30 Haziran 2016 Perşembe

BEZELYE YEMEĞİ...


Kayaşehir'e pazar açıldı. Geçen hafta gittim. Bir ucuz bir ucuz... 15 liraya aldığım bone 6.5 TL.   Avmlerden 35 TL ye aldığım oyuncağın benzeri 7.5 TL   Bizim karşıdaki markette 13 TL ye satılan kiraz 5 lira yine 12 liraya satılan kayısı pazarda 6 TL. Hem de bir sürü çeşit var.

Bu hafta pazardan bezelye aldım. Niyetim buzluğa atmaktı fakat tecrübesizlik işte biraz kötü bezelye almışım içi pek çıkmadı ben de yemek yaptım.

Çok hafif tam ramazana uygun ferah bir yemek oldu.

* 1 adet soğan doğranır, zeytinyağında kavrulur.
* 2 diş sarımsak doğranıp eklenir.
* 2 adet domates eklenir.
* Son olarak da bezelyelerimiz eklenir.
* Birazcık su ile pişirilir.
* Kısık ateşte yaklaşık bir 20 dakika sonra yemeğimiz hazır.

Afiyet olsun...


29 Haziran 2016 Çarşamba

TOP 10 FİLM LİSTESİ...

Herkes en sevdikleri filmleri yayınlıyor; bir liste de ben yapayım..

İşte benim favorilerim...

Bir sürü sinema var severek izlediğim ama bu seçtiklerim beni etkileyen, bakış açımı değiştiren, kişiliğime katkıda bulunmuş olanlar.  Kiminin görselliğini çok sevdim, kiminin müziklerini, kiminin de senaryosu hoşuma gitti.


1. MATRİX



Bir numaraya 2000 yılında izlediğim senaryosunu çok beğendiğim hayat bakış açımı değiştiren bu filmi yerleştirdim.

Taa antik çağdan beri sorgulanmıştır; gerçek nedir?

Tüm olan biten şey gerçekliği var mı yoksa görünen şeyler sadece beynimin bana bir oyunu mu...

Aslınde hepimiz tanrının düşüncelerinde olan şey miyiz?

Hepimiz aslında bir uykudayız da acaba ölünce mi uyanacağız?



2.  English Patient-İngiliz Hasta



Buraya yazarken bile içim kıpır kıpır oldu. Kulağıma o pırpır uçakların sesi, şifacı bedevinin ilaç şişelerinin şıkırtısı, o enfes film müziği geldi. Çöldeki kum tepeleri, oymalı pencereli otel odası, pazar yeri, çölde ayışığı ve daha pek çok sahne gözümün önünden bir anda geçti.

Harika bir film....

Film görsel bir şölen, müzikler harika, konunun işlenişi mükemmel...

Aldığı bütün oscarları hakediyor.




3. Crouching Tiger, Hidden Dragon









İzle izle bıkmadığım bir film daha... Hem görsel bir şölen hem de müzikleri bir harika (Tan Dun müzikleri).. Mükemmel bir Ang Lee filmi...





4. AMELİE






Bu film içimi mutlulukla doldurduğu için 4 numaraya aldım.  Bu filmde ise en sevdiğim şey kırmızı ve yeşil uyumu amelie'nin çocukluğu ve amelie'nin pencereden gelen kedisi. Tabii ki Yan Tiersen etkisini de unutmayalım.




5. PAN'IN LABİRENTİ




Bazı masallara inanmak gerçekte olanlara inanmaktan daha kolaydır.




6. BEN EFSANEYİM


Defalarca rüyama girdiği için bu film de burada olmayı hak ediyor.




7. Pİ'NİN YAŞAMI











Mükemmel bir Ang Lee filmi daha...



8. AVATAR







9. FORREST GUMP






10. MEMENTO


Bu filmi de izlerken beynim çok çalıştığı için buraya aldım.

Buraya yazarken fark ettim demek ki ben fantastik, müzikleri güzel olan, görselliği olan filmleri beğeniyormuşum. 


Bunların dışında pek çok film var buraya alabileceğim.

Umudunu Kaybetme
Cennetin Çocukları
Gladyatör
12 Kızgın Adam
Dolls
Hero
Geleceğe Dönüş 1-2-3
Maverick
Brave Heart
Komple Teori
Titanik
Shrek serisi
Buz Devri Serisi
Kayıp Balık Nemo
Anne Karenina (1997)

ve daha pek çok güzel film..


Ayrıca bir ara da Türk filmlerinden top 10 yapacağım.






27 Haziran 2016 Pazartesi

VİŞNE REÇELİ...


Vişne reçeli yaptım ömrümde ilk kez. Biz çok beğendik. Hazır reçelle kıyaslanamayacak kadar güzel oldu. Bundan böyle reçellerimi de kendim yapacağım inş.

