Bu ay en güzel şey 26 Kasımda aldığım mutlu haberdi. Uzun zamandır bu kadar mutlu hissetmemiştim. Çok hafifledim ve neredeyse 6 aydır ilk kez rahat uyudum. Haber üzerine okuldan 1 günlük izin aldım ve ailecek 22 saatliğine de olsa Edremit'e gittik. Bilal Eylem Ege de oradaydı. Osmancığım da gelmişti. Akşama dayımlar ve büyük dayımlar da geldi. Herkes çok mutluydu.
Kış günü yolculuk yapmak yorucu ama yine de güzeldi. Sararan yapraklar her daim yeşil kalan ağaçlarla öyle güzel kontrast oluşturmuştu ki yol boyunca bu manzaraya şahit olduğum için çok şanslıyım.
....
24 Kasım öğretmenler gününde 12A sınıfı öğrencilerim bana bu çiçeği getirmişler. En sevdiğim çiçektir lilyumlar. İnce düşünceli kibar ögrencilerime sevgilerimi yolluyorum. Teşekkürler...
Bu ay aöf vizesi sınavlarım vardı. Sınava hazırlandığım için bol bol ders kitaplarımı okudum. Dolayısıyla yeni bir kitaba başlayamadım. Şiir kitabı olarak bu ay Cemal Süreyya'yı seçtim fakat pek beğenmedim. Millet neden bu kadar seviyor anlayamadım. Elimdeki kitap YKY den 43. baskı. Herhalde ben anlayamadım bu şiirleri...
Bu ay klasik müzik için de Bach'ı seçtim. Fakat bunu da beğenmedim. Beethoven ve Mozart çok iyiydi zevkle dinliyordum sırf biraz daha dinlemek için mutfakta bol bol iş yapıyordum ama Bach hiç mi hiç sarmadı. Israrla her mutfakta iş yaparken çamaşır katlarken her fırsatta dinledim ama yok yine de sevemedim.
Artık soğuk ve yağmurlu günler başladığı için bu ay pek bir yerlere de gidemedik. Sadece florya sahilde yürüyüşe gittik 2 defa ve bir de Başakşehir millet parkına gittik.
Bu ayın önemli gelişmelerinden biri de atamam yapıldı. Şu anki okulumda norm fazlası olduğum için tercihte bulundum atamam yapıldı.
Bu ay da bu kadar ...
GİTTİKLERİM
*Florya Sahil 03.11.2018
*Florya Sahil 10.11.2018
*Edremit 27.11.2018
AYIN ŞİİR KİTABI
Cemal Süreyya Sevda Sözleri
YKY
DİNLEDİKLERİM
BACH
İZLEDİKLERİM
* Creation Yaratılış
12/01/2018
10/31/2018
EKİM 2018
Bu ay biraz zor geçti. Bu aralar hem derslerin en yoğun olduğu zaman hem de destekleme kursları başladı. Haftada üç gün okul çıkışında kursum var. Aslında cumartesim bana kalsın diyerek hafta içine almıştım kursları fakat bu bana her gün ses kısıklığı akşamları yerinden kalkamama ve korkunç yorgunluk şeklinde geri döndü. Günde yaklaşık 8 saat ders anlatmış oluyorum ki bir de bunun hazırlığı var. Sadece fotokopi için her hafta en az 2-3 ders saatimi ayırıyorum. Bir de üstüne bu sene okulda evrak işleri eski yıllara göre sanki daha fazla.
Bu sene eski yıllara göre okulda çok daha yorgun hissediyorum kendimi. Oysaki sadece 21 saat derse giriyorum ama yine de akşama tamamen tükenmiş olarak eve geliyorum. Yaşlandığımdan diyeceğim ama sanki ondan da değil.
Aslında en çok yoran şey kurslarda öğrencilere yardımcı kitap tavsiye edemediğimiz ve kitap aldıramadığımız için tüm yükün benim omuzlarıma binmiş olması. Her kurs için araştırma yapıp onları test tarayıp fotokopi çektirmem. Sürekli fotokopinin başındayım. Akıllı tahta da yok.Keşke almasaydım kurs diyorum ama sırf öğrencilerime karşı kendimi sorumlu hissettiğim için bu kursları vermek zorunda hissettim. Parası da yerin dibine girsin diyorum şu anda bunları yazarken o kadar yorgunum.
Aslında ben bunları anlatmayacaktım. Nereden geldim ki bu konuya, geçelim....
................
Hem havaların soğuması ile soğuk algınlığından kaynaklı halsizlik hem de Defne'nin tuvalet eğitimini hâlâ alamamış olması ve dolayısıyla kreşe gidememesi ve dahi benim İstanbul'u gezme hayallerimin suya düşmüş olması ve bundan mütevellit hayal kırıklığına tükenmişlik sendromu da eklenince günler benim için bu aralar çok zor geçti.
