12/30/2018

FISTIKLI KEŞKÜL

Emirgan Sütiş'ten canım çekip aldığım ve kasada fiyatı karşısında ufak çaplı bir şok geçirdiğim -kasesi 17 TL- keşkül deneyimimden sonra evde de keşkül tarifi denemeye karar verdim. Bu tarif biraz masraflı çünkü toz fıstığın kilosu 200 TL den başlıyor.  Aslında tarifte bulunan toz bademi ise bulamadım bizim buralarda satılmıyor. 

İlk yaptığımda tarife uyarak içine yumurta sarısı kullanmıştım ama bana çok koktu. 2. denememde ise yumurta eklemediğim için sanırım,  tarif çok cıvık oldu. Sonuncu olarak dün yeniden denediğimde kıvam gayet iyiydi; Erimiş dondurma kıvamında oldu.Yumurta kokusu da yok.

Çok basit ama hem lezzetli hem de hafif bir tarif.



MALZEMELER

* 1 Litre süt
* 3, 5 tepeleme çorba kaşığı nişasta. Ben buğday-mısır karışık kullandım.
* 3 kaşık hindistan cevizi
* 3 kaşık kırılmış antep fıstığı
* 1 su bardağı şeker

YAPILIŞI

* Fıstık hariç tüm malzemeyi karıştırıp pişirdikten sonra fıstığı ekliyoruz. Karıştırıp kaselere dağıtıyoruz. Soğuk soğuk ikram edelim.

Afiyet olsun.

12/29/2018

DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(25)





Dün Defne'nin bebeklerinin kıyafetleri geldi. O kadar şirinler ki...Çocukken bebeklerle hiç oynamamış biri olarak tüm akşamımı bunları giydirip çıkarmaya ayırdım. Yeni bebek kıyafetlerini giydirsin diye de bugün yeni bebekler aldım.  Bu bebeklerin saçları yumuşacık. Ayrıca yeni aldığım bebeklerin kıyafetleri de çok güzel.



12/06/2018

DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(24)

Defne Ferah'a bugün Çinden kargo geldi. Kutudan elbiseler gözlükler takılar ayakkabılar çıktı. Hepsi de çok şirindi.




Babası  Defne'ye bu çadırı almış.  Defne aşırı mutlu oldu. Teşekkür ederiz.


Geçen gün markete alışverişe giderken bu bebeğe rastladım. Defne çok beğendi ben de aldım. Paketi açınca içinden minicik bir klaksonu bile olan bir bisiklet bir adet kask ve çok şirin bir tarak çıktı.

Defne'den fırsat bulup fotoğrafını çekinceye kadar  saçı başı dağıldı bebeğin.



Bu bebek de Bime gelmiş. Defne bu aralar bebekleri ile çok güzel oynuyor. Bu yüzden bunu da aldım ve galiba ben Defneden daha çok beğendim.



12/01/2018

KASIM 2018

Bu ay en güzel şey 26 Kasımda aldığım mutlu haberdi. Uzun zamandır bu kadar mutlu hissetmemiştim. Çok hafifledim  ve neredeyse 6 aydır ilk kez rahat uyudum. Haber üzerine okuldan 1 günlük izin aldım ve  ailecek 22 saatliğine de olsa Edremit'e gittik. Bilal Eylem Ege de oradaydı. Osmancığım da gelmişti. Akşama dayımlar ve büyük dayımlar da geldi. Herkes çok mutluydu.

Kış günü yolculuk yapmak yorucu ama yine de güzeldi. Sararan yapraklar her daim yeşil kalan ağaçlarla öyle güzel kontrast oluşturmuştu ki yol boyunca bu manzaraya şahit olduğum için çok şanslıyım.
....

24 Kasım öğretmenler gününde 12A sınıfı öğrencilerim bana bu çiçeği getirmişler. En sevdiğim çiçektir lilyumlar. İnce düşünceli kibar ögrencilerime sevgilerimi yolluyorum. Teşekkürler...




Bu ay aöf vizesi sınavlarım vardı. Sınava hazırlandığım için bol bol ders kitaplarımı okudum. Dolayısıyla yeni bir kitaba başlayamadım. Şiir kitabı olarak bu ay Cemal Süreyya'yı seçtim fakat pek beğenmedim. Millet neden bu kadar seviyor anlayamadım. Elimdeki kitap YKY den 43. baskı. Herhalde ben anlayamadım bu şiirleri...

Bu ay klasik müzik için de Bach'ı seçtim. Fakat bunu da beğenmedim. Beethoven ve Mozart çok iyiydi zevkle dinliyordum sırf biraz daha dinlemek için mutfakta bol bol iş yapıyordum ama Bach hiç mi hiç sarmadı. Israrla her mutfakta iş yaparken çamaşır katlarken her fırsatta dinledim ama yok yine de sevemedim.

