29 Eylül 2014 Pazartesi

ŞEHRİYE ÇORBASI...

Dün kremalı, mantarlı, körili  güzel bir tavuk yemeği yanına da fırında patates yapmıştım. Kremasına bana bana yerken güzeldi. Sonrasında ise kremaya alışkın olmayan bünyenin yaptığı bir karın ağrısı hem de karın ağrısını aratmayan  psikolojik bir baskı ( malum kremalı yemek = kilo ) Anladım ki bana ağır yemekler yaramıyor. Sabahleyin de korkumdan tartılmadım. En az yarım kilo aldığımı göbeğimin şişliğinden anladım. Eşim kahvaltıda bugün çok hafif yiyelim dedi. .Ben de çok hafif ve  çok sevdiğim şehriye çorbası yaptım. Yanında da yeşil bir salata ohh miss...
Şimdi bu çorba çok basit  blogda  paylaşılır mı hiç diyenler olabilir. Hem de terbiyesi de yok. Benim gibi yemek cahili olanlar buyursun gelsin...
Çok sağlıklı, çok hafif, çok lezzetli terbiyesiz şehriye çorbası

ŞEHRİYE ÇORBASI


Yeşil biber ve kırmızı biberi incecik doğruyoruz,biraz zeytinyağı ile kavuruyoruz. İçine rendelenmiş domatesi ekliyoruz, azıcık pişiriyoruz. Üstüne su, su kaynadıktan sonra arpa şehriyeleri ekliyoruz. Ben sulu sulu sevdiğim için arpa şehriyesini çok az atıyorum.  Pişmeye yakın çok ince kıyılmış maydanoz sapı ekliyoruz. Çorbamızın altını kapadıktan sonra ise bol bol maydanoz ekliyoruz. 10 dakika dinlendirip limonlu limonlu içiyoruz.
Eşim de çok beğendi,  2 tabak içti..
Bu çorbaya terbiye yapabilirdik, tavuk suyu ekleyebilirdik, baharat ekleyebilirdik. Ama hafif içimi kolay bir çorba istediğim için başka herhangi bir işlem yapmadım. Ben böyle seviyorum.

Afiyet olsun...


13 Eylül 2014 Cumartesi

DOMATES ÇORBASI...

Aslında bunlar basit tarifler... Ama evliligimin ilk haftalarında en basit tarife bile ihtiyaç hissediyordum...  o yüzden paylaşıyorum....

DOMATES ÇORBASI


Tenceremize 2 kaşık kadar tereyağı ekliyoruz (ben yağsız sevdiğimden 1 kaşık kullandım)
Tereyağı eriyince içine 2 kaşık un ekliyoruz... çırpıcı ile bir güzel karıştırıyoruz.
Biraz böyle karıstırdıktan sonra rendelenmis domatesimizi ekleyip kaynamasını bekliyoruz.
Azıcık su ekleyip 5- 10 dakika kadar pişiriyoruz.
En son içine rengi açılıncaya kadar süt ve koyuluğunu ayarlamak için su ekliyoruz.
Arzuya göre tuz pul biber nane ve karabiber ekleyip sıcak sıcak servis ediyoruz.
Çorbamız hazır afiyet olsun...

12 Eylül 2014 Cuma

MR...


