30 Ağustos 2015 Pazar

2015 YAZI...

Bir yaz tatili daha bitti...

Bu yaz paylaşılacak, anlatılacak, fotoğrafı eklenecek pek bir şey yok...

Tatilin bir ayı ramazana gitti. Ramazanda tadilat vardı evde. Tadilat yapanlar bilir, en ufak bir çalışma bile evi altına üstüne getirir. Bizim ev de öyle oldu...Her yer her yerdeydi. Tüm ramazan temizlik yapmakla evi düzene koymaya çalışmakla geçti. Çok zaman alan, çok yoran ama yapılması gereken işlerdi, bitti çok şükür...

Bayramdan sonra  Edremit'e gitme, yüzme hayalleri kuruyordum, yaz tatili için bir sürü planım vardı. Ama doktor yolculuğa izin vermedi:(   Riskli bir hamileliğim var. Tam teşekküllü bir hastanenin yakınında olmam gerekiyormuş. Doktorum "Hiç bir yere gitmiyorsun, bu sene de yüzmeyiver" dedi.

Böylece hayatımda ilk kez tüm tatilimi İstanbul'da geçirmek zorunda kaldım.

29 Ağustos 2015 Cumartesi

BİBERLİ TAVUK...


Evet... Bu yemeğin adını bilmediğim için ismini kendim uydurdum. Her zaman ki gibi pratik ve hafif bir yemek diyemeyeceğim çünkü tarif için en az 1,5 saatimizi ayırmak gerekiyor. Ama çok sağlıklı ve çok lezzetli...

* Önce yarım kilo tavuk etini yapışmaz tenceremize alıp üzerine zeytinyağı ekliyoruz. Tencerenin kapağını kapatıyoruz. Tavuk eti suyunu bırakıp çekecek ve bir kaç dakika daha kavrulacak.

* Ardından tenceremize minik minik doğradığımız patatesi ekleyeceğiz. Kısık ateşte ağır ağır pişip onlar da yumuşayacaklar. Bu sırada su eklemek yok çok karıştırmak yok.

* Patatesler yumuşamaya başlayınca tenceremize bu sefer iri iri doğranmış köy biberi ekliyoruz. Evde olmadığı için ben eklemedim ama kırmızı kapya biber de çok yakışırdı.

* Biberlerimiz de renk değiştirdiğinde kabukları soyulmus 2 adet domatesimizi de ekliyoruz.  Yalnız dikkat edelim de yemeği çok fazla sulandırmayalım. Ben 1 adet büyük domates kullandım.

* Domates de biraz kavrulunca son olarak baharatlarımızı ve tuzumuzu ekliyoruz. Ben köri, zerdeçal, kimyon, karabiber pulbiber, kekik kullandım, tuz eklemedim zira baharatlar zaten yeterince lezzet vermişti.

* Yemeğimizin kapağını kapatıp bir yarım saat dinlendiriyoruz ardından afiyetle yiyoruz.

* Yemeğe asla su katmıyoruz. Kısık ateşte kendi suyuyla pişiriyoruz.

* Çok fazla karıştırmıyoruz.

* Mutlaka bir müddet dinlendiriyoruz. Yoksa lezzeti oturmaz.

Afiyet olsun...

26 Ağustos 2015 Çarşamba

COSMOS ... BİR UZAY SERÜVENİ...


Az önce 13 bölümlük Cosmos a Spacetime Odyssey  belgesel serisini  bitirdim.

Geçenlerde sinema izlemek için film araştırıyordum. Tesadüfen gördüm imdb puanı çok yüksek olduğu için (9.4) dikkatimi çekti bir bakayım dedim.


Hiçbir fikrim olmadan izledim.

İşte değerlendirmem;

23 Ağustos 2015 Pazar

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI...


Evlenmeden önce yemek yapmazdım. Sadece ara ara hasta olmayım diye besleyici çorbalar yapardım. Acıktığımda ise menü hep aynıydı; çay, menemen, peynir, zeytin,domates ... Hâlâ en favori menümdür kendileri... Evlendikten sonra ise yemek yapmaya başladım.  Allaha şükür eşim hafif ve pratik yemekleri seviyor ve Allah razı olsun yaptığım herşeyi yer, şikayet etmez. Ben de hep sağlıklı yemekler yapmaya çalıştım. Az yağlı, az tuzlu, hafif, mide yormayan yemekler yaptım. Evliliğin ilk zamanlarında çok arasam da artık akşamları çay, kahvaltı aramıyorum, yemek yemek istiyorum.  Hatta artık el açması börek, içli köfte gibi ağır yemeklere başlamak istiyorum. Dün hızlı hızlı dolmaları doldururken ve az önce akşamdan kalan dolmaları afiyetle götürürken eskiden bu yemeklerin gözümde ne kadar büyüdüğünü,  dolma yapmanin bana ne kadar zor geldiğini hatırladım, güldüm. Oysa ki ne kadar basitmiş... Kimbilir belki yakında ben de bloğumda şimdi gözümde aşırı büyüttüğüm etli kebaplar, el açması börekler, yaş pastalar falan paylaşmaya başlayabilirim...

Dün biber dolması yaptım.

* Önce biberlerimizi temizliyoruz.

* Tencereye kaç tanesinin sığdığını hesaplıyoruz. Ben tek sıra yapıyorum 2. kata geçmiyorum.

* Pirinci yıkıyoruz. Üzerine minik doğranmış soğan, minik doğranmış domates, tuz, pul biber, bol bol nane ve zeytinyağı ekliyoruz.

* Dolmalarımızı iç harçla doldurup (çok fazla doldurmayın pirinç şişiyor) üzerlerini domates ile kapatıyoruz. Ben bu sefer kırmızı biberle denedim. Tenceremize  2 bardak kadar su ekliyoruz. Yaklaşık yarım saat pişiriyoruz. Piştikten sonra dibinde su varsa baska bir kaba alıyoruz. En az 4- 5 saat dinlendirdikten sonra limonla ya da yoğurtla servis yapıyoruz.

Afiyet olsun...

22 Ağustos 2015 Cumartesi

AÖF FELSEFE...

Özel sektörde geçen zorlu 13 yıldan sonra 37 yaşında MEB'e atandım. İnsanca çalışmayı, insanca yaşamayı, kendine ve sevdiklerine vakit ayırmayı devlette çalışırken öğrendim. Her gün bugünleri de gösterdiği için Allah'a çok şükrediyorum.

Emekli olduktan sonra 2.üniversite okumak hep hayalimdi. Bu sene başında emekliliği beklemeye gerek olmadığını, istediğim bölümü okumak için artık hiçbir engelimin kalmadığını farkettim. 

Böylece hayalim felsefe bölümüne kaydımı yaptırdım. 

Zevkle işlemlerimi yaptım, harcımı yatırdım, kitaplarımı aldım.  

Üniversitede iken sadece dersi geçmeye çalışırdım. Bölümümü hiç sevmiyordum. Zaten bilinçli bir tercih değildi. Vize ve final zamanı dışında ders çalıştığımı hiç hatırlamam. Bölümümle ilgili ekstra bir kitabım hiç olmadı. Hiç merak da etmedim. Türkiyenin belki de en kaliteli hazırlık bölümünü okudum ama iyi değerlendiremedim. Türkiyenin en iyi üniversitelerinden birinde idim ama değerli 5 yılımı çok verimsiz geçirdim ve buna hâlâ çok üzülüyorum. 

Mezun olduğumda akademik olarak çok yetersizdim. Sonrasında ( mecburen) gece gündüz çalışıp eksiklerimi tamamladım. 

Yeni üniversitem AÖF felsefe ise zevkle çalıştığım bölümüm oldu.  Sınıf geçmek için değil sadece merak ettiğim için sadece öğrenmek sadece kendimi geliştirmek için çalışıyorum. 

Bölümümün kişiliğimle çok uyumlu olduğunu ve bana çok şey kattığını düşünüyorum.

Güz dönemi ilk sınavlara gayet hazırlıklı idim. Güz dönemi ara sınavım çok iyi geçti.

Diğer sınavlara ise hamilelik sıkıntılarım yüzünden çok iyi hazırlanamadım. Zor bir hamilelik dönemi geçirdim. Sınav vakti gelince de işte o zaman da ben de herkes gibi özet okudum geçmiş yılların sorularına baktım. Tabii ki sayısal altyapım ve KPSS geçmişim de bu sınavlarda çok işime yaradı. Ah o KPSS ... Hiç unutmamışım öğrendiklerimi.. Matematik psikoloji gibi derslerde ise ,öğretmen olduğum için zaten temelim vardı, altyapım sayesinde hiç zorlanmadım.