En zor kısmı çekirdeklerini çıkarmaktı. Onun da kolay yolu varmış. Pipetle çok kolay çıkıyor. İlk biraz zor oluyor ama bir müddet sonra rahatça ve düzgünce çıkmaya başlıyor. Youtube da videolar var ilgilenenler için. Kısaca vişnenin çekirdekleri şöyle çıkıyor efendim;

Vişnemizi yıkayıp saplarını ayırdıktan sonra sapının olduğu kısımdan pipetimizi içeri doğru ittiriyoruz. Çekirdeği hissettigimizde pipetin ucuna denk getirip ittiriyoruz. Çok rahatlıkla vişnenin şekli bozulmadan çekirdek çıkıveriyor. Bu sırada her yer batıyor haberiniz olsun. Tedbirinizi baştan alın.

Vişnelerimiz ayıklandıktan sonra gerisi kolay. 1 kilo vişneye 1 kilo şeker ekleyip 1 gece bekletiyoruz. Ertesi gün kaynatıyoruz. Üzerinde oluşan köpükleri alın ben ciddiye alıp ta pek almamıştım, şimdi vişnelerimin üstünde porlar var. Bir daha ki sefere daha özenli davranacağım.

Biraz kaynadıktan sonra çeyrek limon suyu sıkıp bir fiske de tuz atıyoruz. Bir iki dakika sonra altını kapatıyoruz. Artık kavanozlara koyup saklayabiliriz.

Afiyet olsun...

25 Haziran 2016 Cumartesi

FIRINDA YOĞURT MAYALAMA...

Defne Ferah 3.5 aylıkken yoğurt mayalamaya başlamıştım. O zaman gözümde çok büyüyordu, çok zor görünüyordu.

İlk mayaladığımda burada paylaşmıştım.

Şimdi Defne Ferah 9 aylık... Neredeyse gün aşırı yoğurt mayalıyorum. Yoğurt mayalamak gayet de basitmiş. Hem artık yoğurtlarım çok daha kıvamlı ve tatlı.



Şimdi edindiğim yeni tecrübelerimi aktarmak istiyorum.

* Önce tenceremizi suyla çalkalıyoruz. (dibi tutmasın diye)

* Günlük sütümüzü boşalttıktan sonra çok harlı olmayan ateşe koyuyoruz. (harlı ateşte dibi tutuyor tecrübe ile sabit)

* Sütümüz kaynadıktan sonra yoğurdu mayalayacağımız kaplara alıyoruz.

* Sütümüzün mayalanma sıcaklığını şöyle anlıyoruz. Serçe parmağımızı çok yakmayacak serçe parmak sütün içindeyken 10'a kadar sayabiliyorsanız tamamdır.

*  Bir kase için bir tatlı kaşığı bir tencere için 2 yemek kaşığı kadar yoğurt alıyoruz. Biraz sütümüzden ekleyip ılınmasını sağlıyoruz. Yoğurdumuzu iyice karıştırdıktan sonra kaplarımıza ekleyip çok hareketlendirmeden yavaş yavaş şöyle bir karıştırıyoruz.

* Fırın telimizin üstüne kesme tahtası ya da kalın bir sofra bezi koyup kaplarımızı yerleştiriyoruz. Kapaklarını kullanmayacağız. Üstleri açık olacak.

* Fırınımızı 180 dereceye ayarlayıp 5-8 dakika arası ısıtıyoruz. Fırınımız sıcak olacak.

* 4- 5 saat sonra fırının kapağını açıyoruz.

* Yoğurtlarımız soğuduktan sonra kapaklarını örtmeden buzdolabına alıyoruz.

* 24 saat sonra yoğurtlarımız hazır. Kapaklarını artık örtebiliriz.

* Ben tencerenin yanısıra küçük cam kaplara da mayalıyorum. Böylece Defne Ferah'a her gün sulanmamış üstü bozulmamış taze yoğurt  yediriyorum.


* Bir keresinde sadece 4 kase yoğurt mayalamıştım. Üstünü sardım, 4-5 saat sonra bir baktım hala süt halinde hiç tutmamış. Fırına aldım. 8 dakika 180 derecede ısıttım. 5 saat sonra mis gibi yoğurt olmuştu inananadım. Yani yoğurdunuz tutmazsa yeniden ısıtın tutuyor. Kolay gelsin...

24 Haziran 2016 Cuma

BAHAR TEMİZLİĞİ 2016...

Yaz temizliği desek daha doğru olurdu... Nisan başında planladığım ay sonu gelmeden bitireyim dediğim temizlik haziran sonunda ancak bitti.

Yavaş yavaş aşamalı yaptığımdan eskiden temizlik sonrası hissettiğim ferahlığı hissedemedim.

Bir yandan temizledim bir yandan tekrar kirlendi. Ama yine de elimden geleni yaptığım için içim bir nebze rahat. Çocukla bu kadar olabiliyor.

Aslında eskiden her hafta olmadı 15 günde bir yaptığım temizliğin adı bu yıl bahar temizliği oldu.

En son kapsamlı temizliğimi doğumdan önceki günler yapmıştım. O günlerdeki kadar temiz olmasa da evim yine de oldukça ferahladı.


Neler yaptım:

* Öncelikle buzdolabını buzluk da dahil tamamen boşaltıp ne var ne yok ayıkladım.  Tüm rafları yıkayıp yerleştirdim.

* Giysi dolabını tamamen boşalttım. Eskiyenleri giymediklerimi ayıkladım. Kışlıkları kaldırdım. Dolabımı silip güzelce yeniden yerleştirdim.

* Defne Ferah'ın eşyalarını gözden geçirdim. Küçülenleri kışlıkları ayırdım. Tekrar güzelce yerleştirdim.

* Banyo dolabı tamamen boşalttım. Tüm malzemeler elden geçti. Yeniden yerleştirdim.

* Mutfak dolapları boşalttım. Herşey elden geçti. Kontrol ettim. Yeniden yerleştirdim.

* Fortmanto da aynı şekilde. İçini boşaltıp herşeyi kontrol edip fazlalıkları atıp yeniden yerleştirdim.

* Benim koltuklarım ikeadan. Üzerindeki tüm kılıf çıkabiliyor ve yıkanabiliyor. Tüm kılıfları yıkadım. 5 makina oldu. Bütün günümü aldı. Ama o kadar farketti ki, tertemiz oldular

* Bütün perdeleri yıkadım, ütüledim.

* Camları ayrıntılı bir şekilde sildim.

* Bu sırada ev defalarca silindi süpürüldü.

* Tuvalet banyo rutin günlük temizleniyor her zaman ki gibi.

* Masa sandalyeler sehpaları cifledim.

* Ayakkabıları da elden geçirdim. Eskiyenler giyilmeyenler hoop geri dönüşüme...Kışlıklar ayrıldı. Ayakkabılığım ferahladı.

* Yapma çiçeklerimi yıkadım.

* Kapıları sildim.

* Bardakları çay kaşıklarını çamaşır suyuna yatırdım.

* Avizeler yıkadım.

* Bütün kutular elden geçti. Hem bebişle oynamış olduk.... Fazla işe yaramayan ne var ne yok attım.


Bir halılar kaldı. Onları da  yıkamaya vericem.

9 ay sonra nihayet evimiz toparlandı temizlendi, ferahladı, çok şükür. ( Daha önce Allah razı olsun eşim annem evi temizliyorlardı ama onlarınki genel bir temizlik, ben herşeyi indirip dip bucak temizledim.)

23 Haziran 2016 Perşembe

YENİ KOZMETİK ÜRÜNLERİM...

Avonda uygulanması çok pratik bir kalem far var. Çok severek kullanmıştım. Uzun zamandır indirime girmesini bekliyorum. Ama hiç indirime girmiyor. Ben de ısrarla bekliyorum. Beklerken de onun yerini tutmasa da işime yarayabilecek pırıltılı gri far aldım. 

Ama asla benim pırıltılı kalem farım kadar kullanışlı değil. Keşke 10-20 TL fazla verip benim sevdiğim kalemi alsaydım.


Bu fırçaları da yeni keşfettim; Fondöten, far, ruj ve eyeliner fırçası. Özellikle de ruj fırçası çok işime yaradı. Ruj, fırça ile çok daha güzel kullanılıyor. Bir kaç rengi kolaylıkla karıştırabiliyorsunuz.  Çok tavsiye ederim.

Avon Oriflame gibi, bir Türk markası Hunca katalogu varmış. Hunca da parfüm ve kozmetik ürünleri satıyor. Oradan bu fırçaları çok uygun bir fiyata aldım.


Kirpik kıvırma aparatını bir heves edip aldım da kullanamadım. Çok korkuyorum kirpiğimi kaptırmaktan.



Eşime babalar günü hediyesi olarak parfüm aldım.



 Merak ettiğim kokunun önce deodorantını alıyorum. Böylece ben de nasıl duruyor anlamış oluyorum. Beğenmeme durumunda paramın bir kısmını kurtarmış oluyorum. O kadar para verip de bazı parfümlerimi bir müddet sonra sevmediğimi  farkettiğimde bu yöntemi kullanmaya karar verdim.


 Deneme amaçlı bu deodorantı  aldım. Pek beğenmedim, parfümünü almam. 




Son olarak da daha önceden yeşilini aldığım pırıltılı  gri kalem aldım.


Şimdilik bu kadar...

21 Haziran 2016 Salı

ŞEHRİYELİ YOĞURT ÇORBASI...

Bizim evde ismi "EBRUŞ ÇORBASI" oldu.

Kuzenim Ebrucuğum bu çorbayı çok güzel yapar. Dün ben de bir deneyeyim dedim. Çok güzel oldu. Benim minik Defneciğim bile hiç itiraz etmeden tam bir kase içti ağzını kocaman aça aça...  

Çok kolay, pratik bir çorba. 

Ben ev yoğurdu kullandığım için hazır yoğurtla asla elde edemeyeceğim hafif mayhoş güzel bir tat elde ettim. Bu arada keşke daha önceden kendim yoğurt mayalasaymışım. Ev yoğurdu gibisi yok. ayrıca evde yoğurt mayalamak çok basit. 40 yıl boşuna beklemişim. 


Malzemeler

  • Bir kase arpa şehriye
  • Bir iki kase yoğurt
  • 2 tepeleme çorba kaşığı un
  • Zeytinyağı
  • Nane


Yapılışı

* Tenceremize azıcık zeytinyağı ve bir kase arpa şehriye koyuyoruz.

* Sürekli karıştırarak arpa şehriyelerimizin rengi dönene kadar kavuruyoruz. Sakın başından ayrılmayın hemencecik yanıveriyorlar.

* Şehriyelerimizin rengi dönünce bir litre kadar su ekliyoruz. Miktar önemli değil.

* Şehriyelerimiz 5-10 dakikada yumuşayacaktır. Biz pişmesini beklerken büyük bir kase yoğurdu çırpalım. Benim yoğurdum ev yoğurdu olduğu için - ev yoğurdu biraz sulu oluyor-  2 kase kadar yoğurt kullandım. 2 tepeleme yemek kaşığı un ekleyip bir güzel karıştırıyoruz. Çırpıcı kullanırsak daha iyi olur.

* Hazırladığımız karışımımıza çorbamızdan azar azar sıcak su ekleyip karıştıralım ki alışsın kesilmesin.

* Yoğurt-un karışımımızı çorbamıza ekleyip kaynayıncaya kadar karıştırıyoruz. Bu arada kıvamını ayarlayın. Ben sulu sevdiğim için baya su ekledim.

* Çorbamız tam kaynamak üzereyken altını kapatıyoruz. Kesilmemesi için fokur fokur kaynatmayalım.

* Bir tavaya biraz zeytinyağı, 2 tatlı kaşığı nane ekleyip kızdırıyoruz. Çorbamıza ekliyoruz.

*Ben bu çorbada tuz kullanmadım, gerekmedi. Siz isterseniz bu aşamada ekleyebilirsiniz.


Afiyet olsun 


16 Haziran 2016 Perşembe

DEFNE FERAH 9 AYLIK...

1 HAZİRAN 2016

Bugün Defne'ye top attım. Topu tuttu ve bana geri attı. İlk kez karşılıklı top oynadık.

8 HAZİRAN 2016

Bugün Defne'nin altını değiştiriyordum. Bu aralar alt bağlatmıyor. Tam bağlayacağım sıra dönüyor. Yine cebelleşmeye başlamıştı ki kalkıp oturdu. Yani yatarken kendiliğinden kalktı ve oturdu.

Bugün ilk kez ellerinden  tuttum güzelce adım attı.

Bir de bugün kahvaltı yaptık. 1 adet zeytin bir çay kaşığı tereyağı , 1 adet yumurta sarısı ve peynir. Peynir sevmiyor. Zeytini yüzünü ekşite ekşite yedi. Ertesi gün de hiç bir sindirim emaresi görülmeksizin aynen çıktı:)

12 HAZİRAN 2016

Bugünlerde emeklemeye çalışıyordu. Uzun gayretler sonunda bugün emeklemeyi başardı. Halının ortasına koymuştum. Bi baktım gardolabın oraya gitmiş hatta çekmeceyi açmış içini boşaltıyor. Hiçbir şey demedim. Baya bir kurcaladı. Bir keyifliydi bir keyifliydi anlatamam. Tabii ben de...


Bir de ellerinden tutunca adım atıyor. Ama balerina adımı parmaklarının ucu ile yürüyor benim minik balerinim

15 HAZİRAN 2016

Defne Ferah 9 aylık oldu. Artık rahatlıkla doğrulabiliyor. Uykusundan uyanınca ilk iş doğrulup oturuyor. Ayrıca yataktan birkaç kez düştü. Bu yüzden artık hiç yalnız bırakmıyorum.  Ya kendi yatağına yatırıyorum ya da halıya koyuyorum.

Yavaş yavaş emeklemeye de başladı. Minik yaramazlıklar yapıyor. Mesela her gördüğü kabloyu çekiyor. Prizlere ipliklere kablolara aşırı meraklı.

Bazen şarkı söylüyor benim küçük bülbülüm.

Artık her yemekten tattırmaya çalışıyorum. Pütürlü gıdalar da veriyorum. Hala dişi yok ama diş etleri ile çiğneyip yutabiliyor. Bu aralar salatalığa bayılıyor. Elinden alamıyorum. Çilek kiraz çok seviyor. Zeytini yüzü buruşturarak yiyor. Peynir ise hiç sevmiyor. Kuru ekmeği eline verince kemirmeyi seviyor.

Artık 10-15 dakika kendi kendine oynamaya başladı. Hamileliğimden beri ilk kez evimi toplayabildim. Bu hafta ilk kez güzel bir temizlik yaptım. Ruhum acayip hafifledi. Rahat rahat yemek hazırlayıp löp löp yutmadan yemek yiyebildim. Hayatım düzene giriyor galiba.

Gece uykularına gelirsek...

Akşam 8:30 9:00 gibi uyuyor. 3:00 kadar 3 ya da 4 kere uyanıyor. 3 ten sonra ise sürekli kucakta uyumak istiyor. Emzikle sakinleşmiyor. Acaba aç mı diyerek bir kaç sefer biberonla mama hazırladım yok içmiyor. Her 15 dakikada bir uyanıyor emmek  istiyor.

Sadece çocuk kucağımdayken oturduğum yerde uyuyabiliyorum. Bizim kız 9 kiloyu geçtiği için de bacaklarım belim kolum kopuyor. Sabahları çok yorgun bitkin uyanıyorum. Hep uykuya hasretim.

Cildim ise en kötü zamanlarını yaşıyor. Sivilceler çenemden yanağıma doğru yayıldılar. Tekrar başka bir cildiyeciye gitmeyi düşünüyorum.

Kilo hala veremedim. Kemal neredeyse 10 kilo zayıfladı. Ben yerimde sayıyorum.


Defne Ferah 9000 gram
Ben 92 kg

Defne Ferah  kilo almıyor bu aralar. İştahı pek yok. Şimdilik zorlamıyorum.

12 Haziran 2016 Pazar

ZEYTİNYAĞLI KABAK YEMEĞİ...

Bu sıcak yaz günleri için çok hafif bir yemek. Mideyi hiç yormaz ve çok sağlıklı. Yaz aylarında sık sık yaparım.  Geçenlerde   iftara yaptım. Kemal çok beğendi. Hiç ağırlık yapmıyor. Yapımı da çok kolay.


MALZEMELER

* 1 kilo kabak
* 1 adet soğan
* 2 diş sarımsak
* 2 adet domates
* 2 adet yeşil biber
* 1 adet kırmızı biber
* zeytinyağı
* tuz pulbiber karabiber

HAZIRLANIŞI

* Çelik bir tencere kullanacağız.

* Kabakları soyup küp küp doğruyoruz. Tencereye yerleştiriyoruz.

* Sırası ile soğan sarımsak biberleri doğrayıp kabağın üstüne koyuyoruz

* En üstü domatesle kaplıyoruz.

* Son olarak da zeytinyağı tuz pulbiber karabiber ekliyoruz.

* Su eklemeden tencerenin kapağını çok açmadan kısık ateşte yavaş yavaş pişiriyoruz.

* Yemeğimizi asla karıştırmıyoruz. Çelik kaşık değdirmiyoruz.

* Yaklaşık 1 saat sonra kabaklarımız pişecektir. Kontrol edip altını kapatalım.

* Hiç karıştırmadan tenceresinde  2-3 saat dinlendirelim.

* Ilık olarak yanında ya da üzerinde yoğurtla servis yapalım.

Afiyet olsun.







11 Haziran 2016 Cumartesi

SOSLU ANTRİKOT...

Dün iftara soslu antrikot yaptım.

Eşim tam not verdi, tarifi paylaşıyorum. 

Tarifi kolaylezzet.com'dan aldım.


Daha önce de sarımsaklı antrikot yapmıştım.

Tarif burada Sarımsaklı Antrikot

Eşim soslu antrikotu daha çok beğendi. Ben ise daha az yağlı, daha hafif, yapımı daha basit olduğu için ve hepsinden daha önemlisi ocak batmadığı için (Bu tarifte başta etlere mühürleme yapıldığı için etrafa yağ sıçrıyor) diğer tarifi daha çok beğendim.

2 KİŞİLİK

* 2 dilim antrikot 1 gün öncesinden ayçiçek yağı, karabiber, kekik ve sarımsakla marine edilir. 

* Döküm tava en az 5 dakika ısıtılır. Etlerimiz 4 dakika bir yüzü, 4 dakika diğer yüzü olacak şekilde mühürlenir. Eti tavaya koyduktan bir müddet sonra kendini bırakıyor o zaman bir maşa yardımı ile ters çeviriyoruz. Etlerle oynamıyoruz. Tek hamle ile çevirip bırakıyoruz.

* Etlerimizi mühürledik. Bir tencereye aldık. 5 dakika dinlendirdikten sonra servis edebiliriz aslında. Ama biz soslu antrikot yaptığımız için devam ediyoruz.

* Başka bir tavada 2 kaşık zeytinyağında yarım kaşık salçayı bir güzel kavurduktan sonra içine 1 adet rendelenmiş domates ekliyoruz. Bir iki karıştırdıktan sonra 1.5 su bardağı kadar su ekliyoruz.  Tuz ve kekik  atıp kaynamasını bekliyoruz.

* Sosumuzu antrikotların üzerinde gezdirip tenceremizi kapatıyoruz. Etlerimiz sosun suyunu çekene kadar pişsinler. Benim etlerimin bu aşamada pişmesi yarım saati buldu. Bu sırada bütün suyu çekti.

* Maydanoz serpip servis edebiliriz.

Afiyet olsun.

8 Haziran 2016 Çarşamba

BEBEKLERDE VAJİNA YAPIŞIKLIĞI...

Hamile iken Kadınlar Kulübü Eylül 2015 Anneleri diye bir form bulmuştum. Hamilelikte ve akabinde doğum sonrası anneler tecrübelerini bilgilerini paylaşıyor. O forumdan çok şey öğrendim ve halen öğreniyorum da. Defne Ferah 6 aylıkken forumda bir anne kızını doktora kontrole götürdüğünde vajinal yapışıklılık tespit edildiğini yazmıştı. Kız bebekler anneleri aman dikkat edin yazmıştı.

Vajinal kapalılık mı???!!

Daha önce hiç duymamıştım. Sağlık ocağına gittiğimde ebeye sordum töbe bismillah o da nedir dedi. İnternette yazılan her şeye inanmayın dedi. Çevremde bir kaç anneye sordum: kimisi evet dikkat etmek takip etmek lazım dedi kimisi hiç duymadım her söylenene inanma dedi.

Hamileyken kız bebekler için alt değiştirme ile ilgili de çok şey okumuştum; çok fazla fikir ayrılığı var. Bazı anneler dudakları hiç ayırmadan üstten temizlemek gerek diyordu, bazıları ise her alt değiştirmede bir güzel temizlemek gerek  diyordu. Başta ben araya hiç dokunmuyordum.- annem öyle öğretmişti- Ama araya kaka kaçtığını biliyordum ve içim hiç rahat değildi. Sonra forumda bir anne doktora bu konuyu sormuş doktor da kaka yaptığında içeri kaçma ihtimaline karşılık temizlenmesi gerektiğini söylemiş. Yeterli temizlik olmazsa idrar yolu enfeksiyonuna sebep olurmuş.

Benim gibi tecrübesiz anneler için anlatıyorum; Her alt değiştirmede değil ama kaka yaptığında dudakları aralayıp içini de hassas bir şekilde silmeniz -vajinanın içini değil tabii ki de - gerekiyor.

Gelelim vajinal kapalılık olayına...

Forumda uyarı yapılınca ben de baktım, hiçbir şey anlamadım. İnternette baya araştırma yaptım. Yine de anlayamadım.

Kendime de bir sürü sinir oldum nasıl anlayamıyorum diye. Kendi organını tanımaz mı insan... Gerçekten de o kadar üniversite okumuşum bilgiliyim görgülüyüm diyorum ama iş bu noktaya gelince kör cahilmişim meğer.

Defne'yi son doktor kontrolüne ben okulda olduğum için eşim götürmüştü. Doktora sor bir kontrol etsin demiştim o da unutmuş - mu gerçekten acaba- söylememiş. Annemle beraber gitmişlerdi belki de o yüzden soramadı ama kendisi unuttuğunu iddia ediyor.

Araştırmalara devam ettim. Bu kadar çok üstünde durmamın sebebi ise bana göre bizim kızın da vajinası kapalı idi ama emin olamıyordum.

Yaptığım araştırmalar sonucu ben şunu anladım;

* Son yıllarda vajinal kapalılık çok sık görülüyormuş.

* Bunun nedeni olarak da

     -ıslak mendiller olabilirmiş.
    - pişik kremleri olabilirmiş.
    - ya da  östrojen eksikliğine bağlı olarak da vajina bir müddet kendini kapatıyormuş -doğalmış yani-

* Aslında kremlere ve kimyasallara karşı vajina kendini koruma altına alıyormuş.

* Bazı hastaneler bu durumu fırsat bilip çok fahiş fiyatlarla (neredeyse bir aylık asgarî ücret alıyorlarmış vicdansızlar) bebekleri operasyona alıyorlarmış. Hatta hiç gerekmediği halde sırf para tırtıklıcaz diye kan tahlili yaptırıyorlarmış.

* Bazı doktorlara göre kapalılık mutlaka açılmalı.  Kapalılık açılmazsa idrar yolu enfeksiyonuna neden olurmuş.

* Bazı doktorlara göre ise hiç gerek yok. Bu görüşte olan doktorlara göre vajina kendi kendine bir müddet sonra açılıyor. Kapalı vajinanın da idrar yolu enfeksiyonu yaptığına dair hiçbir bulgu yokmuş.  Açılma olmazsa- nadiren- ergenlik döneminde minik bir operasyonla açılıyormuş.

* Bazı doktorlar ise bebişlerinize bu eziyeti sakın yapıp psikolojilerini bozmayın diyormuş.

Sonuç olarak ben de takipte kalmaya karar verdim. Bir sorun olsa belirti verir; ateş huzursuzluk gibi, oradan anlar o zaman doktora götürürüm dedim. Ergenlik döneminde de adet döneminde ağrı olursa doktorun yolunu buluruz artık dedim.

Ama yine de bazı tedbirler aldım.

***  Öncelikle alt değiştirmede ıslak mendil kullanmaktan vazgeçtim. Banyoda musluk altında temizledim Defnenin poposunu. Eğer çiş yapmışsa tülbent bezlerini çeşme suyu ile ıslatıp silip havlu ile kuruladım. Gerçekten de biraz uğraştırıyor ama çok daha temiz ve güzel bir temizlik oluyor. Aslında ıslak mendilden çok daha kolay temizleniyor sadece elleriniz kakaya temas ediyor maalesef biraz iğrenç :(    Bekarken sevgili Yasemin arkadaşım - 3 çocuğu vardır kendisinin - elleriniz boka girmedi henüz kızlar demişti. Bak şimdi aklıma geldi, çok gülmüştük. Şimdi çocukları kocaman oldu hayatını düzene oturttu. Biz daha anca 40 yaşında yeni anne olduk.

*** Pişik kremini araya kaçırmamaya çalıştım.

*** Yine internette tecrübelerini anlatan bir anneden öğrendiğim şekilde altını temizlerken vajina tahmin ettiğim bölgeye hafif bir baskı uyguladım.

Defne'nin 9 aylık olmasına bir hafta var. Yaklaşık 2 buçuk aydır bu şekilde devam ediyor. Geçen gün bir baktım toplu iğne başı kadar bir açıklık oluşmuş.

O kadar şaşırdım ki anlatamam. Tahmin ettiğim halde yine de ihtimal vermiyordum. - bu nasıl bir cümle nasıl bir mantık bilmiyorum ki-

Sonra o delik gün geçtikçe büyüdü . Bugün itibarı ile tamamen açıldı .

Sonuç...

* Vakti gelmiş kendiliğinden açılmış olabilir.

* Islak mendil kullanmayı kestiğim için olabilir.

* Pişik kremi olarak sebamed kullanıyordum. 2-3 haftadır bepanthole geçtim ve sadece popo için kullanıyorum. Pişik kremi etkilemiş olabilir.

* Altını yıkarken hafif bir baskı uyguluyordum belki de o açmış olabilir.

Hala şaşkınım.. Meğerse bizim kızın vajinası da aylardır kapalıymış.

Hiçbir operasyona ve kortizollü kremlere gerek kalmadan kendiliğinden açıldığı için mutluyum.






5 Haziran 2016 Pazar

RUMELİ KAVAĞI, GARİPÇE, RUMELİ FENERİ, TELLİ BABA TÜRBESİ GEZİSİ...

Yıllar yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşım bir izdivaç görüşmesi yapmak için biri ile görüşmüştü. Sabah erken saatte buluşmuşlar çocuk da bizim kızı alıp Rumeli Feneri'ne kahvaltıya götürmüş.

 Çok güzel bir gün geçirdiğini anlatmıştı.

Arkadaşım o kişi ile ilgili görüşü olumsuz oldu, bir daha görüşmediler ve çoktan başka biri ile evlendi.

Rumeli Feneri görüşmesini belki de kendisi bile çoktan unutmuştur ama bende yıllar içinde bu görüşme

  Rumeli Feneri= kahvaltı= mutluluk

şeklinde zihnimde yer etti.

Hayalimde yıllar yılı dalgaları sahile vuran sessiz sakin bakir bir kumsal, tertemiz mütevazi bir kaç kahvaltı yeri, bol bol huzur olarak şekillendi.

Bu hafta bu çok merak ettiğim yeri görmeye karar verdim. Bir rota oluşturdum. Hazırlıklarımı yaptım.

Sabah 8:15 gibi çıktık. Hava  parçalı bulutlu yağmurlu gösteriyordu. Sabah hava biraz kapalıydı ama yine de çok sıcaktı.

Havanın bulutlu olmasından memnundum. Böylece güneş altında olmadan daha rahat gezeriz diye düşündüm.

Cmt sabahı olmasına rağmen yine de trafik vardı.

Sık sık sahilinde yürüyüş yaptığımız Sarıyere  geldikten sonra Karadenize doğru yol aldık.

Rumeli Kavağı'na gelmeden deniz tarafında Telli Baba Türbesi' ni gördük. Hemen duramadık. Kemal biraz ötedeki Balıkçı restoranların otoparkında  durdu. Burada manzara enfesti.





