4/05/2015

HAMİLELİKTE 16. HAFTA

16+7 deyim bugün... 

Şükürler olsun ki midem bulantım ve mide asitinden kaynaklanan ağrılarım bu hafta bitti. 

O kadar mutluyum ki. 

Bulantım geri gelecek diye ödüm patlıyor. Haftalardır ilk kez doğru düzgün yemek yiyebildim. 

Umutsuzluktan mutsuzluktan ağlamıyorum artık.

Bu hafta kontrol vardı. Yine çok şükür, bebek büyümüş. Yemek yiyememek bebek için iyiymiş bile. 

Detaylı inceleme ve genetik rehberlik sonrası önümüzdeki perşembe amniyosentez için gün verdiler. Sabah 09.00'dan 15.30'a kadar sürdü bu işlemler.
Benim sonucum yaştan dolayı kötü çıkmıştı; 1/ 160 ...

Amniyosentezi hâlâ düşünmedeyim. Arkadaşlarımın hepsi kendini kurcalatma Allah'a dua et diyorlar. Ben de şöyle düşünüyorum; Allah bize akıl vermiş, genetik bilimini geliştirmişiz, genetikçiler 5 kromozom hastalığını amniyon sıvısından ölçebiliyorlar. 

Neden bu imkanı kullanmayayım?

Bu arada bebeğin cinsiyetini de öğrendim: Bir kızımız olacakmış inş.

Bu hafta yemek yemem ve rahatsızlıkların geçmesi ile biraz enerji de geldi. Okulda daha rahatım.
Yürüyüşlere alışverişe çıktım. Temizlik yapmaya başladım. 

Kendimi iyi hissediyorum.

4/04/2015

HİDİV KASRI-2015-

Bugün erkenden uyandım. 

Hava durumunu günlerdir takip ediyordum zaten. 

Bugün açık ve ılık bir bahar günü olacağını biliyordum. 

Eşime yürüyüşe gidelim mi dedim tamam dedi. 

Hemen termosta çay hazırladım. 

Minik kahvaltı kaplarına peynir, zeytin, gül reçeli, kuru yemişli helva, bal, tereyağı, köz kırmızı biber, zeytinyağı-kekik, maydanoz koydum. 

Bir poşete domates, limon, elma, haşlanmış yumurta ayarladım. 

Tabaklar, çatal- bıçaklar, peçete, ıslak mendil, masa örtüsü, tuz- karabiber, çay bardakları, servis tabakları, su ve ekmek ... derken piknik sepetim 15 dakikada hazır oldu. 

Bir de 2 dilim su böreğim vardı. 

Of of süper bir kahvaltı hazırladım yani.

 Yanımıza havanın soğuk olma ihtimaline karşı şal kazak hırka da aldık.

 Sabah erkenden çıktık.

Çubuklu Hidiv Kasrı'na gittik.


Güzel bir sabah yürüyüşü yaptık.


Hava mis gibiydi.


Deniz masmaviydi.


Leyleğe benzeyen büyük kanatlı kuşlar gelmiş, çam ağaçlarının üstüne neşeli seslerle yuva yapıyordu.

3/30/2015

KAFAMDA BİR TUHAFLIK, ORHAN PAMUK

Kafamda Bir Tuhaflık  Orhan Pamuk'un  sabırsızlıkla  beklediğim kitabıydı. 


Nihayet Kafamda Bir Tuhaflık'ı hevesle aldım, okudum. 

En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; ne Kara Kitap'ın ne de Masumiyet Müzesi'nin zevkini alabildim. 

Kara Kitap, İstanbul, Benim Adım Kırmızı, Masumiyet Müzesi, Kar Orhan Pamuk'un en sevdiğim kitapları...

 Bunları okurken özellikle de Kara Kitap'ı okurken kitap bitmesin de ben hep okuyayım diye düşünürdüm.

 Kitapta bir cümlenin üzerinde dakikalarca düşünür tam da ben böyle hissediyorum tam da bu benim düşüncem derken bulurdum kendimi.

Hatta Kara Kitap'ın bir gün bana fısıldadığını bile düşünüp kendimden korkmuştum.

 Masumiyet Müzesi ise ülkemiz erkek bakış açısını anlamak için birebir süper bir kitaptı. 