Ama yine de ısrarla zorla bir şeyler yapmaya çalıştım.
Bu ayki en güzel şeylerden biri Mozart'ı keşfetmekti.
Hani derler ya; ya Mozartçısındır ya da Beethovencu. Ağustos ayım Beethoven ayı olduğu için ve ilk olarak hep Beethoven dinlediğim için ve ona alıştığım için Mozart başta beni pek sarmamıştı. Böylece kendimi Beethovencı olarak görüyordum. Başta Mozarttan hiç mi hiç hoşlanmamıştım. Ama bir dinleyeyim genel kültürüm artsın dedim. Önyargısız dinlemeye başlayınca o kadar hoşuma gitmeye başladı ki artık mutfak işleri ile uğraşmak çamaşır katlamak benim için zevk haline geldi.Çünkü iş yaparken müzik açıyorum. Bu aralar evde Mozart çalıyor. Artık senfonileri de karıştırmıyorum. Üstüne bir de Amadeus diye Mozart'ın hayatını anlatılan bol ödüllü bir film izledim ki gerçekten de mükemmel bir filmdi. Böylece Mozart da en sevdiklerim arasına girdi. Kemal başta kapat şu gıygıyı deyip bağırıp duruyordu evde ama artık o da alıştı biraz, galiba. Artık sadece yeterince kültürlendinmi karıcığım diyor. Queen Night Aria'yı ise kaldıracak durumda değil hala. O kadının sesini duydukça kanı çekiliyormuş sinirleri bozuluyormuş.
Bunun dışında her ay bir şiir kitabına yoğunlaşmaya karar verdim. Bu ay Orhan Veliyi seçtim. Önce öyle karışık karışık okuyordum. Sonra baştan sona (aslında şiir böyle okunmaz ama ) bir taradım. Şiirlerin çoğunu da neredeyse ezberledim. Orhan Veli de gayet iyiydi. Hayatıma bir güzellik kattı.
Aöf Felsefe kitaplarımı okuyabilmek onlara yoğunlaşabilmek için yeni bir kitaba başlamadım ama okulumun ders kitaplarını da okuyamadım. Aman Allahım bu ay hiçbir şey okumadım.
Bunun dışında yeni bir yer keşfetmedim. Ancak Emirgân korusuna gidip sahilinde yürüyüş yaptım. Emirgân Sütiş'te keşkül yedim. Bu arada aklıma gelmişken Emirgân Sütiş'te bir keşkül 17 TL. Doların yükselişini hiç bu kadar keskin hissetmemiştim ta ki o keşküle kaşık atana dek...
Umarım Kasım ayı benim için çok daha verimli olur.
GİTTİKLERİM
* Emirgan Korusu 06.10.2018 ve
27.10.2018
OKUDUKLARIM
-----
AYIN ŞİİR KİTABI
Orhan Veli Tüm Şiirleri
İZLEDİKLERİM
* Amadeus
* Brigt Star
DİNLEDİKLERİM
MOZART
En sevdiklerimden başlayarak yazayım dedim ama karar veremedim. En sevdiklerim bunlar. En çok etkisinde kaldığım ise sanırım Lacrimosa.
* Turkish March
* Symphony No: 40
* Marriage of Figaro
* The Piano Sonata No:16 in C major
* Piano Concerto No:21 Andante
* Symphony No:13
* The Magic Flute Queen of the Night Aria
* Lacrimosa
* Requiem
* Symphony No:25 in G minor
Bu kadar...
Bu sene eski yıllara göre okulda çok daha yorgun hissediyorum kendimi. Oysaki sadece 21 saat derse giriyorum ama yine de akşama tamamen tükenmiş olarak eve geliyorum. Yaşlandığımdan diyeceğim ama sanki ondan da değil.
Aslında en çok yoran şey kurslarda öğrencilere yardımcı kitap tavsiye edemediğimiz ve kitap aldıramadığımız için tüm yükün benim omuzlarıma binmiş olması. Her kurs için araştırma yapıp onları test tarayıp fotokopi çektirmem. Sürekli fotokopinin başındayım. Akıllı tahta da yok.Keşke almasaydım kurs diyorum ama sırf öğrencilerime karşı kendimi sorumlu hissettiğim için bu kursları vermek zorunda hissettim. Parası da yerin dibine girsin diyorum şu anda bunları yazarken o kadar yorgunum.
Aslında ben bunları anlatmayacaktım. Nereden geldim ki bu konuya, geçelim....
................