Bugün MR'ım vardı. 3 ay öncesinden randevu almıştım... Bakırköy Sadi Konuk hastanesine gittim. Hiç sıra beklemedim, işlemlerimi hemen yaptılar. MR odasında gayet sevecen bir görevleri -sizi çağıracağız dışarıda bekleyin dedi. Öğle arası geldi ama ara vermediler. bekleme odasında  ağlayan bebekler, acı çeken yaşlılar, sedyede gencecik delikanlılar gördüm; içim acıdı. Hekimlik gerçekten çok kutsal bir meslek , insanların acılarına çare bulmaya çalışıyorlar...Yaklaşık 1 saat bekledikten sonra çağırdılar. . soyunma odasında rahatça üstümü çıkardım, yeşil renkli hasta kıyafeti giydim ,odada çantamı bıraktım odanın anahtarını da yanıma aldım. gayet sakin rahatlatıcı bir şekilde işimi gördüm.
bu sırada  hastanelerin önceki halleri aklıma geldi... Bundan 15 yıl önce hastaneye gitmiştim  ciğer filmi gerekiyordu. hasta bakıcıya benzeyen ( doktora hiç benzemeyen) biri soyun gel dedi.. hiç unutmuyorum o sinir adam bir de kapıyı açıp içeri baklan 3 adamla birlikte 4 kişi bizim memişleri bir güzel gördü... o kadar sinir olmuştum ki tamam çıplak çekmek zorundalarsa o röntgen cihazına kadar çıplak yürümek zorunda değilim. bir paravan yapmak bu kadar mı zor    hem içeride hasta olduğu bilindiği halde  o dış kapı niye zırt pırt açılıyor madem paravan yok bari bir bekçi koy kapıya... orası hastane ben de hastayım diye elaleme  her tarafımızı göstermek zorunda mıyız  diye resmen sinir krizi geçirmiştim. nasıl günler geride kalmış insaniyete doğru sıçramışız resmen -öyle hissettim bugün-
Bir keresinde de koşuyolu altunizade o taraflarda bir hastaneye gitmiştik. kan verdim sonra tüpü elime -tutuşturdular bunu laboratuvara götüreceksin dediler. yani çok acayibime giti -ya yolda düşürürsem, neden bütün tüpleri  bir görevli indirmiyor ...- sebep sonradan anlaşıldı tabii. lab' a girişte galoş giymen gerekiyormuş para eee sonra bir kaç saat sonra laba  bu sefer sonuç için yine giriyorsun yine galoş yine para... hey allahım ne günler geçmiş...
daha pek çok kötü hatıra... umarım hepsi geçmişte kalmıştır... ve umarım mr sonuçlarım iyi çıkar...
* yukarıdaki resme gelince ...konu ile hiç alakası yok... böyle can sıkıcı bir konuya böyle çok sevdiğim bir resim ekleyim dedim. resim beauty facebook sayfasından alıntıdır.

11 Eylül 2014 Perşembe

KABAK ÇORBASI

Eşim kafaya koydu forma girecekmiş... Zaten oldum olası yağlı şeyler yemez... Bir keresinde saatlerce uğraştım, islim kebabı yaptım şöyle bir baktı; yemedi. Güzelim yemeğin hepsini bendeniz mideye indirdi.. Bir keresinde de patlıcanlı bir kebab yapmıştım ve gerçekten çok güzel olmuştu. Patlicanları kızartarak bir yemek yapınca malumunuz yemek biraz yağlı oluyor; bir lokma bile yemedi, hepsini afiyetle ben yedim...  Yağlı yemek yemek istemiyormuş...  ooh canıma minnet ... Böylece kızartma yapmaktan kurtuldum... Sonra geçenlerde bir daha hamur işi kek börek tatlı yapma dedi... oooh  ne diyeyim suppper zaten cok zorlanıyorum onları yaparken.
Eşimin çabasını dikkate alıyorum ve yemeklere koyduğum yağ miktarını da gitgide azaltıyorum... Bir de eliptik bisiklet aldık sabah akşam egzersiz yapıyoruz.
Yalnız sorun şu ki eşim gitgide zayıflıyor inceliyor ben de bir tık yok. Umarım ben de bir an önce kilo vermeye başlarım.
Bugün kabak çorbası yaptım. Hem çok sağlıklı hem çok lezzetli... Aslında bebek çorbası. Herkeze çok tavsiye ederim.

