İSTANBUL'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSTANBUL'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3/27/2025

EMİRGÂN KORUSU

 


01.04.2023

Geçen cumadan beri çok hastayım. 

Grip değilim ateşim çıkmadı ama sanırım soğuk aldım. 

Müthiş halsizlik, burun akıntısı, ses kısılması, öksürük normal nezle belirtileri.

Ama bu sefer beni mahveden daha önceden hiç bilmediğim yaşamadığım bir bacak ağrısı oldu. 

7/14/2021

TARİHİ YARIMADA-2-

Güzergah -II-

* Aya İrini

* Arasta Çarşı

* Büyük  Saray Mozaikleri Müzesi

* Hipodrom (At Meydanı)

* Anıt Sütunlar 

* İbrahim Paşa Sarayı

* Yere Batan Sarnıcı 

* Million Taşı

* Gülhane Parkı

* İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

* Osman Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi



 12.07.2021 Pazartesi

Geçen perşembe ilkini gerçekleştirdiğim  Tarihî  Yarımada  Gezisi'ne bugün devam edeyim dedim.

7/10/2021

TARİHİ YARIMADA -1-



GÜZERGAH -1-

1. Topkapı Sarayı

2. Ayasofya

3. Sultan Ahmet Camisi


* Sultan 3. Ahmet Çeşmesi

* Haseki Hürrem Sultan Hamamı

* Alman Çeşmesi



08.07.2021 Perşembe


Uzun zamandır ''İstanbul'u Yeniden Keşfetme'' planım var. 

11/17/2020

SANCAKLAR CAMİ

 Bugün Defne ile  Sancaklar Cami'sine gittik.


Burayı ilk olarak Derviş Zaim'in filmi Rüya'da görmüştüm. Böyle  bir camiyi daha önce hiç duymadığımdan burayı bilgisayarda oluşturulmuş sanal bir yer olarak düşünmüştüm. Hatta filmi izlerken bir mimar bu filmi izlese de şu camiyi hayata geçirse ne güzel olur demiştim.

Sonrasında ekşi  sözlükte filmin yorumlarını okuyunca böyle bir caminin varlığından haberim oldu. 

5/09/2019

BÜYÜKADA... 05/05/2019 PAZAR


Geçtiğimiz pazar Büyükada'ya  gittim.

Sabah 05:30'da güneş daha yeni doğarken uyandım. 06:15 Eminönü otobüsüne yetiştim. 07:20'de Eminönündeydim. Sabah bu saatlerde hem de pazar günü yollar bomboş. 07:30 Adalar vapuruna yetiştim çok şükür. Sabahın bu saati Eminönü de çok tenhaydı. Ayrıca deniz çok güzel görünüyordu. Adalar vapurunda ise yine çok kalabalık olmamakla birlikte beklediğimden fazla kişi vardı. 

O gün sabah çok güzeldi. Pırıl pırıl bir güneş vardı. Hava ne çok sıcak ne de çok soğuktu. Tam ideal gezmelik bir hava idi. Sabah çok erken saatte Boğaz, Ayasofya, Sultanahmet Cami, Topkapı Sarayı, Galata Kulesi kısaca tarihi yarımada o kadar güzel görünüyordu ki. Bir yandan tarihi yarımadayı izlerken bir yandan mis gibi yeni demlenmiş taze çayımı yudumladım bir yandan da sabah fırından yeni çıkmış çıtır çıtır simitimi yedim.

09.05 de Büyükada'da idim.


Büyükada'da ilk farkedilen şey korkunç berbat at pisliği kokusu. Ve maalesef tüm gezi boyunca bu kokuya maruz kalıyorsunuz. Zamanla burnum alışır dedim ama yok hiç alışmadı. 

Bu koku sorununa neden bir çözüm bulmuyorlar aklım hiç almıyor. Hem bisikletliler rahat bisikletlerine binemiyorlar hem biz yayalar yolda rahat yürüyemiyoruz hem de atlara yazık değil mi. Her atlı geldiğinde durup onlara yol vermek zorunda kalıyoruz. Ayrıca atlara eziyet ediliyor. Aslında buraya bu konu ile ilgili çok şey yazılabilir ama bu konuyu kısa keseceğim. 


