MARDİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MARDİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/07/2014

MARDİN'DE SON GÜNLER...

Uzun zamandır yoktum buralarda. Maalesef 2 aydır çok ciddi hastayım. Bir türlü geçmek bilmeyen öksürük krizleri, burun akıntısı, halsizlik, ses kısıklığı, boğaz ağrısı. Yataklara düştüm. Resmen 2 aydır yaşamıyorum. Ömrümde gitmediğim kadar doktora gittim ve ömrümde içmediğim kadar ilaç içtim. Hatta artık iyileşemeyeceğim gibi hezeyanlar türedi bende. Okula gidemedim, ha bire rapor aldım. Okula gidebildiğim zamanlarda ise maalesef ders anlatamadım. Bu zaman zarfında her gün Allah'a şükrettim; eğer özelde olsaydım çoktan beni kapı dışarı etmişlerdi. Çok şükür ki artık iyiyim. Öksürük krizine girmeden 2 kelam edebiliyorum.

Bugün çok güzel bir gündü. Hava sıcacık ama bunaltmayan bir havaydı. Güneş çok parlaktı ama yakmayan bir güneşti. Okuldan gelince Yukarı Mardin'e çıktım. Ne zamandır gitmemiştim. Aklımda kalan bir kaç şeyi aldım bugün. Bundan böyle de artık takı almayacağım. Çünkü annemin dediğine göre artık benim takı almam günah olurmuş. (Çok fazla aldığım için.)

Bugün öncelikle kayınvalidem için Mardin'den bir hatıra aldım. 

Umarım beğenir.


Telkari broş 25 TL.

    Ardından görümcelerim ve eltilerim için kahve takımları aldım.


5 adet kahve takımı büyük bir pazarlıkla 150 TL.

11/24/2013

MİDYAT TAKI ALIŞVERİŞİ

Bu hafta sonu Midyat'a gümüş takı almaya gittim.

Öncelikle yakut taşlı bu incecik gümüş yüzüğü aldım.


Midyat Sümer Gümüşçü'de bu yüzük 35 TL


Midyat Sümer Gümüşçü'de bu yüzük 30 TL

Her ikisine 60 TL ödedim.

Ardından Söğütlü Kuyumculuk'a gittim.


Mine işlemeli taşlı gümüş kelebek kolye 60 TL

10/10/2013

ALIŞVERİŞ

Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım.

 Bugün Yukarı Mardin'e çıktım. 

Geçen yıl çoğunlukla beraber takıldığımız sevgili arkadaşım Selma'nın - İstanbul'a tayin oldu gitti- yokluğundan mıdır nedir buralardan pek bir zevk alamadım. 

Yollar çok kalabalıktı, tıkış tıkış, daracık yollarda devasa arazi arabaları, toz, toprak, acayip yakıcı bir güneş.

Hemen geri döndüm.

Dönmeden yukarı çıkmışken her zaman takıldığım Akyüz Gümüşçülük'ten bir kaç şey aldım.


Öncelikle bu yüzüğü beğendim.

7/04/2013

TATİLE GİDİYORUM...

Sınavlar bu cuma bitiyor, tatile gidiyorum...

Hediyelik telkari yüzükler aldım.


Telkari yüzükler 4 tanesi 70 TL

6/09/2013

BU HAFTA NELER YAPMIŞIZ...

* Öğrenciler okula gelmediği için arkadaşlarla okulda bol bol satranç oynadım.

* Yeni aldığım kitaplarımı okumaya başladım; hazır öğrenciler de yok, bol bol boş vakit var. Semerkant Amin Maalouf gayet güzel bir kitapmış, hâlâ okumaktayım. Böyle Buyurdu Zerdüşt ise arada bir pasaj okuyup, altını çizip, düşünüyorum. Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı ise başta çok iyi gitti, ortalarda konu ağırlaştı, yarım kaldı, bitiremiyorum. Nazım Hikmet, Cahit Zarifoğlu, Ahmet Arif, Cemal Süreyya, Behçet Necatigil ve Necip Fazıl ise yatağımın başucuna koydum. Her uzandığımda bir iki bir iki sindiriyorum.