KABAK ÇORBASI


Önce tencereye tereyağı koyuyoruz.. Bu çorba sıvı yağ ile güzel olmuyor (denenmiştir oradan biliyorum). Evet tereyağını koyuyoruz ben bir kaşık kullandım, diyette değilseniz 2 kaşık kullanın.
Sonra içine 1 adet soğan 2 diş sarımsak 1 adet patates 3-4 adet kabuklari soyulmuş kabak ekleyin.(hepsi küp küp doğranacak)
5- 10 dakika soteleyin .
Sebzeler tencereye yapışmaya başlayınca üstü geçecek kadar su ekleyin 10-15 dakika pişirin .
Sebzeler yumuşayınca blendırdan geçirin.
İçine 1-2 su bardağı süt ekleyin.
Koyuluğunu su ekleyerek ayarlayın.
Bir taşım kaynayınca içine karabiber ekleyin.
Ben bir de dereotu ekledim çünkü kabağa çok yakışıyor.

Afiyet olsun...

5 Eylül 2014 Cuma

Kafama Takılanlar...

Bugün Kuran'ı Kerim meali okumaya başladım. Marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi vakfı yyn kuranı kerim meali... 
Bundan 4 -5 yıl önce ramazanda evlerden birinde kuran hatmi yapılırken Kuranı okuyan  bayan bir yandan da okuduklarımızın anlamını anlatıyordu... Sonra apartmandaki kadınlar itiraz ettiler oku geç dediler..  o da sadece okudu. Ben de bir daha gitmedim o eve...

Onlar için hiçbir anlam ifade etmeyen Arapça harflerin yan yana gelmesiyle elde edilen bir tını derin bir huşu duymalarına neden oluyordu . Ömürleri boyunca belki 1000 kez yasin süresini dinlemişlerdi ama surede geçen bir ayetin anlamını dahi bilmiyorlardı. Bu sure nelerden bahseder  hiç bir zaman merak etmiyorlardı... Sözde çok inançlı olduklarını belirtiyorlardı ama Allah'u Teala onlara seslenirken acaba ne diyor diye hiç mi hiç araştırmıyorlardı. Anlatmak isteyene de engel oluyorlardı.. Aslında bilmek istemiyorlardı.

Hep eleştiriyorum, hep eleştiriyorum  ama ben de ne kendisini ne anlamını okuyorum ne de dinliyorum toptan kaybediyorum yani..

Bu işe bir son vermek için bugün başladım okumaya. Aslında yüzünden öyle okumak çok güzel ama kolaycılık yok okuduğum tüm sayfaların anlamını da okudum. 

İlk ayetlerde Kuranın takva sahiplerine doğru yolu göstereceğini söylüyor ardından da inanların özelliklerini anlatıyor. Sonra kafirler için ise '' onları uyarsan da uyarmasan da onlar için farketmez onlar iman etmezler '' diyor. ve bu sefer onların özelliklerini sıralıyor.

Okuduklarım içinde aşağıdaki ayetler beni çok düşündürdü... Belki ilerleyen sayfalarda sorularıma cevap bulabilirim..

''Bu sure inananların imanını artırır ve onlar buna sevinirler. Fakat indirilen sure kalplerinde hastalık bulunanların kafirliğini kat kat artırır. Sonunda kafir olarak ölür giderler.'' ( tevbe 124-125)

Açıklamada şöyle diyor;
Kuran ayetleri güneşe benzer. Gün ışığı alan bereketli topraklar gibi Kuran ayetlerinin indiği mümin gönüller de rengarenk çiçeklere bürünür. Oysa aynı ışık çürümüş maddelerin daha da kokuşmasına yol açmaktadır.

Anlayamadığım şey şu; kalbinde hastalık olanlar kafir oluyor yani Allah'a inanmıyor. Hastalık tedavi edilmesi gereken bir şey değil mi? Allah neden bu hastalığı tedavi etmiyor da o kişiler cehenneme gidiyor?
Bir diğeri de inanç bir tercih midir? ya da çabalayarak oluşan bir şey midir? bir şeye ya inanıyorsundur ya da inanamıyorsundur. İnanamadığın için neden bu kadar büyük bir ceza var?  ya da açıkça sorayım inanıp inanmamak neden bu kadar büyük bir sorun ???? neden ilk ayetlerde  iyi insan olun, insanları doğayı sevin, başkalarının hakkını yemeyin, diğerlerine ve kendinize kötülük etmeyin demiyor da ilk olarak inanmakla başlıyor her şey?