7/25/2018

İSTANBUL AKVARYUM

Dün İstanbul Akvaryum'a gittik.



İstanbul Akvaryum Florya'da.

Açık ve kapalı otopark ücretli ama biraz ilerde ücretsiz park edebileceğiniz yerler var.

Giriş ücreti ise 0-2 yaş ücretsiz. 2 yaş üstü çocuklar ve öğretmenler internet bilet satışı 44 TL.

Hem hafta içi hem de temmuz yazında tenha olur rahat rahat gezeriz diye düşünmüştüm. Fakat otobüs otobüs turist gelmişti. Kendimiz ve görevliler dışında Türkçe konuşana rastlamadım. Arap misafirlerimiz ekonomiye can veriyorlar can.

İstanbul Akvaryum çok kalabalık olmasına rağmen gayet  güzeldi. Gezi boyunca hiç sıkılmadım.  Defne Ferah'ın da çok ilgisini çekti. Tabii istediğimiz gibi gezemedik. Defne Ferah habire çekiştirip duruyordu.  Ama yine de hem Defne Ferah hem de biz güzel vakit geçirdik.



Ben akvaryumlar ve içerisinde güzel balıklar göreceğimi zannediyordum. Ama hiç öyle değilmiş. Devasa havuzlar,heykeller, bir batık gemi, yağmur ormanı, İstanbul'un tek buz dağı, zehirli kurbağalar, hatta bir timsah vs....

Anlatmakla olmaz en iyisi gidip görmek lazım.

Dünya kadar fotoğraf çektim hiçbiri güzel çıkmamış.

İstanbul Akvaryum  gayet güzel, mutlaka gidip görün. Ben bir kaç kez daha gitmeyi düşünüyorum.

5/13/2018

POLONEZKÖY TABİAT PARKI

Uzun zamandır Polonezköy'ü araştırıyor, burayı görmek istiyordum.

Öncelikle mekan araştırmasına girdim.

Kahvaltı için pek çok alternatif varmış. Bir kaç güzel mekan  buldum (internette). Kişi başı kahvaltı 70 tl artı otopark ücretli artı içtiğin su hatta kahvaltı üstüne içtiğin kahve bile fahiş bir fiyatta.

Sevgili eşime durumu anlatınca  o da kusura bakma, ben bir kahvaltıya 150 TL vermem diyince ve ben de hayret bir şey ki ona sonuna kadar hak verince o halde oradaki Tabiat Parkında yürüyüş yapalım  dedim. Orada piknik masaları varmış kahvaltımızı piknik masalarında yapıp yürüyüş parkuruna geçip eve döneriz dedim. Koskoca meşhur  Polonezköy Tabiat Parkında çocuklar için de herhalde bir park bulunur diye düşündüm. Ayrıca Polonezköy'de bir sürü gezilecek görülecek yer varmış.

Böyle güzel hislerle bugün sabah yola çıktık. Polonezköy hem İstanbul'a o kadar da uzak değilmiş. Yaklaşık bir saat sonra oradaydık. Saat 9:30 sularıydı.

İlk izlenim; korkunç kalabalık. Aman Allahım nereye geldik.

İlk olarak tabii ki otopark bulmaya çalıştık. Ama her yer her yer tıklım tıklım... Daracık sokaklar üstüste arabalar.

Kemalin hemen yüzü düştü. Hiç sevmez trafiği kalabalığı böyle yerleri. Nerde bu piknik alanı diye diye söylene söylene nihayet bir otopark bulduk. İnternetten bulduğun yer böyle olur işte  deyip deyip parkettik arabayı. Sırt çantalarımıza en gerekli eşyaları ve birkaç parça kahvaltılık koyup ve termosumuzu da yanımıza alıp çıktık yola.

Polonezköy de her yer kahvaltı yeri. Internetten okuduğum polina stella leonado  ve benim kahvaltıda karar kılıp gidemediğim villa polonez ....İçine girmedik mekanı bilemem ama her yer tıklım tıklım görünüyordu. Her taraf insan her yer araba.

Biz tabiat parkına doğru yola çıktık.  Ben bir yandan tuvalet arıyorum ama yok. Kemal sırt çantasından habire şikayet ediyor bu malzemeleri ne biçim yerleştirmişsin sırtımı acıtıyor diye söyleniyordu. Oysa ki malzemeleri kendi yerleştirmişti.