Artık soğuk ve yağmurlu günler başladığı için bu ay pek bir yerlere de gidemedik.  Sadece  florya sahilde yürüyüşe gittik 2 defa ve bir de Başakşehir millet parkına gittik.

Bu ayın önemli gelişmelerinden biri de atamam yapıldı. Şu anki okulumda norm fazlası olduğum için tercihte bulundum atamam yapıldı.


Bu ay da bu kadar ...


GİTTİKLERİM

*Florya Sahil 03.11.2018
*Florya Sahil 10.11.2018
*Edremit 27.11.2018


AYIN ŞİİR KİTABI

Cemal Süreyya Sevda Sözleri
YKY


DİNLEDİKLERİM

BACH


İZLEDİKLERİM

* Creation Yaratılış


10/31/2018

EKİM 2018

Bu ay biraz zor geçti. Bu aralar hem derslerin en yoğun olduğu zaman hem de destekleme kursları başladı. Haftada üç gün okul çıkışında kursum var. Aslında cumartesim bana kalsın diyerek hafta içine almıştım kursları fakat bu bana her gün ses kısıklığı akşamları yerinden kalkamama ve korkunç yorgunluk şeklinde geri döndü. Günde yaklaşık 8 saat ders anlatmış oluyorum ki bir de bunun hazırlığı var. Sadece fotokopi için her hafta en az 2-3 ders saatimi ayırıyorum. Bir de üstüne bu sene okulda evrak işleri eski yıllara göre sanki daha fazla.

Bu sene eski yıllara göre okulda çok daha yorgun hissediyorum kendimi.  Oysaki sadece 21 saat derse giriyorum ama yine de akşama tamamen tükenmiş olarak eve geliyorum. Yaşlandığımdan diyeceğim ama sanki ondan da değil.

Aslında en çok yoran şey kurslarda öğrencilere yardımcı kitap tavsiye edemediğimiz ve kitap aldıramadığımız için tüm yükün benim omuzlarıma binmiş olması. Her kurs için araştırma yapıp onları test tarayıp fotokopi çektirmem. Sürekli fotokopinin başındayım.  Akıllı tahta da yok.Keşke almasaydım kurs diyorum ama sırf öğrencilerime karşı kendimi sorumlu hissettiğim için bu kursları vermek zorunda hissettim. Parası da yerin dibine girsin diyorum şu anda bunları yazarken o kadar yorgunum.

Aslında ben bunları anlatmayacaktım. Nereden geldim ki bu konuya, geçelim....

                                                   ................

Hem havaların soğuması ile soğuk algınlığından kaynaklı halsizlik hem de  Defne'nin tuvalet eğitimini hâlâ  alamamış olması ve dolayısıyla kreşe gidememesi ve dahi benim İstanbul'u gezme hayallerimin suya düşmüş olması ve bundan mütevellit hayal kırıklığına tükenmişlik sendromu da eklenince günler benim için bu aralar çok zor geçti.

Ama yine de ısrarla zorla bir şeyler yapmaya çalıştım.

Bu ayki en güzel şeylerden biri Mozart'ı keşfetmekti.

Hani derler ya; ya Mozartçısındır ya da Beethovencu.  Ağustos ayım Beethoven ayı olduğu için ve ilk olarak hep Beethoven dinlediğim için ve ona alıştığım için Mozart başta beni pek sarmamıştı. Böylece kendimi  Beethovencı olarak görüyordum. Başta Mozarttan hiç mi hiç hoşlanmamıştım. Ama bir dinleyeyim genel kültürüm artsın dedim. Önyargısız dinlemeye başlayınca o kadar hoşuma gitmeye başladı ki artık mutfak işleri ile uğraşmak çamaşır katlamak benim için zevk haline geldi.Çünkü iş yaparken müzik açıyorum. Bu aralar evde Mozart çalıyor. Artık senfonileri de karıştırmıyorum. Üstüne bir de Amadeus diye Mozart'ın hayatını anlatılan bol ödüllü bir film izledim ki gerçekten de mükemmel bir filmdi. Böylece Mozart da en sevdiklerim arasına girdi. Kemal başta kapat şu gıygıyı deyip bağırıp duruyordu evde ama artık o da alıştı biraz, galiba. Artık sadece yeterince  kültürlendinmi karıcığım diyor.  Queen Night Aria'yı ise kaldıracak durumda değil hala. O kadının sesini duydukça kanı çekiliyormuş sinirleri bozuluyormuş.

Bunun dışında her ay bir şiir kitabına yoğunlaşmaya karar verdim. Bu ay Orhan Veliyi seçtim. Önce öyle karışık karışık okuyordum. Sonra baştan sona (aslında şiir böyle okunmaz ama ) bir taradım. Şiirlerin çoğunu da neredeyse ezberledim. Orhan Veli de gayet iyiydi. Hayatıma bir güzellik kattı.

Aöf Felsefe kitaplarımı okuyabilmek onlara yoğunlaşabilmek için yeni bir kitaba başlamadım ama  okulumun ders kitaplarını da okuyamadım. Aman Allahım bu ay hiçbir şey okumadım.

Bunun dışında yeni bir yer keşfetmedim. Ancak Emirgân korusuna gidip sahilinde yürüyüş yaptım. Emirgân Sütiş'te keşkül yedim. Bu arada aklıma gelmişken Emirgân Sütiş'te bir keşkül 17 TL.  Doların yükselişini hiç bu kadar keskin hissetmemiştim ta ki o keşküle kaşık atana dek...

Umarım Kasım ayı benim için çok daha verimli olur.


GİTTİKLERİM

* Emirgan Korusu 06.10.2018 ve
                               27.10.2018


OKUDUKLARIM
-----

AYIN ŞİİR KİTABI

Orhan Veli Tüm Şiirleri


İZLEDİKLERİM

* Amadeus
* Brigt Star

DİNLEDİKLERİM

MOZART

En sevdiklerimden başlayarak yazayım dedim ama karar veremedim. En sevdiklerim bunlar. En çok etkisinde kaldığım ise sanırım Lacrimosa.

* Turkish March
* Symphony No: 40
* Marriage of Figaro
* The Piano Sonata No:16 in C major
* Piano Concerto No:21 Andante
* Symphony No:13
* The Magic Flute Queen of the Night Aria
* Lacrimosa
* Requiem
* Symphony No:25 in G minor



Bu kadar...







10/20/2018

DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(23)

Anneannesi  kızım için bu bebekleri almış. Çok beğendik. Çok teşekkür ederiz. 


Bu Limon

 Alttaki ise Arçe. 

Bu aralar Defne tüm bebeklerine oyuncaklarına isim koyuyor. Bazıları bildik isimler olsa da çoğu tuhaf tuhaf isimler.


Ebruş teyzesi Defne için bu şirin taçları almış. Teşekkürler...


10/01/2018

EYLÜL 2018

Bu ay hem okulların açılması hem de Defne Ferah'ın tuvalet eğitimi sebebi ile pek bir şey yapamadan su gibi akıp geçti. 

Bu ay boş kaldığım her vakit çamaşır yıkayarak çamaşır katlayarak sağ sol temizleyerek geçti diyebilirim. 

İlk iki hafta kayınvalidem ve Emriyenin iki kızı bizle idi. Sonraki 2 hafta ise annem ve babam bizimle. 

İşten sonra eve gel yemek yap mutfağı hallet çamaşırları hallet, evdekilerle biraz muhabbet et, Defne ile oyun oyna derken zaten yatma vakti geliyor. Defne uyuduğunda ise her ne kadar uğraşsam da kafamı kaldıramıyorum, resmen sızıyorum.

Yani kısacası entelektüel anlamda pek verimli bir ay değildi. İşten güçten kafamı kaşıyacak vaktim kalmadı. Ancak bu kadar yapabildim.

* GİTTİKLERİM

* Hidiv Kasrı
* Sabancı Öğretmen evi

* OKUDUKLARIM;

* Düşünce Tarihi Orhan Hançerlioğlu
                                Remzi Kitabevi

* Anna Karenina Leo Tolstoy
                                İletişim

* Cimri Moliere


* İZLEDİKLERİM

* Anna Karenina (2012)

* Anna Karenina( 1997)

* Predestination



9/14/2018

ANNA KARENİNA, LEV TOLSTOY


Bugün Anna Karenina'yı bitirdim. İletişim yayınlarında tek kitap olarak basılan 1015 sayfalık kitabı okurken tek sıkıldığım yer Nobokov'un Anne Karenina için yazdığı son söz oldu.

Herkesin söylediği gibi Tolstoy'un gelmiş geçmiş en iyi yazarlardan biri.


Şiddetle tavsiye ederim.

9/13/2018

ANG LEE FİLMLERİ

Bu ay (Ağustos2018) uzun zamandır aklımda olan şeyi yaptım; Sevdiğim yönetmenlerin tüm filmlerini izlemek...

Ang Lee ile başladım.

Ang Lee'yi ilk olarak Crouching Tiger Hidden Dragon (Kaplan ve Ejderha)  ile tanıdım. O filmi o kadar sevmiştim ve seviyorum ki her izlediğimde hâlâ etkileniyorum.

Daha sonra Brokeback Mountain'i izleyip bu filmi de etkileyici bulmuştum.

Sence and Sensebility yine 10 numaraydı.

En son olarak da Life of Pi ile zirve yaptı ve Ang Lee benim için en sevdiğim yönetmenlerden biri olma tahtına oturdu.

İste Ang Lee'nin yönettiği ve benim ulaşabildiğim filmler...

En sevdiğimden başlayarak yazayım.

*  Crouching Tiger Hidden Dragon 10/10



Dünyanın en güzel müziğine sahip film. Tan Dun mükemmel bir film müziği yapmış. Hatta bu yazıyı yazarken bir yandan Tan Dun Farewell'i dinliyorum.



Hem görsellik hem konu olarak bu film  beni çok etkiledi.  Çok çok güzel bir film. Aldığı tüm ödülleri hakediyor.

*  Life of Pi 10/10





Mükemmel bir film. Her saniyesi özenle çekilmiş. Keşke sinemada izleseydim.

* Sense and Sensebility 10/10



Harikaydı. İnsanda hiç ağırlık oluşturmayan kuş gibi hafif bir film.


* Brokeback Mountain 10/10



İlk çıktığında sırf Ang Lee filmi olduğu için satın alıp izlemiş, konuyu  garipsemekle birlikte filmi etkileyici bulmuştum.

Geçenlerde yeniden izlediğimde ne kadar mükemmel bir film olduğunu anladım. Görüntüler, doğa çok güzel. Ormanlar nehirler, atlar, koyunlar kuzular... Müzik de harika. Oyunculuk mükemmel.


Homofobik iseniz baştan hiç izlemeyin.  Eşcinsel iki  kovboyun birbirine olan sevgisi anlatılıyor.

* The Wedding Banquet

Ne diyecegimi kaç puan vereceğime karar veremedim. İyi de diyemem kötü de diyemem. Tavsiye de etmem.

* Dikkat Şehvet

Gereksiz cinsellik vardı. Kendisinin iddia ettiği gibi burada sanatsal bir durum da göremedim. Sahneler benim açımdan rahatsız ediciydi. Fimi izlerken sıkıldım ve rahatsız oldum. Bunun dışında yine de boş bir film gibi gelmedi ama bir daha izleyeceğimi ve de kimseye tavsiye edeceğimi sanmıyorum.

* The İce Storm

İç karartıcı idi. Kokuşmuş amerikan aile yapısı tüm çıplaklığı ile verilmişti. Çocuk yaştaki aktristleri görmek istemedigim rollerde oynatmış ki hiç hoşlanmadım. Bu film için zaman kaybı diyemem ama izlemesem daha iyi olurdu yani. Tavsiye etmem.

* Hulk ( 2/10)

Fantastik filmleri çok sevmeme rağmen Hulk hiç hoşuma gitmedi. Tam bir zaman kaybı idi benim için. Ang Lee filmlerinde en berbat olanı bu sanırım.





9/02/2018

DÜŞÜNCE TARİHİ, ORHAN HANÇERLİOĞLU

Bu son bir aydır bu kitabı okuyorum; Yüz kitap okumuş gibiyim.


11 yıl önce almışım bu kitabı. Ara ara içinden pasajlar okuyordum. Bu son bir ay hep yatmak zorunda kaldığım için şu kitaba bir el atayım atlamadan hepsini okuyayım dedim. Canla başla kendimi çok zorlayarak okudum ve bugün bitirdim nihayet.

Okumaktan, kitaplığımda yer almasından gurur duyduğum bir eser oldu kendisi.

Aslında okunup bitirilecek bir şey değil ara ara dönüp dönüp bakılması gereken bir yapıt



Ta en baştan Big Bang'den  başlayıp günümüze kadar olan dünyada etkili olmuş hemen hemen her  düşünceye yer vermeye çalışmış.

Baştaki konulara biraz hakimiyetim olduğundan çok hevesle başladım. Alt yapım konuları anlamaya yeterli geldi. Ve çok da beğenerek ilerliyordum. Sonra bilmediğim konulara geldim (Hegel Kant vs) ve buralardan hiçbir şey anlamadım. O konularda dil bana çok ağır geldi. Zorlandım.


Aslında şu anda bu yazıyı yazarken bu cümleyi  artık anladığımı farkettim ve yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.

Aslında güncel dille yeniden düzenlense herkese çok tavsiye edeceğim bir kitap olurdu. Bilemiyorum örgen yerine organik özdek yerine madde eytişimsel yerine diyalektik dese olmuyor mu? Belki de anlam değişiyordur özellikle bu kelimeleri kullanmıştır. Ama ben sürekli sözlükte kelime aramak zorunda kaldım.

Felsefi konulara ilginiz varsa başucu kitabınız olabilir. İlgilenenlere tavsiye ederim.

Kendinimi çok şey öğrenmiş çok şey kazanmış hissediyorum. Teşekkürler  Orhan Hançerlioğlu