'' Onlar ise ' Rabbimiz' derler. '' bizi İki kere öldürdün, iki kere dirilttin''( Mümin 11)

iki kere öldürülmek ne demektir???

''Onlara tertemiz eşler verilecek'' ( bakara 25)

Anladığım kadarıyla mümin erkeklere vadedilmiş... peki inanan cennetlik kadınlara da eş verilecek mi yoksa sadece erkekler için mi bu hediyeler??

'' Allah dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yola iletir( Enam 39)

işte hiç anlam veremediğim bir ayet daha ... Allah'ın dileği yanlış yolda olması ise o kişinin günahı nedir ya da dilediği insanı dosdoğru yola iletip kurtulmuşlara dahil ediyorsa diğer insana haksızlık değil mi??

Bakalım ilerleyen zamanlarda daha neler göreceğiz..  en korktuğum şeyse umarım bir cevap mevcuttur...




31 Ağustos 2014 Pazar

2014 YAZINDAN AKILDA KALANLAR...

2014 yazından akılda kalanlar...

* Eşimle kazdağları şelaleler jeep safari turuna katıldık.
ADATEPE KÖYÜ

Böylece;
* Sütüven şelalesini
* Hasan boğuldu göletini
* Tahtakuşlar müzesini
* Çamlıbel köyü 500 yıllık anıt çınarını
* Zeus altarını
* Adatepe Köyünü
* Adatepe Zeytinyağı Müzesini
* Yeşilyurt Köyünü

görmüş olduk.  Zeus altarına giderken ormanda yürüyüş yaptık.  Güzel manzaraları seyrettik. Hasan boğuldu'da serin sularda ferahladık , oranın buz gibi sularından içtik,  mis gibi çam havası içimize çektik. Köylülerden  bardağı 2 TL den çeşit çeşit kekik , nane , defne, biberiye aldık.
ZEUS ALTARI
Yalnız şunu da söylemeden geçemeyeceğim; Bu geziye çok aşırı sıcak bir günde katılmışız. Ben çok bunaldım. Kafileye uymak zorunda olduğumuzdan daha da zorlaştı bu tur benim için.  Bu yüzden fotoğraf çekemedim , pek de zevk alamadım... Geçmiş yıllarda çektiğim fotoğrafları kullanıyorum ...Bu gezdiğimiz yerlere daha önceleri defalarca gitmiştim. eşimse ilk kez görüyordu. sıcaktan ötürü o da çok hoşlanmadı... Bir dahaki sefere buralara kendi özel aracımızla gitmeyi düşünüyorum. Daha ferah bir zamanda mesela akşam üstü zeus altarı çok daha güzel olabilir ya da mesela sonbaharda en azından azıcık esintinin olduğu zamanda gitmek gerek( miş)
HASAN BOĞULDU GÖLETİ
Bu arada şunu da belirtmem gerekir ki;  adatepe köyünde bir çay bahçesi var 5 şişelik erikli su petlerinde yaptıkları meyve sularından ( profesyonel olmadıklarını belirtmek için bu ayrıntıyı verdim)  limonata 4 TL kara dut suyu 5 TL ... İçimiz yanmıştı 2 şer bardak içtik 18 tl bayıldık, sinir oldum. bir daha bir kuruş kazandırmayı düşünmüyorum. aynı limonata edremit sarraflar çarşısındaki küçük ( ama çok şirin) parkta 2 TL ...yahu bildiğin köy sanki boğaza karşı süper bir tesisteyiz; fiyatlar öyle abartılı...
ADATEPE ZEYTİNYAĞI MÜZESİ

* Kadırga Koyu'na gittik. Bir de oraları keşfettik. Hep duyardım da hiç gitmek fırsatı olmamıştı. Gayet beğendim. Deniz mükemmel berraklıkta ve harika bir mavilikte ve herkesin söylediği gibi bu sene inanılmaz sıcaklıkta idi. Yalnız eskiden çok daha tenha imiş.Kardeşim ( o sürekli buralara takılıyor) kadırga koyunu hiç bu kadar kalabalık görmediğini söyledi. çok şaşırmıştı. '' eskiye göre 20 kat artmış insan sayısı '' dedi.

