27 Aralık 2015 Pazar

ROTA VİRÜSÜ AŞISI

Bu hafta rota virüsü aşısı oldu yavru kuşum.

Diğer aşılar gibi koldan ya da bacaktan olacak, canı acıyacak diye üzülüyordum. Meğer şırınga ile ağıza veriliyormuş. Çok basit oldu.

Rota virüsü aşısını devlet yapmıyor. Özel hastanelerde yapılıyor. Resmi olmayan kaynaklardan öğrendiğime göre çok pahalı olduğu için devlet aşı takvimine almamış şimdilik. Muayene 45 TL Aşı 145 TL . İki doz yapılıyor. İkinci doz 2 ay sonra şubat ayında olacak.

Aşıyı yaptırıp yaptırmama konusunda çok tereddüt ettim, baya araştırdım. Devletin aşı takvimine almayışı baya kafamı kurcaladı. Bir de yan etkileri tabii. Acaba ticari bir oyuna mı alet oluyorum diye çok düşündüm. Hatta biyolojik silahlar falan aklıma geldi. Paranoyak gibi davranıyor olabilirim ama tarihte kızılderililere çiçek hastalığı virüsü bulaştırılmış battaniye yollanmıştı evet bu oldu. Fransa tarihte bir köye hastalıklı ekmek dağıtıp köy ahalisinin topunu delirtmişti evet bu da oldu. Bazı ülkeler asla kan örneklerini dış ülkelere yollamıyor(muş)  çünkü sadece belli ırkları etkileyen hastalık virüsleri üretilmesi için çalışmalar varmış. Ekmeklere açıklanmayan katkı maddeleri ekliyorlar. Canan Karatay ekmek yemeyin diye boşuna demiyor. Bizim nesillerimiz üzerinde niye oynanmasın.

Öte yandan sonuçta biri araştırmış bulmuş. Kötü bir hastalık zehirli ishal. Günde 25 defa  dışkı yapıyormuş rota virüsü  kapan insanlar.  Sağlık herşeyden daha önemli. Niye destek olmayayım ki.

Sonuç olarak yaptırdık. Çok şükür yan etkiside olmadı. Rahat bir gün geçirdi. Kakalı bez sayısı artmadı. Bu aşı gazı artırabiliyormuş bu yüzden bebişi  tedbir amaçlı o gün daha çok hareket ettirdim. Yediğime içtiğime dikkat ettim. Bol bol emzirdim. Gaz, sancı ateş vs olmadı çok şükür. Bunu da atlattık.

15 Aralık 2015 Salı

DEFNE FERAH'LA 13. HAFTA

Bu hafta

Defne Ferah 5800g  (100 g almış)
Ben 84,4 kg (100 g almışım)

Defne Ferah  bu hafta  ilk kez çıngırağını tutabiliyor, onunla oynayabiliyor, sol eliyle vurmaya çalışıyor.

Eskiye göre daha çok gülüyor, daha çok iletişime geçiyor, bebekçe daha çok konuşuyor. Ailecek bu aralar bol bol uuu uuuluyoruz.

Defne Ferah bu hafta artık iyice kucakta
oturmaya başladı. Şöyle ki onu bir tarafıma kucağıma alıp yemek yiyebiliyorum. Gezerken de eskiden olduğu gibi  arkaya yaslanmıyor öne eğiliyor. Bizim kız şimdiye dek yukarıları seyretmişti. Şimdi yerleri aşağıları inceliyor. Dün de kangurusunda gezdirirken beni inceledi. Bugün de mavi bluzumun beyaz çiçekleri baya ilgisini çekti.

Salyaları iyice arttı. Artık yakasına kalın tulbentlerden koyuyorum. Hep kolları yakaları ıslak. Üşütücem diye korkuyorum. Habire giysi değiştiriyorum.

Bir de bu hafta öğle uykusuna alıştırmaya çalışmalarına başladım. Bizim kız gündüzleri uyuyamıyor. 5-10 dakika kuş uykusu var. Son üç gündür öglenleri yanında yatıyorum ne zaman uykusu hafiflese emziriyorum pıspıslıyorum. Böylece 2-3 saat bol kesintili de olsa uyuyor. Inşallah bu derin ve sürekli uykuya dönüşür.

Bu haftalık da bu kadar...

14 Aralık 2015 Pazartesi

KÖRİLİ KREMALI MANTAR SOTE...

Geçen hafta da kremalı mantar yapmıştım ve pek de beğenmemiştim. Bu hafta tarife tam uydum ve sanırım mantarlarım da bu sefer iyi çıktı;

Yemeğim mükemmel oldu. Çok lezzetliydi. 



* Tavaya biraz zeytinyağı ekliyoruz.
* İçine bir büyük boy mor soğan ekliyoruz.
* 2 diş sarımsak doğrayıp ekliyoruz.
* Soğanlarımız kavrulunca ince doğranmış mantarlarımızı ekliyoruz. Mantarlar da suyunu salıp tekrar geri çekince içine yarım paket krema ekliyoruz.
* 1-2 dakika tıkırdadıktan sonra ocağımızın altını kapatıp köri tuz karabiber pulbiber ekliyoruz.
* 5 dakika dinlendirip servis yapıyoruz.

Afiyet olsun...

Geçen hafta yaptığım yemekle bu haftaki arasında çok fark vardı. Bu hafta
Mor soğan kullandım.
Domates biber kullanmadım.
Mantarları ince doğradım. ( işte bu çok önemli)
Kori ekledim.




10 Aralık 2015 Perşembe

DEFNE FERAH'LA 12. HAFTA...

Bebişle 12. Haftamız da bitti.

Defne Ferah bu hafta 5700 g
Ben 84,3 kg

Defne Ferah geçen haftaya göre 300 g almış çok şükür. Böylece bir ayda 1kg almış oldu.

Ben ise bir haftada neredeyse 2 kilo almışım. Bu nasıl mümkün olabilir bilmiyorum. Çok şaşkınım. Böylece doğum yaptıktan sonra 10 kilo almış bulunmaktayım. Parmaklarım bile tombik tombik oldu. Çok üzgünüm.

Gelelim bu haftanın özetine...

Defne Ferah artık gülücükler atıyor. Hatta bazen sesli bile güldürmeyi başarıyorum.

Bu hafta alışveriş yaparken eşime traş kolonyası deniyorduk ki bir baktım Defne Ferah bize gülüyor onun cephesinden nasıl görünüyorsa artık neye güldüğünü de anlamadık ama onunla birlikte biz de epey güldük.

Defnecik pusetini pek sevmiyor. Bu yüzden hafta sonu ona kanguru aldık. Ay o kadar şirindi ki babasının kucağında. Gayette huzurlu görünüyordu.

Bu hafta Defne'nin uykuları iyice düzene girdi. Aksam 19:00 -20:00 arası uyuyor. Gece saat 01:00 civarı bir de 4:30 gibi uyanıyor. Eğer alt değiştirme yoksa sabah 7:00 ye kadar mışıl mışıl uyuyor maşallah. Gündüz ise hiç uyumuyor diyebilirim. Kucağımda emerken uyuya kalıyor kucaktan indirdikten yaklaşık 5-10 dakika sonra uyanıyor. Beni emzik olarak kullanıyor. Ben de bir şey demiyorum. Aslında bebişle böyle vakit geçirmek hoşuma gidiyor. Eskiden uyusa da işlerimi yapsam diyordum. Şimdi işleri salladım yapmıyorum dolayısıyla uyuması için bebişin gözünün içine bakmıyorum. Zaman çok çabuk geçiyor. Hiç bir anını kaçırmak istemiyorum.  Uyumadığı her zaman da gezmek istiyor. Belim kollarım ve özellikle bileklerim çok rahatsız. Ama bu günleri de özleyeceğimi bildiğim için fırsat bu fırsat deyip bol bol sarılıyorum bebişime öpüyorum kokluyorum. Evlat kokusu cennet kokusuymuş gerçekten içime çekiyorum. Biliyorum ki bir kaç ay sonra izin vermeyecek bir ömür böyle öpüp koklamaya hasret kalacağım. Şimdi bugünleri iyi değerlendireyim.



9 Aralık 2015 Çarşamba

BULGUR ÇORBASI

Bulgur süt artırıyormuş.  Bu yüzden internette bulgurlu tarifler araken bulgur çorbası buldum. Daha önce bulgur çorbası ne yaptım ne de bir yerlerde yedim. Sevgininblogu. blogcu.com adresinden bulgur çorbası tarifini denedim. Çok basit bir çorba. Tarifi biraz değiştirdim. Mesela margarin kullanıyordu ben tereyağı kullandım. 2 paket bulyon kullanmıştı ben bulyon eve sokmadığım için çorbaya atmadım. Bir de hem kuru nane hem maydanoz ikisi birlikte olmaz ( bana göre) ama bu tarifte her ikisini de birlikte kullandım.( önce naneli yapmıştım sonra dereotu ekleyim dedim süt yapsın diye dereotu ekleyince maydanoz da doğradım. Ama bir daha yaptığımda sadece maydanoz kullanacağım. Bir de bulyon yerine evde yapılmış et suyu ekleyeceğim. Bir de tereyağı yerine zeytinyağı çok daha iyi gider gibime geliyor. 



Malzemeler

1 kase pilavlık bulgur
1 kaşık tereyağı
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası
Tuz pulbiber karabiber nane
Ya da maydanoz


Hazırlanışı

* Tereyağında salça biraz kavrulur.
* Üzerine su eklenir.
* Su kaynadıktan sonra bulgurlar eklenir.
* Bulgurlar pişince içine tuz pulbiber karabiber nane eklenir.
* Kuru nane yerine incecik kıyılmış maydanoz da eklenebilir.
* 5 dakika dinlendirilip servis edilir.

Afiyet olsun...

Değerlendirme:

İlk kez yedim beğendim. Hem çok basit hem de lezzetli. Bundan sonra ara ara yaparım bu çorbayı. Et suyu kullanılırsa çok daha lezzetli olur.

8 Aralık 2015 Salı

KREMALI MANTAR SOTE...


Malzemeler

1 paket mantar
1 adet soğan
2 diş sarımsak
1 adet kırmızı biber
1 adet yeşil biber
Maydanoz
Yarım paket krema
Zeytinyağı
Tuz karabiber pulbiber

Hazırlanışı

* Soğanlar zeytinyağında kavrulur.
* Küçük kıyılmış sarımsak eklenir.
* Üzerine önce kırmızı biber eklenir. Biraz kavrulur. Kırmızı biber yeşile göre geç pişiyor.
* Sonra yeşil biber eklenir kavrulur.
* Dilimlenmiş kültür mantarı eklenir.
* Mantarlar suyunu bırakıp çekinceye kadar kısık ateşte pişirilir.
* Pulbiber, karabiber, tuz eklenir.
* Son olarak 4-5 kaşık yani yaklaşık yarım paket krema eklenir. Bir iki tıkırdadıktan sonra ocağımızın altı kapatılır.
* İncecik kıyılmış maydanoz eklenir.
* 5 dakika kadar yemeğimiz dinlendikten sonra  soğumadan servis yapılır.

Afiyet olsun.

Değerlendirme:

Beğendim mi evet beğendim bu yemeği bir daha yapar mıyım evet yaparım. Eşim de beğendi. Lakin bu yemekte mantarlar kayış gibiydi pek lezzetli değildi o mis gibi mantar kokusu oluşmadı. Herşeyin yapaylaştığı, tatların kokuların kaybolduğu günümüzde artık marketimize güzel mantar gelmiyor. Daha doğrarken farkettim. Mantarlarda görünüş mükemmel ama koku yok tat yok. Aslında bu sebebten bu yemeği paylaşmayacaktım ama sonra insanların buzluktan çıkma hamsi börek kurabiye yedikleri aklıma geldi ve bu postu yazdım. Yani paket plastik gibi mantarla ancak bu kadar olur.

5 Aralık 2015 Cumartesi

BULGUR PİLAVI...

Namı-diğer meyhane pilavı...

Bizim kız artık devam sütünü içmiyor
sadece anne sütü alıyor. Bu durumda sütü artırmak için her yolu deniyorum. Bulgur sütü artırıyormuş. Üşenmedim gecenin 10'unda bol soğanlı bulgur pilavı yaptım, az önce de yoğurt eşliğinde afiyetle yedim. Şimdi de rezene-kimyon-anason-dereotu tohumu karışımı çay içiyorum.

Bu arada emziren annenin sütünün artması için 1 bardak suya 1-2 yemek kaşığı kuru dut eklenip 7-8 dakika kaynatılıp içilir. Eşimin dediğine göre ne zamanki bu  dut çayını yaptım bizim bebiş biberonu bıraktı.

Benim 2. ay sütüm arttı. Bunda dut çayı mı etkili oldu  hurma mı yoksa sezaryenden sonra anca mı kendime geldim...Artık evi temizlemeye çalışmaktan da vazgeçtim  her firsatta dinleniyorum bu mu etkili oldu?!!Hangisi bilmiyorum.

