24 Kasım 2013 Pazar

MİDYAT TAKI ALIŞVERİŞ...

Bu hafta sonu Midyat'a gümüş takı almaya gittim.

Öncelikle yakut taşlı bu incecik gümüş yüzüğü aldım.
Midyat sümer gümüşçü de bu yüzük 35 TL

Midyat Sümer Gümüşçüde bu yüzük 30 TL

Her ikisine 60 TL ödedim.

Ardından söğütlü kuyumculuga gittim.
mine işlemeli taşlı gümüş kelebek kolye 60 TL

taşlı gümüş yüzük 40 TL

yakut taşlı gümüş set 90 TL

set, kelebek kolye ve taşlı yüzüğe de toplam 160 TL ödedim. 

Daha önceden yine söğütlü kuyumculuktan zümrüt bir takım almıştım.


Nazan Bekiroğlunun yeni kitabı çıkmış... o kadar uzakta kaldım ki kültürden sanattan... kitapçı da tesadüfen görünce çok üzüldüm. Nazan Bekiroğlunun tüm kitapları evde mevcuttur- tez kitapları hariç- dört gözle yeni kitabını beklerdim eskiden ... ne ara kendimi bu kadar kapattım ve neden ben bu hale geldim bilmiyorum...  gitgide benliğim sığlaşıyor, beynim kendi içine kıvrılıyor sanki...  kırtasiyede gezerken ( kırtasiye diyorum çünkü mardinde kitapçı yok evet evet yanlış duymadınız.. Mardin büyükşehir kategorisindedir tıpkı istanbul konya gibi ama bu büyük şehrimizde bir kitapçı dahi bulunmamaktadır. ) bir de tıkanma'yı gördüm... tam bana uygun bir başlık dedim, aldım...

16 Kasım 2013 Cumartesi

ETLİ KEREVİZ...

          off tüm gün yattım... Burun akıntım zayıfladı bu sefer de öksüre öksüre diyaframım ağrıdı...  Güzel güneşli bir cumartesim daha ziyan oldu... Dinlenmeden ayağa kalkamazsın diyenlere kulak kabarttım vardır bir bildikleri deyip sıcak çay içtim yattım, portakal-greyfurt suyu içip yattım, antibiyotiğimi içip yattım... yata yata akşam oldu... Çok canım sıkılıyor...
         Bugün yemek yaptım. Canım kereviz çekti...  Hasta insanların genelde canı mercimek çorbası çeker, çubuk kraker çeker ne biliyim içi yanar kola falan çeker ben cins bir insan olduğumdan herhalde canım fena halde kereviz çekti... Kendime şöyle sulu sulu sıcak sıcak bol limonlu etli kereviz yemeği yaptım. Bu yemeği televizyonda bir yemek programında görmüştüm. Çok hafif ve çok faydalı olduğunu düşündüğüm etli kerevizi sizinle paylaşmak istedim.

ETLİ KEREVİZ


          Önce düdüklümüze az miktarda zeytinyağı ve üzerine  bir miktar kemikli kuşbaşı koyun etini koyuyoruz. Harlı ateşte şöyle bir çeviriyoruz. Üzerine sırasıyla  ince ince doğranmış 2  soğanı, 2 diş sarımsağı, minik bir havucu ve 1 adet patatesi ekliyoruz. Bu sırada 1 kaşık tereyağı eklemeyi unutmayalım. Ardından kaynar su ekledikten sonra kerevizimizi temizleyip doğrayıp hemen atıyoruz ki rengi kararmasın. Kalan kereviz yapraklarını da minicik doğrayıp karışımımıza atıyoruz. Kereviz yapraklarında lif oluyor ince doğranmazsa kılçık olarak ağıza geliyor. 4-5 tane top karabiberi de ekledikten sonra düdüklüde en kısık ateşte yaklaşık 2 saat pişiriyoruz. Ben bol sulu yaptım ki üzerine bol bol limon sıkıp sıcak sıcak kaşıklayayım... ohh miss...  çok iyi geldi.

15 Kasım 2013 Cuma

HASTA ÇORBASI...

Ben de şifayı kapmış bulunmaktayım. Dün hasta olduğum için acile gittim ve rapor aldım. Bugün ise hastalığım şiddetlendi ve buna rağmen  okula gitmek zorunda kaldım. Zor bir gün idi...  İlaç içmeye çok karşı olmama rağmen okuldan sonra bir eczaneye gittim paşa paşa antibiyotiğimi aldım... Akşam da kendime bir hasta çorbası yaptım.