Kemâl Telli Baba'ya dönüşte uğrayalım dedi. -Uğramadık-

Ardından Rumeli Kavağına vardık. Ben biraz dolaşalım keşfedelim dedim. Kemâl arabayı nereye parkedeceğiz dedi. Biraz ilerleyelim park yerlerini öğreniriz dönüşte keşfederiz dedi. -Dönmedik-

Biraz ilerde denizin aralardan göründüğü bir köşede sevimli bir fırın vardı. 2 hanım işletiyordu.  Klasik kahvaltı vazgeçilmezlerimiz olan simit açma ve ayçöreği aldıktan sonra yolumuza devam ettik.

Garipçeye geldik.

 Tam bir hayal kırıklığı...

Ben koy falan göremedim.

 Bol bol park etmiş araç vardı etrafta. Köye girer girmez vale karşıladı bizi. Biz kahvaltımızı kendimiz getirmiştik oturmayacaktık. Manzaraya bakıp köyü gezip devam edecektik. Kemale biz 5-10 dakika kalıp gideceğiz diyelim otopark ücreti ödemeyelim dedim. Kemal olmaz dedi. Kemal böyle konularda asla muhatap olmuyor.

Böylece Garipçeyi de gezemedik.

Garipçeden de bişey anlamadım yani .

Az önce google görsellerden koyu buldum.

Benim hayalimdeki ve muhtemelen arkadaşımın kahvaltı yaptığı huzurla anlattığı eski Garipçe

Kaynak google görseller

 Bizim bu hafta sonu gördüğümüz Garipçe
Kaynak google görseller

Aman iyi ki de durmamışız.

2 fotoğraf arasındaki 100 farkı bulunuz.

Biz büyüdük ve kirlendi dünya....

Hayal kırıklığı, hayal kırıklığı...

Oradan çıktık Rumeli Fenerine gittik. Aşağı sahile indik. Sahil denmez her yer betondu. Bol bol tekne vardı gezecek oturacak kahvaltımızı yapabileceğimiz ayağımızı suya sokabileceğimiz bir yer yoktu.

Arabadan hiç inmeden gerisin geri yukarı çıktık.

Aynen aşağıdaki fotoğraftaki gibiydi.
Kaynak google görseller

Bari kaleyi görelim dedik. Amcanın birine sorduk hemen azıcık ötede kaleye vardık. Her taraf leş gibi.

 Bakımsız virane. Yine hayal kırıklığı...

Oturacak kahvaltı yapacak hiçbir yer yok. Şöyle bir bakındık.  Hiç tekin gelmedi bana burası. Korktum açıkçası.




Bu da Rumeli Feneri

Hiç güzel değildi.

Yüzüm düştü.

Paulo Coelho Simyacı adlı kitabını okuyanlar bilir. Orada  kristal bardak satan camcı çok istediği halde Kabe'ye gitmiyordu. Oranın düşlerindeki gibi kalmasını istiyordu. Hayatta yapmak istediği bir şey olmasını, merak ettiği bir yer kalmasını istiyordu.

Kaleyi gezerken hep o camcı aklıma geldi. Keşke gelmeseydim de hayalimdeki gibi kalsaydı dedim.

Hayal kırıklığı...

Oradan çıktık. Rumeli Feneri'nin içinde bir park görmüştük gelirken, orada oturalım bari dedik.




Parkı bulduk. Bizden başka kimse yoktu. Tertemizdi. Piknik masaları güneş altında olduğu için biz çimlere oturduk. Defnecik sallanırken ben de kahvaltıyı hazırladım. Ortam hem ferahtı hem yemyeşildi dibimizde de salıncaklar vardi. Orası çok hoşuma gitti. Defne domateslere saldırdı cork cork emdi. Üstünü başını batırdı. Bişey demedim.

Sonra piknik malzemelerini toplarken parka bir babaane ve 2 torun geldi. Öyle her çocuğu sevmem ama bunlar bir şirin bir güzeller anlatamam. Büyük olan kız Betül küçük olan oğlan Berat. Esmer babaanne ve ona hiç benzemeyen masmavi gözlü sapsarı saçlı çocuklar,  nasıl güzeller nasıl sevimliler anlatamam. Oğlan 1.5 yaşında paytak paytak bir yürüyüşü var öldüm. 5 yaşındaki ablada bebek bebek deyip Defneyi sevdi ona çiçek kopartmış ay çok şirindi. Bir müddet oynadılar sonra babaanneleri onları götürdü.

Tam malzemeleri topladım artık gidebiliriz diyordum ki yağmur atıştırmaya başladı. Arabaya bindik. Aman Allahım nasıl yağmur nasıl yağmur...  Dönüşte tabii ki trafik felçti.

Nihayet evimize geldik.

Sonuç olarak bu cumartesi istediğim gibi gezemedim. Verimsiz bir gündü. Garipçe bozulmuş, Rumeli Feneri hiç güzel değil. Bir daha gitmem.

Tavsiye de etmem.