Bulgur Pilavı



Malzemeler

1 su bardağı bulgur
1 adet soğan
1 adet yeşil biber
2 adet domates
1 adet havuç
1 kaşık biber salçası
1 kaşık domates salçası
Zeytinyağı
Tuz, pulbiber,karabiber, nane


Hazırlanışı

* Önce zeytinyağında soğanı kavuruyoruz.
* İçine biberlerimizi ekliyoruz.
* Salçalarımızı ekleyip iyice kavuruyoruz ki salçalarımız çiğ kokusunu atsın ve güzel koksun.
* Domateslerimizi ekliyoruz
* Havuçlarımızı rendeleyip ekliyoruz
* Son olarak bulguru ekleyip bir güzel karıştırıyoruz.
* Tuz, pulbiber ekliyoruz.
* 4 su bardağı su ekleyip kısık ateşte suyunu çekinceye kadar pişiriyoruz.
* Suyunu ekledikten sonra bir daha karıştırmıyoruz.
* Ocağın altını kapadıktan sonra karabiber, nane ekliyoruz. Nane yerine incecik doğranmış maydanoz da ekleyebiliriz.
En az 20-30 dakika demlenmesini bekliyoruz. Bu sırada pilavınızı karıştırmayın.

Pilavımızı dinlendirdikten sonra önce güzelce karıştırın sonra servis yapabiliriz.


Afiyet olsun...

3 Aralık 2015 Perşembe

YORGUN ANNE... DEFNE FERAH'LA 11. HAFTA...

Defne Ferah'la 11. hafta bitti.

Bu hafta Defne Ferah 5400 gr
Ben 82,4

Defne Ferah ve ben ikimiz de 400 gr almışız. Sadece 400 gr almışım deyip sevinir oldum. Yani neden sürekli kilo alıyorum bilmiyorum tam tersine vermem gerekmiyor muydu?

Bu hafta yazacak yeni değişiklik bir şey olmadı. Defne Ferah etrafa daha bilinçli bakıyor, daha iyi iletişim kuruyor, gece uyuma süresi gitgide uzuyor. ( 7 saat uyuduğu oluyor)Ama gündüz 10 dakikadan fazla uyumuyor. Elini parmaklarını cork cork emiyor. ( çok tatlı emiyor o kadar mutlu ki eli ağzındayken) Salyaları akmaya başladı. Ağzı köpük köpük hep silmek gerekiyor.

Yeni olan aklıma gelen tek şey benim hayatıma giren bilek bacak hatta parmak ağrıları -sürekli bebişi gezdirmekten, kilo almaktan ve hareketsizlikten olabilir- Gitgide hantallaşıyorum kalınlaşıyorum. Sabahları yataktan kalktığımda yaşlı teyzeler gibi kalkıyorum. Ayağa kalktığımda ise bazen dengemi kaybediyorum bir yerlere tutunmak ihtiyacı hissediyorum. Heryerim ağrıyor. Gitgide daha uykusuz daha yorgun hissediyorum kendimi... Hatta geçen pazartesi yorgunluktan hüngür hüngür ağladım.

Pazartesileri eşim tüm gün okulda. 8 saat dersi ve bir de nöbeti var. Dolayısıyla özellikle o gün çok yoruluyor. Pazartesileri eve gelir yemek yiyip direk yatar. Geçen pazartesi ben de evde Defneyle çok yorulmuştum ama çok . Akşam eşim gelip de beni görünce ve ilk cümlesi çok yorgunum olunca  sinirlerim bir anda altüst oldu. "Tamam bir banyo yapayım sonra alayım çocuğu" dedim. Banyo ile biraz kendime gelirim diye düşünmüştüm. Banyodan sonra ise yorgunluğum daha da bastırınca artık kendime hakim olamadım; bir ağla bir ağla tutamadım kendimi. Sinirlerim bozuldu. Böylece ömrümde ilk kez yorgunluktan ağlamış oldum.

Defne daha 2 aylık. Sürekli ilgilenilmek istiyor onun dışında her saat başı bazen 15 20 dakikada bir emmek istiyor ve onu emzirecek olan benim başka kimse onu teselli edemiyor.  Biberonu da reddediyor. Ne yaptıysak da almıyor biberonu. Başa döndük. Yine gögüslerimin ucu ağrıyor. Yorgunluktan gebersem de acıktığında emzirmek  zorundayım.

Ayrıca 2,5 aydır evdeyim. Dışarı sadece 3 kez kapının önündeki markete gittim. 2 defa da yürüyüşe çıkmaya kalktım. Ama Defne ağladığı için yarı yoldan dönmek zorunda kaldım. 2 kere de alış veriş merkezine gittik. Ama orada da diken üstündeyim, acele acele bakmam gerek. Defne saat başı emmek istediği için oralarda da huzurum yok.. Emmesi de 1 saate yakın sürüyor. Bu yüzden alışveriş de problem yani.

Artık temizlik de yapmıyorum. Sadece en gereklileri yapıyorum evi toparlıyorum ama dip köşe temizlik yapmıyorum. Başta Defne geceleri uyuduğunda işlerimi yapmaya çalışıyordum. Bu sefer ben çöktüm. Şimdi etrafı topluyorum çamaşırımı bulaşığımı yıkıyorum pasaklı değilim yani ama obsessive compulsive bozukluk( böyle mi yazılıyor bilemedim şimdi) var bende. Sürekli kontrol altında tutuyorum kendimi . O takıntılı bölgeye geçmemek için kendime telkinlerde bulunuyorum. Mesela sürekli aklımda mutfak dolaplarını boşaltıp temizleyip yeniden yerleştirmek var ama yapmıyorum. Defne uyuyunca ben de uyuyorum uyanıkken de birinci önceliğim kızım. Yani görünüşe göre herşeye yetişen bir süper anne olamayacağım, anlaşıldı.


30 Kasım 2015 Pazartesi

BELENCO WHİTE ANGEL MUTFAK TEZGAHI

Belenco white angel mutfak tezgahı kullanıyorum. Almayı düşünenler için bir değerlendirme yapmak istiyorum. Ben mutfağı yenilediğimde tezgah almak istediğimde belenco hakkında hiç yorum bulamamıştım. Belki birine bir faydam dokunur diyerekten bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.

Parlak, temizliği belli eden çok şık bir tezgah. Bembeyaz. Sadece bir kaç yerinde gri iz var.


Ben mutfakta çok şık durduğunu düşünüyorum ve tezgahımı zevkle kullanıyorum. Lakin tencere koyduğunuzda iz yapıyor. Çamaşır suyu ile de çıkmıyor. Sadece cif gibi krem temizleyicilerle ovduğunuzda çıkıyor. Ben her akşam gece yatmadan önce cifle çizilen yerleri ovuyorum. Bir daha mutfak yaptırırsam mutfak tezgahının bir kısmını ahşap yaptırırım tencere koyabilmek için . Ve mutlaka evye yerleştiririm. Bizim marangoz ben istediğim halde şık durmaz deyip sadece metal lavabo koymuş evye koymamış, çok zorluk çekiyorum.

Eğer titiz biri değilseniz yani tezgahınızı her gün cifle ovalamazsanız bir müddet sonra kötü bir görüntü oluşur. Uğraşmak istemeyenlere belenco angle white'ı tavsiye etmem.

Ayrıca dolaplarımı akrilik cam kapak kullandım. Temizlemesi çok kolay. Beyaz dolaplarda sorun yok lakin mürdüm rengi alt dolapları hergün silmek hatta günde bir kaç kere silmek gerek. Çünkü her türlü izi belli ediyor. İyi ki de tüm mutfağı mürdüm yaptırmamışım. Ayrıca çizikler oluştu o kadar dikkatli kullandığım halde... Beyaz dolapları 1 siliyorsam mürdümleri 100 siliyorum yine de lekeli görünüyor. Titiz değilseniz her mutfağı kullandıktan sonra şöyle bir silip üstünden geçmeyecekseniz tavsiye etmem. Titiz bayanlar için ise mükemmel bir renk çok seviyorum dolaplarımı.

GÜNCELLEME:

Belki faydam olur diyerek yukarıdaki bilgileri vermiştim. Şimdi aradan baya zaman geçti, neredeyse 10 ay...

Yeni bir degerlendirme yaparsak; evet çok şık bembeyaz bir tezgah. Ama ben her akşam onu ovmaktan sıkıldım, ellerim mahvoldu. Çamaşır suyu işe yaramıyor. Şimdi bebiş de var. Eğer bir kaç gün ihmal edersem çay lekeleri siyah siyah çizikler tencere izleri tüm yemek izleri olduğu gibi üstünde. Hem artık sanki lekeler daha zor çıkıyor ( bebekten dolayı çok yorgunum belki de o yüzden zor geliyor) Bu tezgah az kullanılan bir yer için mükemmel ama sürekli kullanım için kötü bir seçim.

GÜNCELLEME 2:

Dün (29 Mayıs 2016) abartmıyorum tam 20 dakika boyunca tezgahı ovmak zorunda kaldım. Cif şişesinin 4 de 1ini kullanmışımdır. Ellerim mahvoldu. Günlük kullanılan tezgah için sakın almayın. Annem bile isyan etti git aldığın yere söyle bu kadar çizilmemesi lazım bir acaiplik var bunda dedi. Dekoratif amaçlı kullanım için çok şık ama asla günlük kullanım için uygun değil.

Not: Çamaşır suyu ile çıkmıyor. Cifle ovalamak gerekiyor. Abartmıyorum her gün en az 15 dakikanızı ovalamaya harcamanız gerek. Hiç tavsiye etmem. Aldığıma pişmanım.

GÜNCELLEME 3:

Bugün 04/01/2018

Mutfak dolaplarımı yaptırırken kalorimetrenin olduğu dolap gözümüzden tamamen kaçmış. Geçenlerde eve yine dolap yaptırınca bu arada unuttuğumuz dolabı da yaptıralım dedik. Bu vesile ile de temizligi zor olan eski kulpları söküp temizligi kolay başka kulplar taktık. Görüntü şu şekilde;



Yukarıdaki dolap 2 yıl önce yaptırdığımız dolap...

Gördüğünüz gibi 2 yıl içinde dolaplarım baya sararmış.

Demek ki akrilik cam kapaklar zamanla sararıyormuş. Rengini açmak eskisi gibi bembeyaz yapmak için de henüz bir çözüm  bulamadım.

Almak isteyenler için buyrun akrilik cam kapak ilk yapıldığı hafta ve 2 yıl sonrası...


27 Kasım 2015 Cuma

DEFNE FERAH'LA 10. HAFTA...

Bu hafta Ben 82,0 kg
Defne Ferah 5,200 kg

Kilo vermeyi bırak istikrarlı bir şekilde kilo alıyorum. Kilo almak için bir program yapsam böyle güzel ilerlemem herhalde. Doğumdan sonra böylece 8 kilo almış bulunuyorum, Allah sonumu hayretsin.

25 Kasım 2015 Çarşamba

KIYMALI ŞEHRİYE ÇORBASI


En sevdiğim çorbalardan biridir şehriye çorbası. Her gün içsem bıkmam. Hem çok kısa bir vakitte yapılabiliyor hem de riski hiç yok. ( Terbiye yaparsaniz risk olur elbette ama eşim de ben de hafif çorba sevdiğimiz için genellikle terbiye yapmıyorum)

Hem çok sağlıklı hem çok hafif...

Önce 2 adet yeşil biberimizi  zeytinyağında kavuruyoruz. Biraz rengi dönünce 150 gr kadar kıyma ekliyoruz ve 5 dakika kadar daha pişiriyoruz. Sonra 2 adet domates rendeleyip tenceremize ekliyoruz. Biraz pişirip  1-1,5 L su ekliyoruz. Ben taneli çorba sevdiğimden fazla pişirmedim hemen suyunu ekledim. Çorbamız kaynayınca 1 kase kadar şehriyelerimizi serpiştiriyoruz. Şehriyeler yumuşadıktan sonra ocağı kapatıp maydanoz ekliyoruz.  En az 5 dakika dinlendirdekten sonra limon sıkıp afiyetle içiyoruz.

Afiyet olsun...

DEREOTLU, PEYNİRLİ TOPLAR...


Bu tarifi yeşil kivi sitesinden aldım.

Çok beğenildi. Paylaşıyorum.

Malzemeler

1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı kaşar peyniri
1 adet yumurta
Yarım demet dereotu
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Kekik, pulbiber, tuz
Üzeri için yumurta sarısı

Hazırlanışı

* Un hariç tüm malzemeleri bir kapta karıştırıyoruz.

* Yavas yavaş un ekliyoruz. Sonra şekil verip fırın tepsisinde yarım saat kadar dinlendiriyoruz.

* Üzerine yumurta sarısı sürüp çörek otu ve susam serpiştiriyoruz.

* 180° fırına atıp üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun...

Not: Sıcak sıcak yenmeli. Tazeyken hoşuma gitti de ertesi gün pek sevmedim ben.

Bir de kaşar peyniri yerine beyaz peynir koysak daha güzel olurdu sanki.

23 Kasım 2015 Pazartesi

2. AY AŞISI...

Ayın 18'inde yavru kuşum 2. Ay aşısını oldu. Omuzdan, sağ ve sol bacaktan olmak üzere 3 tane aşı vuruldu. Tabii ki aşı olurken bastı çığlığı. Nasıl canım yandı anlatamam. O sırada iğneyi yapan ebenin dediği hiç bir şeyi duyamadım. Aşıdan hemen sonra emzirdim, yavrucuğum hemen sakinleşti. Doktor fitil ve calpol şurup yazdı ve eve gider gitmez yarım fitil koymamızı önerdi. Eve gelince eşim fitili 2'ye böldü zeytinyağına batırdı, kolayca yerleştirdi. Defne Ferah bu sırada herhangi bir acı duymadı. Ömrümde hiç fitil görmemiştim. Defnecik sonra rahatça uyudu.