Her iki dönemde de  Yüksek Onur Belgesi almaya hak kazandım. Belgemi çerçeveleyip duvara asacağim neredeyse o kadar gurur duyuyorum. Güz döneminde eve postalamışlardı. Bahar dönemi için aöf bürosuna gitmem gerek.









Şimdi yaz günü neden mi bunları yazıyorum. Bütün gün evdeyim. Hamileliğin son dönemleri olduğu için fazlaca gezemiyorum. Ben de hamilelik sıkıntılarımdan ötürü zamanında pek bakmadığım derslere şimdi bakıyorum. Test çözüyorum. Eşim hayretler içerisinde...

Ben kendimi ders çalışıyor olarak görmüyorum ... Ne demişler sevdiğin işi yaparsan bir ömür çalışmamış olursun...

21 Ağustos 2015 Cuma

TİRAMİSU...



Bugün sevgili eşimin doğum günü...  Doğum günü pastası olarak tiramisu yaptım. Aslında yaş pasta yapmak isterdim ama henüz pasta yapacak cesaretim yok. Seneye inş. Risksiz yapımı çok kolay olan tiramisumu umarım beğenir.

TİRAMİSU

* 2,5 bardak süt
* 2 yumurta sarısı
* 1 çay bardağı şeker
* 3 yemek kaşığı un
* vaniya ( tarifte yok ama ben yine de ekledim)

Malzemeleri bir tencereye koyup pişiriyoruz. Koyu, kıvamlı bir krema oluyor.

Soğumaya bırakıyoruz.

Kremamız soğuyunca içine 1 paket labne peyniri (200 gr) ekliyoruz

Hazır pasta tabanımızın altını

* 2 yemek kaşığı şeker
* 1 yemek kaşığı granül kahve
* 1 su bardağı su

şeklinde hazırladığımız karışımın yarısı ile ıslatıyoruz.

Kremamızın yarısını güzelce yayıyoruz.

Pasta kekimizin diğer yarısını da ıslatıp üstüne dikkatlice kapatıyoruz.

Üste kalan kremayı yayıyoruz.

En üste ise ince tel süzgeçle tüm beyazlık kapanıncaya kadar  kakao  eliyoruz.

Buzdolabında mutlaka bir gece dinlendirdikten sonra ertesi gün soğuk soğuk servis yapabiliriz.

Afiyet olsun...

20 Ağustos 2015 Perşembe

AVLUDA OTURAN ŞİZOFRENLER...



AVLUDA OTURAN ŞİZOFRENLER

Bir daha giymemek üzre
Devirip taçlarını
Şuuraltında,
Karanlıkta oturuyor küskün krallar

Bunların ruhlarına ne olmuş?
Kartallar delip göğüslerini
Yedi kat göğe mi çıkarmış?

Burada ayaklarına keçe
bağlamış Şimdiki Zaman
Ki uyuyan Geçmiş uyanmasın:
suyun başındaki dev,
bin başlı ejderha,
kapıyı tutan gardiyan.

Kiremitler birbirine nasıl
aktarırsa yağmur suyunu
Onlar da öyle aktarıyor
-kendilerinden bir şey katmadan-
Yüzlerine, içlerine yağan
ve artık onların olmayan hüznü:

Kimseyle konuşulmayacak kadar,
Tanrıyla konuşulmayacak kadar dipte,
derinde kalan şeylerin hüznü.

Kaderin çöküp tortulandığı,
Meleklerin, şeytanların dolaşmadığı,
Işığın ve düşüncenin ulaşmadığı yerler
Usun ve ruhun dibi
Serin ve tozlu bilinmezlik:
Bazen boğulmuş bir çığlık,
Çözülüp gitmiş bir maske,
Bazen bir hançer
(kötü huylu bir yarada paslanan)
Ya da bir kemik
(vicdanın eritemediği)
Salına salına iniyor aşağı,
Tozutarak
(dipte uyuyan ) Zaman ı
Sonra herşeyi,
herşeyi yeniden örtüyor balçık.

Cahit Koytak

18 Ağustos 2015 Salı

HASTANE ÇANTASI...

Artık hastane çantası oluşturma vakti geldi. Önceden  sezaryen ihtimalini de düşünerek 3-4 gün yatacak şekilde çantayı planlamıştım. Takımları yavaş yavaş oluşturmuş poşetlemiştim. Şimdi sadece eksiklerimi tamamlayıp hazırladıklarımı çantaya yerleştirdim. 2 adet çanta hazırladım; Biri bebiş için, biri de benim için. İnş normal doğum olur da çoğunu hiç kullanmadan geri getiririm.


Bebek için;

15 Ağustos 2015 Cumartesi

PATLICAN SALATASI...

Yaz sofralarının vazgeçilmezidir mangal közünde ya da odun ateşinde kıvama gelmiş lokum misali patlıcanlarla yapılan salatalar....  Her pikniğe gidişte denizin kıyıya taşıdığı -ki genellikle zeytin ağacındandır- kuru odun parçaları, minik dallar toplanır hemen oracıkta bir ocak yapılır. Bir yanda mangalımız yanarken bir yanda patlıcanlarımız közlenir. Etin yanında mis kokulu patlıcan salatası yenir.

Mardinde ise her köşe başında bulunan fırınlara verilir patlıcan tepsileri. Bir yanda fırıncılar ekmekleri lavaşları pişirirken bir yanda güveçler, tepsilerde çeşit çeşit kebaplar, patatesler, patlıcanlar fırına girecek her şey de bir köşede yavaş yavaş kıvamını bulur. Üstelik tepsi başına çok minicik göstermelik bir ücret alınır.

İstanbul'da küçücük mutfağımda közlediğim patlıcanlarda o lezzet, o koku elbette yok.

Şimdiye dek ocak üzerinde patlıcanları közlüyordum. Hem tek tek közlediğim için çok zamanımı alıyordu hem her seferinde elim yanıyordu hem de suyu akan közü düşen patlıcanlar  ocağı çok kirletiyordu.

Bugün ilk kez fırında patlıcan közlemeyi denedim.

Patlıcanları fırın tepsisine yerleştirdim. Patlamasınlar diye hem alttan hem üstten bıçakla deldim.  En üst göze koydum. 200 derece ızgara ayarı yaptım.   Bir müddet sonra altüst ettim.

Umduğumdan çok daha iyi sonuç aldım. Gayet lezzetli bir patlıcan salatası yaptım.


Patlıcanları közlüyoruz. Temizledikten sonra doğruyoruz. Üzerine küp doğranmış domates, maydanoz, yarım limon suyu ,zeytinyağı ve tuz ekliyoruz. (Kuru soğan da eklenebilir.)

Afiyet olsun...

10 Ağustos 2015 Pazartesi

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE...



* Fasulye ayıklanır, elle uygun boyutta kırılır ardından yıkanır.
* Düdüklü tencereye yerleştirilir.
* Üzerine incecik doğranmış soğan ve 2-3 diş sarımsak,üzerine kabukları soyulmuş domates eklenir.
* Üzerine tuz, pul biber en üste ise zeytinyağı eklenir.
* Dikkat: Su eklenmez.

Düdüklünün kapağı kapatılır. Kısık ateşte pişmiş kokusu gelinceye kadar pişirilir. (Benim düdüklüm için ocağa koyduktan sonra yaklaşık 1 saat kadar sürüyor) 

Püf noktası: 
*Zeytinyağlı fasulye ertesi gün yenir.  Ocağı kapattıktan sonra lezzetinin oturması için bir gün gereklidir. 
* Isıtılmaz, ılık yenir
* Pişirirken yağı az konulur. Ertesi gün servis yaparken üzerine yağ eklenir.Biz yemekleri yağsız sevdiğimiz için ekstra yağ eklemedim. Yağ derken tabii ki zeytinyağını kastediyorum.
Afiyet olsun...

9 Ağustos 2015 Pazar

CEVİZLİ, TARÇINLI, ZENCEFİLLİ KURABİYE...

Genetik olarak kilo almaya meyilli olduğum için annem çocukluğumdan bu yana beni tatlılardan, hamur işlerinden, reçellerden, abur-curdan kısaca kilo yapan herşeyden uzak tuttu. İlk hamburgerimi üniversitenin 2. yılında yedim mesela. Arkadaşlarım o zamana dek hamburger menü yememiş olmama hayret etmişlerdi.... Ne zaman börek çörek yesem bilinç altıma çocukluktan yerleşen büyük pişmanlık duyuyorum... Mesela gönül rahatlığı ile patates kızartması yiyemem. Evlendim Allah'a şükür eşim de ağır yağlı yemekleri hamur işleri tatlı istemez beklemez... Sürekli hafif yemek istediğini belirtir.

