23 Nisan 2016 Cumartesi

EMİRGÂN'DA SABAH YÜRÜYÜŞÜ, TARABYA'DA GEZİNTİ...

Bu hafta sonu nereye gitsek diye araştırma yaparken Otağtepe Tema Vakfı Korusu'nu buldum. Bu hafta sonu oraya gitmeye pek hevesliydim. Dün sabahki pırıl pırıl güneşi görünce Allah'ım ne olur yarın da hava böyle olsun diye diye sabahı zor ettim. Veee hemen hemen her hafta sonu olduğu gibi bugün de sabah hava kapalı ve soğuktu. Bu kadar tesadüf olur mu bilmiyorum, bilimsel bir açıklaması olabilir mi acaba gerçekten merak ediyorum; Her hafta sonu hava kapalı, yağmurlu ama hemen ertesi gün, pazartesi güneş açıyor. Nitekim önümüzdeki pazartesini de güneşli gösteriyor meteoroloji.

Büyük hayal kırıklığı... Böyle kapalı bir havada boğaz güzel görünmez. Aynı zamanda bebek bu soğukta tepede üşüyebilir. Otağtepe maceramı mecburen erteliyorum. 

Sabah madem Tema Vakfı Korusu'na gidemiyoruz bari Emirgân Korusuna gidelim bir yürüyüş yapıp dönelim dedim.  

Yanımıza hiçbir şey almayalım dedim ama eşim yok ben orada kahvaltı yaparım dedi, Hemen çay demledik bir kaç parça kahvaltılık aldık yola düştük.

Bu sene bahar ne kadar da erken geldi, hatta bitti. Geçmiş blog yazılarıma bakıyorum da geçen yıl tam da 23 nisanda Hidiv Kasrı'na gitmişiz, laleler nergisler tomurcuk halinde ve erguvanlar henüz açmamışlar, japon kirazları (bu sene hiç göremedim) arzı endam ediyorlar.



Geçen yıl bu zamanlar laleler tomurcuk halindeler.


 Japon kirazı tüm ihtişamıyla gülümsüyor.


 Erguvanlar yeni yeni tomurcuklanmışlar.


Boğaz muhteşem görünüyormuş.


Alttaki fotoyu ise 02-05-2015 yani mayıs ayında çekmişim ve erguvanların en güzel zamanı imiş.


Hatta iki yıl önce annemle 24 nisan 2014 te Emirgân'a gitmiştik.
 Facebook ta fotoğraflara baktım.
 Tam da bu zamanlar lale mevsimi imiş.


 Anneciğimle hafta içi salı günü Emirgân'a  gitmeye kalktık. Önce Eminönü ardından Karaköy ardından Emirgân olmak üzere 3 vasıta değiştirdik.  Annem daha Eminönü'ne gelmeden geldik mi geldik mi deyip durdu. Annecim yollarda perişan oldu. Daha Emirgân'a gelmeden yorgunluktan bittik. Hafta içi olmasına rağmen Emirgân ve yollar çok kalabalıktı. Annem bir daha da gelmem buralara dedi. Ama yine de çok güzel bir gündü. İyi ki de gitmişiz dedik sonradan.




5 mayıs 2007 de ise Sarı Köşk bu şekilde görünüyormuş.



Şöyle bir zaman sıralaması yaparsak 2006 da Emirgan da şöyle fotoğraflar çekmişim.




5 mayıs 2007 de ise kardeşim Osmancığımla ve arkadaşı Caner'le şöyle fotoğraflar çekmişim.













Bu fotoğraflar Anadolu Hisarı'ndan. Mayıs ayında erguvanlar muhteşem gözüküyor.



23.04.2016 da ise yani bugün ise güzel bir foto yakalayamadım. Zaten o yüzden geçmiş fotolara bakıp duruyorum.

 Daha mayıs gelmeden Emirgân'da laleler, sümbüller, nergisler bitmiş. Erguvanlar mor renklerini kaybetmişler yapraklanmışlar. Çoktan akasya mevsimine girmişiz bile.


Bugün sabah pek kimse yoktu, Piknik masalarına oturup güzel bir kahvaltı yaptık.


Sarı köşk bugün böyle görünüyordu. Üstteki fotoğraflardan sonra pek bir silik pek bir renksiz.


 Sarı Köşk'ün önündeki gölette ömrümde ilk kez siyah bir kuğu gördüm.


Ağaçların arkasından boğaz


Kahvaltımızı yaptıktan sonra Emirgân korusunu gezdik. Hava biraz yumuşamıştı ve insanlar akın akın gelip her yeri doldurmaya başlamıştı. 

Defnecik koruyu çok sevdi akıllı uslu durdu kuzucum. Hep beraber kuş sesleri dinledik, martılara baktık, çiçekleri ağaçları inceledik. 

2 saatimiz dolunca korudan ayrıldık.( 2 saatlik otopark ücreti 10 TL)

Tarabya'ya indik. Defne ilk kez boğazı gördü. Terapiadan geliyormuş Tarabya'nın ismi, şifa olur kızıma inş. Burada puslu hava işimize yaradı. Öğle saatleri olmasına rağmen rahatça yürüyüş yapabildik. 

Yine güzel foto yok sadece bu papatyaları çekebildim. 




Tarabya'da biraz gezinti yaptıktan sonra alışverişimizi ve ufak tefek birkaç işimizi de gördükten sonra eve döndük.

Güzel bir gündü.

Herkese mutlu hafta sonları...

2 yorum: