9/05/2026

TEMMUZ-AĞUSTOS 2026

Bu iki ay elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.

Okullar kapanır kapanmaz önce ev işlerimi bitirdim. İçime sine sine bir yandan evi temizlerken dinlenme aralarında Nuri Bilge Ceylan filmlerini izledim.

Neden yine NBY?

Zaten çok az vaktim var ve odak sürem de çok kısıtlı. İzlediğimde vaktimin ziyan olmayacağına emin olduğum filmleri izlemek istedim. Yeni bir film değil bildiğim sevdiğim filmleri yine ve yeniden izledim.

Edremit'e gidinceye kadar zamanımı bence çok iyi kullandım. İzlediklerimin hepsi de çok iyiydi. 


Kış Uykusu Nuri Bilge Ceylan

Ahlat Ağacı  Nuri Bilge Ceylan

Kuru Otlar Üzerine Nuri Bilge Ceylan

Mayıs Sıkıntısı Nuri Bilge Ceylan


Daha sonra Edremit'e gittim. Orada wifi yok. Telefonumun interneti ise 2 günde bitti. Televizyon evin en sıcak odasında ve o da bozuk. Tek kanal gösteriyor. Bir şey izlerken donup kalıyor. Keyifle bir şey izlemenin olanağı yok.

Film izlesem wifi yok. Belgesel podcast için wifi lazım. Müzik dinlesem o da internet çekiyor. Fotoğraflarımı düzenleyeyim bari bu boş vakitlerimde dedim o da kotadan çok yedi. Hatta bloğumu düzenleyeyim eski yayınlarıma bir bakayım ben neler yazmışım eskiden dedim ama o da kotayı yedi bitirdi. 

İnternetsiz televizyonsuz müziksiz bir zaman geçirdik Defne ile ve bu hiç de zannedilen gibi güzel bir şey değilmiş.

İnternetsiz hayat çok fena.

Edremit'te pek bir şey yapamadım. Orada zaten hayat sıcakların geçmesini beklemekle geçiyor. Evde 2 klima var ama açmıyoruz. Sıcaktan pişmeyi tercih ediyoruz. 

Sıkıcı saçma sapan bir vakitti. 

Her sene olduğu gibi bu yaz tatilinde de her gün, bu son, bir daha asla bu eziyeti kendime ve Defne'ye yapmayacağım diyerek kendime söz verdim.

Akşamüstleri ise denize gittik. Deniz vakitleri ise güzeldi.

Sonra Hollanda'ya geçtik. Orada ise hayat su gibi saydam pürüzsüz ve huzurluydu. Evde her türlü teknolojik araç gereç vardı. Lakin hiçbir şey izleyesim dinleyesim gelmedi. Her fırsatta dışarı çıktım. Bazen günde 3 kez yürüyüşe çıktım. Kuşları dinleyebilmek için de kulaklık kullanmadım. Sessiz sakin huzurla bir 16 gün geçirdim. 

Orada sadece Halit Refiğ'in yönettiği Türkan Şoray'ın başrolde olduğu Sultan Gelin'i izledim bir ara o kadar.

16 gün sonra Edremit'e geri dönünce her Hollanda dönüşü olduğu gibi ruhen çöktüm. Hafif bir depresyona girdim. İnsan medeniyete hemen de alışıyor. Türkiye'ye dönüp gündeme bakınca, gündeme de gerek yok sadece sokağa çıkınca ya da sokağa çıkmaya da gerek yok geri dönüş yolunda trafiğe girince bile bir depresyona giriyor insan. Eğitimsizliğimiz ahlaksızlığımız cehaletimiz sinir stres katsayımız had safhada ama bunun içine doğduğumuz için pek çoğumuz farkında değil. Herkesi böyle zannediyoruz. 

Oysa ki başka türlü bir hayat da mümkün ve yeryüzünde var öyle yerler.