* Arkadaşımın tayini çıktı gidiyor, Eski Mardin'e çıkıp ona aşağıdaki küpeleri aldım. Arkadaşım çok beğendi.

 
Minik gümüş küpeler 15 TL

5/27/2013

DOLUNAYIN DOĞUŞUNU İZLEMEYE GİTTİK.

Yukarı Mardin'den ayın doğuşunu izlemenin çok güzel olduğunu duydum, uzun zamandır dolunayı bekliyordum ki nihayet dün akşam üstü arkadaşlarla yukarı çıktık. 

Aslında cuma günü çıkacaktık olmadı çünkü ay o gün daha güneş batmadan doğuyormuş. Cumartesi akşamı doğuş vakti tam uygun vakitte idi, güneş battıktan hemen sonra yani ama o gün de fırtına koptu gökyüzü kara bulutlarla kaplandı. Arkadaşlar bir daha ki mehtaba kaldık diyordu ki dün akşam nihayet izleyebildik. 

Önce ikindi vakti Yukarı Mardin'de biraz dolaştık. Tasarımlarını çok beğendiğimiz Varlık Gümüşçü' ye gittik. Daha önceden çok beğendiğim kolye ucunu almaya karar verdim.

 
 Kolye ucu 25 TL

Sonra orada başka bir kolye ucu daha gördüm. Arkadaşımın annesi sen bunu al, diğeri ( yukarıdaki oluyor) bu hiç bir şeye benzemiyor dedi. Ben de her ikisini birden almaya karar verdim. Çünkü aşağıdaki kolye çok güzel olmakla beraber sürekli kullanabileceğim cinsten değil biraz ağır, diğeri ise günlük kullanıma daha uygun.


Zümrüt ve yakut taşlı gümüş telkari kolye ucu.


Kolye ucu 90 TL

Her ikisine 100 TL verdim.

 Çok ama çok beğendim. 

Güzel günlerde kullanayım inş ...

Sonra biraz daha dolaştıktan sonra Mezopotamya Çay Bahçesi'nde oturduk. 

Ova tamamen sararmıştı. Nisan ayında iken yemyeşil göz alabildiğince geniş arazi şimdi sıcaktan ötürü biraz puslu idi. 

Yine de güzel buldum.

Bir müddet sonra tarlaları yakacaklar, bir de korkunç sıcak havayı eklersek işte o zaman ova tamamen duman altında kalacak. 

Akşam üstü yüzlerce kırlangıç, taklacı güvercinler ömrüm boyunca unutamayacağım hem görsel hem işitsel bir şölen sundu. 

Akşam oldu... 

Muhabbet, çaylar, çekirdekler, tostlar, dondurmalar derken nihayet dağların ardından dolunayı gördük, şükürler olsun... 

 Facebook'ta gördüğüm çok beğendiğim bir dolunay fotoğrafı da ekleyeyim.


Çok güzel bir fotoğraf...

Bir de bu hafta aldığım vazomu sizlerle paylaşayım. Bizim evin yakınlarında bir dükkan açıldı; ev aksesuarları satıyor. Ben de bu vazoyu çok beğenmiştim ama almayı düşünmüyordum. Çünkü Mardin'deyim, bekar evi... Ayrıca bu vazo çok pahalı; 265 TL. İki yakasını bir araya getirmeye çalışan bir öğretmen olarak ne gerek var diye düşünüyordum. Ama dayanamadım yine de aldım.. İndirimle haliyle 180 TL' ye aldım. Anneme hâlâ söyleyemedim. Acayip dalga geçer benimle, bir vazo için, hem de böyle bir vazo için bu  kadar para mı verdin diye. Ama yine de iyi ki de almışım, evimde sanki yüzyıllardır benimleymiş gibi bir anda kaynaştık bu vazoyla.


Seramik vazo 180 TL

İşte bir hafta sonu da böyle geçti...

4/27/2013

BUGÜN GÜNLERDEN CUMARTESİ...

Bugün sabah (çoğu zaman olduğu gibi) kendimi hiç iyi hissetmiyordum. 

Sonra sevgili arkadaşım aradı hadi çıkalım dedi. 

Her zaman olduğu gibi (burada, Mardin'de alternatiflerimiz sınırlı) yukarı çıktık. 

Hava çok güzeldi. 

Hem bugün Diyarbakır Kapı'dan itibaren yolları araç trafiğine kapatmışlar. Çok rahat etik. 

Önce yol üstünde gümüş telkari dükkanlarını dolaştık. Arkadaşım kendine yüzük aldı. Ben de çok beğendim.  Daha önceleri büyük yüzükleri hiç incelememiştim ama bu yüzük tüm ön yargılarımı kırdı.


Yakut ve zümrüt taşlı gümüş yüzük 85 TL


Bu da yüzüğün  yandan görünüşü

4/23/2013

BUGÜN DE BÖYLE GEÇTİ...

Sabah evi temizleyip kahvaltı yapınca kendimi sabah kuşağı kadın programı izlerken buldum.

 Derin bir umutsuzluk ve mutsuzluk üstüme çökmek üzere iken ' Kalk Betül, kalk' dedim, sevgili arkadaşımı aradım.

 Beraber Eski Mardin'e çıktık.

 Başta çok isteksizdim, havaya giremedim.

 Sağ olsun arkadaşım da üstüme gelmedi.

 Sonra sonra açıldım Allah'a şükür.

 Bugün gümüş takı dükkanlarını gezdik.

 Eski Mardin'e gittiğimde mutlaka uğradığım bir antikacı dükkanım var. 

Orada daha önceden bir yüzük beğenmiştim, parmağıma olmamıştı.

Dükkan sahibi ise bu yüzük genişletilirse özelliği bozulur deyip satmamıştı. 

Bugün yine gittim ısrarla bu yüzüğü istiyorum dedim o da yüzüğe zarar vermemek için (mi acaba ?)  kuyumcuya bile yollamadı kendisi özenle çekiç kullanarak minik darbelerle genişletti ve böylece nihayet yüzüğüme kavuştum.

 
 Zirkon taşlı gümüş yüzük 25 TL

 Daha önce antikacımdan aşağıdaki ne olduğunu bilmediğim şeyi almıştım.

 Sanırım at süsü (katır da olabilir, katır burada çok değerli.)

  Duvarıma astım ve çok seviyorum.
 Annemin deyişiyle bir bu eksikti benim evde.


Bu boncuklu süs 20 TL

4/21/2013

MİSAFİRLERİM GELDİ...

Büyük bir hevesle beklediğim anneciğim, babacığım Mardin'e ziyaretime geldiler.
 Annem geldiğinde ciddi hastaydı. Umredeyken Medine'de üşütmüş.
 İlk günler fazla bir şey yapamadık; hem hava kötüydü hem de annemin dinlenmesi gerekiyordu, benim de okulum vardı zaten. Hafta içi evde geçirdik.

Geçtiğimiz cuma Ankara'dan kardeşim de geldi, gerçekten de evde bir bayram havası esti.

Daha gelmeden hazırlıklara başladık.
 Kardeşimin en sevdiği yiyecekler alındı,
 yaprak dolmaları sarıldı, ev temizlendi, gezi planları  yapıldı.

Canım kardeşim gelmeden önce eve ferahlığı sevinci geldi.

Cuma öğleden sonra geldi kardeşim. 
Güzel bir çay, annemin güzel mezelerinden oluşan hafif bir yemekten sonra hep beraber Eski Mardin'e çıktık.

Sırasıyla
  1. Şeyh Çabuk Cami
  2. Kırklar Kilisesi
  3. Latifiye Cami
  4. Gazi Paşa İlköğretim ( Tamiratta)
  5. Tatlı Dede Oteli ve önündeki cumbalı ev fotoğraf molası
  6. Ulu Cami
  7. Kayseriyye Pasajı
  8. Revaklı Çarşı
  9. Bakırcılar Çarşısı
  10. Mezopotamya manzaralı çay bahçesinde çay içme molası (Kardeşim menengiç kahvesi içti.)
  11. Mezopotamyanın gece manzarasını izleme
vee geç saatte eve dönüş...