Hem havaların soğuması ile soğuk algınlığından kaynaklı halsizlik hem de Defne'nin tuvalet eğitimini hâlâ alamamış olması ve dolayısıyla kreşe gidememesi ve dahi benim İstanbul'u gezme hayallerimin suya düşmüş olması ve bundan mütevellit hayal kırıklığına tükenmişlik sendromu da eklenince günler benim için bu aralar çok zor geçti.
Ama yine de ısrarla zorla bir şeyler yapmaya çalıştım.
Bu ayki en güzel şeylerden biri Mozart'ı keşfetmekti.
Hani derler ya; ya Mozartçısındır ya da Beethovencu. Ağustos ayım Beethoven ayı olduğu için ve ilk olarak hep Beethoven dinlediğim için ve ona alıştığım için Mozart başta beni pek sarmamıştı. Böylece kendimi Beethovencı olarak görüyordum. Başta Mozarttan hiç mi hiç hoşlanmamıştım. Ama bir dinleyeyim genel kültürüm artsın dedim. Önyargısız dinlemeye başlayınca o kadar hoşuma gitmeye başladı ki artık mutfak işleri ile uğraşmak çamaşır katlamak benim için zevk haline geldi.Çünkü iş yaparken müzik açıyorum. Bu aralar evde Mozart çalıyor. Artık senfonileri de karıştırmıyorum. Üstüne bir de Amadeus diye Mozart'ın hayatını anlatılan bol ödüllü bir film izledim ki gerçekten de mükemmel bir filmdi. Böylece Mozart da en sevdiklerim arasına girdi. Kemal başta kapat şu gıygıyı deyip bağırıp duruyordu evde ama artık o da alıştı biraz, galiba. Artık sadece yeterince kültürlendinmi karıcığım diyor. Queen Night Aria'yı ise kaldıracak durumda değil hala. O kadının sesini duydukça kanı çekiliyormuş sinirleri bozuluyormuş.
Bunun dışında her ay bir şiir kitabına yoğunlaşmaya karar verdim. Bu ay Orhan Veliyi seçtim. Önce öyle karışık karışık okuyordum. Sonra baştan sona (aslında şiir böyle okunmaz ama ) bir taradım. Şiirlerin çoğunu da neredeyse ezberledim. Orhan Veli de gayet iyiydi. Hayatıma bir güzellik kattı.
Aöf Felsefe kitaplarımı okuyabilmek onlara yoğunlaşabilmek için yeni bir kitaba başlamadım ama okulumun ders kitaplarını da okuyamadım. Aman Allahım bu ay hiçbir şey okumadım.
Bunun dışında yeni bir yer keşfetmedim. Ancak Emirgân korusuna gidip sahilinde yürüyüş yaptım. Emirgân Sütiş'te keşkül yedim. Bu arada aklıma gelmişken Emirgân Sütiş'te bir keşkül 17 TL. Doların yükselişini hiç bu kadar keskin hissetmemiştim ta ki o keşküle kaşık atana dek...
Umarım Kasım ayı benim için çok daha verimli olur.
GİTTİKLERİM
* Emirgan Korusu 06.10.2018 ve
27.10.2018
OKUDUKLARIM
-----
AYIN ŞİİR KİTABI
Orhan Veli Tüm Şiirleri
İZLEDİKLERİM
* Amadeus
* Brigt Star
DİNLEDİKLERİM
MOZART
En sevdiklerimden başlayarak yazayım dedim ama karar veremedim. En sevdiklerim bunlar. En çok etkisinde kaldığım ise sanırım Lacrimosa.
* Turkish March
* Symphony No: 40
* Marriage of Figaro
* The Piano Sonata No:16 in C major
* Piano Concerto No:21 Andante
* Symphony No:13
* The Magic Flute Queen of the Night Aria
* Lacrimosa
* Requiem
* Symphony No:25 in G minor
Bu kadar...
10/20/2018
DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(23)
Anneannesi kızım için bu bebekleri almış. Çok beğendik. Çok teşekkür ederiz.
Bu Limon
Alttaki ise Arçe.
Bu aralar Defne tüm bebeklerine oyuncaklarına isim koyuyor. Bazıları bildik isimler olsa da çoğu tuhaf tuhaf isimler.
Ebruş teyzesi Defne için bu şirin taçları almış. Teşekkürler...
10/01/2018
EYLÜL 2018
Bu ay hem okulların açılması hem de Defne Ferah'ın tuvalet eğitimi sebebi ile pek bir şey yapamadan su gibi akıp geçti.
Bu ay boş kaldığım her vakit çamaşır yıkayarak çamaşır katlayarak sağ sol temizleyerek geçti diyebilirim.