Tam 5 saat sonra Defne Ferah acıyla uyandı. Nasıl ağlıyor acı acı... Feryadı odayı inletti.  Emzireyim sakinleşsin dedim yok gezdirdim yok mama hazırladım su ısıtıp verdim, altını açtım yok susmuyor. O kadar bağırıyor ki güçlü kalmak çok zordu. Defneyle birlikte ağlamamak için kendimi zor tuttum. Sonra fitilin kalan yarısını koyayım dedim. Ama bir türlü yerleştirmeyi beceremedim. Fitilin çoğu elimde eridi. Baya uğraştım ama sonunda deliği buldum yerleştirmeyi başardım. Bir müddet sonra sustu bebiş, sakinleşti. Uyuyakaldı. Fitili bu kadar zor yerleştirmemin sebebi panikle ışığı yakmayı unutmuş olmam bunun sonucu popoyu net görememem. Ayrıca zeytinyağının poponun heryerine bulaşmış olması ve heryeri çok kayganlaştırmış olmasıydı. Bir de Defnenin sürekli bağırarak ağlaması ile sakin davranamadım, elim ayağıma dolandı

Korkumdan hiç kucağımdan indirmedim o gece.

Ateşlenmesinden o kadar korkmuyordum da çünkü halledebilirim diye düşünüyordum yine acı gelecek diye çok korktum. Salonda kolum ağrıyana kadar kucağıma yatırdım sonra koltuğun bir köşesine Defneyi yatırdım diğer köşesine de ben geçtim. Sürekli gözümün önünde olsun istedim.

Çok şükür korktuğum gibi olmadı. Defne parasetamolun etkisi midir aşıların etkisi mi bilinmez sızmış bir şekilde sabaha kadar uyudu. Her 1.5 saatte bir emzirdim.

Ayrıca yanıma el feneri seklindeki ışıldağımı aldım. Her ıh hık mık dediğinde yattığım yerden feneri açıp baktım herşey yolunda mı diye. Böyle böyle sabah oldu.

Çok şükür sakin ve rahat bir geceydi.  Şimdi de yanımda mışıl mışıl uyuyor. Yalnız ben bittim. Aşırı yorgunum.

Not: Tam 5 saat sonra ağlaması belki de açlıktandı ben yanlış anlamış olabilirim. Çünkü sonrasında ne ağladı ne ateşlendi. Bilemiyorum.

22 Kasım 2015 Pazar

YALANCI SU BÖREĞİ...


Dün akşam misafirlerim için börek yaptım. Çok güzel oldu. Böyle bir börek yapabildiğime inanamıyorum ve kendimi tebrik ediyorum.

Malzemeler

1 kilo yufka
1 çay bardağı yağ
4 çay bardağı süt
2 yumurta
1 şişe maden suyu
3 yemek kaşığı tereyağı

Hazırlanışı

* Yağ, süt ve yumurtaları güzelce çırpıyoruz. Üzerine sodayı ekliyoruz.

* Yağladığımız tepsiye yufkalarımızı kat kat buruşturarak yerleştiriyoruz.

* Her kat arasına iç harcımızdan bir kepçe kadar döküyoruz.

* Ortaya böreklik peynir ufalıyoruz.

* En üstteki yufkayı tek kat ve buruşturmadan güzelce yerlestiriyoruz.

* Kalan harcıda üste döküp böreğimizi kesiyoruz.

* Tepsimizi bir poşete sarıp bir gece buzdolabında bekletiyoruz.

* Ertesi gün böreğimizin üzerine eritilmiş 3 yemek kaşığı tereyağı gezdiriyoruz.

* 180° de üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun...

21 Kasım 2015 Cumartesi

İRMİKLİ TOPLAR...


Tarifi portakal ağacı sitesinden aldım. Çok lezzetli oldu. Hem bu kadar basit, hem bu kadar çabuk, hem bu kadar lezzetli olacağını hayal edemiyordum. 15-20 dakikada tatlımız hazır. Masrafı az, görüntü de güzel. Bundan sonra bol bol yaparım bu tarifi.

İrmikli Toplar

3 su bardağı süt
7 yemek kaşığı irmik
7 yemek kaşığı şeker
1 paket krem şanti
1 paket hindistan cevizi
Süslemek için çiğ badem, fıstık (ben damla çikolata kullandım)

* Süt, irmik, şeker bir tencereye konulur, pişirilir.

* Altını kapattıktan sonra ara ara karıştırılarak soğuması beklenir.

* Soğuduktan sonra içine bir paket krem şanti eklenir. Güzelce karıştırılır.

* Bir tabağa hindistan cevizi konulur.

* Ellerimizi ıslatarak tatlımız top top yapılır, hindistan cevizine bulanır.

* Son olarak üzerine damla çikolata bastırılır.

Afiyet olsun...

20 Kasım 2015 Cuma

KADIN YORGUNLUĞU VE ERKEK YORGUNLUĞU..

Bugün ikindi vakti bir post yazmıştım, çok yorgunum, elim ayağım dökülüyor diye... 

Postu yayınladıktan sonra "kalk Betül kalk bu işler yapılacak, başka çare yok" dedim... 

Bir yandan bebişle ilgilendim, gezdirdim, oynadım, emzirdim, alt değiştirdim. Uyuduğunda da etrafı topladım, çamaşırları yerlerine yerleştirdim, yeni yıkanmış çamaşırları astım, bulaşıkları ayarladım, mutfağı topladım, yemek yaptım. Yarın misafirlerime yapacağım ikramları planladım, alışveriş listesi hazırladım.

Yani postu yazdığımdan beri bir saniye bile oturmadım.

Akşam eşim geldi.  O giyinirken aldıklarını yerleştirdim dolaplara, yemeklerin son rötüşlerini yaptım. Sofrayı hazırladım, yemekleri koydum masaya, çay demledim. 

Yemeği yedik.

Eşim " çok yorgunum gözlerim kapanıyor dedi

ve yattı. 

Olay budur sayın seyirciler... 

Ne ortadaki akşam yemeği masası, ne ocakta kapağı açık tencereler, ne de dışarıda içeriye alınıp tele serilmesi gereken bebişin çamaşırları, ne ağlayan bir çocuk, ne de yarın ki misafirler...

Hiçbirinin önemi yok.

 Yorgunmuş ve yattı.

Kızgınlık hayalkırıklığı şaşkınlık hissettiğim bunlar değil.

Gerçekten zerre kadar alınmış değilim eşimin yaptıklarından ya da yapmadıklarından...

Çünkü...

Bu benim kendi gerzekliğim...

Sen de uyusana be kadın dinlensene...

Herşeye yetişicem herşeyim tam olsun derken on yıl yaşlandım bu iki yılda, gözlerimin altı çöktü. 

Sanki bir kıymeti var bu yaptıklarımın... 

Bok götürsün evi. Akşamları makarna, tarhana neyimize yetmiyor sanki... 

Salaklık bende. 

Bu kafayla daha çok taşlara vururum kafamı

Başka hiçbir şey  değil.

ÇOK YORGUNUM...

Makinada dolaplara yerleştirilmeyi bekleyen temiz tabak çanaklar, tezgahta makinaya dizilmeyi bekleyen kirli tabak çanaklar, temizlenmesi gereken bir ocak, acilen silinmesi gereken mürdüm rengi yaptırdığım en küçük izi bile belli eden mutfak dolaplarım, makinada yıkanmış asılması gereken çamaşırlar, dün gece kuruması için çamaşır teline, koltuklara, peteklerin üzerine, boş bulduğum neresi varsa oraya attığım katlanıp dolaplara yerleştirilmesi gereken kıyafetler var. Her yer her yerde. Yatağımı bile toplayamadım bugün. Hava çok güzel ama camları açacak halim yok. Üstelik yarın memleketten misafirlerim gelecek. Kuzucuğumun büyük babaannesi torununun bebeğini görmeye gelecek. Bir de büyük halası gelecek bebek görmeye.  Bebişle hiçbir şey yapamadığım için Defne uyuduktan sonra bu gece ikramları hazırlamam gerek. Yarın eşim evde yok evi de süpürüp silmem lazım. Eee beni de görücekler kendime de bir çeki düzen vermem gerek. Bir de Defne Ferah aşı oldugu için 3 gün yıkanmaması gerek yarın süre doluyor. Onlar gelmeden kuzumu yıkamalıyım. Temiz güzel görsünler kuzumu...Bakalım hangi birini yapabileceğim...

Tamam hijyenik biriyim. Ev pis değil sadece dağınık.  Gücümü toplayabilsem max 1 saatte pırıl pırıl yaparım bu evi. Malzemem varsa 2 saatte de ikramları hallederim. Yatmadan da banyo bakım ... Ama  tüm bunlar için güç kuvvet lazım.

Çok yorgunum çok uykusuzum. Kolumu kıpırdatacak halim yok. Koltuğa kuruması için serdigim nevresimi kenara kıvırdım, köşeye kıvrıldım, bir yandan ver fırınayı izliyorum bir yandan yattığım yerden bu postu yazıyorum.

Biraz uyuyabilirim ama biliyorum ki derin uykuya daldığım anda Defne uyanacak daha kötü, sersem gibi olacağım, her zaman böyle oluyor çünkü. 2 aydan fazladır derin ve uzun uyumadım.

Olsun... Minik prensesim için değer... Böyle olacağını biliyordum. Sadece bugünleri unutmayayım diye yazdım.

18 Kasım 2015 Çarşamba

BEBİŞLERİ YAN YATIRIN... DEFNE FERAH'LA 9. HAFTA...

Defne Ferah'la 9. Hafta...

Defne Ferah bu hafta 5200 gr
Ben 80,8 kg

Zayıflamak için çabalarken bu hafta 1,3 kg almışım. O üzgünlükle az önce yarım kavanoz çikolata yedim. Yarım pakette fıstıklı çikolata götürdüm. Belki 10 bardak da çay içtim. Şimdi içim bulanıyor başım dönüyor.

Çok üzgünüm.

Bu hafta Defne Ferah 9. haftayı bitirdi. Bu hafta söylenecek yeni bir gelişme yok. Geçen haftalardan tek farklı şey bebiş artık biberon istemiyor sanırım sütüm çoğaldı ve yetiyor.

Bebişimiz büyüyor.

Bu hafta benim yeni öğrendiğim şey;

Bebeklerinizi yan yatırın hanımlar... Ben sadece başını çeviriyordum. Bir sağa bir sola gündüzleri ise ortalamaya çalışıyordum. Ama bizim kızın kafası yine de hep yan yatmaktan arkaya doğru uzadı. Kızım kafasını düz tutmakta zorluk çekiyor. Kafa genellikle hep sol tarafa dönüyor. Hatta kucakta gezdirirken bazen o denli döndürüyor ki kafasını neredeyse 180 ° nin de ötesine geçecek. Bir baykuş misali başını arkaya çevirdiğinde her ne kadar gülsem de aslında korkuyorum.

Bizim kız sabah 3-4 gibi uykusunda ıkınmaya başlıyordu tuhaf sesler çıkarıyordu ıh ıh şeklinde, zor nefes alır gibi ama burnu açık nefes almada bir problem yok. Ben de kakasını yapamıyor rahatsızlık hissediyor diye düşünüyordum. Geçen gece 3 00 gibi kakasını yaptığı halde aynı durum yine sabaha kadar devam edince anladım ki bizim kızın rahatsızlığı kaka yapamamaktan değil hep sırt üstü yatmaktanmış. Sadece kafasını döndürmek yetmiyor vücudu da döndürmek gerekiyormuş. Sırtına bir battaniye desteği ile her iki saatte bir döndürüyorum. Artık o sesler çıkmıyor ve kızım çok daha rahat uyuyor.  Düşünsenize 10 saat hep aynı pozisyonda yattığınızı ne kadar korkunç değil mi... Bu da bir tecrübe oldu benim için. 

11 Kasım 2015 Çarşamba

DEFNE FERAH'IN YENİ CİCİLERİ... (6)

Ebruş teyzesi kızıma pamuk prenses elbisesi almış. Elbise fotoğrafta göründüğünden çok daha şirin ve rengi çok daha güzel bir kırmızı.


10 Kasım 2015 Salı

DEFNE FERAH'LA 8. HAFTA...

Bu haftanın önemli gelişmeleri;

* Defne Ferah 5000 gr olmuş.

* Ben bugün tartıldım 79,5 çıktım. Bir haftada hiç zayıflamamışım.

* Defne Ferah bu hafta bilinçli olarak bize gülmeye başladı. ( Mükemmel bir duygu) Artık babasını da tanıyor, gülüyor hatta onu görünce heyecanlanıyor, elini ayağını oynatıyor.

* Bu hafta ilk kez Defne Ferah'la beraber avmye gittik, alışveriş yaptık. Deneyimimiz korktuğum kadar olmadı gayet güzel geçti. Defne Ferah'la rahat rahat alışveriş yaptık.

Aşağıda ise haftanın ayrıntıları...

3 Kasım 2015 Salı

DEFNE FERAH'LA 7. HAFTA...

Defne Ferah 50. gününde...

Bu hafta Ankaradan Osman, Bergamadan Bilal, Eylem ve Ege Boracığım geldi. Annemle babam zaten bizde idi. Ailecek çok güzel vakit geçirdim. Bana çok iyi geldiler. Allaha bana böyle güzel bir aile nasip ettiği için bol bol şükrettim. Kardeşciklerim daha önce de bebek görmeye gelmişlerdi, 2 gün kalmışlardı ama o sırada ben sürekli Defneyi emzirdiğim için yüzlerini görmemiştim, muhabbet edememiştik. Bu sefer güzeldi. Hep beraber bir günü Bolu Abant-Gölcük- Mudurnu gezisi yaparak değerlendirdiler. Ben gidemedim, kendime güvenemedim. Bebeği üşütmeyeyim, uzun yol zor olur dedim, fotoğraflarla yetindim.

* Bu hafta Defne Ferah'ın iyice büyüdüğünü farkettim. Kıyafetleri küçüldü. Alışverişe çıkmam lazım. Bebekle alışveriş gözümü çok korkutuyor.

* Bu hafta ilk kez çocuğu evde annemlere bırakıp markete alışverişe gittim.  Evde otur otur ayaklarım kapanmış 100 metre ötedeki markete zar zor gittim. Yürümekte zorluk yaşıyorum.

* Pazar günü seçim vardı. Oyumuzu kullandık ardından biraz araba çalıştım. Hala araba süremiyorum. Eğer arabayı kullanabilirsem hayatımda çok önemli bir iş daha halletmiş olacağım.

* Defne Ferah artık etrafı merakla ve çok dikkatli inceliyor.

* Bazen bana çok güzel bakıyor, ama gülümsemesini sadece uykuya dalarken görüyorum. Babasına ve anneannesine ise çoktan gülümsedi ( kıskanıyorum)

* Ses çıkarma çalışmaları yapıyor ama şimdilik sadece ağzını açıp kapatabiliyor. (Bu sırada ölüyorum gülmekten)

* Eldivenlerinin üstünden elini emmeye başladı. Eldivenleri hep ıslak. Habire eldiven değiştiriyorum. Emzik ise almıyor. Babası çeşit çeşit emzik aldı ama hiçbirini istemiyor.

* Tuvalet alışkanlığı düzene girmeye başladı. Bu hafta günde 1 bazen 2 kez kaka yaptı.

* Artık su verdiğim için sanırım, çiş miktarı çok arttı. Alt değiştirme sayısını artırdığım halde sık sık  idrar bezden taşıyor. Tüm üst baş değişiyor.

Bu hafta da böyle geçti. Anlatacak yeni pek bir şey yok. Defne Ferahımız büyüyor.

31 Ekim 2015 Cumartesi

BEBİŞLERE SU VERİN!?

İlk altı ay sadece anne sütü verin deniliyor. Denedim çok uğraştım olmadı mecburen devam sütü kullanıyorum. Günde 500 cc civarında devam sütü içiyor Defne Ferah. Acıkınca alabildiği kadar anne sütü veriyorum bazen -aslında çok nadir- yeterli geliyor aramıyor ama çoğu zaman yetmiyor memenin ardından 60 cc mama hazırlıyorum. Mamadan bir müddet sonra Defne yeniden emmek istiyordu. Ben de doymadığı için ya da uykuya dalabilmek için emdiğini düşünüyordum. Bugün öğrendim ki sadece anne sütü içerken su verilmezmiş ama mamadan sonra mutlaka su verilmeliymiş. Çünkü mamalar çok proteinli olduğu için bebeği cips yemiş gibi susatıyormus. Sinirlerim yine çok bozuldu. Canım yavru kuşum ağzından süt akana kadar emmek istiyordu. Meğerse susuzluktanmış. Bir de sütüm yeterli değil ki. Bugün emzirdim her iki göğsümü de verdim ve sütüm bol gibiydi ama yine de 60 cc mama hazırladım cork cork hepsini içti tok zannettiğim bebişim. Sonra gaz çıkarma alt değiştirme etrafı gezdirme derken yine emmek istedi. Biraz içme suyu ısıtıp biberonu ile verdim. Tam 30 cc su içti içerken de bana gülümsedi nihayet der gibi... Canım kuzucum tecrübesiz annen bilmiyor ne yapacağını affet ... Bebek olmak derdini anlatamamak ne zormuş yarabbim. Aç mı susuz mu bir yeri mi ağrıyor sıkıntısı mı var anlatamıyorlar.

Vel hasılı kelam bebeklere su verin susuyorlar tv de orada burada söylenenlere değil tecrübeli anne anneanne babaanneleri dikkate alın ( Bu cümleyi söylediğime inanmıyorum)

Geçen gün de ağlıyordu, (benim çocuğum sadece aç olunca ağlar) meme vermek istedim daha çok ağladı gazını çıkarmak istedim ağlamaya devam etti. Sonra altına bakayım dedim bir çiş bir çiş bütün sırtı kundağı battaniyesi ıslanmış ben ıslaklığı farketmiştim ama çok  terlemiş de ıslatmış zannediyordum. Canım kuşum bu yüzden huysuzlanıyormuş.



30 Ekim 2015 Cuma

BEBİŞİN YENİ KIYAFETLERİ... (5)

Kızlar için o kadar güzel kıyafetler var ki...   Gelen hediyeler de ayrıca çok güzel.

Bu kışlık tulumu kızımın Eylem yengesi almış. Taa Bergamadan kızımı görmeye gelmişler sağolsunlar. Kışlık kıyafeti hiç yoktu kuzumun iyi denk geldi.




Bu süslü takımı kızımın Ebruş teyzesi almış. Çok güzeller... Bir an önce büyüse de giydirsem.


Bu süslü elbiseyi de anneannesi almış.

27 Ekim 2015 Salı

DEFNE FERAH'LA 6. HAFTA

Bir yerde okumuştum çocuk sahibi olmak kadını gerizekalılaştırıyormuş!

Bebek doğduğundan beri tek yaptığım şeyin emzirmek, alt değiştirmek, gaz çıkarmak ve bebişimi sevmek olduğunu, geceleri 20-30 defa uyandığımı, deliksiz 3 saat bile uyuyamadığımı, geçen 42 günde tek bir satır kitap okuyamadığımı, entelektüel manada hiçbir faaliyet yapmadığımı düşünürsek bu söz doğru olabilir.

Peki bu durumu sorun yapıyor muyum?

Şimdilik hayır...

Evet pek çok şeyden mahrum kalıyorum ama buna karşılık iyi bir şey yapıyorum. Bu hayata yapılabilecek en değerli şey; bir çocuk büyütmek, yetiştirmek olduğunu düşünüyorum.

Defne Ferahla 6. haftayı geride bıraktık.

Gitgide Defne ile iletişimimiz daha iyiye gidiyor. Artık ne dediğini çoğu kez anlıyorum. Acıkmaya başlayınca önce minik bir ağlama sesi veriyor. O kadar komik ki hepimiz o dudağını büküpte o ağlama sesini bekliyoruz, çok gülüyoruz. Eğer devam sütü gecikirse ortalığı velveleye veriyor. Bu da acele edin çok acıktım dayanamıyorum ağlaması oluyor.

Devam sütünü vermeden önce gıdışına beyaz bir bez koyuyorum. O beyaz bezi görünce mama geleceğini anlıyor nasıl mutlu oluyor, gözleri parlıyor, küçük yavru kuşlar gibi ağzını açıp sabırla bekliyor kuzucum... O kadar komik ki her seferinde gülüyorum. Geçen gün kıyafeti biraz açık gelmiş göğsüne bir bez parçası koyayım da üşütmesin dedim. O bez de beyaz renkliydi, yavrucum yanlış anladı, mama gelecek zannetti, çok sevindi gözleri parladı, ağzını açtı aslında vakti gelmemişti ama yine de hemen mamasını hazırladım.

Bir de gaz ağlamaları var ki işte o kısımda çok çaresiz hissediyorum kendimi. Canım yavrucuğum çok acı çekiyor.  Beslendikten sonra üstten gaz çıkıyor zaten ama asıl sancılı olan geceleri oluyor. Geceleyin 4-5 sularında kıvranmaya başlıyor. Acıdan nefesi kesiliyor. Sancı geliyor kıvranıyor, ıkınıyor, morarıyor, bazen acıdan ağlıyor, sancı bitince uyuyakalıyor.  Saatlerce bu şekilde devam ediyor. Kucağımızda bir o yana bir bu yana turluyoruz gazı dağılsın diye. Sabah 7:30 8:00 gibi ise büyük bir volkan patlaması gibi çıkan gaz ve kaka ile rahatlıyor . O sırada babası anneannesi dedesi ben hepimiz derin bir ohhh çekiyoruz.

Zaten bu son 2 haftadır evdeki her 3 konuşmanın biri Defne' nin gazı ile ilgili. Evde sürekli bir gaz muhabbeti var;
- gazı çıktı mı
- ohh çok güzel gazını çıkardı
- kaplan gibi gürledi maşallah
- kıvranmaya başladı gazı geldi galiba
- bütün gece gazdan kıvrandı yavrum
- çıkmadı gitti şu gaz
- ne gazmış be

O kadar çok gaz çıkarıyor ki her seferinde hayret ediyorum. Geçenlerde Defne'yi banyo yaptırdık. Karnı bir balon gibi şişmişti çok korktum. Hatta banyosunu yarım yamalak yaptırdık karnına baskı olmasın diye. Banyodan 10 dakika sonra o kadar çok gaz çıktı ki  bütün karnı indi çok şükür.

Geçen gün de anneannesi altını değiştiriyordu, daha yeni bezini koymuştuk ki ciş ve kaka ile birlikte gaz çıktı, resmen gaz bombası gibi fışkırttı annemle ikimizin ödü patladı. Etraf da biraz battı tabii.

Dün sabah yine bütün gece süren uzun bir gaz sancısı sonunda sabah bir yaptı ki hepimiz derinden bir ohhh çektik. Geceleyin de karnı çok şiş olduğu için bezini gevşetmiştim. Altına bir doldurmuş bir doldurmuş o sırada nasıl bir basınçla gaz çıkardıysa artık kaka bezden taşıp ensesi de dahil olmak üzere tüm sırta yayılmıştı. Temizle temizle olmadı. Başedemeyeceğimizi anlayınca hemen banyo yaptırdık. Aman temizlemeye razıyım yeter ki rahat etsin Defnecik. Alt değiştirdiğimde bezin ağırlığına da her seferinde hayret ediyorum. 4 kiloluk yavruşumdan yarım kilo falan bez çıkıyor.

22 Ekim

Üç gündür İstanbul'da vıcık vıcık nemli bir hava var. Hava hiç açmadı, ara ara  yağmur yağıyor.

Aslında yağmurlu havaları çok severim. Böyle karanlık günlerde perdeleri açarım, dışarıyı görebilecek şekilde otururum. Bir battaniye, sıcak bir fincan çay, sevdiğim başucu kitaplarımdan biri... Bir yandan çay içerken bir yandan yağmuru seyrederim bir yandan da şekerleme yaparım.  Genelde müzik açmam çünkü yağmuru dinlemek isterim. Cama vuran o damlaların sesini çok severim.

Bu sefer ise İstanbul'un yağmuru çok sıkıntı oldu. Evde bir sürü yıkanması gereken çamaşır vardı. Yıkadıklarım bir türlü kurumadılar. Hatta nem o denli fazla ki Defne'nin 2 adet kundağını kurutmayı bir türlü başaramıyorum. Üstüm başım koltuklar ev her yer ıslak ıslak. Geceleri Defneyi emzirmeden önce ağzıma 1-2 attığım naneli sakızlar bile yapış yapış iğrenç olmuşlar nemden. Camları dilediğim gibi açamıyorum ev havasız. Bunaldım.

En büyük sorunum ise Defne' yi nasıl örteceğim üşüyor mu terliyor mu bunalıyor mu bir türlü karar veremiyorum. Ben çok bunalık biri olduğum için az örtmek istiyorum bu sefer de üşütür müyüm diye korkuyorum. Örtüyorum bu sefer de ya benim gibbi bus bus bunalıyorsa diye düşünüyorum. Sürekli Defneyi kontrol ediyorum

Bebekli kalabalık ve küçük evler için İstanbul yağmuru çok kötü oluyormuş. Sabah uyanıp ta havayı görünce
"Bu sabah yağmur var İstanbul'da
Gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye"
demek gelmiyor artık içimden.

24 Ekim

Bugün evlilik yıldönümümüz...  2 yılımız geride kaldı. Babam gecenlerde yildönümünüzde  pasta var mı dedi. Canı pasta çekti sanırım.

Eşime pelit pastanesinden pasta almasını söyledim. Oranın pastalarının güzel olduğunu biliyorum.

Eşim en küçük boy frambuazlı muzlu çikolatalı pasta almış. En küçük boy pasta pelit pastanesinde 65 tl . O kadar şaşırdım ki...  Minicik bir pasta neden bu kadar pahalı ki anlamadım.


25 Ekim

Bugün kırkımız doldu çok şükür... Uzun ve zorlu bir süreçti atlattık. 40 günde pek çok şey değişiyor yerli yerine oturuyor diyorlardı doğruymuş.

Sabah banyo suyuna bir çimdik tuz attık. Maşrapasına da altın koyduk, adettenmis. Hayır duaları eşliğinde banyosunu yaptırdık. Sonra annem yasin sûresi okudu. Sonra ben de banyo yaptım.


Sonra kırk uçurma için kuzenim Filiz'i aradık müsaitmiş, gittik. Dönüşte bize yumurta ve şeker koydu. Bereketli ve güzel ömrün olsun demekmiş.

Az önce de kuzucuğum yatağında kendi kendine uyudu.

21 Ekim 2015 Çarşamba

DEFNE FERAH'LA 5. HAFTA...

Defne Ferah'la 5. haftayı geride bıraktık. Bu gün 36. günümüz bitiyor.

Geçen salı mamaya başlamıştık. Bu bir haftada Defne Ferah kendini baya toparladı. Kilo aldı. Eli yüzü düzeldi, güzelleşti. Yanakları tombik tombik olmaya başladı. Gıdışı bile hafiften çıktı. Çöp gibi olan bacacıkları birazcık tombikleşti, rengi normalleşti. Artık rahatça uyuyabiliyor çok şükür. Doyduğu ve uykusunu aldığı için ve tabii ki biraz büyüdüğü  için etrafa olan ilgisi arttı. Çevreyi inceliyor, bizimle iletişim kurmaya çalışıyor. Bir şeyler demeye çalışıyor ama henüz sesi çıkmıyor.

Artık bebişim sürekli emmek istemiyor. Normalde 18-20 saat emen çocuğum artık 10-15 dakikada doyuyor. Mama aldığı için uyuyabiliyor. Ara verebildiğimiz için ve bunun sonucu ben de artık dinlenebildiğim için sütüm de birikiyor.( ya da ben öyle sanıyorum) Kısır döngüden kurtulduk gibi. Bu kadar büyük bir sorunu aşabildildiğimize hâlâ inanamıyorum.

Ve en güzeli uykuya daldığında geçmiş haftalara göre daha çok gülümsüyor, daha mutlu görünüyor minik serçem.

Bana gelince ...

Kendimi nasıl toparlarım bilmiyorum. Sürekli vicdan azabı içerisindeyim, acı çekiyorum. Sürekli aklıma geçen bir ay boyunca Defne Ferah'ın mücadelesi, sürekli çocuğumun anlatmaya çalıştığı açlığı aklıma geliyor... O çaresiz bakışları, emerken göğsümü tutmaya çalışması, babası onu oyalamaya çalışırken çaresizlik içinde inlemesi, o bakışları, dişsiz ağzı, ağlarken titreyen dili, eme eme nihayet yorgunluktan sızıp başını arkaya attığında farkettiğim zayıflığı ve açlıktan rengi kararmış yüzünü görüpte hayrete düşüşüm...Hiç aklımdan çıkmıyor. Bizim kızın gazı yok zannediyorduk. Çünkü memeden sonra gaz minik bir gık şeklinde çıkıyordu o da nadiren. Nasıl çıksın ki. Gaz oluşması için öncelikle karnında süt olması gerek.

Nasıl unuturum nasıl atlatırım bilmiyorum.

Şimdi ise yine mutlu değilim. Çok endişeliyim.

Bu sefer de mamayı veriyorum ama kaç cc vermeliyim, mama bize çok iyi geldi ama herhangi bir yan etkisi var mı acaba diye düşünmrkten kendimi alamıyorum. Defne mamadan sonra sızıp kalıyor. Öyle boş boş bakıyor, hareket edemiyor nefesini bile zor alıyor, ağzı açık kalıyor, sesini bile çıkaramıyor yavrucuğum. Hatta ağlaması gerekiyorsa sesi incecik  ve titrek çıkıyor. Tüm bunlar doğal mı karar veremiyorum.

Çocuğuma zarar mı veriyorum bilmiyorum.

Mamayı azaltmak için dün süt pompası aldık. Sütümü sağıyorum en azından bir kaç öğünü kendi sütümle atlatabilirsem yine kârdır.

15 Ekim

Bugün Defne'nin kalça ultrasonu çekildi. Sol kalçası hafif çıkık, çift bez kullanacağız ve 1 ay sonra yeniden ultrason çekilecek.

Ultrason çekilirken doktor kızıma "prenses misin sen" dedi. Gerçekten de Defne bugün prenses gibiydi çok tatlıydı. Mavi beyaz takımları çok yakışmıştı. Aynı zamanda doktor Defne için çok güçlü bir bebek olduğunu zor zaptettiğini her tarafının oynadığını söyledi.

Dönüşte sağlık ocağımıza uğrayıp hepatit B aşısının 2. dozu yapıldı. Bacaklarını sabitledim Zehra ebemiz de iğnesini yaptı. Zehra ebemizin eli çok hafiftir biliyorum ama yine de yavrucuğum bir ağladı, benim taa yüreğimin içi sızladı.

2550 gr olmuş, büyümüş yani 4 günde 250 gr almış maşallah... Boyu da 54 cm olmuş. 48 cm doğmuştu, 1 ayda 6 cm uzamış . Bugün keyfimin çok yerinde olmasının nedeni de bu olsa gerek...

16 Ekim

Artık karnı doyduğu için Defnecik ile konuşabiliyoruz. Anlamlı bakıyor, kedi gibi incecik sesler çıkarıyor, bir şeyler demeye çalışıyor sanki.

Bu akşam mamasından sonra da gazını çıkarmaya çalışırken etrafı inceledi. Özellikle de mutfak dolapları çok ilgisini çekti.

Bugün bir de felsefe kitaplarım geldi. Aöf 2. sınıf oldum. Bakalım bebişle becerebilecek miyim? Geçen yıl her iki dönem de yüksek onur belgesi almıştım bakalım bu yıl nasıl olacak...

14 Ekim 2015 Çarşamba

PES ETTİM... DEFNE FERAH'LA 4. HAFTA...

Bugün Defne Ferah 29. gününde. Böylece 4 haftayı geride bıraktık.

Bu gece de her zaman ki gibi zor geçti. Defne sürekli emmek istedi. Arada 10-15 dakika uyudu, uyandı. Benim için uykusuz rutin gecelerden biriydi işte. Sabah olduğunda Defne Ferah gözüme çok küçük göründü. Doğduğundan beri sanki hiç büyümedi yavrucuğum. Sanki değil büyümedi gerçekten. Topu topu bir ayda 220 gr aldı.

Bu sabah da onu iyice küçülmüş görünce artık pes ettim.

6 ay sadece anne sütü vermeye kararlı idim. Bu sabah vazgeçtim. Sabah su almak için evden çıkan eşime mama da al dedim. Aslında hiç istemiyordum mama vermeyi ama artık Defne'nin sürekli aç olduğunu doymadığını hatta uyuyakaldığında uyuduğunu değil de  açlıktan bayılmış olma ihtimalini düşünmeye başlamıştım.

Eşim de eve Aptamil mama ve gaz yapmayan yeni doğanlar için yapılmış Mr Brown biberonla geldi.

Önce minik kuşumu güzelce yıkadık sonra bir güzel emzirdim. Her iki göğsümü de verdim, rahatladı, uyuyakaldı. Artık baya uyur dedik. ( Her banyodan sonra öyle diyordum ama aslında nadiren uzun süre uyuyordu) Denemek amaçlı 30 cc mama hazırladık. Ben mamayı almayacağına emindim. Çünkü gayet güzel emmişti. Gitti bir ölçek mama, ziyan oldu diyordum.

Ama benim minik serçem mamayı cork cork nefessiz içti neredeyse. O minicik elleri ile biberonu tutmaya çalıştı. Sanki sakın çekmeyin der gibiydi. Sonra bir rahatladı ki sormayın. Hiç aranmadan huzurla uyuyakaldı.

Yavru kuşumun doymasının şerefine keyifli güzel ve özel bir akşam yemeği yedik ailecek. Hepimiz nihayet Defne doyduğu için çok mutluyduk. Huzurla uyuduğunu bildiğimizden hepimiz gülümsüyorduk.

Sonra akşam üstü 30 cc ve yatmadan önce yaklaşık 50 cc mama içti. Ve neredeyse 6 saat uyudu. Hala da uyanacağı yoktu ama çok uyumanın bebekler için iyi olmadığını bildiğimden biraz çaba harcayarak uyandırdım, emzirdim.


                           *************


Bugün Defne'nin  30. günü. Belirgin bir şekilde bir sakinleşme var bebeğimde.

Vicdan azabı çekiyorum. Meğerse yavru kuşum 1 aydır açmış.  Doğduğundan beri ağlaya ağlaya bütün çabasıyla doymaya çalıştı, neredeyse 18 saat çenesi yorulana, gücü bitene, yorgunluktan sızana dek emdi. Uyuyakaldığı zaman 10 dakika çeneyi dinlendirdi ve yine emmek istedi.

Ah yavruşum... Emzirmemek için oyalamaya çalıştığım, teselli etmeye çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Emzik vermeye çalıştığım zamanlar...  Emerken o minicik elleri ile göğsümü tutmaya çalışıyordu, var gücü ile emiyordu yavrucağım. Açlıktan ağladığı zaman o bakışları o dişsiz ağzı titreyen minicik dili sımsıkı kapattığı elleri çaresizliği aklıma geliyor sürekli ağlamak istiyorum.

                                 *********

Aşağıda bu hafta aldığım notlar

Defne Ferah'la 4. hafta ...


6 Ekim:

Bugün kızımın gözlerinden yaş geldi ilk kez. Altının değiştirilmesi gerekiyordu. Önce sakin olması için emdirdim. Sonra her zamanki gibi uyuyakaldı. Bir yandan uyurken bir yandan altını değiştireyim dedim. Uyandı ve çok ağladı. Sakinleşmesi için konuştum fayda etmedi. Sonra yüzümü yaklaştırdım kokumu duyup ağlamayı bırakır diye. Minik kuşum yüzümü emmeye kalktı. Canım benim o zaman ne kadar savunmasız ne kadar küçük olduğunu anladım. O sırada gözlerinde yaş oluşmuş. İç çeke çeke emdi sonra kuzucum.

Uyku ve emme sorunumuz hala bitmedi. Sürekli emiyor kuzucuk.

7 Ekim:

Bugün çok mutluyum.

* Birincisi artık bir yandan emzirirken bir yandan uyumayı öğrendim.

Böylece gündüzleri daha dinç hissediyorum kendimi. Böylece sinirlerim de daha sağlam.

Defnecik hep memede. Bir gün değil iki gün değil her gece böyle ve gidişat gösteriyor ki uzun bir müddet de böyle devam edecek. Bir yastık alıyorum dizlerime, Defneyi de yastığa yatırıyorum. Kendim de oturduğum yerden kestiriyorum. Bazen sırtıma başıma yastık desteği yapıyorum dayanıp uyuyorum,  bazen kollarıma yastık desteği yapıp kolumun üzerinde uyuyorum, bazen de Defneye doğru eğilip iki büklüm uyuyorum. Uzun süre uykusuz kalınca pozisyon o kadar da önemli değilmiş. Her şekilde uyuyabiliniyormuş. Şimdiye kadar pijamalı nevresimli mis gibi kokan yatağımda uyudum, tv karşısında sızdığımı hiç bilmem. Hep vaktinde yatıp vaktinde kalktım. Ve çoğu zaman deliksiz rahat uyku uyudum. Napalım 40 yaşından sonra da böyle olsun.

* Bugün Defne Ferah gündüz uzun uyudu yaklaşık 3- 4 saat.  Fırsattan istifade evi toparladım.
* Önce banyoyu temizledim. Günlerdir banyoyu işgal eden geniz yakan idrar kokusu gitti. (Durumdan herkes haberdarmış meğer ama müdahale  lohusa halimle benden bekleniyormuş!)
* Etrafta ne var ne yok topladım, dağınıklığı giderdim.
* Mutfak tezgahını, lavabosunu çamaşır suyuyla ovdum.
* Buzdolabını kabaca elden geçirdim.
* Mutfak dolaplarını kontrol ettim her şeyi yerli  yerine koydum düzenledim.
* Tezgah altı mutfak dolaplarını sildim.
* Balkonu temizledim, sildim.
* Masa sehpalar çay lekesi olmuştu, çamaşır suyuyla sildim.
* Bu sırada 1. posta çamaşırlar yıkandı, astım. 2. postayı attım.
* Tüm camları açtım. (Defnenin yattığı oda hariç tabi) Ev havalandı mis gibi oldu.
* Yatak odasının topladım, tozunu aldım.

Evi süpürüp silemedim. Ama Defne uyanıncaya kadar bu kadar yaptığım iş evi baya ferahlattı tabii beni de çok ferahlattı. Enerjimi artırdı.

Şimdi gece 01:30 Defnecik emiyor her zamanki gibi 10 dakika kadar uyuyup yeniden emmek istiyor. O uyurken arada ise gündüz attığım 3. posta çamaşırları asıyorum.

Bu arada eşim annem babam çok yardımcı oluyorlar. Allah hepsinden razı olsun.

9 Ekim:

Artık her emzirmeden sonra mutlaka gaz çıkarıyorum. En azından uğraşıyorum. Her seferinde çıkmıyor ama anladım ki sürekli emmek istemesinin altında gaz var.

Bugün gaz yüzünden kıvrandı kıvrandı yavruşum. Bir türlü çıkmadı gaz... Sabah rezene kimyon anason dereotu karışımından çay yaptım. Ben zaten her gün 2-3 fincan içiyorum ama bu sabah Defneciğe 4 çay kaşığı içirdik.

10 Ekim:

Defnecik daha anlamlı bakıyor artık.