Bir gün Hollada'da iken eve geçerken ışıkta bekliyorduk. Yanımızdaki arabada sapsarı buranın yerlisi belli 3 genç vardı. Bize oradan bir laf attılar. Hemen kalbim çarptı. Öyle alışmışız ki Türkiye'de biri size trafikte bir şey söylüyorsa o ya küfürdür ya da sinirinizi zıplatacak salakça bir sözdür. Aman camı açma dedim ama nafile Osman pencereyi çoktan açmıştı.

Drag race dediler. Önce anlamadık hiçbirimiz ama sonra Osman ha drag race okey dedi. 

"Drag yarışı, iki aracın düz bir pistte kalkış yaparak bitiş çizgisini ilk geçmek için mücadele ettiği bir motorsporudur."

Işıklar yanınca Osman'ın Tesla'sı ve gençlerin otomobili kapıştı. Biraz sonra da gülerek kafa ile birbirine selam verip herkes yoluna devam etti. Abartı yok. Etrafa sıkıntı verme yok. Sadece küçük zararsız bir eğlence. (Bu arada bu tatilde Osman bana defalarca " Abla sen mutlu olmayı, küçük şeylerden zevk almayı unutmuşsun." dedi.)

Drug race demişken bir keresinde arkadaşım H. ile bir yerleri gezmiş sonrasında eve dönüyorduk. Fatih Vatan Caddesi'nde ışıklarda durduğumuzda yanımızdaki arabadaki gençler arkadaşıma " O araba hiç sana yakışıyor mu?" demişlerdi. Arkadaşım ne kadar da çok üzülmüştü. Yani sen Tofaş'a biniyorsun ve bu kız Audi'ye biniyor diye ona laf atma, onu üzme hakkını nereden buluyorsun l.n lavuk! Şu anda yazabiliyorum ama o an şaşkınlıktan donakalmıştık ikimiz de. 

....

Edremit'e dönünce hayat yine bildiğimiz gibiydi. 

Sıcak sıcak sıcak...

Her gece komşularda kavga gürültü. İpinden boşalmış boğa gibi ne yaptığı belli olmayan kontrolsüz oğlan çocuklarının sesleri. Bağıra bağıra konuşan gergin insanlar, korna sesleri, toz pislik, lambur lumbur yollar. Her tarafta kokmuş çöpler... Her sene aynı bitmek bilmez sorunlar.

.....

Defne'ye okusun diye Harry Potter kitapları almıştım bu yaz. Edremit'te yapacak bir şey bulamamaktan sıkıntıdan onlara başladım.

Allah'ım neden daha önce başlamadım ki. 

Bayıldım bu kitaplara.

 * Harry Potter ve Felsefe Taşı YKY

* Harry Potter ve Sırlar Odası  YKY

Her kitaptan sonra da ek internet alıp o kitabın sinemasını izledik Defne ile. 

Annem sürekli bu film Defne için uygun mu deyip durdu. İzlese önyargıları geçer belki ama bir yandan telefonu ile meşgulken ara ara büyü, sihir, ruh emici, iblis, ifrit filan duyuyor ya korkuyor oturduğu yerden. Defne'ye izletme kendin izle deyip durdu. Bu çocuk filmi 7+ desek de pek ikna olmadı. 

Bu arada İstanbul'da Anyma konseri konsere 10 gün kala iptal edildi. Bir takım insanlar şarkıya eşlik eden ışık piksellerinden hologramlardan korkmuşlar. Frekans büyü bilmem ne deyip duruyorlar.

Bu konseri iptal ettirdiler çünkü bu teknoloji ile birleşmiş müzik insanları olumsuz etkiliyormuş. Satanist ritüeller barındırıyormuş. 

Bu kararı Finlandiya verse oturup bir düşünürüm acaba olabilir mi diye?

Ama bu ülkede komik duruyor. 

Biraz çemberin ötesine geçseler biraz uzaktan bir kendilerine bakabilseler keşke.

O kadar ikiyüzlüler ki iğreniyorum bazı insanlardan.

 Hepsinde senaryo aynı, kimin çocuğu kimden belli olmayan dizilerde hiç problem yok mesela.