İlk iki hafta kayınvalidem ve Emriyenin iki kızı bizle idi. Sonraki 2 hafta ise annem ve babam bizimle.
İşten sonra eve gel yemek yap mutfağı hallet çamaşırları hallet, evdekilerle biraz muhabbet et, Defne ile oyun oyna derken zaten yatma vakti geliyor. Defne uyuduğunda ise her ne kadar uğraşsam da kafamı kaldıramıyorum, resmen sızıyorum.
Yani kısacası entelektüel anlamda pek verimli bir ay değildi. İşten güçten kafamı kaşıyacak vaktim kalmadı. Ancak bu kadar yapabildim.
* GİTTİKLERİM
* Hidiv Kasrı
* Sabancı Öğretmen evi
* OKUDUKLARIM;
* Düşünce Tarihi Orhan Hançerlioğlu
Remzi Kitabevi
* Anna Karenina Leo Tolstoy
İletişim
* Cimri Moliere
* İZLEDİKLERİM
* Anna Karenina (2012)
* Anna Karenina( 1997)
* Predestination
Bu ay boş kaldığım her vakit çamaşır yıkayarak çamaşır katlayarak sağ sol temizleyerek geçti diyebilirim.
İlk iki hafta kayınvalidem ve Emriyenin iki kızı bizle idi. Sonraki 2 hafta ise annem ve babam bizimle.
İşten sonra eve gel yemek yap mutfağı hallet çamaşırları hallet, evdekilerle biraz muhabbet et, Defne ile oyun oyna derken zaten yatma vakti geliyor. Defne uyuduğunda ise her ne kadar uğraşsam da kafamı kaldıramıyorum, resmen sızıyorum.
Yani kısacası entelektüel anlamda pek verimli bir ay değildi. İşten güçten kafamı kaşıyacak vaktim kalmadı. Ancak bu kadar yapabildim.
* GİTTİKLERİM
* Hidiv Kasrı
* Sabancı Öğretmen evi
* OKUDUKLARIM;
* Düşünce Tarihi Orhan Hançerlioğlu
Remzi Kitabevi
* Anna Karenina Leo Tolstoy
İletişim
* Cimri Moliere
* İZLEDİKLERİM
* Anna Karenina (2012)
* Anna Karenina( 1997)
* Predestination
9/14/2018
ANNA KARENİNA, LEV TOLSTOY
Bugün Anna Karenina'yı bitirdim. İletişim yayınlarında tek kitap olarak basılan 1015 sayfalık kitabı okurken tek sıkıldığım yer Nobokov'un Anne Karenina için yazdığı son söz oldu.
Herkesin söylediği gibi Tolstoy'un gelmiş geçmiş en iyi yazarlardan biri.
Şiddetle tavsiye ederim.
9/13/2018
ANG LEE FİLMLERİ
Bu ay (Ağustos2018) uzun zamandır aklımda olan şeyi yaptım; Sevdiğim yönetmenlerin tüm filmlerini izlemek...
Ang Lee ile başladım.
Ang Lee'yi ilk olarak Crouching Tiger Hidden Dragon (Kaplan ve Ejderha) ile tanıdım. O filmi o kadar sevmiştim ve seviyorum ki her izlediğimde hâlâ etkileniyorum.
Daha sonra Brokeback Mountain'i izleyip bu filmi de etkileyici bulmuştum.
Sence and Sensebility yine 10 numaraydı.
En son olarak da Life of Pi ile zirve yaptı ve Ang Lee benim için en sevdiğim yönetmenlerden biri olma tahtına oturdu.
İste Ang Lee'nin yönettiği ve benim ulaşabildiğim filmler...
En sevdiğimden başlayarak yazayım.
* Crouching Tiger Hidden Dragon 10/10
Dünyanın en güzel müziğine sahip film. Tan Dun mükemmel bir film müziği yapmış. Hatta bu yazıyı yazarken bir yandan Tan Dun Farewell'i dinliyorum.
Hem görsellik hem konu olarak bu film beni çok etkiledi. Çok çok güzel bir film. Aldığı tüm ödülleri hakediyor.
* Life of Pi 10/10
Mükemmel bir film. Her saniyesi özenle çekilmiş. Keşke sinemada izleseydim.
* Sense and Sensebility 10/10
Harikaydı. İnsanda hiç ağırlık oluşturmayan kuş gibi hafif bir film.
* Brokeback Mountain 10/10
İlk çıktığında sırf Ang Lee filmi olduğu için satın alıp izlemiş, konuyu garipsemekle birlikte filmi etkileyici bulmuştum.