Artık evli bir bayanım :)  ve bundan böyle yemek yapmaya daha çok özen göstermeyi düşünüyorum. Sevgili eşimle şubat ayında eş durumundan birleşinceye kadar yani bu üç ayda daha sağlıklı daha bakımlı ve daha incelmiş olarak karşısına çıkmayı düşünüyorum. Hem de erkeğin kalbine giden yol midesinden geçermiş deyip yemek yapmayı öğrenmem lazım. Herhalde yemek bloglarını daha bir ciddiyetle takip ederim artık.

HASTA ÇORBASI



          Aslında bir bütün tavuk daha iyi olurdu ama ben tek yaşadığım için ve artan her yemek maalesef çöpe gittiği için 3 adet but almakla yetindim.  Tavuk butlarını yıkıyoruz hoop düdüklüye... Ardından  kereviz yapraklarını, maydanoz sapını ve kabuğu soyulmuş havucu  bütün bütün tencereye atıyoruz . Bir kaç adet de tane karabiber ekledikten sonra haşlamaya bırakıyoruz. Mardin'de tavuklar biraz daha doğal olduğundan hemen pişmiyor o yüzden düdüklüye koydum yaklaşık 1 saat pişirdim ( İstanbul tavukları 10 dakikada pişer herhalde) sonra bir tencereye karışımı süzüyoruz. içine şehriyeleri de atıp 5 dakika daha pişiriyoruz.içine tavukları didikleyip atıyoruz, havuçları, maydanozun kalan yeşilliklerini de attıktan sonra çorbamız hazır. bol bol limonla sıcak sıcak içiyoruz.
          Aslında  yoğurt, un ve yumurta ile terbiye de yapabilirdim ama hafif olsun içebileyim istedim. Kendinize dikkat edin...















10 Ekim 2013 Perşembe

Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım... Bugün yukarı Mardin'e çıktım.. Geçen yıl çoğunlukla beraber takıldığımız sevgili arkadaşım Selma'nın - İstanbul'a tayin oldu gitti- yokluğundan mıdır nedir pek bir zevk alamadım. Yollar çok kalabalıktı, tıkış tıkış, daracık yollarda devasa arazi arabaları, toz, toprak, acayip yakıcı bir güneş... Hemen geri döndüm.

Her zaman takıldığım Akyüz Gümüşçülük'ten bir kaç şey aldım.

Öncelikle bu yüzüğü beğendim.

Telkari gümüş yüzük 15 TL

Bu sallantılı küpeler çok hoşuma gitti.
Telkari küpe 15 TL

Telkari bileklik 55 TL

Sallantılı küpem, harika yüzüğüm ve çok beğenerek aldığım bilekliğime  toplam 75 TL ödedim. Bugünlerde ömrümde hiç almam dediğim şeyler alıyorum.

Ömründe hiç topuklu ayakkabı giymemiş olan ben yukarıdaki ayakkabıyı  hem de büyük bir zevkle almış bulunmaktayım.
Santa Barbara ayakkabı 70 TL
Bu tatilde beni istemeye gelecekler. Ben de kıyafetimin altına klasik topuklu hanım hanımcık bir ayakkabı ararken bunu buldum.  Mardin'de çok da alternatifim yok ayrıca... Bu ayakkabıları çok beğendim şimdi tek düşündüğüm şey nasıl yürüyeceğim:) önümde bir haftam var, her gün 10 dakika yürüyüş provası yaparsam  kahve tepsisini büyük bir öz güvenle misafirlerime götürebilirim diye düşünüyorum.

Bunların dışında biraz alışveriş yaptım.

Renklerini çok beğendiğim bu şalların tanesi 15 TL
Lilasını önceden aldığım sahara şallarımdan siyahını da aldım . Tanesi 10 TL

LCW den sonuncusunu mankenden indirtip de çok severek kullandığım şalım 16 TL 

Çift taraf kullanımlı yanar döner -deniyor sanırım - bana çok yakıştığını düşündüğüm şalım 25 TL

Müstakbel eşime parfüm aldım YKM de indirime girmişti 60 TL

 vee evleneceğim kesinleşinceilk çeyizlerimi aldım. English Home'dan indirime girmiş olan  el havluları aldım.

el havluları 2 tanesi 13 TL

 amerikan servislerin farklı bir boyutu dantel örtüler...

2' şer adet olarak toplam 4 adet  13 TL 

şimdilik bu kadar ... hoşçakalın...

4 Temmuz 2013 Perşembe

TATİLE GİDİYORUM...

Sınavlar bu cuma bitiyor, tatile gidiyorum...

Hediyelik telkari yüzükler aldım.
Telkari yüzükler 4 tanesi 70 TL

Babama ise akik tespih aldım.

Akik tespih 12,5 TL


Eski Mardin'de dolaşırken Kadir Usta ile tanıştım. Minicik dükkanı Sabancı Müzesinin hemen karşısında... Ceviz ağacına oyma yapıyor... Kırlaşmış sakalları, hemen hemen bütün sanatkarlarda görülen anlamlı bir yüzü var. Duymasın ama birazcık ( azıcık)  aksi olmasını ise sanatının kıymetini bilmeyenler yüzünden olduğunu tahmin ediyorum..  Onun oymalarını inceledikten sonra algıda seçicilik olsa gerek Mardinin pek çok dükkanında onun oymalarının asıldığını farkettim... Ben de çok beğendiğim aşağıdaki oymalardan aldım. 
Ceviz ağacına oyma 20 TL

Mardin'in meşhur takla atan güvercinleri 140 TL

İkincisinin bu kadar pahalı omasının sebebi  büyük bir pano olmasından dolayı, ilki ise avuç içi kadar... İkisi 160 TL idi . Kadir usta biraz surat astı ama öğretmen olduğumu söyleyince biraz yumuşadı, yanımdaki tüm parayı vererek ikisini 115 TL ye aldım. Arkadaşım ise aşağıdaki panoyu 50 TL ye  kardeşine hediye aldı.

Keklik figürü 50 TL



 Sahara şalı ve klasik mavi şal ikisi 20 TL


Yorulunca her zamanki gibi Mezopotamya Kafede çay içtik... Manzarayı seyrettik. Çayın yanına Mardin Çöreği aldım. Burada dışarıdan yiyeceğe bir şey demiyorlar. Eve de iki tane aldım.
Fotoğraf nedense ters çıktı düzeltemiyorum da her neyse Mardin çöreği tanesi 0,75 TL


Burada dilimlenmiş fırınlanmış ekmek satılıyor.. Bütün fırınlarda görebilirsiniz.

Yan tarafta görüldüğü gibi bir de kavrulmuş şehriye satılıyor. Bulgur pilavına konuluyormuş ama hiç yemedim nasıl bir şey oluyor bilemiyorum



Yemyeşildi mezopotamya... Buğdaylar büyüdü, tüm ova sapsarı oldu, sonra  harmanları yapıldı... Şimdi mısır ekecekler ama öncesinde burada tarlaları yakıyorlar... Şimdi mezopotamya kapkara... Akşamları görsel bir şölen sunsa da ilkokuldan beri anız yakmayın uyarıları ile büyüdüğümüz için içim sızlıyor... Hangisi doğru bilmiyorum ...

iki tepenin arasında sapsarı bir köy  ovada ise kapkara tarlalar...

parlayanların hepsi yakılan tarlalar... Gece çekimi olduğu için fotoğraflar ancak bu kadar oluyor...

Bu da temmuzda Mardin Kalesi

O kadar turist geliyor ama yine de kalenin önündeki otları da yakmışlar... Çok kötü görünüyor... Zaten bizim okuldaki çocuklarda da var; bir ot görsünler hemen  yakarlar hatta geçen yıl okulumuzun bahçesindeki 2 çam ağacımız öğrencilerin ot yakma alışkanlıkları ( ya da işgüzarlıkları diyelim)  yüzünden kül oldu.

Aşağıdaki de önceden çektiğim bir fotoğraf binlerce kırlangıç kuşu akşam üstleri görsel ve işitsel bir şölen sunuyor bizlere.


Çarşıda gezerken bu dükkanı gördük.. adamın 400 000 TL ödenmemiş parası varmış o da çözümü böyle bulmuş... Borcunu ödemeyenler ve fotoğrafta net görünmüyor ama yanlarda meslekleri var. 

Hazır yaz geldi, domatesler artık güneşte kızarıyor, hem de oldukça ucuzladı. Ben de ömrümde ilk kez domates çorbası yaptım ve çok beğendim.