Herkes onlara okey. Her akşam çekirdek çitlenirken gönül rahatlığı ile izleniyor.

Bir nesil haftanın beş günü sabahları cinayet ayrıntıları dinleyerek geçirdi bebekliğini, çocukluğunu. Bunda bir sorun görmüyor halkımız.

Her akşam çocuklar okuldan dönünce dünyanın en ahlaksız yayınlarını çay poaça eşliğinde izlediler maaile. Maşallah çocuklarımız gençlerimiz bu lağım çukuru programlardan hiç etkilenmiyor. 

İnternette dönenlere hiç girmiyorum bile. 

Cinayet, adam kesme, kaynana s.kme çok normal

 ama

 bu müzik bizi bozar. 

Ha bir de diyorlar ki bu ne biçim müzik. Bu da müzik mi?

Siz Bülent Ersoy'dan devam edin bacım karışan mı var?

Sabahtan akşama hav havlayın ya da ya benimsin ya da kara toprağın dinleyin. Onlar sizi hep iyiye hep güzele doğru kanatlandırır engelleyen mi var?

Bu rezalet ile Anyma'yı da tanımayan bilmeyen kimse kalmamıştır artık. Sayemizde tüm dünyaya kendini tanıtmış oldu. Bundan iyi reklam yapamazdı. 

Şu audisi var diye laf atılan arkadaşım var ya bir gün bir Mısır Turu'na katılmış. Grup da hani Kabede Hacılar desem gözünüz önüne bir kadın grubu geliyor ya onlardan bir grupmuş. Hem namaz vakitlerine dikkat ederler hem de yediğimiz içtiğimiz belli olur diye arkadaşım hassasiyetlerinden ötürü bu grubu tercih etmiş. 

Neyse işte Mısır Piramitlerine gelince bunlar demiş ki bu firavunlar peygamberlere eziyet etti Allah'a şirk koştu bir de bunların kabirlerini mi ziyaret edeceğiz, bastırmışlar da. 

Mısır'a kadar gitmişler piramitlere girmeden çarşı pazar gezip geri dönmüşler.

Anlattığında çok gülmüştüm. Halkın cehaletini hafife almanın cezası bu. Paranla rezil olup geri gelirsin böyle işte canım arkadaşım.

Ha bir de bu arkadaşımın Finlandiya da yaşayan bir ablası var. Türkiye'ye ziyarete geldiğinde televizyondaki programları görünce şok geçiriyormuş. Aile bakanlığı burada hiç çalışmıyor diyormuş. Finlandiya'da çocukların ayakta olduğu saatlerde televizyonda cinayet haberleri kan fuhuş içeren yayınlar asla gösterilmezmiş. O tip filmler programlar gece ilerleyen saatlerde oluyormuş. 

....

Edremit'ten İstanbul'a dönmek kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi idi.

Edremit sıcağından sonra İstanbul öyle ferah ki. 

Hem de evimin dinginligi rahatlığı.

Gelince yine ev işleri klasik her yıl Ağustos sonu Eylül başı işleri.

Arada dinlenirken yine filmler izledim.

Bu sefer de yine daha önceleri defalarca izlediğim ve çok sevdigim Ang Lee filmlerinden izledim 


* Kaplan ve Ejderha Ang Lee

 * Hero Ang Lee


Bunun dışında akşamları iş yapmaktan yorulduğumda ağır bir film değil Türk filmleri izledim.


Güllü

Güllü Geliyor Güllü 

Dila Hanım


Başka Türk filmlerine de başladım ama hiç bana göre değil bu filmler. 

Bu ay başka kitaplar da okudum. Ama bitiremedim. İnşallah bu ay biter. 

Müzik olarak her telden karışık müzik dinledim.  

Başka yazacak pek bir şey yok.

 Entelektüel manada bu iki ay tamamen verimsiz de diyemem ama istediğim seviyede yine olamadı. 

İnş Eylül ayı güzel geçer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder