26 Mart 2017 Pazar

HİDİV KASRI GEZİSİ ( 2017)...


Bahar geldi nihayet... Ağaçlar çiçek açtı, büyük mutluluk... Pozitif pozitif bir enerji var havada. Sanki bütün ağaçlar gel beni gör beni diyor. Her birini sanat eserini inceler gibi inceliyorum.(Aslında her biri bir sanat eseri onların)  Her birinin fotoğrafını çekmek istiyorum.


Her sene olduğu gibi baharı ilk Hidiv Kasrında karşılamak istedim. O koruyu seviyorum. Oradaki kuş sesleri, sakinlik, o fresh hava  hiçbir yerde yok. Sanki İstanbul'dan kalan son güzel şey, son bozulmayan yer, bir hayal alemi.... Güzel bir rüyaya dalıyormuş gibi geziyorum koruyu ve birkaç saat sonra Kayaşehir'e uyanıyorum.


Sabah Kayaşehirde açık berrak bir hava vardı. Yolculuğumuzun ilerleyen kısmında ise kesif bir sis tabakası ile karşılaştık. Hatta sis o kadar yoğunlaştı ki  köprüye geldiğimizi zor anladım, köprünün direkleri bile görünmüyordu o derece. Ayrıca Kasıra geldiğimizde büyük damlalar yere düşüyordu. (yağmur gibi de değildi değişik bir doğa olayı, anlayamadım) İlaveten hava çok soğuktu.

Geri dönmeyi düşünsek de fırsat bu fırsat bir daha yakalayamayabiliriz diyerek etrafa bakmaya karar verdik.

Hidiv kasrı sise ve soğuğa rağmen kalabalıktı.

ve her zamanki gibi çok huzurluydu.


Önce termoslarımızdan birer bardak çay içtik. Yolda aldığımız fırından yeni çıkmış enfes açmalarımızı yedik. Bu sırada Defne yeni doğmuş buzağılar gibi sağa sola koşturmakta idi. Nöbetleşe içtik çayımızı.

2 tur attık kasırda... Daha çok Defne ile oynadık, Aman enerjisini atsın yeni şeyler öğrensin dedik.

Defne o kadar çok yaramazlık yaptı ki bir ara Kemal milleti rahatsız etmeyelim çıkalım gidelim bile dedi. Millet huzur bulmaya geliyor biz ise kafa şişiriyoruz diye düşündük.(aslında burada bir küfür kullandık da ama buraya yazmayacağım ) Defnecik oradan oraya koşturdu, bağırdı çağırdı, yerlere attı kendini. Kozalak yedi, taş tırtıkladı, kedileri kovaladı, köpeklerle konuştu, kargalara seslendi ,çiçeklere elledi, nergiz sümbül kokladı, uçurumlara doğru gitmek, çamurlara yatmak, havuza atlamak istedi. Köpekleri sevmek için baya mücadele etti. ( Benim hiç köpek kültürüm yok o yüzden dokunmasına müsade edemiyorum. Bu hayvanların  huyunu suyunu hiç bilmediğimden yani)  Taşları fırlattı, yuvarlandı, her yerini çamur yaptı, ayaklarını ıslattı. Saatler su gibi aktı Defne ile mücadele ederken. Hayret bir şey ki Kemal de ben de resmen perte çıktık ama yine de yorulmadı bizim kız...


Saat 11 30 civarında hava açtı ve ısınmaya başladı. Çok şükür boğazı görebildik yani. 



Şu ağaçların güzelliğine bakar mısınız!!!


İşte  insanı hayaller alemine sürükleyen bir ev (Ya da bir tesis bilemiyorum)


Bir metamorfoz klasiği olarak ağaçlar arasında görünen deniz. (Çekmesem olmazdı)


Henüz laleler açmamış, sümbüller, nergisler ve hercai menekşeler ama her yerdeydi. Sabah yumuk yumuk olan anlaşılmayan papatyalar ise ilerleyen saatlerde bize gülümsemeye başladılar.






Herkese güzel baharlar dilerim...


18 Mart 2017 Cumartesi

GELİŞTİREN ANNE-BABA, DOĞAN CÜCELOĞLU...

     İlk olarak  üniversitede ders kitabı olarak okutulan İnsan ve Davranışı kitabı ile Doğan Cüceloğlu ile tanışmıştım. Sonra Yeniden İnsan İnsana ve İçimizdeki Çocuk kitaplarını okumuştum.. Çok faydalanmıştım bu kitaplardan. Şimdi aradan neredeyse 20 yıl geçti ve bu kitabı aldım.





Doğan Cüceloğlu
Geliştiren Anne-Baba
Remzi Kitapevi - 2016 basım
191 sayfa

     Değerlendirme yapacak olursam;

     Ebeveynler bu kitabı okumalı, içinde çok değerli bilgiler var.


     Bu kitabı okumak bir zaman kaybı değildi. Pek çok şey öğrendim ve öğrendiklerimi hemen uygulamaya başladım ve faydasını da hemen gördüm.  Ama buna benzer çok kitap okuduğum için sanırım kitabı biraz sıkıcı buldum.  Dediğim gibi buna benzer çok kitap okuduğumdan mıdır nedir, hep aynı şeylerden bahsediyormuş gibi geldi bana. Defne ile ilişkimde yanlış yaptığım pek bir şey yokmuş (elhamdülillah)

Altını Çizdiklerim...

* Keşfetmek bir çocuğun en çok zevk aldığı şeydir.

* Çocuğunuzu gerçekten değerli görüyor musunuz.
   Peki, değerli gördüğünüzü ona hissettiriyor musunuz?

* Ona baktığınızda istenene mi istenmeyene mi bakıyorsunuz, çocuk anlar.

* Sevgi anne babanın günlük işlerinden fırsat bulup ara sıra çocuklarına göstermesi gereken lüks bir duygu ve davranış değildir. Bebeğin sağlıklı bir insan olarak büyümesi için elzem bir ruhsal gıdadır.

*Çocuğun davranışlarını değiştirmek anne babanın gücünün dışındadır. Çocuğun davranışını çocuk kendi değiştirebilir.

* Kendini ihmal etmek kendini sevmekten daha büyük bir günahtır.

* Acı gerçek şu ki aile genellikle hayallerin öldürüldüğü yerdir.

* Geliştirmek isteyen anne baba çocuğun davranışına değil kendiyle çocuğu arasındaki ilişkiye önem verir.
























14 Mart 2017 Salı

DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(16)...

     Uzun zamandır Defne Ferah'ın kıyafetlerini oyuncaklarını yayımlamıyordum.

Oysa ki o kadar çabuk büyüyor ki kuzucuklar sürekli kıyafetleri yenileniyor.

 Bazen hiç giydirmeden küçülüveriyor giysileri...

Buradan geçmişteki fotoğraflara baktığımda aaa evet bunu da giydiriyordum aaa bu da vardı gibi  cümleler çıkıyor ağzımdan. Bazı kıyafetlerini unutmuş oluyorum.

 Yeniden Defne'nin kıyafetlerini ve oyuncaklarını bloğumda görmek istediğime karar verdim. 

İşte Defne Ferah'ın son kıyafetleri ve oyuncakları...

Artık bahar geldi. Hafta sonları sabah yürüyüşlerimiz başlar inş. Bu yüzden dışarıda giyebileceği eşofman takımlar aldım.







Bu sızdırmaz akıtmaz suluğu kuzenimde görmüştüm. Hemen Defne'ye de aldım. Keşke daha önce alsaymışım. Hiç su içiremediğim kızım bu son 2 gündür su içiyor.  Hem de hiç yerlere dökmeden maşallah, herkese çok tavsiye ederim. (Gerçekten de hiç sızdırmıyor)



Bunlar da çok beğendiğim yazlık şirin takımlar...


Bu eteğe de bayıldım umarım Defne de çok sever.


Az önce bu pijamaları giydirip yatırdım. O kadar yakıştı ki...


Bunlar da gündelik penyeler...


Bu şortlu takımı da Filiz teyzesi almış, teşekkür ederiz kendisine..


Bu takımı da Ebruş teyzesi ile Hatice teyzesi almış,  teşekkür ederiz kendilerine...



Bu pijama takımlarını, bornozu bir de yastık kılıfını da Osman Dayımız almış. Çok düşüncelisin çok zevklisin. Osman Dayıııı seni çok seviyoruzzzz.











Defne Osman Dayısının aldığı bu pijama takımının şortunu ( yıldızlı olan) o kadar seviyor ki her gün ittir ittir  (giydir) diyor. Biz de her gün ittiriyoruz.



Bu pofuduk takımları ve pantolonu da Hacer Teyzesi almış, teşekkür ederiz..









Anneannesi de memleketten gelirken bize bu atkı bere kaşkol takımını örmüş. Ellerin dert görmesin anneciğim.



Anneciğim memleketten gelince Defneciğimin süeterleri küçülmüş diyerek şipşak bu süeteri de ördü.



Annennesi ile dedesi  kızıma bir de bebek almışlar.



Taa edremitlerden bir de bu bisikleti getirmişler.



Bir de bu pandufla ayakkabıyı almışlar, teşekkürler...



Bu takımı da babaannesi almış, teşekkür ederiz.



 Recep Enişte de bu ayakkabıları yollamış, teşekkür ederiz.




Benim kızım atları çok seviyor. Babası bu atı görünce dayanamamış almış. Defne görünce o kadar mutlu oldu ki yatarken koca atı da yatağa koydurdu öyle uyudu yavru kuşum.


Babası bir de bu çekçeki almış Defne bununla da çok güzel oynadı.


Babası bir de bunu almış ama Defne'nin şimdilik pek ilgisini çekmedi bu oyuncak.



Ben de ŞOK markete ekmek almaya gittiğimde bu dinozoru gördüm çok beğendim, aldım ama kendim oynuyorum. Defne henüz bu vidaları sıkamıyor.



Bunlar da kışın başında almış olduğum takımlar...

Kalın kışlık pantalon



Bunun üstüne giymesi için hırka



Hırkanın içine giymesi için bady






Defne'nin kışlık montu






Dışarıda giymesi için pantalonu




Alt-üst takım


Bunlar da evde giymek için penyeler...




Bu da balıklı pandufu... Bütün kış bu vardı ayacığında.



Bu takımı da pazardan aldık annemle.... Alırken çok tereddüt ettim pazar malı iyi çıkar mı acaba demiştim . Ama çok beğenerek kullandım o kadar rahat ki...
(Yalnız ilk yıkamada dikiş yerlerinden söküldü)



ve bunlar da çıtçıtlı bodyler..


güle güle giysin güle güle oynasın kuzucum...