Sonra termostaki çay sızmış ki benim bunda da hiçbir dahlim yoktu. Kendisi evde doldurdu ve çantaya yerleştirdi hiç ellemedim bile o termosa. Yolun ortasında durdu tüm çantadaki eşyaları fırlattı, çatallar bardaklar havada uçuştu, senin yapacağın işin .... diye bağırdı.

Yarın ilk iş boşanma avukatı bulacağım diye karar verdim.

Ver o çantayı sen benimkini al dedim. Neyse çantaları değiştik. Bu arada o çanta parkur boyunca benim sırtımda idi  hiç de sırtımı acıtmadı.


Tabiat parkına girdik. Her taraf ağaçlık, kuş sesleri, soldan bir de dere akıyor. Bence gayet güzel bir yürüyüş yoluydu.

10/11/2011

SÜLEYMANİYE GEZİSİ

10.10.2011

Bu sabah tüm olumsuz hava koşullarına rağmen çok sevdiğim bir arkadaşımla Süleymaniye'ye gittik.

Geçmiş yıllarda olsaydı böyle bir  havada asla çıkmazdım.

 Ama arkadaşım sabah aradı ben de tereddütsüz gitmeyi kabul  ettim. (Hiçbir fırsatı kaçırmayacağıma dair kendime söz vermiştim) 

  İyi ki de gitmişim.

İstanbul yağmur yağarken de çok güzel.

Uzun zamandır görmediğiniz bir dostla bir çift kelam etmek de...


10/06/2011

AYASOFYA GEZİSİ

06.10.2011

Perşembe günü benim boş günüm. 

Her fırsatta gezme kararım (KARAR1) sebebiyle daha haftanın başından bugün için gezi planları yapıyorum. 

Bu hafta Sultanahmet'e gitmeye karar vermiştim. 

Sabah uyandığımda her zaman ki mazaretler başıma üşüşmeye başladılar.

 'Evde otur dinlen 'dedim kendime önce, geçen Cihangir gezisinden kalma ayak ağrılarım çok artmıştı (Cihangir merdivenlerini bilenler ayaklarımın neden ağrıdığını çok iyi anlayabilir.)  

Sonra "Ev çok battı otur temizlik yap." dedim ama pazar günleri dışında temizlik yapmak yok kararımca bundan da vazgeçtim. 

Böylece küçük bir kahvaltıdan sonra attım kendimi dışarıya. 

Her ne kadar İstanbul'un Kurtuluşu nedeniyle trafik keşmekeşinden dolayı 3 saatte Sultanahmet'e varsam da bugünü güzel geçirmeye kararlıydım.

Önce Firuzağa Camii' ne geçtim.

 Firuzağa Camii Sultanahmet Tramvay Durağı'nın tam karşısında kalır. Meydanın en eski camilerinden biridir. Küçük ama çok şirin bir bahçesi vardır. Tuvaletleri tertemiz ve de ücretsizdir. (Ama temizliğinden dolayı hep fazla fazla bahşiş atarım yine de.) 

Caminin içi tenha ve huzur dolu olması hasebiyle namaz kılmak için büyük camilerden çok daha idealdir.

Burada biraz soluklandıktan sonra Sultanahmet Camii'sine geçtim. 

 I. Ahmet'ten önceki padişahlar fetihlerden döndüklerinde kendilerine geçen payla yani kendi paraları ile camiilerini ve de diğer hayırlarını yaptırmışlardır.

 İlk kez I. Ahmet kendi kesesinden değil de devletin parasıyla bir camii yaptırmış.  

Halk bunu hiç hoş karşılaşmamış.

Ulema halk asker Sultanahmet'e gitmek yerine Ayasofya'ya gitmeyi tercih ediyorlarmış.

Düşünüyorum da  o zamanlarda ben de bu  camiyi çok gereksiz bulurdum. 

Tam Ayasofya'nin karşısında çok pahalıya mal olmuş bir camiyi benimsemezdim herhalde.

 I. Ahmet 14 yaşında padişah olmuş, 14 yıl hükümdarlık yapmış ve de 28 yaşında hayata gözlerini yummuş. 

Aynı zamanda I. Ahmet Fatih Sultan Mehmet'in yasalaştırdığı kardeş katli kanunu değiştirerek Ekber ve Erşed Yasasını getirmiş. ( Çünkü kendinden önce tahta geçen III. Mehmet tahta geçtiği günün sabahında çoğu bebek 19 kardeşini boğdurtmuş. Bu da halkın vicdanında o denli büyük yaralar açmış ki I. Ahmet böyle bir yasa çıkartmak zorunda kalmış.)

Sultanahmet Camisi'nden sonra Ayasofya'ya geçtim.

 Bu mekana kaç kere geldiğimi bilmiyorum, ama her geldiğimde hayret, dehşet, büyülenme benzeri duyguları yine ve yeniden yaşıyorum.

 Bizans İmparatoru M.S 537'de Justinien Ayasofya'nın açılışında kendini tutamayıp "Seni geçtim Süleyman" diye haykırmış. 

      Sultanahmet Tramvay Durağı'nın biraz ilerisinde Çiğdem Pastanesi var. 

Her daim taze, kaliteli, ve de fiyatları uçurulmamış kurabiyeler, pastalar, börekler mekanıdır. Börekleri hafiftir, pastaları iç kıymaz, ve de çayları her zaman tazedir. Çok şirin çay bardakları vardır, masalar ahşap, şekerlikler bakırdandır. Duvarlara gömülü minik şöminelerde mumlar yanar. Mekan küçük, loş ama samimidir. 

Bir yandan kabaklı böreği yerken bir yandan Türk kahvesini yudumlayan turistler görürsünüz. Mekan dar olduğundan muhtemelen diğer insanlarla yana ana oturursunuz, böylece Türk kahvesini içme usulünü anlatmak durumunda kalıp başka diyarlardan başka dillerden başka dinlerden başka renklerden güzel insanlar tanırsınız. 

İşte öyle bir mekan burası.

Şimdilik bu kadar...

10/05/2011

CİHANGİR GEZİSİ

04.10.2011

Karar 1 kapsamında çok sevdiğim bir arkadaşımla bugün sabah kahvaltısına Beşiktaş'a gittim. 

Dolmabahçe Sarayının arkasında Gümüşsuyu'na çıkarken yanda bir çay bahçesi var. Belediyeninmiş. 

Manzara çok güzeldi.

 Yerler yeni yıkanmıştı, ortamda çam ağaçlarının ferahlığı vardı.

 Cana yakın işletmeciler ve yanı başımızda öten paçalı horozlar, sakin sakin gezinen tavuklar.

Gayet huzurlu bir ortam yani.

Kahvaltı yaparken yumurta geldi. Enfesti. Sonradan öğrendik ki bu çok lezzetli yumurta burada gezinen mutlu tavukların yumurtası imiş.

Hasılı kelam mis gibi bir kahvaltıdan sonra Saideciğimle Cihangir sırtlarında keşfetmemizi bekleyen sokaklara doğru yolculuğa çıktık. 

Böyle gezilerde yanımdan ayırmadığım Murat Belgenin İstanbul Gezi Rehberimin rehberliğinde dolaşmaya başladık.

Küçük bir ayrıntı -Cihangir ara sokaklarında bir evden çıkan Sinan Çetin'i gördük adam aynı televizyonda göründüğü gibi sempatik bir tip-

Çok güzel ahşap evler, daracık sokaklar keşfettik, sonra da Cihangir Cami'ne gittik.

 Cihangir Kanuni'nin oğlu, Süleyman oğlu Mustafa'yı boğdurttuktan sonra Cihangir üzüntüsünden ölmüş. Kanuni de bu oğlu için bu camiyi yaptırtmış, sağlığında Cihangir Şehzade henüz kimselerin yerleşmediği bu sırtları çok sever sık sık buralara gelirmiş. Cihangir Camii'nden manzara çok güzel,  Taksim'e yolum düştüğünde sık sık gelip şöyle bir manzarasında dinlendiğim, ruhuma nefes aldırdığım bir mekan. 

Bu gün de hava çok güzeldi.

Deniz masmaviydi.

 Sohbet koyuydu. 

Sonra sonsuz gibi görünen basamaklardan inerek Fındıklı'ya indik.

 İşte bu güzel günden hatıra birkaç  fotoğraf...