 Yorucu ama güzel bir Mardin gezisi idi.

Kardeşim bana Antep'ten aldığı sedef kakma ceviz ağacından bu kutuyu hediye etti.


Kardeşim benim kutuları çok sevdiğimi biliyor tabii...

 Kutular demişken en sevdiğim kutularımdan bahsedeyim.

İlk olarak 2000 yılında Maraşlı bir öğrencimin hediyesi; meşhur Maraş sandığı. 
( Biraz tozlu ama tam 13 yıllık olsun o kadar yani)


Çok sevdiğim bir arkadaşımın Suriye'den getirdiği  sedef kakma sandık.
( Ah ah eskiden ne güzel bir şehirmiş Şam ve ne güzel yaşanırmış oralarda.)


3/02/2013

MARDİN GEZİSİ

Parlak, güneşli, aydınlık bir güne uyandım bugün.
 Etrafı toplamaya başladım.
 Bu güzel tatil günümü daha tüm gün temizlik yaparak heba etmek üzereydim ki 
okuldan bir arkadaşım aradı.
 Her şeyi olduğu gibi bıraktım ve arkadaşımla beraber Eski Mardin'e çıktık.
 Rastgele ara sokaklarda yürüyorduk ki mükemmel bir kapı karşıladı bizi;
 Latifiye Cami Kapısı ve Latifiye Minaresi...


Üstte orijinal giriş kapısı ve altta kapının sonradan yapılmış yeni dönem arka tarafı...


 Kapıdan bir detay...


Mükemmel bir taş işçiliği...

2/24/2013

GÜNEŞLİ BİR HAFTA SONU

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımla yine Eski Mardin'e gittik. 

Ara sokaklara daldık. 

Hava çok güzeldi, enerjim yerindeydi, herhangi bir yerim ağrımıyordu, mutsuz da değildim, kafa dengi bir arkadaşım da var.

 Daha ne olsun...

Tüm bunlar bir araya gelince gayet güzel bir pazar geçirdim.


Bir Mardin klasiği...   Cumbalı, taş oymalı, güzel bir Mardin evi.

1/16/2013

MARDİN HATIRALARI

Bugün Yukarı Mardin'deydim.

 Bakır yumurta tavamı kalaycıya vermiştim. Kalaycı amca namaza gittiğinden ben de oralarda oyalandım, civar dükkanları gezdim. 

Bir sürü güzel şey gördüm.

Mardin'e özgü birkaç hatıra almak istedim ve bunları aldım.

Bunları mahlepten Mardin'li bir bayan yapıyormuş. Çin işi değil yani :)


   Mavi Mahlep Tohumu Süs Eşyası 5 TL


Ben de ucuna neodyum mıknatıslarımdan geçirdim mutfak dolaplarımdan birinin metallerine dokundurdum ve çekiç çivi kullanmadan astım.



Aşağıdaki de mahlepten yapılmış.  

Mahlep kiraz ağacının aşılandığı başka bir ağaçmış ki bu ağaca İdris Ağacı da denirmiş. 

Aynı  zamanda yabanî kiraz da denirmiş.

 Mahlep baharatını ise hepimiz biliyoruz.

Mardin'in kirazı meşhur. 

O halde kirazın çekirdeğini de böyle süs eşyalarında değerlendirmeleri çok normal. 

Mardin'de bütün dükkanlarda, lokantalarda, aktarlarda bu duvar süslerinden bolca görmemizin nedeni de böylece anlaşıldı.

Aşağıdaki duvar süsünü ise 15 TL ye aldım. Pazarlık yapmadım araştırmadım belki daha ucuza bulunabilir bilemiyorum.

               

         
Mardin'den çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi. Maşallah kendisi çok maharetlidir.

1/05/2013

FELATUN BEY ile RAKIM EFENDİ

Sınav öncesi ders çalışmaları için öğrencileri serbest bıraktığımda ben de boş durmadım Felatun Bey ile Rakım Efendi'yi okudum.

 Mardin'de bazı öğrencilerin ailesi edebiyat dersi için okumaları gereken kitapları almıyorlar. Ben temin ediyorum, 4-5 öğrenci dönüşümlü okuyup kitabı geri veriyorlar. Geçenlerde yine edebiyat dersi için bir kitap sipariş verirken Mardin'li bir arkadaşım " Bu öğrencilerin babalarının tırları var, dünya kadar verimli toprakları var yani paraları var ama iş kitap almaya gelince git öğretmenine söyle o alsın diyorlar " dedi. 

Belki de haklı ama sonuçta bu kızlara okumaları gereken kitaplar alınmıyor, bu kızlar mağdur oluyorlar ve maalesef bizim okul kütüphanemiz çok zayıf.

 İşte ben de okulda öğrencilerin okuması gereken dönüp dolaşıp bana geri gelen bu kitabı okudum. Çok beğendim, çok güldüm. Eski bir kitap olunca çok ağır çok sıkıcı olacağını düşünüyordum ama gerçekten yanılmışım.

 Gayet eğlenceli ve akıcı bir romandı.

Kitap çok eğlenceli yazılmış olmasına rağmen eski Osmanlı yaşamı hakkında verdiği ipuçlarının bir kısmı beni rahatsız etti.

Mesela kadınların parayla alınıp satılması hem de çocuk yaşta.


Kölelik hakkında da birkaç bir fikir edindim ve iğrendim.

Odalık, cariye kavramları daha bir oturdu.

  Her ne kadar Osmanlı da köle kavramı çok daha insaflı ve o zamanın şartlarına göre insancıl bir zemin üzerinde yürüse de bu çarpık sistem -kölelik- nasıl oldu da yüzyıllarca devam edebildi şaşa kaldım.

Kitapta pek övülen kadınların hayatı bana çok korkunç göründü.

Kitaptan öğrendiklerimden birkaçı ...


* Eskiden ilim irfan insanların hayatını kolaylaştıran bir şeymiş...  Rakım Efendi gayet güzel kazanıyor.

* Öğretmenler gayet saygı ve sevgi gören kişilermiş. Rakım Efendinin gördüğü sevgi gözlerimi yaşarttı.

* Erkekler kendi kıyafetlerini kendileri çıkaramıyormuş, evdeki cariyelerin yardım etmesi gerek.

* Sokakta gördüğün  küçük bir kızı -kaç para bu deyip satın alabiliyormuşsun. Sonrasında iyi bir eğitim vererek cariyeni yüksek bir fiyata canının istediği kişiye satabiliyormuşsun!!

* Kadınlar evden çıkmıyorlar, ayda yılda bir pikniğe gidiyorlar ama hiç sıkılmıyorlar (mış).

* Eskiden de mayonez varmış. Hatta bir de mayonezli balık diye bir yemek varmış.( Ben mayonezi 15-20 yıldır  hayatımızda zannediyordum.) 

12/10/2012

ZAHTER

Geçenlerde Mardin'de dolaşırken bir baharatçı gördüm. 

Temiz, nezih bir yere benziyordu. 

İçeri girdim "tarhun otu var mı?" dedim. 

Şirin bir bayan "Tarhun otu mu, bilmem ki...
Yok galiba ama siz yine de kavanozlara bir bakıverin." dedi.

 Boy boy kavanozlar, garip garip baharatlar, çeşit çeşit salçalar, kuru biberler, patlıcanlar, kuru yemişler, lokumlar, kahveler, bitki yağları, daha önce hiç duymadığım, görmediğim bir renk ve koku cümbüşü...

 Sonra biraz pul biber almaya karar verdim. Bayan bana bir poşet uzattı "Bir zahmet kendin istediğin kadar koy." dedi.

 O kadar hoşuma gitti ki hiç aklımda yokken bir sürü şey aldım ve alacağım.

veee tüm bunları poşetlerken bir kenarda zahteri gördüm, o kadar sevindim ki.

 İstanbul'da öğrenciyken güneyli bir arkadaş zahteri bize tanıtmıştı. 

Geceleri acıktığımızda yere gazete serer, kettle da çay demler, kahvaltılık kutu peynir ve tereyağ eşliğinde zahtere ekmeği banıp banıp yerdik, gülerdik.  

Bir de Bulgaristanlı bir arkadaşın evinden getirdiği salçaları vardı. Her gece bir kavanoz ev yapımı özel karışım salçayı bitirirdik, mükemmeldi. 

Ne güzel günlerdi.

  İşte ben ilk o zaman keşfetmiştim zahteri.

 İstanbul'da zahter dediğinizde bir kekik cinsi olarak satılıyor.

 Benim dediğim ise kahvaltılık zahter ki İstanbul'da mısır çarşısında dahi bulamamıştım. Şöyle ki


Ekmeği önce zeytin yağına sonra zahtere batırıp afiyetle yiyorsunuz.

İçindekiler; leblebi tozu, buğday, karpuz çekirdeği (aldığım bilgilere göre bu bildiğimiz karpuz çekirdeği değil. Bu karpuzlar sırf çekirdeği için yetiştiriliyorlar ve oldukça zahmetli işlemlerden geçiyor. Bir de buranın halkı kabak çekirdeği gibi karpuz çekirdeği çitliyor.) kavun çekirdeği, yer fıstığı, menengiç, susam, kekik, anason, rezene, kimyon, kişniş, sumak, kaya tuzu, kırmızı toz biber.


 İlk birkaç seferde tadı gelmiyor, toprak yemiş gibi hissediyorsunuz. 

Aradan biraz zaman geçince dilinizdeki tat hücreleri çalışmaya başlıyor ve git gide daha çok sevmeye başlıyorsunuz. Zahter 5 tl...

DOLMA TAŞI

Yağmurlu bir Mardin gününde hafta sonu etkinliği!! olarak  Teknosa, Bim, İsmar, Kiler ve Emirgan mağazalarını dolaşırken bizim memlekette hiç görmediğim bir şeye rastladım ki işte resmi;


Güneyliler çok iyi bilir; Buna "Dolma Taşı" denir. 

Bizim memlekette -ege sahilleri- tencerenin üstüne dolmalar açılmasın diye tabak yerleştirirler buralarda ise işte yukarıda resmi olan dolma taşı kullanılıyor. 

Oldukça ağır bir materyal, güveç malzemesinden yapılmış. Benim dolma taşım küçük tencereler için ve Mardin Emirgan Mağazalarında 4,5 tl'ye satılıyor.

Madem aldım bari işe yarasın deyip lahana dolması yaptım böylece benim canım dolma taşım sayesinde midem bayram yaptı.

11/10/2012

ABBARALAR

Erdoba Konağı, Reyhani Kasrı gezimizden sonra yine ilk fırsatta eski Mardin'deyiz.

 Mardin'i hissetme turlarımızdan birini daha bugün yaptık. 

Bu sefer önce eski sokaklara daldık.

Yine akşam üzeri olduğundan fotoğraflarım iyi çıkmadı. 

Fotoğraf makinemde bir sorun var bu aralar güzel fotoğraf çekemiyorum. 

Artık güzel bir havada yeniden çekip kendi orijinal fotoğraflarımı koyacağım ama şimdilik eskiden çektiklerim ve internetten seçtiklerimle idare ediceğiz.

Evet önce Mardin sokaklarına daldık. 

Asla yalnız gezmeye cesaret edemeyeceğim sokaklar. 

Mardin sokaklarında insan sanki 500 yıl önceye dönüyor.

Sanki Alaaddin'in lambası ya da uçan halı gibi çocukluğumun masallarının geçtiği bir çöl ülkesi burası.

           
Otomobiller giremediği için eşeklerle çöplerin toplandığı daracık sokaklar.

                                 
O kadar otantik sokaklar ki görmeden gezmeden anlaşılmaz.  

Abbara adı verilen üstü ev altı yol olan şehir içi tünellerden geçtik.



   Bir ara açık unutulmuş bir kapıdan içeriyi dikizledik. 

Akşam iyice bastırdığında kaybolduk. 

Türkçe bilmeyen bir teyzeden nasıl olduğunu bilmiyorum ama yol tarifi aldık. 

Ve  gündüzleyin bile girmeye tırsacağım sokaklardan geçtik.


Top oynayan çocuklar fotoğraf çeken biri görünce hemen poz veriyorlar. Ee ne de olsa  Avusturalya' dan bile insanlar gezmeye Mardin'e geliyorlar.

11/09/2012

REYHANÎ KASRI

Arkadaşımla her fırsatta eski Mardin'e çıkıyoruz, yeni yerler keşfetmeye çalışıyoruz.

Erdoba Konağı'ndan sonra Reyhanî Kasrı'na geçtik. 

Erdoba Konağı'nda önceden bir aile yaşarmış. Zaten içeri girdiğiniz anda o sıcaklığı, yaşanmışlığı her yerde hissediyorsunuz. 

Oysaki Reyhani Kasrı sonradan otel amacıyla yapılmış ve bu da içeri girer girmez hissedilen bir şey. 

Buranın  terasından da manzara mükemmel.

 Biz akşam üzeri gittik. 

Geceleyin Mezopotamya ovasına baktığınızda gerçekten çok etkileniyorsunuz çünkü uçsuz bucaksız göz alabildiğince uzanan tarlaların içinde meğerse ne kadar çok köy varmış şaşırıp kalıyorsunuz.


      Reyhanî Kasrı'ndan manzara mükemmel. 


Bu manzara eşliğinde kahve içmenin bedeli 4 TL.


ERDOBA KONAĞI

    09.11.2012

Geçen gün arkadaşımla Mardin' i sevme turuna çıktık.

    Önce Erdoba Konağı'na gittik.


   Erdoba  Mardin'in eski  isimlerinden biriymiş.


    Erdoba Konağı'ndan Mezopotamya manzarası müthiş.

                         
   Bir zamanlar burada bir aile yaşıyormuş

 Mükemmel bir ev...




                                                      

Büyülenmemek elde değil.



                               
 Mükemmel bir taş işçiliği.


      Maalesef akşam üzeri gitmiştik. Çay içerken hava karardığından güzel fotoğraf çekemedim.

 İlk iki fotoğrafı ben çektim gerisi google görsellerden.  

İnternetten bu kadar bulabildim.

 Şunu söyleyeyim ki Erdoba Konağı fotoğraflardan çok daha güzel.

İkramlara gelince... Arkadaşım kiremitte et ve ayran istedi; güzelmiş. Yemeğini gayet lezzetli buldu. Ben aç olmadığımdan sultan tatlısı istedim. İnternette resmi yok . Ömrümde hiç böyle bir şey yememiştim. Baklava yufkalarının içinde muz var. Ama şuruplu ve sıcak gelen bir tatlı. Bıçakla keserken çıtırt diye sesler geliyor. Baklavanın üstünü yemeği sevenler için güzel bir tatlı olabilir ama benim gibi baklavanın altını yemeği sevenler için pek güzel olduğunu söyleyemem ayrıca sıcak muz hiç bana göre değil. Beğenmedim. 

Erdobada Sultan Tatlısı 10 TL

10/15/2012

NAR AĞACI

Bugün çok mutluyum çünkü bugün hem internetime kavuştum hem de bilgisayarıma format attırdım. 

Ayrıca bugün pazar...

10/14/2012

SONUNDA YİNE İNTERNETTEYİM.

Nihayet internetime kavuştum.

Dile kolay Mardin'e geldiğimden beri yani şubat ayından beri bağlanma sorunu yaşıyordum.

 Artık sonunda yeniden web' deyim.

 Hoşgeldim...