Ama hala memeyi vermek istediğimde hep zıt yöne dönüyor ağzını sonuna kadar açıyor bir türlü memenin olduğu tarafa döndüremiyoruz kafayı sonra da basıyor çığlığı. Her seferinde gülüyoruz.



12 Ekim 2015 Pazartesi

BU BEBEK AÇ!?



Bu bebek aç... Bebeğini sadece anne sütü ile beslemek isteyen bir lohusanın en son duymak istediği ama en çok duyduğu cümledir herhalde.

Konu komşunun, akrabanın pervasızca dile getirdigi "sütün mü yok" ya da " sütün mü yetmiyor"  diğer sinir bozucu cümleler arasında top 10 da bulunur.

Bu cümleleri defalarca farklı kişilerden duyunca bir müddet sonra sanki çocuğuna eziyet eden anne konumuna geliyorsunuz. Sanki bebek büyümek istiyor ama ben sırf inat olsun diye mama vermiyorum çocuk da aç kalıyor büyüyemiyor, küçük kalıyor.

Defne Ferah doğduğu günden beri sürekli emiyor. Emerken sanırım yoruluyor ve uykuya dalıyor 5 dakika sonra yine uyanıyor ve yine emmek istiyor. Günde belki 18 saat emiyordur. Bu işte ters olan birşeyler var ben de biliyorum ama hiçbir şey yapamıyorum -şimdilik- Dolayısıyla etrafımda herkezin fikri çocuğun aç ve benim sütümün yetersiz olduğu dolayısıyla çocuğa mama verilmesi yönünde.


Bugün sabah çocuğu tartıp da kilosunun çok düşük olduğunu görünce 6 ay sadece anne sütü diye diye mamaya karşı kuşandığım tüm zırhlar bir anda  düştü, tüm gücümü bir saniyede yitirdim, zaten yıpranmış olan sinirlerim bir anda boşaldı, çaresizlikten ağlamaya başladım.

Defne Ferah 3080 gr doğdu. Bugün 27. günü 3290 gr yani doğduğundan bu yana sadece 210 gr almış. 

Tüm uykusuz gecelerimin, gözlerimin altında oluşan mor halkaların ve haşat olmuş göğüs uçlarımın, eğilip saatlerce emzirmekten kopan belimin karşılığı bu mu olmalıydı. Kızım sadece 120 gr almış ama her fırsatta süt olsun diye kayısı kompostosu (hiç sevmem), lohusa şerbetleri, rezene çayları, çorbalar, yemekler, bisküviler bana tam tamına  3 kilo olarak geri dönmüş. Yediğim içtiğim şeyler çocuğa değil bana yaramış yani. 

Bugün artık annem de mama verelim demeye başladı . Bu çocuk küçük büyümedi, eziyet etmeyelim çocuğa, herkes mama veriyor çocuğuna gibi cümleler ara ara evde yankılandı.

Biz de doktora gittik. Doktor dönüşü mama almaya kararlıydım.  Doktor ise mama vermememi emzirmeye devam etmemi 2 hafta daha kontrol etmem gerektiğini söyledi.

İçim rahat mi hayır hâlâ hiç değil. Daha doğduğu gün mama verelim ben bütün çocuklarıma torunlarıma verdim diyen kayınvalidem baştan beri haklı mı çıkacak görücez.( Kayınvalidemi seviyorum fikirlerine değer veriyorum yanlış anlaşılmasın)

Bir hafta sonra yeniden bakıcam. Kilo almazsa mama vericem bebişime. Yavrucuğuma başından beri eziyet mi etmişim göreceğiz.

6 Ekim 2015 Salı

DEFNE FERAH'LA 3. HAFTA...

3. Haftayı da bitirdik Defne Ferah Hanımla.

Çok çok zor bir haftaydı. Moral olarak çöktüm. Uykusuzluk iyice bastırıyor artık. Tüm gün gece gündüz öğle akşam Defne Ferah'ı emziriyorum. Emzik almıyor. Sürekli emmek istiyor. Emerken uyuyakalıyor, 10 dak kucağımda uyuyor sonra uyanıyor yeniden emmek istiyor. Gazını çıkaramıyorum. Hem gazı bir türlü çıkmıyor hem de gazını çıkarmaya çalışırken sanki 10 saattir açmış gibi yıkıyor ortalığı.  Hep gazlı bebişim. Gezdiriyorum sallıyorum nafile..  Kundak iyi gelirmiş yaptım bizimki daha çok ağladı. Acaba kolik mi diye fön makinası sesi dinlettim. Sonuç hüsran...

Bugünler de geçecekmiş. 21 gündür kendime eve hiç bakamadım. Yatağın kenarında oturmuş bebek emziriyorum  21 gündür tek yaptığım şey bu... uykusuzum, göğüs uçlarım acıyor, belim ağrıyor, artık rezene çayı içmek istemiyorum, evimi temizlemek istiyorum vee sinirlerim çok bozuk.



29 Eylül:

Dün ve bugün Defne Ferah emmek istemeden ağlamadan sakin bir 40-45 dak durdu. O arada evi gezdik, konuştuk. Bakışları değişti. Bugün ilk kez bana anlamlı baktı. Resmen inceledi beni... Babası ile de geceleyin oynadılar. Ayrıca uzun uyuyabildi. Uzun dediğim 2 saat ve üstü...  Rahatladı galiba.

1 Ekim:

Bu gece ilk kez 4,5 saat uyudu. Tabii ben de... Uzun zamandır ilk kez ben de böyle uzun gece uykusu uyuyabildiğim için bugün çok dinçtim.

Bugün ilk kez göğsümde uyuyakaldı. Miniminicik bir tırtıl koynumda...

2 Ekim:

Bu gece zor bir gece oldu. 01:00 sularında uyandı Defnecik bir daha da tam anlamı ile uyuyamadı. Daha doğrusu her emmeden sonra uyuyakaldı ama bir türlü derin uykuya geçemedi. Çok gaz sancısı vardı bu akşam 5-6 kez gaz çıkardık ama yetmedi. Artık sabaha karşı gazdan ağlıyordu. Gaz yapıcı bir şey de yememiştim üstelik.

Nihayet 6:30 da hem alttan hem üstten çıkardı gazını da rahatlayakaldı yavruşum. Ama yine derin uykuya dalamadı. Takii saat 09: 00 civarına kadar. Şimdi rahat ve huzurlu uyuyor . Böylece ben de geceyi uykusuz geçirdim. Uyumam gerek ama Defne Ferah kucağımda.

5 Ekim:
Bugün 3. Haftamız da bitiyor. Nasıl geçti zaman hiç anlamadım.  Yarın kilo kontrolü yapacağız. Sonuçlara göre mama takviyesiye başlayacağım. Inş gerek kalmaz. Sürekli emmek istediği için genel kanaat bebişin doymadığı bu yüzden de mamaya başlamam gerektiği.   Sadece anne sütü vermek istiyorum ama büyümediyse de mecburen vericem.

28 Eylül 2015 Pazartesi

BU DA BENİM DOĞUM HİKAYEM (DOĞUM)...

Sevgili kızım Defne Ferah'ım 15.09.2015 sabah 00:11 de hayata merhaba dedi. :) Allah'ım onu korusun... Huzurlu, uzun, güzel bir ömür versin. Hep mutlu olsun yavru kuşum...

Allahıma binlerce şükürler olsun sağlıklı bir şekilde kucağıma aldım miniciğimi...

BU DA BENİM DOĞUM HİKAYEM ( HAMİLELİK)...

Anaç bir yapım yok . Hani yolda yürürken bebek görseler seven ayy ne şeker diyen kızlar vardır ya ben hiç öyle bir insan olmadım. Çocukken oyuncak  bebeklerle bile oynamazdım. Evlilik, yemek yapmak, bebekler, ev hanımlığı hiç bana göre değildi. Yıllarca bekar, yalnız ve mutlu yaşadım. Bir aile kurmayı düşünmedim. Sonra kendimi hazır hissettim, doğru insanı bulduğuma da inandım ve 38 yaşında evlenebildim.

DEFNE FERAH'LA 2.HAFTA...

22 Eylül:
* Bebişim bu hafta ilk kez üstten gaz çıkardı. Sürekli emmek istiyordu kuzucum. Bazen emme aralığı 1 saati bile bulmuyordu. Internetten biraz araştırma yaptım; Gazı olan çocuk sakinleşmek için emmek istermiş, emdikçe de gazı daha da artarmış. Kısır döngü yani. Bizim bebeğin gazı yok zannediyordum. O yüzden emdikten sonra gaz çıkarmadan hemen uyutuyordum. Sonra bir deneyeyim dedim. Meğerse emdikten sonra gerinme zannettiğim şey gaz sancısıymış. Önce inceden gık sonraki denemelerde gak diye çıktı gazı. Müthiş rahatladı tabii . Şimdi uyuma süreleri uzadı. Daha huzurlu ve derin uyuyabiliyor meleğim.

23 Eylül:
* Bugün kızımın göbeği düştü. Ohh rahatladık.  Güzel bir banyo yaptık . Hastaneden geldikten sonra gün aşırı banyosunu yapmıştı kuzucum ama göbeği düşmediği için çok hızlı üstünkörü yıkıyorduk.  Bugün rahat bir banyo yaptı. Suyu sevdi sanırım sesi çıkmadı banyo yaparken.

* Bugün ilk kez bebişin tırnaklarını kestik. Allahım minicik biçimli güzel beyaz elleri ve çok narin parmakları var. Tırnakları da uzamış. Yüzünü çizmesinden çok korkuyordum. Doğduğu gün dikkatsizliğimiz yüzünden yüzünde hala geçmemiş bir yara izi var.  Bugün banyodan sonra giydirirken eşim ellerini tutmuştu yüzünü çizmesin diye. Başta baya direnmiş yavru kuşum sonra gücünün yetmeyecegini anlayınca pes etmiş, bırakmış kendini yavrucum. Bir daha ellerini tutmak zorunda kalmayalım diye hemen tırnaklarını kesmeye karar verdik. Derin uykuda iken incecik parmaklarını tuttum. Eşim de kesti. İncecikten çıt çıt diye ses geldi. İncecik saç teli gibi idi kesilen tırnakları.

24 Eylül:

Bugün Kurban Bayramı... Defne Ferah bu gece rahat uyudu. Emme araları en az 2 saatti . Böylece geceleyin ben de rahat uyudum, rüyalar gördüm. Gayet iyi dinlendim. Ama gündüz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu notu yazarken akşam saat 12' ye geliyor ve Defne Ferah Hanım neredeyse 12 den beri yani 12 saattir emiyor. Arada uykuya dalıyor yatağına koyduktan 5 dakika sonra uyanıyor basıyor çığlığı gören saatlerdir aç kalmış sanır... Gazını da çıkarıyorum altı da temiz, gezdiriyorum sessiz ortam, gürültülü ortam, tv karşısı, kucak her türlü yolu deniyorum bi türlü dalamıyor uykuya bugün... Ciddi ciddi emzik vermeyi düşündüm bugün hatta verdim ama çok vicdan azabı çektim geri çıkardım tekrar emzirmeye başladım.

Ayrıca 12 saatlik son emzirme maratonundan sonra sinirlerim de çok bozuldu dokunsalar ağlayacağım o denli karamsarım. Internette araştırma yaptım herkez emzik öneriyor ama ben emzik hiç sevmiyorum bakalım ins mecbur kalmam.

Dediğim gibi 12 saattir emiyor. Az önce altını değiştirdim.. Ağlamaktan helak oldu artık sırtına filan baktım bir şey mi batıyor diye memeyi verdigim anda sustu. Napacağımı hiç bilmiyorum. :(

Bir de saatlerdir emmesinden dolayı göğsüm haşat oldu. Her memeyi verişte acıdan gözümden yaş geliyor.

25 Eylül:
Dün çok yorucu bir gündü.  Nerdeyse 12 saat boyunca Defne Ferah emmişti . Bebişin aç olduğunu düşündüğümden geldikçe gittikçe kavurma yedim. Annem ne ye derse yedim.  Kayısı kompostosu içtim. Bugün Defne Ferah çok kısa bir şekilde emdi ve hemen ardından hep uyudu çok sakindi. Hatta şu anda bu sakinlik beni korkutuyor.

27 Eylül:
Bu gece inanılmaz bir şekilde çok rahat uyudu kuzucum. Gece 12 de uyudu 4 te kalktı 5 te uyudu 8 30 da uyandı. Gündüzleyin ise her zamanki gibi sürekli emmek istedi. Dün ilk kez ağlamadan ve emmeden 45 dakika durabildi. Büyük gelişme. Bugün de yaklaşık yarım saat evde oynadık durabildi.

Ve beklenen son bugün geldi. Sol göğsüm derin bir sekilde yarıldı. Zaten gögüslerimin her ikiside sürekli sızlıyor. Ama bu sefer sol göğsüm baya kesilmiş gibi yarılmış. Sabah son kez emzirdikten sonra sebamet sürdüm ve o göğsümü iptal ettim. Bu sefer de sürekli sağ göğüs üzerine odaklandım, umarım bari ona bir şey olmaz.

28 Eylül:
Bugün 2 haftalık olduk. Artık üstten rahatça gaz çıkarabiliyor. Defne Ferah 5-10 dak ağlamadan durabiliyor.  Bu gece hep emdi ve sabahtan beri emiyor. Az önce ebe arayıp kimlik no istedi. Sadece kimlik nosunu verinceye kadar katılırcasına ağladı. Gören  daha 5 dak önce emmiş değil de 5-10 saattir aç bir bebek sanır. Yoruldum. Emerken uyuyor ama derin uykuya bir türlü dalamıyor.

Günler gelip geçiyor. Güneş doğuyor güneş batıyor. Bugün yagmur yağdı İstanbula. Bense yatağın kenarına oturmuş  dışarıyı izliyorum. Kucağımda Defne Ferah... Sadece emziriyorum. Aralıksız sürekli emmek istiyor Defne Ferah. Hiçbir işimi yapamıyorum banyo yapmam lazım ama bir 10 dakika bile müsade etmiyor ki... Sinirlerim harap, göğsüm yarılmış, belim kopuyor, saçım başım dağılmış gözlerimin altında mor halkalar,  günlerdir yemeğimi bile bir yandan emzirirken yiyorum.

Biliyorum annelik zor iş. Bugünler de geçecek.  Yeter ki sağlıkla büyüsün Defnecik...

24 Eylül 2015 Perşembe

DEFNE FERAH'LA 1. HAFTA...

Canım, kızım, Defne Ferahcım... İyi ki doğdun. Rabbim seni bana hediye etti,  hayatımın en değerli hediyesisin, çok şükür...


Defne Ferah'la bir haftayı geride bıraktık. Bu hafta durup durup kuzucuğumu seyrediyorum. Ellerini ayacıklarını kaşını gözünü hayretle inceliyorum. Rabbim herşeyini yerli yerinde mükemmel yaratmış, nasıl da güzel yaratmış.

Durup durup Allaha şükrediyorum. 

Bazen inanamıyorum varlığına, kalkıyorum  koltuktan, beşiğin yanına tekrar tekrar gidiyorum, bakıyorum bakıyorum ama bir türlü inanamıyorum.

İlk haftamız ikimiz için de zorlu bir süreçti. Defnecik hayata alışmaya çalışırken ben de ameliyat ağrılarımın geçmesi ve yeni hayat düzenime alışmaya çalışma çabalamalarımla geçti.

Uyku düzeni  benim için en çok değişen şey oldu. Çünkü Defnecik sürekli emmek istiyor, bazen yarım saatte bir bazen emdikten 15 dakika sonra. Olur da ara iki saati bulursa biraz dinlenebiliyorum.  Ben bu durumu sütümün olmamasına bağladım. Ama emdikçe süt gelirmiş nitekim öyle oldu. Sütüm zamanla çoğaldı.

Defne Hanım acıktığında ellerini yemege çalışıyor.(Ne zaman acıkacağı da hiç belli değil. Bazen emdikten 15 dakika sonra yine acıkıyor.) Sonra da basıyor çığlığı ve ne yaparsan yap susmuyor. Hiç bir şeyle oyalanmıyor. Ne zaman memeyi verirsem anında susuyor. Bazen 1 saat boyunca emiyor. Mümkün değil bırakmıyor memeyi.

Yeme düzenim de çok değişti. Sütü artırdığı söylenen meyve suları lohusa şerbeti tatlılar bisküviler yani kilo yapıcı herşey girdi
 hayatıma. Çok sevdiğim çay ise hayatımdan tamamen çıktı. Çayın hayatımdan çıkması uykusuzluk da birleşince ile başağrısı geldi. Zamanla bünyemin alışacağını düşünüyorum.

Ïlk günler yataktan kalkmak bir işkence idi. ( malum sezaryen) Yatarken nefes almakta güçlük çektiğim de oldu. Ama gün geçtikçe daha iyi oluyorum.

İlk bir hafta günler gecelere karıştı. Nasıl geçti bu bir hafta... Özetle Defne Ferah'ı emzirmek, Defneyi uyutmaya çalışmak ve ameliyat etkilerini bertaraf etmeye çalışarak geçti.

Özetle hayatımın merkezine Defne Ferah oturdu. Gecem gündüzüm oldu. Bebek büyütmek zor iş.  Onun bir gülümsemesi ise herşeye değer.

3 Eylül 2015 Perşembe

KURU BÖRÜLCE YEMEĞİ...

38+4 deyim. Bilmeyenler için; hamilelikte 39. haftadayım yani. Mecburî izinliyim, okula gitmiyorum. Hep evde takılıyorum. Tam ev hanımı modundayım. Eşimi işe yolluyor, temizlik yapıp çamaşır asıyorum sonrasında yemek yapıyorum.

Resmen dönüşüm geçirdim. Bu aralar bloglarda millet nasıl domates sosu, kışlık menemenlik, turşu yapıyor onları araştırıyorum. Şimdiye dek hiç aklıma gelmeyen şeyler...

Evvelki gün yoğurt bile mayaladım. Yoğurdumu günlük süt ve marketlerde satılan hazır maya ile yaptım; iğrenç oldu. Jöle gibi uzuyor yoğurdum.  Bugün közlenmiş patlıcanlarıma karıştırdım, arada farkedilmez zannettim. Olan canım mis gibi közlenmiş patlıcanlarıma oldu... Bana da tecrübe oldu. Yoğurt yapma denemelerine başka sütlerle ve başka mayalarla devam edicem tabii ki.

2 Eylül 2015 Çarşamba

SÜTLAÇ...


Bu sıcak ve nemli havalarda soğuk soğuk bana çok  iyi gelen bir tatlı; sütlaç...  


Hem de yapılışı çok basit...

Pirinç unu nişasta kullanmadım.  Bu haliyle de gayet ferah ve lezzetli oldu. 

1 litre süt
2 çay bardağı pirinç
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya

Önce pirincimizi güzelce yıkayıp üzerini geçecek kadar su ekleyip bir güzel haşlıyoruz. Ara ara kontrol edelim ki dibi tutmasın. Pirinç haşlanmalı ve suyunu da çekmiş olmalı. Ardından sütümüzü ekleyip 10 dakika kadar daha haşlıyoruz. Son olarak da şeker ve vaniyayı atıp tenceremizi son defa karıştırıp ocağın altını kapatıyoruz. Kaplarımıza servis edip sütlaçlarımız ılıklaştıktan sonra buzdolabına kaldırıyoruz. 

Bir gece dolapta dinlendirip ertesi gün tarçın serperek servis yapıyoruz.

Ben servis kabı olarak toprak güveç kapları kullandım. Sütlaç yerken kaşığın güvece çarparken çıkardığı o sesleri seviyorum bir de daha güzel duruyor bence.

Afiyet olsun...

30 Ağustos 2015 Pazar

2015 YAZI...

Bir yaz tatili daha bitti...

Bu yaz paylaşılacak, anlatılacak, fotoğrafı eklenecek pek bir şey yok...

Tatilin bir ayı ramazana gitti. Ramazanda tadilat vardı evde. Tadilat yapanlar bilir, en ufak bir çalışma bile evi altına üstüne getirir. Bizim ev de öyle oldu...Her yer her yerdeydi. Tüm ramazan temizlik yapmakla evi düzene koymaya çalışmakla geçti. Çok zaman alan, çok yoran ama yapılması gereken işlerdi, bitti çok şükür...

Bayramdan sonra  Edremit'e gitme, yüzme hayalleri kuruyordum, yaz tatili için bir sürü planım vardı. Ama doktor yolculuğa izin vermedi:(   Riskli bir hamileliğim var. Tam teşekküllü bir hastanenin yakınında olmam gerekiyormuş. Doktorum "Hiç bir yere gitmiyorsun, bu sene de yüzmeyiver" dedi.

Böylece hayatımda ilk kez tüm tatilimi İstanbul'da geçirmek zorunda kaldım.

29 Ağustos 2015 Cumartesi

BİBERLİ TAVUK...


Evet... Bu yemeğin adını bilmediğim için ismini kendim uydurdum. Her zaman ki gibi pratik ve hafif bir yemek diyemeyeceğim çünkü tarif için en az 1,5 saatimizi ayırmak gerekiyor. Ama çok sağlıklı ve çok lezzetli...

* Önce yarım kilo tavuk etini yapışmaz tenceremize alıp üzerine zeytinyağı ekliyoruz. Tencerenin kapağını kapatıyoruz. Tavuk eti suyunu bırakıp çekecek ve bir kaç dakika daha kavrulacak.

* Ardından tenceremize minik minik doğradığımız patatesi ekleyeceğiz. Kısık ateşte ağır ağır pişip onlar da yumuşayacaklar. Bu sırada su eklemek yok çok karıştırmak yok.

* Patatesler yumuşamaya başlayınca tenceremize bu sefer iri iri doğranmış köy biberi ekliyoruz. Evde olmadığı için ben eklemedim ama kırmızı kapya biber de çok yakışırdı.

* Biberlerimiz de renk değiştirdiğinde kabukları soyulmus 2 adet domatesimizi de ekliyoruz.  Yalnız dikkat edelim de yemeği çok fazla sulandırmayalım. Ben 1 adet büyük domates kullandım.

* Domates de biraz kavrulunca son olarak baharatlarımızı ve tuzumuzu ekliyoruz. Ben köri, zerdeçal, kimyon, karabiber pulbiber, kekik kullandım, tuz eklemedim zira baharatlar zaten yeterince lezzet vermişti.

* Yemeğimizin kapağını kapatıp bir yarım saat dinlendiriyoruz ardından afiyetle yiyoruz.

* Yemeğe asla su katmıyoruz. Kısık ateşte kendi suyuyla pişiriyoruz.

* Çok fazla karıştırmıyoruz.

* Mutlaka bir müddet dinlendiriyoruz. Yoksa lezzeti oturmaz.

Afiyet olsun...

26 Ağustos 2015 Çarşamba

COSMOS ... BİR UZAY SERÜVENİ...


Az önce 13 bölümlük Cosmos a Spacetime Odyssey  belgesel serisini  bitirdim.

Geçenlerde sinema izlemek için film araştırıyordum. Tesadüfen gördüm imdb puanı çok yüksek olduğu için (9.4) dikkatimi çekti bir bakayım dedim.


Hiçbir fikrim olmadan izledim.

İşte değerlendirmem;

23 Ağustos 2015 Pazar

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...


Evlenmeden önce yemek yapmazdım. Sadece ara ara hasta olmayım diye besleyici çorbalar yapardım. Acıktığımda ise menü hep aynıydı; çay, menemen, peynir, zeytin,domates ... Hâlâ en favori menümdür kendileri... Evlendikten sonra ise yemek yapmaya başladım.  Allaha şükür eşim hafif ve pratik yemekleri seviyor ve Allah razı olsun yaptığım herşeyi yer, şikayet etmez. Ben de hep sağlıklı yemekler yapmaya çalıştım. Az yağlı, az tuzlu, hafif, mide yormayan yemekler yaptım. Evliliğin ilk zamanlarında çok arasam da artık akşamları çay, kahvaltı aramıyorum, yemek yemek istiyorum.  Hatta artık el açması börek, içli köfte gibi ağır yemeklere başlamak istiyorum. Dün hızlı hızlı dolmaları doldururken ve az önce akşamdan kalan dolmaları afiyetle götürürken eskiden bu yemeklerin gözümde ne kadar büyüdüğünü,  dolma yapmanin bana ne kadar zor geldiğini hatırladım, güldüm. Oysa ki ne kadar basitmiş... Kimbilir belki yakında ben de bloğumda şimdi gözümde aşırı büyüttüğüm etli kebaplar, el açması börekler, yaş pastalar falan paylaşmaya başlayabilirim...

Dün biber dolması yaptım.

* Önce biberlerimizi temizliyoruz.

* Tencereye kaç tanesinin sığdığını hesaplıyoruz. Ben tek sıra yapıyorum 2. kata geçmiyorum.

* Pirinci yıkıyoruz. Üzerine minik doğranmış soğan, minik doğranmış domates, tuz, pul biber, bol bol nane ve zeytinyağı ekliyoruz.

* Dolmalarımızı iç harçla doldurup (çok fazla doldurmayın pirinç şişiyor) üzerlerini domates ile kapatıyoruz. Ben bu sefer kırmızı biberle denedim. Tenceremize  2 bardak kadar su ekliyoruz. Yaklaşık yarım saat pişiriyoruz. Piştikten sonra dibinde su varsa baska bir kaba alıyoruz. En az 4- 5 saat dinlendirdikten sonra limonla ya da yoğurtla servis yapıyoruz.

Afiyet olsun...

22 Ağustos 2015 Cumartesi

AÖF FELSEFE...

Özel sektörde geçen zorlu 13 yıldan sonra 37 yaşında MEB'e atandım. İnsanca çalışmayı, insanca yaşamayı, kendine ve sevdiklerine vakit ayırmayı devlette çalışırken öğrendim. Her gün bugünleri de gösterdiği için Allah'a çok şükrediyorum.

Emekli olduktan sonra 2.üniversite okumak hep hayalimdi. Bu sene başında emekliliği beklemeye gerek olmadığını, istediğim bölümü okumak için artık hiçbir engelimin kalmadığını farkettim. 

Böylece hayalim felsefe bölümüne kaydımı yaptırdım. 

Zevkle işlemlerimi yaptım, harcımı yatırdım, kitaplarımı aldım.  

