandığımda her zaman ki mazaretler başıma üşüşmeye başladılar.

 'Evde otur dinlen 'dedim kendime önce, geçen Cihangir gezisinden kalma ayak ağrılarım çok artmıştı (Cihangir merdivenlerini bilenler ayaklarımın neden ağrıdığını çok iyi anlayabilir.)  

Sonra "Ev çok battı otur temizlik yap." dedim ama pazar günleri dışında temizlik yapmak yok kararımca bundan da vazgeçtim. 

Böylece küçük bir kahvaltıdan sonra attım kendimi dışarıya. 

Her ne kadar İstanbul'un Kurtuluşu nedeniyle trafik keşmekeşinden dolayı 3 saatte Sultanahmet'e varsam da bugünü güzel geçirmeye kararlıydım.

Önce Firuzağa Camii' ne geçtim.

 Firuzağa Camii Sultanahmet Tramvay Durağı'nın tam karşısında kalır. Meydanın en eski camilerinden biridir. Küçük ama çok şirin bir bahçesi vardır. Tuvaletleri tertemiz ve de ücretsizdir. (Ama temizliğinden dolayı hep fazla fazla bahşiş atarım yine de.) 

Caminin içi tenha ve huzur dolu olması hasebiyle namaz kılmak için büyük camilerden çok daha idealdir.

Burada biraz soluklandıktan sonra Sultanahmet Camii'sine geçtim. 

 I. Ahmet'ten önceki padişahlar fetihlerden döndüklerinde kendilerine geçen payla yani kendi paraları ile camiilerini ve de diğer hayırlarını yaptırmışlardır.

 İlk kez I. Ahmet kendi kesesinden değil de devletin parasıyla bir camii yaptırmış.  

Halk bunu hiç hoş karşılaşmamış.

Ulema halk asker Sultanahmet'e gitmek yerine Ayasofya'ya gitmeyi tercih ediyorlarmış.

Düşünüyorum da  o zamanlarda ben de bu  camiyi çok gereksiz bulurdum. 

Tam Ayasofya'nin karşısında çok pahalıya mal olmuş bir camiyi benimsemezdim herhalde.

 I. Ahmet 14 yaşında padişah olmuş, 14 yıl hükümdarlık yapmış ve de 28 yaşında hayata gözlerini yummuş. 

Aynı zamanda I. Ahmet Fatih Sultan Mehmet'in yasalaştırdığı kardeş katli kanunu değiştirerek Ekber ve Erşed Yasasını getirmiş. ( Çünkü kendinden önce tahta geçen III. Mehmet tahta geçtiği günün sabahında çoğu bebek 19 kardeşini boğdurtmuş. Bu da halkın vicdanında o denli büyük yaralar açmış ki I. Ahmet böyle bir yasa çıkartmak zorunda kalmış.)

Sultanahmet Camisi'nden sonra Ayasofya'ya geçtim.

 Bu mekana kaç kere geldiğimi bilmiyorum, ama her geldiğimde hayret, dehşet, büyülenme benzeri duyguları yine ve yeniden yaşıyorum.

 Bizans İmparatoru M.S 537'de Justinien Ayasofya'nın açılışında kendini tutamayıp "Seni geçtim Süleyman" diye haykırmış. 

      Sultanahmet Tramvay Durağı'nın biraz ilerisinde Çiğdem Pastanesi var. 

Her daim taze, kaliteli, ve de fiyatları uçurulmamış kurabiyeler, pastalar, börekler mekanıdır. Börekleri hafiftir, pastaları iç kıymaz, ve de çayları her zaman tazedir. Çok şirin çay bardakları vardır, masalar ahşap, şekerlikler bakırdandır. Duvarlara gömülü minik şöminelerde mumlar yanar. Mekan küçük, loş ama samimidir. 

Bir yandan kabaklı böreği yerken bir yandan Türk kahvesini yudumlayan turistler görürsünüz. Mekan dar olduğundan muhtemelen diğer insanlarla yana ana oturursunuz, böylece Türk kahvesini içme usulünü anlatmak durumunda kalıp başka diyarlardan başka dillerden başka dinlerden başka renklerden güzel insanlar tanırsınız. 

İşte öyle bir mekan burası.

Şimdilik bu kadar...