MİS GİBİ KADIRGA KOYU
*  Bir gün de Sivrice Koyu'na doğru gittik. Assos'un  bakir tertemiz  mis gibi bir koyunda tüm gün denize girdik. Bu fotoğraf da geçmiş yıllardan... Şimdi oralar da keşfedilmiş; baya insan vardı. İyi ki de kimsenin bilmediği zamanlarda oraları görmüşüm; bir daha öyle sessiz sakin tertemiz kimsesiz görmek zor...


*  Hemen hemen her gün güre sahillerinde denize girdik, bol bol yüzdük. piknik yaptık.


Kabinimiz benim için çok rahatlık oldu. Kabin arama ıslak ıslak gezme derdine son... 3 saniyede açılıp 30 saniyede toplanabiliyor hiç yer kaplamıyor ve çok pratik



*Akşam üstleri  gürenin sahillerinde uzun yürüyüşler yaptık. Geçen ağustosta Akçay'ın  bu sene de Güre'nin sahillerini ( bir Edremitli olarak 40 yıldır keşfedemediğim sahilleri ) eşim sayesinde öğrendim.

* Bir kaç kere Akçay'a geceleyin gezmeye gittik. Gece yarısını çoktan geçmiş olmasına rağmen hala çok kalabalıktı. Fazla kalmadık. Biz kalabalığı sevmiyoruz. Buna rağmen hemencecik birkaç kitap satın aldım;
Orhan Veli Tüm Şiirleri (YKY)
Orhan Pamuk Öteki Renkler ( İletişim)
Orhan Pamuk Ben Bir Ağacım ( (YKY)
Bu kitaplarda kütüphaneme dahil oldular.

*  Akşamın ilerleyen saatlerinde babam terasta mis gibi semaver çayları yaptı. Benim gibi bir çay tiryakisi için odun ateşinde demlenmiş mis gibi odun kokulu çay içmek dünyanın en güzel nimetlerinden biri olduğu için bu yaz tatilinin unutulmayanları arasına girdi ve buraya yazılmayı hak etti.

*  Annem kardeşlerimin avladığı gerçek deniz levreklerinden pişirdi. Yaşadığım semt itibari ile bırak deniz balığını normal hamsiyi  bile satın alamayan benim için gerçek bir nimetti bu deniz kokulu balıklar



* Edremit'in meşhur gülen köftesinden - şimdi ismi köfteci hilmi olmuş- yedik.

* Gecenin ilerleyen saatinde Edremit Beyoğlu Lokantasında  dumanı üstünde bol limonlu bol sarımsaklı çorbalar içtik.

* Mutlaka pazardan ve bilhassa  köylülerden alınmış o gün toplanmış enfes kara incirlerden bol bol yedik. İstanbul'a gelinceye kadar özelliği kalmıyor bu incirlerin . Bir de iyice kötü olmasın diye daha olgunlaşamadan topluyorlar ve tabii fahiş bir fiyata satılıyor. Bizim oralarda ise kara incirin kilosu  2.5 TL ve mutlaka alındığı gün yenir ve asla yıkanmaz.

* Yine İstanbul'da hiç görmediğim kabak çiçeklerinden aldım. Böylece eşim ömründe ilk kez kabak çiçeği dolması ve kabak çiçeği kızartması yemiş oldu. NOT: Kabak çiçeği mutlaka sabah erken saatte toplanır ve yaprakları kapanmadan satın alınır ve hemen pişirilir. Çiçekler o denli narindir ki ertesi güne kalırsa hemen pörsür hayır gelmez artık o çiçeklerden

KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI
Annem sofraya getirir getirmez bütün dolmalar bittiği için resmini çekemedim. yukarıda  ve aşağıdaki resim google görsellerden...

 *Börülceyi de unutmayalım. Bizim neredeyse gün aşırı yediğimiz bayıldığımız börülcenin hem salatasını hem yemeğini yine eşim ilk kez tattı.
BÖRÜLCE YEMEĞİ
* Ramazanın son günlerinde  gömeç ve örene gittik... Sahillerinde dolaştık. denize girmek istemedi canım ( aç aç olmuyor arkadaş)

* Bayramda köye babaannemin elini öpmeye gittik . Dedemin kabrine su döktük. Artık köye yerleşen halamın evini, bahçesini gezdik. Halam bize çingene tavuğu yaptı. Dönerken yanımıza enfes turşularından koydu İstanbul'a dönünce de hemen  afiyetle yedik.
Çingene Tavuğu şöyle yapılıyormuş efendim...

Önce bunun için yapılmış özel tabaklardan satın alıyorsunuz : çelik bir tabak ama tam ortasında bir şiş var. Tavuğu hazırlıyoruz. şöyle oluyor;
 sonra bahçenin ortasına koyuyoruz üzerine de bir teneke kapatıyoruz. tenekenin etrafına da odunları yerleştirip yakıyoruz.

yaklaşık 20-30 dakika sonra şöyle bir manzara ile karşılaşıyoruz...


Sonra da mis odun ateşinde nar gibi kızarmış tavuğumuzu afiyetle yiyoruz.

* Edremit'in meşhur çarşamba pazarını gezdim. Evin ihtiyaçlarını aldım... Körfeze tatile gelirseniz bir çarşambanızı edremit pazarına ayırmanızı tavsiye ederim...

* Edremitin pazartesi pazarından İstanbula getirmek için alışveriş yaptım; börülce, fasulye, pembe domates, yeşil biber, kırmızı biber, barbunya, yeşil nektarin, maydanoz, dereotu, semizotu , çeşit çeşit soğan, patates aldım... hatta karpuz bile getirdik... Memleketin sebzeleri ile yemekler başka bir güzel oluyor. bir hafta oldu geleli dolap hala dolu, hala yiyoruz biraz abartmışım galiba.

* İlk kez nasıl taşıyacağımı düşünmeden gönül rahatlığı ile edremit zeytinyağı aldım. defneli çitlembikli güllü sade zeytinyağlı sabunlar aldım.

Edremit Tatilimiz çok güzeldi...

İstanbul'a döndüğümüzde

* Boğaziçi tekne turu yaptık. Çok güzel bir uygulama gelmiş Hop On Hop Off diye bir gezi turu vardı. Duraklarda inip oraları gezip sonraki seferlere binip turunuza devam edebiliyorsunuz. Biz tura biraz geç başladığımızdan sadece Küçüksu da inip dolaştık. Mükemmel bir yer; Bir tarafta Göksu yanında Anadolu Hisarı var diğer tarafta ise küçük su deresi  her taraf yemyeşil boğaz mükemmel görünüyor. Orada bir çay bahçesinde oturduk ,yemek yedik ,çay içtik çok güzeldi ;Ömrüme ömür kattı orası.   Bu vesile ile de  Küçük Su Kasrını da gezdik.

Boğazda bir dantela gibi arzı endam eden Küçük Su Kasrı


* Küçük Su'yu o kadar beğendik ki ertesi gün kendi aracımızla yine geldik. Yine yedik içtik boğazı seyrettik sonra Anadolu Hisarından Paşa Limanı'na kadar kıyıyı boydan boya keşfettik. Kuzguncukta benim çok eskilerden beri her fırsatta gittiğim minicik bir köşede boğaza karşı çay içtik.  O gün de çok güzeldi.

* İstanbul Denizcilik Müzesini gezdik. Bu müzeye bayıldım. Herkese çok tavsiye ederim. 8 yaşındaki yeğenim bayıldı. saltanat tekneleri, kayıklar, kadırga,  bu teknelerde kullanılan armalar, toplar, gül ağacından mobilyalar, ve en çok aklımda kalan ise mükemmel hatlarla yazılmış gemi isimleri...