Fakat misafir geleceği zaman, işte o zaman en büyük sorun ikram hazırlamak...  

Bloglar en büyük yardımcım bu konuda. Bu tarifi yesilkivi'den aldım. Birazcık değişiklik yaptım. Benim gibi börek çörek konusunda acemiler icin süper bir tarif...Gayet kolay ve hızlı ... Tadı da çok güzel oldu... Ben çok beğendim...

Ayrıca bu kurabiyeyi hazırlamak çok hoşuma gitti.  Kalıplar, sonra damla çikolata ile süslemek, sonra eve yayılan koku, taptaze bir kurabiye...Uzun zamandır mutfakta bu kadar keyifli vakit geçirmemiştim.



Cevizli Kurabiye...

* 125 gr tereyağı( oda sıcaklığında olacak)
* 1 yumurta (oda sıcaklığında, tarifte sadece sarısı var ama ben hepsini kullandım)
* 1 bardak pudra şekeri
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 0.5 bardak kadar hafifçe rondodan geçirilmiş ceviz 
* 1 tatlı kaşığı tarçın ( orjinal tarifte yok)
* 1 tatlı kaşığı zencefil( orjinal tarifte yok)
* 2 su bardağı un (benim tarifte daha fazla kullandım 3 ya da 4 su bardağı)

Un hariç tüm malzemeleri elimizle iyice karıştırıyoruz. Sonra unumuzu yavaş yavaş ekliyoruz. Ele yapışmayan ama yumuşak bir hamur olmalı.  Ev çok sıcak olduğu için hamuru yoğurduktan sonra 1 -2 dakika buzlukta kendine gelmesini bekledim. Sonra hamurumuza şekil verip süsleyip 170 °C de 15 dakika kadar pişiriyoruz. Üzerine pudra sekeri eliyoruz.

Afiyet olsun...

Güncelleme:



* 2.5 su bardağı un tam geliyor.
* Pudra şekeri, un, kabartma tozu ve vanilyayı eleyin öyle yoğurun daha güzel oluyor.
* Tarçın ve zencefil kullanmıyorum artık. Sade ceviz tadı daha güzel...
* Cevizleri elimle kırıyorum daha guzel oluyor.
* Kurabiyeleri çok ince yapmayın. (Ben başta öyle yapmıştım takur tukur oluyor) Biraz kalınca olunca daha güzel oluyor. Yani kalınlığı kurabiye kalıbı kalınlığında olmalı.
* Çok pişirmeyin. Biraz kabarsın. Kızarmadan alın fırından.

Afiyet olsun...

6 Ağustos 2015 Perşembe

TÜRK- İSLAM ESERLERİ MÜZESİ

Selçuklular Sergisini gezdikten sonra Türk-İslam Eserleri Müzesini yani İbrahim Paşa Sarayını gezdim.


Daha önceleri defalarca gezmiştim bu müzeyi ama hayret verici bir şekilde  aklımda hiçbir şey kalmamış. Sarayın sadece mimarisini hatırlıyorum ama  eserlerden hatırladığım pek bir şey yok.  Sanki ilk kez görüyor gibi gezdim bugün.

SELJUKS...

Bugün Selçuklular sergisine gittim.


Selçuklular sergisi Türk İslam Eserleri Müzesinde...

4 Ağustos 2015 Salı

SULTANAHMET CAMİİ...

Ağustos'ta İstanbul'da ne yapılır? 

Şimdiye dek her tatilimi Edremit'te geçirdim. Bu sene ise Şubat tatilinde yeni hamile olduğum için şimdi ise hamileliğim ilerlediği için İstanbul'da geçirmek zorundayım.

İstanbul'da yaz çok sıkıcı... 

2 Ağustos 2015 Pazar

KAYAŞEHİR'DE OTURMAK...

Hiç kimseyi kınamamak lazım...



Geçen ay internette forumları okurken bir kadının dedikleri dikkatimi çekmişti. Bir kadın 15 günde bir perde yıkadığını anlatmış, ben de gülmüştüm hatta eşime anlatmıştım. Hep can sıkıntısından bunlar, ev hanımı olunca yapacak bir şey bulamıyor herhalde bu insanlar  demiştim.

Her kınadığımız şey başımıza gelirmiş ...