Geçenlerde yeniden izlediğimde ne kadar mükemmel bir film olduğunu anladım. Görüntüler, doğa çok güzel. Ormanlar nehirler, atlar, koyunlar kuzular... Müzik de harika. Oyunculuk mükemmel.
Homofobik iseniz baştan hiç izlemeyin. Eşcinsel iki kovboyun birbirine olan sevgisi anlatılıyor.
* The Wedding Banquet
Ne diyecegimi kaç puan vereceğime karar veremedim. İyi de diyemem kötü de diyemem. Tavsiye de etmem.
* Dikkat Şehvet
Gereksiz cinsellik vardı. Kendisinin iddia ettiği gibi burada sanatsal bir durum da göremedim. Sahneler benim açımdan rahatsız ediciydi. Fimi izlerken sıkıldım ve rahatsız oldum. Bunun dışında yine de boş bir film gibi gelmedi ama bir daha izleyeceğimi ve de kimseye tavsiye edeceğimi sanmıyorum.
* The İce Storm
İç karartıcı idi. Kokuşmuş amerikan aile yapısı tüm çıplaklığı ile verilmişti. Çocuk yaştaki aktristleri görmek istemedigim rollerde oynatmış ki hiç hoşlanmadım. Bu film için zaman kaybı diyemem ama izlemesem daha iyi olurdu yani. Tavsiye etmem.
* Hulk ( 2/10)
Fantastik filmleri çok sevmeme rağmen Hulk hiç hoşuma gitmedi. Tam bir zaman kaybı idi benim için. Ang Lee filmlerinde en berbat olanı bu sanırım.
Ang Lee ile başladım.
Ang Lee'yi ilk olarak Crouching Tiger Hidden Dragon (Kaplan ve Ejderha) ile tanıdım. O filmi o kadar sevmiştim ve seviyorum ki her izlediğimde hâlâ etkileniyorum.
Daha sonra Brokeback Mountain'i izleyip bu filmi de etkileyici bulmuştum.
Sence and Sensebility yine 10 numaraydı.
En son olarak da Life of Pi ile zirve yaptı ve Ang Lee benim için en sevdiğim yönetmenlerden biri olma tahtına oturdu.
İste Ang Lee'nin yönettiği ve benim ulaşabildiğim filmler...
En sevdiğimden başlayarak yazayım.
* Crouching Tiger Hidden Dragon 10/10
Dünyanın en güzel müziğine sahip film. Tan Dun mükemmel bir film müziği yapmış. Hatta bu yazıyı yazarken bir yandan Tan Dun Farewell'i dinliyorum.
Hem görsellik hem konu olarak bu film beni çok etkiledi. Çok çok güzel bir film. Aldığı tüm ödülleri hakediyor.
* Life of Pi 10/10
Mükemmel bir film. Her saniyesi özenle çekilmiş. Keşke sinemada izleseydim.
* Sense and Sensebility 10/10
Harikaydı. İnsanda hiç ağırlık oluşturmayan kuş gibi hafif bir film.
* Brokeback Mountain 10/10
İlk çıktığında sırf Ang Lee filmi olduğu için satın alıp izlemiş, konuyu garipsemekle birlikte filmi etkileyici bulmuştum.
Geçenlerde yeniden izlediğimde ne kadar mükemmel bir film olduğunu anladım. Görüntüler, doğa çok güzel. Ormanlar nehirler, atlar, koyunlar kuzular... Müzik de harika. Oyunculuk mükemmel.
Homofobik iseniz baştan hiç izlemeyin. Eşcinsel iki kovboyun birbirine olan sevgisi anlatılıyor.
* The Wedding Banquet
Ne diyecegimi kaç puan vereceğime karar veremedim. İyi de diyemem kötü de diyemem. Tavsiye de etmem.
* Dikkat Şehvet
Gereksiz cinsellik vardı. Kendisinin iddia ettiği gibi burada sanatsal bir durum da göremedim. Sahneler benim açımdan rahatsız ediciydi. Fimi izlerken sıkıldım ve rahatsız oldum. Bunun dışında yine de boş bir film gibi gelmedi ama bir daha izleyeceğimi ve de kimseye tavsiye edeceğimi sanmıyorum.
* The İce Storm
İç karartıcı idi. Kokuşmuş amerikan aile yapısı tüm çıplaklığı ile verilmişti. Çocuk yaştaki aktristleri görmek istemedigim rollerde oynatmış ki hiç hoşlanmadım. Bu film için zaman kaybı diyemem ama izlemesem daha iyi olurdu yani. Tavsiye etmem.
* Hulk ( 2/10)
Fantastik filmleri çok sevmeme rağmen Hulk hiç hoşuma gitmedi. Tam bir zaman kaybı idi benim için. Ang Lee filmlerinde en berbat olanı bu sanırım.