Domates Çorbası

1 kaşık tereyağında 2 çorba kaşığı unu kavurdum. Sonra içine rendelenmiş 3 adet domates ekledim. el blendırı ile topaklar gidinceye kadar hızlıca karıştırdım.içine çok az su ekledim ve 5-10 dakika pişirdim. Sonra rengi açılıncaya kadar süt ekledim. Son olarak da tuz, nane, karabiber ve pul biber ekledim. Harika olmuştu...

Bugünlerde hiç et yemediğim için protein almak için mercimek köftesi yaptım. Nasılsa yalnızım tek ben yiyorum, köfteyi sıkmadım.. Böyle tabakta yemeyi tercih ettim.


Bu sıcak günlerde katkılı hazır meyve suyu içmek yerine kendime mis gibi limonatalar yaptım




Ben çocukken babası limonata satan bir komşumuz vardı. Bize limonata yapmayı öğretmişti. 2 limonla bir tencere limonata yapabiliyorsunuz.

LİMONATA YAPIMI

* 2 adet limonu bir tencereye rendeliyoruz.
* limonları iri iri doğrayıp tencereye ekliyoruz.
* üzerini kapatana kadar şeker ekliyoruz. ( 1 su bardağı kadar)
* 20 dakika bekliyoruz.
* Üzerine az miktarda içme suyu ekleyip şekerini çözüyoruz.
* limonlarımızı bir tülbente aktarıp sıkıyoruz.

AFİYET OLSUN...



30 Haziran 2013 Pazar

Mardin'de İşler Böyle İşler....

Dün ehliyet sınavı vardı... Geçen yıl  'kopya çeken olursa müdahale etme, burası Mardin başına iş açma' demişlerdi... Acayip gerilmiştim... Bir iki kişi kopya verin demişti ve bir adam da  saçma sapan bir nedenle sorun çıkartmıştı, bunun dışında kazasız belasız atlatmıştım . Ama tam çaprazımdaki sınıfın salon başkanı ve gözcüsü  kolektif olarak hep beraber yapmışlardı sınavı .. Hatta salon başkanı bir sınav kağıdını almış kendisi dolduruyordu.  Şimdi şube müdür yardımcısı olan müdürüme olayı bildirmiştim ve tabii ki sayın okuyucu tahmin edeceğiniz gibi  hiçbir şey olmamıştı. İşleme girdiyse de- % 0 ihtimalle  - bana haber verilmedi... Sonradan bir sürü açık öğretim bursluluk gibi sınavlara girdim bu yıl ... Gayet güzel geçtiler. Korktuklarım başıma gelmedi. Kimse kopya çekmeye teşebbüs etmedi. Dünkü ehliyet sınavı da gayet iyiydi.. Geçmiş sınavlardan birisinde Mardinli bir gözcü arkadaş ' geçmiş yıllarda çok zor durumda kalıyorduk, hep telefonla kopya geliyordu, hiçbir şey de yapamıyorduk. Gayet güzel gelişmeler bunlar.. Ömrümde ilk kez içim rahat, kopyasız bir sınava girdim' demişti.
Dünkü ehliyet sınavında aynı okulda görev aldığım arkadaşım ise sınavın başlamadan önce  yine bizim okuldan bir hocanın gelip ' sizin sınıfta  x  sırada oturan kişi benim tanıdığımdır. Ben ara ara gelicem ona yardım edicem siz de beni görmezden geleceksiniz ' demiş. Arkadaş da 'kesinlikle olmaz ben kabul edemem böyle bir şeyi' deyip kestirip atmış. Yani bu teklif edilebildiğine göre kabul ettirebildiklerine yapıyorlar demek ki. Ayrıca beni görmeyin diyen bu hoca okulda en çok sesi çıkan sürekli protestolara katılan  bu ülkede adalet yok eşitlik yok özgürlük yok diye  bas bas bağıran bir kişi...  Biz batıdan gelenleri -sayın okuyucu sözü dönüp dolaştırmaya gerek doğuda çalışmışlığı olan  herkesin anladığı gibi biz Türklerin ya da  kimliklerini kaybetmiş batıda asimile olmuş kürtlerin  ( barış yanlısı kürtlere  böyle diyorlar burada) -  adaletten yoksun  olduğunu,   kürdistanın 1071 den beri  işgal altında olduğunu,  burada kürt halkının  hep ama hep ezildiğini  her fırsatta belirten mağdur!!!! arkadaşın  adalet anlayışını gördüğümde - hala bile- şaşırıyorum... Bu kadar iki yüzlülükle bu kadar çifte standartlarla hala dürüstlükten, adaletten bahsediyor ya ... pes....