 Bu kitapları defalarca sıkılmadan okuyabilirim.

HAMİLELİKTE 15. HAFTA

Bugün 15+1'e girdim. 

Gribim nihayet hafifledi. 

Hâlâ koku alamıyorum, burnum akıyor ve öksürüyorum. Ama en azından ayaklandım.

 15. Haftayı özetlersek hamilelik başından beri toplamda 7 kilo zayıfladım. 

Sürekli içim bulanıyor. Bulantım azaldığı zaman ise korkunç midem yanıyor. Sanki karnımda kezzap var. İştah sıfır. Zorla içim bulana bulana çok az yiyebiliyorum; genellikle muz elma kivi... 

Ne zaman normale döneceğim moralim çok bozuk.

 Hiç bir an kendimi iyi hissetmiyorum ve çok bunaldım artık.

 Okul hayatı ise hâlâ bir işkence... 

Midem cayır cayır yanarken bir taraftan da içim bulanırken ders anlatıyorum dersin bitmesi için saniyeleri sayıyorum. 

Tek iyiye giden şey ise karın ağrım çok hafifledi gece rahat uyuyabiliyorum. 

16. Haftanın tek kazanımı da bu işte; rahat uyku...

3/23/2015

HAMİLELİKTE İLK 14 HAFTA

Hamile kaldığımdan beri internetten ne çok faydalandığımı fark ettim.

En basit şeyleri bile merak ediyor insan.

 Belki birilerine faydam olur diye ben de hamilelik aşamalarımı yazmaya karar verdim. 

Hem daha sonra hatıra kalır bu günler.


BEBİŞ

Üstteki 11+3 alttaki 14+0 iken 

Öncelikle nasıl hamile olduğumu öğrendiğimi anlatayım.

 Bende greyfurt büyüklüğünde -9 cm çapında- miyom var. Bunun dışında bu miyomun uzantıları ve daha küçük başka miyomlarım da var. Uzun süredir - 8 aydır- bu miyomlarla ilgili doktora gidiyordum. Son olarak miyomdan parça alındı. Doktorun söylediği şey ise benim tüp bebek denememi miyomlarımla hamile kalma olasılığımın düşük olduğunu söyledi. 

Bu arada yaşım 40 olmasına rağmen bebek istemiyordum. Doktorlar buna hiç ihtimal vermedikleri için çocuğumun olmadığını zannediyorlardı ve direk tüp bebek öneriyorlardı. 

Miyomlarım yüzünden adet düzenim de biraz bozuktu. 

Okulun tatil olmasına az kalmıştı. Öğretmenler bilir dönem sonu not dilenmeler 1 puanla teşekkürü kaçırıyorumlar falan bu zaman diliminde ögrenciler öğretmenlerini çok bunaltırlar.

 Yine öyle bir günde öğrencilerle konuşurken başım döndü düştüm. 

Öğretmenler odasında off yeter ya bu öğrencilerden çektiğimiz nedir diye dert yanarken tecrübeli bir arkadaşım, sevgili Ayşegül Hocam'' Sen hamilesin kız!'' dedi.

  Yok ben hamile olamam dedim. 

Çünkü hem 40 yaşındayım hem miyomlarım var hem de tedavi olmadan hamile kalacağıma ihtimal dahi vermiyordum.

 '' Ben de günlerdir adet öncesi ağrıları kasılmaları var her an adet olabilirim. Hamile falan değilim ben. '' dedim. Ayşegül Hocam da yok dedi zaten öyle olur, adet olacağım zannedersin ama olmazsın aslında bebek yerleşiyordur oraya dedi. 

Herkes tedavi ile hamile kalıyor öyle kolay mı dedim.

Yine güngörmüş geçirmiş Nurten Hocam da '' Allah ol der o da oluverir Allah'a hiç bir şey güç gelmez. '' dedi.

Ben yine de hiç ihtimal vermiyordum. Açıkçası çok da hazır da hissetmiyordum kendimi.

Eve geldim gebelik testini yaptım.

O kadar emindim ki heyecan falan olmadı.

Daha idrarı damlatmamla iki çizgi anında oluşuverdi.

 O çizgileri gördüğümde döndüm dolaştım yeniden baktım acaba rüya mı görüyorum diye.

Sevinçle birlikte büyük bir şaşkınlık yaşadım da bu mucizeye şaştım kaldım.

Meğerse hamileymişim de benim bebişim rahmime tutunmaya çalışıyormuş.

İlk haftalar bende olan şeyler;

* Karnım aşırı şişti.

* Geceleri özellikle karnımın şişinden ötürü uyuyamıyordum.

* İlk başlarda hiçbir şey hissetmiyordum. Bulantı falan hiç bir değişiklik yoktu ama müthiş bir iştahsızlık vardı. Yani birisi yemek getirirse afiyetle yiyordum ya da dışarıdaysam iştahla yemeğimi yiyordum ama evde hiçbir şey canım istemiyordu.

* Aşerme denilen şeyi hâlâ bilmiyorum, hiç olmadı bende.

* Herkes "Aman nazar değer sakın kimseye söyleme rahat hamilelik geçirdiğini."  diyordu.

* 2 hafta öncesinden itibaren ise müthiş iç bulantılarım başladı. Herkes rahata ererken ben de bulantılar yeni başladı. Tersim yani ben... Ölüyorum hiçbir şey yiyemiyorum. Hamile kaldığımdan beri 5 kilo zayıfladım. Yemeye çalışıyorum ama olmuyor, sürekli midem bulanıyor.

* Bir kısır döngünün içindeyim. Yemek yiyemiyorum yemedikçe de bir şeyler yemem lazım deyip ne yiyebilirim acaba diye düşünüyorum o da daha çok midemi bulandırıyor. Sürekli yanımda poşet taşıyorum. Okulda tost kokuları, havasız sınıflar, ter kokulu öğrenciler, süslü kızların parfümleri beni öldürüyor. Daha önce hiç burnuma gelmeyen komşuların pişirdiği yemek kokularından sabaha kadar fenalık geçiriyorum.

* Bebişimi besleyemediğim için ayrıca çok suçluluk duyuyorum ama yemek yemek de  baya zor işmiş.

* İnternetten öğrendiğim şeyi yapıyorum bir kaç gündür çok işe yarıyor. Sabah uyanır uyanmaz çubuk kraker yiyorum her içim bulandığında 2-3 kraker atıyorum ağzıma çok işe yarıyor. Çubuk krakeri icat edenden de üretenden de Allah razı olsun diyorum.

* Dün de biri hamile bloğuna yazmıştı; sabah uyanınca zorla bir şeyler yiyorum o zaman öğleden sonra bulantım geçiyor demiş. Bugün ben de bunu denedim az önce öğüre öğüre zorla tost yedim bakalım inş işe yarar.( yaramadı.)

* Bu arada ikili test sonucum 1: 160 çıktı. Şimdi amniyosentezi düşünüyorum.

* Son üç gündür de karnımın alt bölgesinde beni sabahlara kadar uyutmayan değişik bir ağrı var. Rahim büyüdüğü için çevre organları sıkıştırıyormuş sanırım o ağrılar...

 İç bulantısı, karnımın şişmesinden oluşan ağrı, yemek yiyememekten halsiz düşme, evdeyken hep  oturma, otur otur her yerin daha çok ağrıması, çalışma hayatının işkenceye dönüşmesi ... 

İşte benim 15 haftamın özeti.

3/08/2015

AŞK EN GÜZEL BAHANESİDİR ŞİİRİN; KELEBEĞİN RÜYASI

Bugün Kelebeğin Rüya'sını izledim. 

 Yılmaz Erdoğan'dan incelikli bir film bekliyordum ama bu kadarını değil. 

Şiddetle tavsiye ederim.


MEMNUNİYET
Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa;
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşüm caddelerde
Memnuniyetimden;
Ve bu çılgınlık delicesine
İçimden geliyor.
Dilsiz değilim susamam
Öyle ölüler gibi
Bu güzel dünyanın ortasında     RÜŞTÜ ONUR

9/29/2014

ŞEHRİYE ÇORBASI

Dün kremalı, mantarlı, körili güzel bir tavuk yemeği yanına da fırında patates yapmıştım. Kremasına bana bana yerken güzeldi. Sonrasında ise kremaya alışkın olmayan bünyenin yaptığı bir karın ağrısı hem de karın ağrısını aratmayan psikolojik bir baskı ( malum kremalı yemek = kilo ) 
Anladım ki bana ağır yemekler yaramıyor. Sabahleyin de korkumdan tartılmadım. 
En az yarım kilo aldığımı göbeğimin şişliğinden anladım. 
Eşim bugün çok hafif yiyelim dedi. 
Ben de akşama çok sevdiğim şehriye çorbası yaptım.
Yanında da yeşil bir salata ohh miss.

Şimdi bu çorba çok basit. Blogda paylaşılır mı hiç diyenler olabilir. 
Hem de terbiyesi de yok. 
Benim gibi yemek konusunda çok cahil olanlar okusun.

Çok sağlıklı, çok hafif, çok lezzetli terbiyesiz şehriye çorbası


ŞEHRİYE ÇORBASI


Yeşil biber ve kırmızı biberi incecik doğruyoruz, biraz zeytinyağı ile kavuruyoruz. 
İçine rendelenmiş domatesi ekliyoruz, azıcık pişiriyoruz. 
Üstüne su, su kaynadıktan sonra arpa şehriyeleri ekliyoruz. 
Ben sulu sulu sevdiğim için arpa şehriyesini çok az atıyorum. 
Pişmeye yakın çok ince kıyılmış maydanoz sapı ekliyoruz. 
Çorbamızın altını kapadıktan sonra ise bol bol maydanoz ekliyoruz. 
10 dakika dinlendirip limonlu limonlu içiyoruz.



Kemal de çok beğendi, 2 tabak içti.
Bu çorbaya terbiye yapabilirdik, tavuk suyu ekleyebilirdik, baharat ekleyebilirdik. 
Ama hafif içimi kolay bir çorba istediğim için başka herhangi bir işlem yapmadım. Ben böyle seviyorum.


Afiyet olsun...


9/13/2014

DOMATES ÇORBASI

Aslında bunlar basit tarifler. 

Ama evliligimin ilk haftalarında en basit tarife bile ihtiyaç hissediyordum.  O yüzden paylaşıyorum.

DOMATES ÇORBASI


Tenceremize 2 kaşık kadar tereyağı ekliyoruz. (Ben yağsız sevdiğimden 1 kaşık kullandım.)

Tereyağı eriyince içine 2 kaşık un ekliyoruz. Çırpıcı ile bir güzel karıştırıyoruz.

Biraz böyle karıştırdıktan sonra rendelenmiş domatesimizi ekleyip kaynamasını bekliyoruz.

Azıcık su ekleyip 5- 10 dakika kadar pişiriyoruz.

En son içine rengi açılıncaya kadar süt ve koyuluğunu ayarlamak için su ekliyoruz.

Arzuya göre tuz pul biber nane ve karabiber ekleyip sıcak sıcak servis ediyoruz.

Çorbamız hazır.

Afiyet olsun...

9/12/2014

MR...


Bugün MR'ım vardı. 3 ay öncesinden randevu almıştım. Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi'ne gittim. Hiç sıra beklemedim, işlemlerimi hemen yaptılar. MR odasında gayet sevecen bir görevleri -Sizi çağıracağız dışarıda bekleyin- dedi. Öğle arası geldi ama ara vermediler. Bekleme odasında ağlayan bebekler, acı çeken yaşlılar, sedyede gencecik delikanlılar gördüm; içim acıdı. Hekimlik gerçekten çok kutsal bir meslek, insanların acılarına çare bulmaya çalışıyorlar. Yaklaşık 1 saat bekledikten sonra çağırdılar. Soyunma odasında rahatça üstümü çıkardım, yeşil renkli hasta kıyafeti giydim, odada çantamı bıraktım odanın anahtarını da yanıma aldım. Gayet sakin rahatlatıcı bir şekilde işimi gördüm.

Bu sırada hastanelerin önceki halleri aklıma geldi. Bundan 15 yıl önce hastaneye gitmiştim ciğer filmi gerekiyordu. Hasta bakıcıya benzeyen ( doktora hiç benzemeyen) biri soyun gel dedi. Hiç unutmuyorum o sinir adamla birlikte bir de kapıyı açıp içeri bakan 3 adamla toplam 4 kişi bizim memişleri bir güzel gördü. O kadar sinir olmuştum ki tamam çıplak çekmek zorundalarsa o röntgen cihazına kadar çıplak yürümek zorunda değilim. Bir paravan yapmak bu kadar mı zor hem içeride hasta olduğu bilindiği halde o dış kapı niye zırt pırt açılıyor, madem paravan yok bari bir bekçi koy kapıya. Orası hastane ben de hastayım diye elaleme her tarafımızı göstermek zorunda mıyız diye resmen sinir krizi geçirmiştim. Nasıl günler geride kalmış insaniyete doğru sıçramışız resmen -Öyle hissettim bugün-

Bir keresinde de Koşuyolu Altunizade taraflarında bir hastaneye gitmiştik. Kan verdim sonra tüpü elime -tutuşturdular bunu laboratuvara götüreceksin dediler. yani çok acayibime gitti -ya yolda düşürürsem, neden bütün tüpleri bir yerde toplayıp da bir görevliyle indirtmiyorlar - Sebep sonradan anlaşıldı tabii. Lab' a girişte galoş giymen gerekiyormuş, tabii ki galoş için bir ücret ödüyorsunuz. eee sonra bir kaç saat sonra laba bu sefer sonuç için yine giriyorsun yine galoş yine para... Hey Allah'ım hey ne günler geçmiş.

Daha pek çok hatırlamak istemediğim kötü hatıra... Umarım hepsi geçmişte kalmıştır. Ve umarım mr sonuçlarım iyi çıkar.

* Yukarıdaki resme gelince ...Konu ile hiç alakası yok. Böyle can sıkıcı bir konuya böyle çok sevdiğim bir resim ekleyeyim dedim. Resim beauty facebook sayfasından alıntıdır.

9/11/2014

KABAK ÇORBASI

Eşim kafaya koydu forma girecekmiş.

Zaten oldum olası yağlı şeyler yemez.

Bir keresinde saatlerce uğraştım, islim kebabı yaptım şöyle bir baktı; yemedi. Güzelim yemeğin hepsini bendeniz mideye indirdi.

Bir keresinde de patlıcanlı bir kebap yapmıştım ve gerçekten çok güzel olmuştu. Patlıcanları kızartarak bir yemek yapınca malumunuz yemek biraz yağlı oluyor; Bir lokma bile yemedi, hepsini afiyetle ben yedim.

Yağlı yemek yemek istemiyormuş. ooh canıma minnet... Böylece kızartma yapmaktan kurtuldum.

Sonra geçenlerde bir daha hamur işi kek börek tatlı yapma dedi. Oooh ne diyeyim süper. Zaten çok zorlanıyorum onları yaparken.

Eşimin çabasını dikkate alıyorum ve yemeklere koyduğum yağ miktarını da gitgide azaltıyorum.

Bir de eliptik bisiklet aldık sabah akşam egzersiz yapıyoruz.

Yalnız sorun şu ki eşim gitgide zayıflıyor inceliyor ben de bir tık yok. Umarım ben de bir an önce kilo vermeye başlarım.

Bugün kabak çorbası yaptım. Hem çok sağlıklı hem çok lezzetli...

Herkese çok tavsiye ederim.

KABAK ÇORBASI


Önce tencereye tereyağı koyuyoruz. Bu çorba sıvı yağ ile güzel olmuyor. (Denenmiştir oradan biliyorum.) Evet tereyağını koyuyoruz ben bir kaşık kullandım, diyette değilseniz 2 kaşık kullanıyoruz.

Sonra içine 1 adet soğan 2 diş sarımsak 1 adet patates 3-4 adet kabukları soyulmuş kabak ekliyoruz. (Hepsi küp küp doğranacak.)

5- 10 dakika soteleyelim.

Sebzeler tencereye yapışmaya başlayınca üstü geçecek kadar su ekleyelim. 10-15 dakika daha pişirelim.

Sebzeler yumuşayınca karıştırıcıdan geçirelim.

İçine 1-2 su bardağı süt ekleyelim.

Koyuluğunu su ekleyerek ayarlayalım.

Bir taşım kaynayınca içine karabiber ekleyelim.

Ben bir de dereotu ekledim çünkü kabağa çok yakışıyor.

Afiyet olsun...