9/02/2018
DÜŞÜNCE TARİHİ, ORHAN HANÇERLİOĞLU
Bu son bir aydır bu kitabı okuyorum; Yüz kitap okumuş gibiyim.
11 yıl önce almışım bu kitabı. Ara ara içinden pasajlar okuyordum. Bu son bir ay hep yatmak zorunda kaldığım için şu kitaba bir el atayım atlamadan hepsini okuyayım dedim. Canla başla kendimi çok zorlayarak okudum ve bugün bitirdim nihayet.
Okumaktan, kitaplığımda yer almasından gurur duyduğum bir eser oldu kendisi.
Aslında okunup bitirilecek bir şey değil ara ara dönüp dönüp bakılması gereken bir yapıt
Ta en baştan Big Bang'den başlayıp günümüze kadar olan dünyada etkili olmuş hemen hemen her düşünceye yer vermeye çalışmış.
Baştaki konulara biraz hakimiyetim olduğundan çok hevesle başladım. Alt yapım konuları anlamaya yeterli geldi. Ve çok da beğenerek ilerliyordum. Sonra bilmediğim konulara geldim (Hegel Kant vs) ve buralardan hiçbir şey anlamadım. O konularda dil bana çok ağır geldi. Zorlandım.
Aslında şu anda bu yazıyı yazarken bu cümleyi artık anladığımı farkettim ve yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.
Aslında güncel dille yeniden düzenlense herkese çok tavsiye edeceğim bir kitap olurdu. Bilemiyorum örgen yerine organik özdek yerine madde eytişimsel yerine diyalektik dese olmuyor mu? Belki de anlam değişiyordur özellikle bu kelimeleri kullanmıştır. Ama ben sürekli sözlükte kelime aramak zorunda kaldım.
Felsefi konulara ilginiz varsa başucu kitabınız olabilir. İlgilenenlere tavsiye ederim.
Kendinimi çok şey öğrenmiş çok şey kazanmış hissediyorum. Teşekkürler Orhan Hançerlioğlu
11 yıl önce almışım bu kitabı. Ara ara içinden pasajlar okuyordum. Bu son bir ay hep yatmak zorunda kaldığım için şu kitaba bir el atayım atlamadan hepsini okuyayım dedim. Canla başla kendimi çok zorlayarak okudum ve bugün bitirdim nihayet.
Okumaktan, kitaplığımda yer almasından gurur duyduğum bir eser oldu kendisi.
Aslında okunup bitirilecek bir şey değil ara ara dönüp dönüp bakılması gereken bir yapıt
Ta en baştan Big Bang'den başlayıp günümüze kadar olan dünyada etkili olmuş hemen hemen her düşünceye yer vermeye çalışmış.
Baştaki konulara biraz hakimiyetim olduğundan çok hevesle başladım. Alt yapım konuları anlamaya yeterli geldi. Ve çok da beğenerek ilerliyordum. Sonra bilmediğim konulara geldim (Hegel Kant vs) ve buralardan hiçbir şey anlamadım. O konularda dil bana çok ağır geldi. Zorlandım.
Aslında şu anda bu yazıyı yazarken bu cümleyi artık anladığımı farkettim ve yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.
Aslında güncel dille yeniden düzenlense herkese çok tavsiye edeceğim bir kitap olurdu. Bilemiyorum örgen yerine organik özdek yerine madde eytişimsel yerine diyalektik dese olmuyor mu? Belki de anlam değişiyordur özellikle bu kelimeleri kullanmıştır. Ama ben sürekli sözlükte kelime aramak zorunda kaldım.
Felsefi konulara ilginiz varsa başucu kitabınız olabilir. İlgilenenlere tavsiye ederim.
Kendinimi çok şey öğrenmiş çok şey kazanmış hissediyorum. Teşekkürler Orhan Hançerlioğlu
8/31/2018
AĞUSTOS 2018
Bu ay neler yapmışım bir bakalım.
Bu ay Kurban Bayramı münasebetiyle memlekete Edremite gittik.
Onun dışında Osmancığımı ziyarete Ankaraya gittim. Bir kez de ailecek gittik.
Osmancığıma ziyarete giderken otobüste bacağıma kahve döküldü. 2 hafta boyunca hiç kalkmadan hep yattım. 3. hafta da iyileşmedi ama biraz biraz ayaklanabildim. Şu an 4. haftadayım ve hâlâ iyileşemedim.
Hep yattığımdan bu ay bol bol sinema izledim. Bol bol kitap okudum.
Kuyruk sokumu ağrım ise son şiddeti ile devam etmekte.
Gittiğim yerler;
* Bu ay bacaklarıma kahve dökülüp yandığı için pek bir yere çıkamadım.
Bu ay Kurban Bayramı için Edremite memleketime geldim.
Burada
* Kadırga Koyu'na gittik. Deniz çok soğuktu. Yine de yaralarıma belki iyi gelir diyerek ya Şafi çekerek yüzdüm.
* Tarla' ya denize gittik. Su aşırı soğuktu. Yüzemedim. Denizi seyrettim.
Okuduklarım;
Sofinin Dünyası Jostein Gaarder
Çocuk Kalbi Edmondo de Amicis
Dinlediklerim;
Bu ayı Beethoven'a ayırdım.
Beethoven Moonlight Sonata
Beethoven Silence
Beethoven Für Elise
Beethoven 5. Senfoni
Beethoven 9. Senfoni
İzlediklerim;
The Martian 10/10
Crouching Tiger Hidden Dragon 10/10
Life of Pi 10/10
Sense and Sensebility 10/10
Pride and prejudice 10/10
Pride and prejudice BBC 6 bölüm 9/10
Inside Out ( Ters yüz) 10/10
Agora 9/10
Persuasion 6/1
Dikkat şehvet
The Wedding Banquet
The İce Storm
Hulk(2003) 2/10 (hiç beğenmedim.)
Brokeback Mountain 10/10
DEĞERLENDİRME:
Bu ay dışarı çıkamadığımdan bol bol sinema izledim. Ang Lee filmlerini izledim bu ay. Life of Pi, Kaplan ve Ejderha, Brokeback Mountain, Sense and Sensebility gerçekten cok güzeldi. Marslı da beni çok etkiledi.
Bu ay ayrıca Beethoven'a ayırdım. Bir sürü Bethoveen dinledim. Klasik müziği özlemişim.
Bu ay ayrıca bol bol temizlik yaptım.
Bundan sonraki ay daha güzel geçer inş.
Bu ay Kurban Bayramı münasebetiyle memlekete Edremite gittik.
Onun dışında Osmancığımı ziyarete Ankaraya gittim. Bir kez de ailecek gittik.
Osmancığıma ziyarete giderken otobüste bacağıma kahve döküldü. 2 hafta boyunca hiç kalkmadan hep yattım. 3. hafta da iyileşmedi ama biraz biraz ayaklanabildim. Şu an 4. haftadayım ve hâlâ iyileşemedim.
Hep yattığımdan bu ay bol bol sinema izledim. Bol bol kitap okudum.
Kuyruk sokumu ağrım ise son şiddeti ile devam etmekte.
Gittiğim yerler;
* Bu ay bacaklarıma kahve dökülüp yandığı için pek bir yere çıkamadım.
Bu ay Kurban Bayramı için Edremite memleketime geldim.
Burada
* Kadırga Koyu'na gittik. Deniz çok soğuktu. Yine de yaralarıma belki iyi gelir diyerek ya Şafi çekerek yüzdüm.
* Tarla' ya denize gittik. Su aşırı soğuktu. Yüzemedim. Denizi seyrettim.
Okuduklarım;
Sofinin Dünyası Jostein Gaarder
Çocuk Kalbi Edmondo de Amicis
Dinlediklerim;
Bu ayı Beethoven'a ayırdım.
Beethoven Moonlight Sonata
Beethoven Silence
Beethoven Für Elise
Beethoven 5. Senfoni
Beethoven 9. Senfoni
İzlediklerim;
The Martian 10/10
Crouching Tiger Hidden Dragon 10/10
Life of Pi 10/10
Sense and Sensebility 10/10
Pride and prejudice 10/10
Pride and prejudice BBC 6 bölüm 9/10
Inside Out ( Ters yüz) 10/10
Agora 9/10
Persuasion 6/1
Dikkat şehvet
The Wedding Banquet
The İce Storm
Hulk(2003) 2/10 (hiç beğenmedim.)
Brokeback Mountain 10/10
DEĞERLENDİRME:
Bu ay dışarı çıkamadığımdan bol bol sinema izledim. Ang Lee filmlerini izledim bu ay. Life of Pi, Kaplan ve Ejderha, Brokeback Mountain, Sense and Sensebility gerçekten cok güzeldi. Marslı da beni çok etkiledi.
Bu ay ayrıca Beethoven'a ayırdım. Bir sürü Bethoveen dinledim. Klasik müziği özlemişim.
Bu ay ayrıca bol bol temizlik yaptım.
Bundan sonraki ay daha güzel geçer inş.
8/30/2018
DEFNE FERAH'IN KIYAFETLERİ OYUNCAKLARI (22)
Bu aralar Defne zamanının çoğunu süpriz yumurtalardan çıkan miniminicik oyuncaklarla oynayarak geçiriyor.