Mardinde işler böyle işler... Bizim aşiret, bizim arkadaş, benim akraba...

Mesela bizim okulda yazılı yoklama hiçbir şeyi ölçmez.. Kişiye bakarsın iyi insansa hoca o öğrenciyi geçirir; ister 0 alsın ister 5  ...  Hatta sınava girmene bile gerek yoktur.  Sene sonu yazılılar sözlüler girilince idareci ve öğretmen arasında ya da mardinli yerli öğretmenlerle diğer öğretmenler arasında fısır fısır bir hareketlilik başlar. Daha önce yüzünüze bakmayan arkadaşlar bir anda samimi samimi sizi kenara köşeye çağırır....

- hocam bir iki öğrenci var benim yakınım olur.. bir onların notlarını düzeltiversek?

- hocam şu kağıtta yazılı öğrencilerin notlarına bir daha baksanız...

- bu çocuk falancanın oğludur, idareciniz olarak ben rica ediyorum, geçirin bu çocuğu


- hmm demek bana hayır diyorsunuz.. bir gün sizin de bana işiniz düşecek
- beni tehdit mi ediyorsunuz??
- yok ama karşılıklı bunlar,  yarın bir gün sizin de bir işiniz düşer bana nasılsa....

- hocam bu çocuk sıfır ... nasıl olur da geçirebilirsiniz?
- komşumun oğludur...

- Bakın hocam bu çocuk iyi çocuktur... güzel türkü söyler bu çocuğu geçirin
- ama hocam bu öğrenci 2. dönem benim dersime neredeyse hiç girmedi.. hep aşağıda top oynadı.. çağırınca da yok yazın beni dedi... sınavdan da 0-0 almış ben bunu nasıl geçireyim..
- hocam iyi çocuktur bu... ben hemen sözlülerinizi düzeltiyorum, tıkır tıkır tıkır .. bakın düzeldi bile hayırlı olsun.... söz verdi seneye düzelecekmiş. (bok düzelecek!!!!)


- Hocam bu kız çok iyidir neden bıraktınız...
- hocam bu kız benim dersime hiç girmedi.. 2. sınavıma da girmemiş.. geçer not alması için sözlüsüne 115 mi  verseydim...
- tamam hocam ben hallediyorum..   tık tık tık  2. yazılısı şu kadar sözlüsü bu kadar...
- 2. yazılıya girmedi  sınav kağıdı yok ki bu öğrencinin..
- sallayın ya ... bu çocuk geçsin... iyidir bu çocuk ...


öğrencilerin de hepsi farkında

- hocam istediğiniz kadar yok yazın sene sonunda idareciler  indirirler bütün bu devamsızlıkları...

- hocam sen istediğin kadar bırak beni sene sonunda babamı yollarım 11 zayıfı da düzelttiririm ben...


Milli Eğitim de hangi gerizakalının fikriydi bilmiyorum okul başarı puanını kaldırmış.. İstanbul da benim eski öğrencilerim eşek gibi sabahlara kadar çalışıp ancak 3 ya da  4 alabiliyorken burada daha 4 le 7 çarpamayan sayısal!!!  öğrenciler tiplerine bakılıp 5 alıyorlar ve her iki öğrencinin de okul başarı puanı aynı...

Ben istanbul'da düzgün liselerde çalıştığımdan mıdır düzgün arkadaş çevremden ötürü müdür  nedir... kaldıramıyorum artık... bir an önce defolup gitmek istiyorum buradan... Normalleşmek istiyorum....