* İstanbul Resim Heykel Müzesi Manzaralar sergisine gittim. O kadar beğendim ki en kısa zamanda yeniden gitmeyi düşünüyorum. Çıkarken kitapçığı da aldım ama fotoğraf asla gerçeği gibi güzel değil. hatta buraya bir resim koyayım dedim ama bilgisayar ekranı da aynı şekilde resmin güzelliğini tam olarak yansıtamıyor.


* Boş zamanlarımda sinema izledim. bu aralar eski filmleri izliyorum. 12 kızgın adam, seven samurai,  hep aklımda idi bu tatilde nihayet izleyebildim. 12 kızgın adamı soluksuz izledim diyebilirim. seven samurai ise çok uzun bir film ama bana bişeyler kattığını düşünüyorum. Bunların yanında sıkıysa yakala , life of pi de güzel bulduğum filmlerin arasına girdiler.

* Ayrıca tatilimde kitap okumaya çalıştım. Akçay'dan aldığım orhan pamuk'un yeni kitabı ben bir ağacım, öteki renkler ve orhan velinin şiir kitabını okuyorum.

* ve İstanbul demek alışveriş demek avm demek ...   mall of istanbul'u kesfettim , alış veriş yaptım

son olarak az önce okuduğum  Orhan Veli'den bir şiirle veda ediyorum...


Ne hoş, ey Tanrım, ne hoş, 
İller, göller, kıtalar aşmak. 
Ne hoş deniz deniz dolaşmak 
Düşünceler gibi başıboş. 
Versem kendimi bütün bütün 
Bir yelkenli olup engine; 
Kansam bir an güzelligine 
Kuşlar gibi serseri ömrün.




23 Temmuz 2014 Çarşamba

EN GÜZEL GELİNLER...

Hem ramazan hem sıcak hem de günler çok uzun... Dolayısıyla tüm gün aylaklık etsemde vicdan azabı duymuyorum... Bugün tüm gün gelinlik modelleri baktım. Yanlış anlaşılmasın kendi gelinligimi çok beğenerek almıştım. (İlk giydigim gelinliği)
Mardin'de çok alternatif  yoktu ve Diyarbakır'da  gelinlikler benim tarzım değildi. Diktirmek istesem mümkün değil yetişmez dediler .(aşırı hızlı evlendim de) Bir iki tane beğenmediğim gelinliği belki üstümde güzel durur ümidi ile denemem oldu. Ama ilk giydigim gelinlikten daha fazla beğenmedim... Yani evlenirken gelinlik bakacak araştıracak vaktim olmadı ben de simdi bakıyorum...
Bugün tüm gün arastirmalarimdan sonra gelmis geçmiş en güzel gelin ve gelinlik olarak ben de  tüm dünya gibi Grace Kelly i seçtim.


Muhtesem bir gelin...


Muhteşem bir gelinlik...


Çocuk hayallerimin prensesi


Aslında prenses denince ilk olarak benim aklıma leydi diana gelir.


Ve onun dillere destan gelinliği...





Son zamanlatda en çok konuşulan gelinlik ise Kate Middletonun gelinliği idi...


Duvağın zerafeti saçlarının sadeligi ile muhteşem bir gelin... 




Ve diğer kraliyet ailesinden gelinlikler...

Kraliçe elizabetin gelinliği







Aşağıdaki gelinligi ise kraliyet ailesinden birisi giymis... Neden böyle bir tercih yapmış anlayamadım...


Asagidaki gelinligi de hıç sevmedim,



Ve internette gezinirken rastladigim  diger meşhur gelinler ve gelinlikleri...


Audrey Hepburn un zarif gelinliği




John Lennonun gelini Yoko ono


Mick jaggerin gelini ve tuhaf gelinliği


Ve diger tuhaf gelinler...





Ve tarihi gelinlikleri  arastirirken gördüğüm ve cok  beğendiğim gelinler...











Ve günümüze gelirsek...