Aslında ben de çok seviyorum.
O kadar minik o kadar şirin yapmışlar ki.
Üşenmedim hepsinin fotoğrafını çektim.
Hiçbirini unutmak istemiyorum.
8/18/2018
SOFİ'NİN DÜNYASI, JOSTEIN GAARDER
İki haftadır yatıyorum. Kardeşimi ziyarete Ankara'ya giderken otobüste bacaklarıma kahve döküldü. Bugün 13. gün ama hâlâ günde 5-6 kez anestol ağrı kesici krem sürmezsem ağrıdan duramıyorum. Hala yürüyemiyorum. 2 haftadır dışarı çıkmadım.
Defne Ferah'la oynayamıyorum. Defne Ferah başta ben onunla oynayamayınca çıldırmıştı ama artık alıştı. Baştan hiç oynayalım demiyor. Direkt babasına gidiyor annemin bacakları acımış sen oynar mısın benimle diyor. Babası yoksa da kendi kendine takılıyor yavru kuşum.
Geceleri hâlâ acı içinde kalkıyorum, anestol ağrı kesici kremimi sürüyorum, başta çok yanıyor birkaç dakika içinde ise etkisini gösteriyor öyle uykuya dalabiliyorum.
Çok tuhaf bir şekilde esnediğimde ya da hapşırdığımda hafif bir elektrik çarpması şeklinde merkez yanıklarım olmak üzere dalga dalga bir ürperme yayılıyor vücuduma.
Böyle 2 haftadır yatarken yatarken bir sürü film izledim. Baya da kitap okudum.
Bugün de geçmişte defalarca okuduğum Sofi'nin Dünyası'nı yeniden bitirdim.
Sofi'nin Dünyası bir roman olmakla birlikte kitabın büyük bir kısmı aslında felsefe ders notlarından oluşuyor.
Bu kitabı 1997 de almışım yani üniversite 3. sınıfta. O zaman okuduğumda olay örgüsü çok hoşuma gitmişti ama aradaki ders notlarını okuyamamıştım. Okuduklarımı da pek anlamamıştım.
Sonradan birkaç kez daha okudum. Her seferinde daha çok şey öğrendim daha çok beğendim. Her seferinde de ders notlarını daha iyi anladım
Şimdi aöf felsefe öğrencisi olarak sindire sindire bir kez daha okudum. Çok çok hoşuma gitti. Alt yapım azıcık oluştuğu için ders notlarını da severek okudum ve anladım.
Altını çize çize okuduğum başucu kitaplarımdan biri olan Sofi'nin Dünyası'nı herkese tavsiye ederim.
Defne Ferah'la oynayamıyorum. Defne Ferah başta ben onunla oynayamayınca çıldırmıştı ama artık alıştı. Baştan hiç oynayalım demiyor. Direkt babasına gidiyor annemin bacakları acımış sen oynar mısın benimle diyor. Babası yoksa da kendi kendine takılıyor yavru kuşum.
Geceleri hâlâ acı içinde kalkıyorum, anestol ağrı kesici kremimi sürüyorum, başta çok yanıyor birkaç dakika içinde ise etkisini gösteriyor öyle uykuya dalabiliyorum.
Çok tuhaf bir şekilde esnediğimde ya da hapşırdığımda hafif bir elektrik çarpması şeklinde merkez yanıklarım olmak üzere dalga dalga bir ürperme yayılıyor vücuduma.
Böyle 2 haftadır yatarken yatarken bir sürü film izledim. Baya da kitap okudum.
Bugün de geçmişte defalarca okuduğum Sofi'nin Dünyası'nı yeniden bitirdim.
Sofi'nin Dünyası bir roman olmakla birlikte kitabın büyük bir kısmı aslında felsefe ders notlarından oluşuyor.
Bu kitabı 1997 de almışım yani üniversite 3. sınıfta. O zaman okuduğumda olay örgüsü çok hoşuma gitmişti ama aradaki ders notlarını okuyamamıştım. Okuduklarımı da pek anlamamıştım.
Sonradan birkaç kez daha okudum. Her seferinde daha çok şey öğrendim daha çok beğendim. Her seferinde de ders notlarını daha iyi anladım
Şimdi aöf felsefe öğrencisi olarak sindire sindire bir kez daha okudum. Çok çok hoşuma gitti. Alt yapım azıcık oluştuğu için ders notlarını da severek okudum ve anladım.
Altını çize çize okuduğum başucu kitaplarımdan biri olan Sofi'nin Dünyası'nı herkese tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