Üniversitede iken sadece dersi geçmeye çalışırdım. Bölümümü hiç sevmiyordum. Zaten bilinçli bir tercih değildi. Vize ve final zamanı dışında ders çalıştığımı hiç hatırlamam. Bölümümle ilgili ekstra bir kitabım hiç olmadı. Hiç merak da etmedim. Türkiyenin belki de en kaliteli hazırlık bölümünü okudum ama iyi değerlendiremedim. Türkiyenin en iyi üniversitelerinden birinde idim ama değerli 5 yılımı çok verimsiz geçirdim ve buna hâlâ çok üzülüyorum. 

Mezun olduğumda akademik olarak çok yetersizdim. Sonrasında ( mecburen) gece gündüz çalışıp eksiklerimi tamamladım. 

Yeni üniversitem AÖF felsefe ise zevkle çalıştığım bölümüm oldu.  Sınıf geçmek için değil sadece merak ettiğim için sadece öğrenmek sadece kendimi geliştirmek için çalışıyorum. 

Bölümümün kişiliğimle çok uyumlu olduğunu ve bana çok şey kattığını düşünüyorum.

Güz dönemi ilk sınavlara gayet hazırlıklı idim. Güz dönemi ara sınavım çok iyi geçti.

Diğer sınavlara ise hamilelik sıkıntılarım yüzünden çok iyi hazırlanamadım. Zor bir hamilelik dönemi geçirdim. Sınav vakti gelince de işte o zaman da ben de herkes gibi özet okudum geçmiş yılların sorularına baktım. Tabii ki sayısal altyapım ve KPSS geçmişim de bu sınavlarda çok işime yaradı. Ah o KPSS ... Hiç unutmamışım öğrendiklerimi.. Matematik psikoloji gibi derslerde ise ,öğretmen olduğum için zaten temelim vardı, altyapım sayesinde hiç zorlanmadım.

Her iki dönemde de  Yüksek Onur Belgesi almaya hak kazandım. Belgemi çerçeveleyip duvara asacağim neredeyse o kadar gurur duyuyorum. Güz döneminde eve postalamışlardı. Bahar dönemi için aöf bürosuna gitmem gerek.









Şimdi yaz günü neden mi bunları yazıyorum. Bütün gün evdeyim. Hamileliğin son dönemleri olduğu için fazlaca gezemiyorum. Ben de hamilelik sıkıntılarımdan ötürü zamanında pek bakmadığım derslere şimdi bakıyorum. Test çözüyorum. Eşim hayretler içerisinde...

Ben kendimi ders çalışıyor olarak görmüyorum ... Ne demişler sevdiğin işi yaparsan bir ömür çalışmamış olursun...

21 Ağustos 2015 Cuma

TİRAMİSU...



Bugün sevgili eşimin doğum günü...  Doğum günü pastası olarak tiramisu yaptım. Aslında yaş pasta yapmak isterdim ama henüz pasta yapacak cesaretim yok. Seneye inş. Risksiz yapımı çok kolay olan tiramisumu umarım beğenir.

TİRAMİSU

* 2,5 bardak süt
* 2 yumurta sarısı
* 1 çay bardağı şeker
* 3 yemek kaşığı un
* vaniya ( tarifte yok ama ben yine de ekledim)

Malzemeleri bir tencereye koyup pişiriyoruz. Koyu, kıvamlı bir krema oluyor.

Soğumaya bırakıyoruz.

Kremamız soğuyunca içine 1 paket labne peyniri (200 gr) ekliyoruz

Hazır pasta tabanımızın altını

* 2 yemek kaşığı şeker
* 1 yemek kaşığı granül kahve
* 1 su bardağı su

şeklinde hazırladığımız karışımın yarısı ile ıslatıyoruz.

Kremamızın yarısını güzelce yayıyoruz.

Pasta kekimizin diğer yarısını da ıslatıp üstüne dikkatlice kapatıyoruz.

Üste kalan kremayı yayıyoruz.

En üste ise ince tel süzgeçle tüm beyazlık kapanıncaya kadar  kakao  eliyoruz.

Buzdolabında mutlaka bir gece dinlendirdikten sonra ertesi gün soğuk soğuk servis yapabiliriz.

Afiyet olsun...

20 Ağustos 2015 Perşembe

AVLUDA OTURAN ŞİZOFRENLER...



AVLUDA OTURAN ŞİZOFRENLER

Bir daha giymemek üzre
Devirip taçlarını
Şuuraltında,
Karanlıkta oturuyor küskün krallar

Bunların ruhlarına ne olmuş?
Kartallar delip göğüslerini
Yedi kat göğe mi çıkarmış?

Burada ayaklarına keçe
bağlamış Şimdiki Zaman
Ki uyuyan Geçmiş uyanmasın:
suyun başındaki dev,
bin başlı ejderha,
kapıyı tutan gardiyan.

Kiremitler birbirine nasıl
aktarırsa yağmur suyunu
Onlar da öyle aktarıyor
-kendilerinden bir şey katmadan-
Yüzlerine, içlerine yağan
ve artık onların olmayan hüznü:

Kimseyle konuşulmayacak kadar,
Tanrıyla konuşulmayacak kadar dipte,
derinde kalan şeylerin hüznü.

Kaderin çöküp tortulandığı,
Meleklerin, şeytanların dolaşmadığı,
Işığın ve düşüncenin ulaşmadığı yerler
Usun ve ruhun dibi
Serin ve tozlu bilinmezlik:
Bazen boğulmuş bir çığlık,
Çözülüp gitmiş bir maske,
Bazen bir hançer
(kötü huylu bir yarada paslanan)
Ya da bir kemik
(vicdanın eritemediği)
Salına salına iniyor aşağı,
Tozutarak
(dipte uyuyan ) Zaman ı
Sonra herşeyi,
herşeyi yeniden örtüyor balçık.

Cahit Koytak

18 Ağustos 2015 Salı

HASTANE ÇANTASI...

Artık hastane çantası oluşturma vakti geldi. Önceden  sezaryen ihtimalini de düşünerek 3-4 gün yatacak şekilde çantayı planlamıştım. Takımları yavaş yavaş oluşturmuş poşetlemiştim. Şimdi sadece eksiklerimi tamamlayıp hazırladıklarımı çantaya yerleştirdim. 2 adet çanta hazırladım; Biri bebiş için, biri de benim için. İnş normal doğum olur da çoğunu hiç kullanmadan geri getiririm.


Bebek için;

15 Ağustos 2015 Cumartesi

PATLICAN SALATASI...

Yaz sofralarının vazgeçilmezidir mangal közünde ya da odun ateşinde kıvama gelmiş lokum misali patlıcanlarla yapılan salatalar....  Her pikniğe gidişte denizin kıyıya taşıdığı -ki genellikle zeytin ağacındandır- kuru odun parçaları, minik dallar toplanır hemen oracıkta bir ocak yapılır. Bir yanda mangalımız yanarken bir yanda patlıcanlarımız közlenir. Etin yanında mis kokulu patlıcan salatası yenir.

Mardinde ise her köşe başında bulunan fırınlara verilir patlıcan tepsileri. Bir yanda fırıncılar ekmekleri lavaşları pişirirken bir yanda güveçler, tepsilerde çeşit çeşit kebaplar, patatesler, patlıcanlar fırına girecek her şey de bir köşede yavaş yavaş kıvamını bulur. Üstelik tepsi başına çok minicik göstermelik bir ücret alınır.

İstanbul'da küçücük mutfağımda közlediğim patlıcanlarda o lezzet, o koku elbette yok.

Şimdiye dek ocak üzerinde patlıcanları közlüyordum. Hem tek tek közlediğim için çok zamanımı alıyordu hem her seferinde elim yanıyordu hem de suyu akan közü düşen patlıcanlar  ocağı çok kirletiyordu.

Bugün ilk kez fırında patlıcan közlemeyi denedim.

Patlıcanları fırın tepsisine yerleştirdim. Patlamasınlar diye hem alttan hem üstten bıçakla deldim.  En üst göze koydum. 200 derece ızgara ayarı yaptım.   Bir müddet sonra altüst ettim.

Umduğumdan çok daha iyi sonuç aldım. Gayet lezzetli bir patlıcan salatası yaptım.


Patlıcanları közlüyoruz. Temizledikten sonra doğruyoruz. Üzerine küp doğranmış domates, maydanoz, yarım limon suyu ,zeytinyağı ve tuz ekliyoruz. (Kuru soğan da eklenebilir.)

Afiyet olsun...

10 Ağustos 2015 Pazartesi

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE...



* Fasulye ayıklanır, elle uygun boyutta kırılır ardından yıkanır.
* Düdüklü tencereye yerleştirilir.
* Üzerine incecik doğranmış soğan ve 2-3 diş sarımsak,üzerine kabukları soyulmuş domates eklenir.
* Üzerine tuz, pul biber en üste ise zeytinyağı eklenir.
* Dikkat: Su eklenmez.

Düdüklünün kapağı kapatılır. Kısık ateşte pişmiş kokusu gelinceye kadar pişirilir. (Benim düdüklüm için ocağa koyduktan sonra yaklaşık 1 saat kadar sürüyor) 

Püf noktası: 
*Zeytinyağlı fasulye ertesi gün yenir.  Ocağı kapattıktan sonra lezzetinin oturması için bir gün gereklidir. 
* Isıtılmaz, ılık yenir
* Pişirirken yağı az konulur. Ertesi gün servis yaparken üzerine yağ eklenir.Biz yemekleri yağsız sevdiğimiz için ekstra yağ eklemedim. Yağ derken tabii ki zeytinyağını kastediyorum.
Afiyet olsun...

9 Ağustos 2015 Pazar

CEVİZLİ, TARÇINLI, ZENCEFİLLİ KURABİYE...

Genetik olarak kilo almaya meyilli olduğum için annem çocukluğumdan bu yana beni tatlılardan, hamur işlerinden, reçellerden, abur-curdan kısaca kilo yapan herşeyden uzak tuttu. İlk hamburgerimi üniversitenin 2. yılında yedim mesela. Arkadaşlarım o zamana dek hamburger menü yememiş olmama hayret etmişlerdi.... Ne zaman börek çörek yesem bilinç altıma çocukluktan yerleşen büyük pişmanlık duyuyorum... Mesela gönül rahatlığı ile patates kızartması yiyemem. Evlendim Allah'a şükür eşim de ağır yağlı yemekleri hamur işleri tatlı istemez beklemez... Sürekli hafif yemek istediğini belirtir.

Fakat misafir geleceği zaman, işte o zaman en büyük sorun ikram hazırlamak...  

Bloglar en büyük yardımcım bu konuda. Bu tarifi yesilkivi'den aldım. Birazcık değişiklik yaptım. Benim gibi börek çörek konusunda acemiler icin süper bir tarif...Gayet kolay ve hızlı ... Tadı da çok güzel oldu... Ben çok beğendim...

Ayrıca bu kurabiyeyi hazırlamak çok hoşuma gitti.  Kalıplar, sonra damla çikolata ile süslemek, sonra eve yayılan koku, taptaze bir kurabiye...Uzun zamandır mutfakta bu kadar keyifli vakit geçirmemiştim.



Cevizli Kurabiye...

* 125 gr tereyağı( oda sıcaklığında olacak)
* 1 yumurta (oda sıcaklığında, tarifte sadece sarısı var ama ben hepsini kullandım)
* 1 bardak pudra şekeri
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 0.5 bardak kadar hafifçe rondodan geçirilmiş ceviz 
* 1 tatlı kaşığı tarçın ( orjinal tarifte yok)
* 1 tatlı kaşığı zencefil( orjinal tarifte yok)
* 2 su bardağı un (benim tarifte daha fazla kullandım 3 ya da 4 su bardağı)

Un hariç tüm malzemeleri elimizle iyice karıştırıyoruz. Sonra unumuzu yavaş yavaş ekliyoruz. Ele yapışmayan ama yumuşak bir hamur olmalı.  Ev çok sıcak olduğu için hamuru yoğurduktan sonra 1 -2 dakika buzlukta kendine gelmesini bekledim. Sonra hamurumuza şekil verip süsleyip 170 °C de 15 dakika kadar pişiriyoruz. Üzerine pudra sekeri eliyoruz.

Afiyet olsun...

Güncelleme:



* 2.5 su bardağı un tam geliyor.
* Pudra şekeri, un, kabartma tozu ve vanilyayı eleyin öyle yoğurun daha güzel oluyor.
* Tarçın ve zencefil kullanmıyorum artık. Sade ceviz tadı daha güzel...
* Cevizleri elimle kırıyorum daha guzel oluyor.
* Kurabiyeleri çok ince yapmayın. (Ben başta öyle yapmıştım takur tukur oluyor) Biraz kalınca olunca daha güzel oluyor. Yani kalınlığı kurabiye kalıbı kalınlığında olmalı.
* Çok pişirmeyin. Biraz kabarsın. Kızarmadan alın fırından.

Afiyet olsun...

6 Ağustos 2015 Perşembe

TÜRK- İSLAM ESERLERİ MÜZESİ

Selçuklular Sergisini gezdikten sonra Türk-İslam Eserleri Müzesini yani İbrahim Paşa Sarayını gezdim.


Daha önceleri defalarca gezmiştim bu müzeyi ama hayret verici bir şekilde  aklımda hiçbir şey kalmamış. Sarayın sadece mimarisini hatırlıyorum ama  eserlerden hatırladığım pek bir şey yok.  Sanki ilk kez görüyor gibi gezdim bugün.

SELJUKS...

Bugün Selçuklular sergisine gittim.


Selçuklular sergisi Türk İslam Eserleri Müzesinde...