Mesela Mardin de hiçbir iş düzgün yapılmaz, standart diye bir şey yoktur.. En basitinden para üstünü düzgün vermezler ben en başta bilerek yaptıklarını zannediyordum sonradan anladım ki kafa basmıyor.. bir gün pastaneden kek alırsın 2,5 tl dir. ertesi gün 4 sonraki gün 3,5 mardine geleli 1,5 yıl oldu ,  daha üst üste aynı fiyattan pastaneden kek alamadım... evine bir tamirci çağırırsın bok eder herşeyi ... adam gibi iş yapamazlar... evlere baksan dışardan lüks görünür , içine girersin her hafta bir sorun çıkar,, elektrik tesisatının , su tesisatının televizyon kablolarının, telefon hatlarının , internet kablolarının sürekli sorun çıkarttığını görürsünüz. elinizi nereye atsanız elinizde kalır ...habire borular patlar, kanalizasyon tesisatı düzgün olmadığından  ev sürekli lağım kokar... bütün caddeler  çöplüktür... yolda bir vatandaş 2 adım yanında çöp konteynırı olduğu halde yanındaki arsaya çöplerini attığını görürsün uyardığın zaman da ben bu arsayı doldurmaya çalışıyorum der (acayip bir zeka örneği!!!!  karpuz kabuğu ile arsa dolduruyor arkadaş)  kırmızı ışıkta dörtyoldan geçen minibüs şoförünü uyarırsın vatandaş şoföre değil sana bakıp cık cık yaparlar....

Daha yazacaktım ama yoruldum...

Ah mardin mardin... İyi ki geldim de gördüm seni...






9 Haziran 2013 Pazar

BU HAFTA NELER YAPMIŞIZ...

* Öğrenciler okula gelmediği için arkadaşlarla okulda bol bol satranç oynadım...

* Yeni aldığım kitaplarımı okumaya başladım; hazır öğrenciler de yok, bol bol boş vakit var... Semerkant Amin Maalouf gayet güzel bir kitapmış,  hala okumaktayım... Böyle Buyurdu Zerdüşt ise arada bir pasaj okuyup, altını çizip, düşünüyorum. Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı ise başta çok iyi gitti, ortalarda konu ağırlaştı, yarım kaldı, bitiremiyorum. Nazım Hikmet, Cahit Zarifoğlu, Ahmet Arif, Cemal Süreyya, Behçet Necatigil ve Necip Fazıl ise yatağımın başucuna koydum. Her uzandığımda bir iki bir iki sindiriyorum.

* Arkadaşımın tayini çıktı gidiyor, Eski Mardine çıkıp ona aşağıdaki küpeleri aldım. Arkadaşım çok beğendi.
 Minik gümüş küpeler 15 TL

* Artık cüzdan taşıyamıyorum. Çünkü  çantalarım askılı ve küçük. Kartlarımı da yan cebe koyuyordum. Para zaten taşımıyorum, sadece minik bir bozuk para kesem var. Arkadaşla akşamüstü mardini turlarken YKM den aşağıdaki -kartlık- denen şeyi gördüm. Tam da ihtiyacım olan şeydi. Hem tipi çok hoşuma gitti. hem de kartlarım artık güvenli bir yerde..
Kartlık 30 TL

* Çok sıkıldığım bir akşam kimseyi bulamadığımdan tek başıma Eski Mardine gittim. Taa tepeye çobanların koyun otlattıkları yere kadar çıktım. Bir kaç fotoğraf çektim, ruhumu hafifletmeye çalıştım.
Haziranda Mardin sapsarı...

Mezopotamya artık puslu ve tozlu...

Her taraf sararmış ama hala gelincikler var...
ismini bilmediğim yabani çiçekler hala mevcut- hem de bu sıcakta-

* Bütün bi yıl hiç konuşma fırsatı bulamadığım öğretmen arkadaşlarla bol bol muhabbet ediyoruz. Hatta geçenlerde tabu oynadık - uzun zamandır gülmediğim kadar çok güldüm-  rahatladık, samimileştik... 

* Sinema alışverişi yapıyoruz, mardinde yapacak fazla bişey yok... Akşamları çay demleyip sinema izledim.
Önce Hükümet Kadını izledim.
DEĞERLENDİRME:  Hiç beğenmedim. sırf mardin ve midyatta çekilmiş diye sonuna kadar zorla izledim. Senaryo desen yok, görsellik desen yok, espiriler saçma sapan,konu bütünlüğü yok...  ayrıca buranın halkını aşırı derecede cahil, aptal göstermiş, üzüldüm.. 

* Cennetin Rengi ' ni izledim. Mükemmel bir İran filmi.. Bir solukta hiç sıkılmadan izledim, bana bir şeyler kattığını düşünüyorum ... Senaryo mükemmel, hayatla uyum mükemmel, görsellik muhteşem, gereksiz hiçbir sahne yoktu... Herkese tavsiye ederim.


* Bunların dışında Lockout,  John Carter gibi  saçma sapan tamamen zaman kaybı filmler de izledim...

* Sıkıcı bir zaman dilimi.. Allah hepimize sabır ihsan eylesin...