4/01/2025

KAYSERİ MANTISI

 Bu hafta sonu evdeydik. 

Sabah erkenden kalktım.

Çok güzel bir yağmur başladı.

Tüm camları açtım. Eve toprak kokusu dolsun istiyorum.

Defnenin de perdelerini çektim. Tıpır tıpır cama usulca vuran yağmur damlalarını uykusunda da olsa belki duyar.

Ben uykumda yağmurun cama vuruşlarını dinlerim bazen.

Sonra da çok güzel bir gökkuşağı oluştu.

Çok güzel bir sabahtı.

Evim de epey derlendi toparlandı. Çoğu  işimi bitirdim.

İçimde güzel bir duygu...

Her şey yoluna girecek hissi.

Güzel şeyler olacak beklentisi.

Kısaca bir yaşama sevinci var.

...

Artık temizlik bittiğine göre biraz da farklı uğraşılara geçme sırası geldi.

Biraz mutfakla ilgileneyim bu aralar yeni bir şeyler deneyeyim.

Sabah önce hamur yoğurdum. Pazar günü ev mis gibi poaça koksun diye.

 Defne'nin yemeyeceğini bildiğim halde -tıpkı yemeyeceğini bildiğim halde sırf "annem beni kahvaltısız okula gönderdi" demesin diye okul zamanı her sabah ıhlamur yapıp kahvaltı hazırlamam gibi- bu pazar da ev, pazar sabahı gibi koksun diye sabah kahvaltıya poaça yaptım.

Poaçalar kabarırken ben de Defne uyanmadan ince işlerimi yaptım.

Bir sürü iş hallettim.

Sonra kahvaltı hazırladım.

Poğaçalar pofuduk pofuduk çok güzel oldular.

Defne bir tane yedi Allah'a şükür. 

Geri kalanlar hoop buzluğa gitti.

Sonra geri kalan bir kaç işimi daha hallettim.

Sonra da nerden aklıma geldi ama ben bir mantı açayım dedim.

Bu pazar da tüm hamaratlığım üstümdeydi.

-Genelde bu psikolojide olmam.-

En son Kayseri mantısını herhalde 2006'da yapmıştım.

O zamanlar işsizdim. Bol bol zamanım oluyordu. Bir gün baya bir mantı yapıp buzluğa atmıştım. 

Sonra evin hemen yakınlarında çalışan arkadaşları gelmişti, öylesine çay içmeye.

Ben de buzluktaki mantıları yapmıştım. Şok olmuşlardı. Hiç beklemiyorlardı benden böyle bir performans. Çok teşekkür etmişlerdi.

Aradan geçen 18 yılda bir kez bile mantı yapmadım. 

Bu arada biz Kayseri'de 8 yıl kaldık oradan biliyorum mantı Kayserililer için çok önemli. Misafirlerine mutlaka mantı yaparlar. Sade misafirlerine değil sürekli mantı yaparlar. Hatta her akşam yediklerini bile iddia ediyorlardı.

Orada o kadar çok mantı gördüm, komşularla o kadar çok mantı yaptık ki internete tarife gerek yok her bir detay aklımda. 

Önce un su ve tuz ve yumurta ile sertçe bir hamur yoğurup dinlenmesi için bir kenara koyuyoruz. 

Diğer tarafta kıyma çok ince doğranmış soğan tuz karabiber çok az pul biber ile harcımızı hazırlıyoruz. 

Hamuru oklava ile açıyoruz. 

Bu arada kendimle gurur duydum hâlâ hamur açabiliyorum. Çocuklukta  öğrenilenler gerçekten de unutulmuyormuş.

Hamuru kesip mantıyı katlıyoruz.

Bu kısımda ise çok yoruldum. Bük bük bitmedi. 

Sonra suda mantıları haşlıyoruz.

Üzerine sarımsaklı yoğurt,

üzerine yağda kavrulmuş salça ve pul biber,

üzerine nane ve sumak ekliyoruz.

İnanamıyorum ama Defne bir tabak yedi. 

 Sade mantı yedi üzerine ne sos ne baharat öyle kuru kuru tatsız tuzsuz yedi çok da beğendi.

Benim tabağım ise -fotoğrafını çektiğim - efsane olmuştu.

Kalanları da buzluğa attım.  

Defne yediği için mecbur bazı pazarlarımı buna feda edip bol bol mantı yapacağım.

Bugün okulun ilk günü idi. 

Pazartesileri 8 saat dersim var hem de nöbetçiyim.

Akıllı tahtalar çalışmıyor ve sayısal sınıflar bile 44 kişi.

Okul nasıl kalabalık nasıl vıngır vıngır.

Kantin katında nöbetçiydim ve kafamın içi bunları yazarken bu saatte hâlâ bir arı kovanının içinde imişim gibi.

Nasıl geçecek bu sene bilmiyorum.

Okuldan çıktım önce pazara gittim. Biraz alışveriş yaptım.

Pazarda bir ara tüm gücüm tükendi. Pazarın dışındaki  banklara oturup biraz dinlendim. Yığılıp kalmamak için aldığım incirlerden yedim. 

Kendime gelemedim. 

Sonra kalk Betül kalk dedim evde uzanırsın.

Önce Defne'yi aldım. 

Defne de nasıl enerjik nasıl enerjik bugün. 

Babasında hiç bir şey yememiş. Okula koyduklarım da aynen duruyor.

Çok yorgunum ama sakın oturma bir oturursan kalkamazsın dedim aldıklarımı yerleştirip hemen balık yaptım.

 Bu senenin ilk balığını pişirdim.

 Bugün pazarda palamut bolluğu vardı.

 Hem de çok taze görünüyorlardı. Bir tane palamut aldım.

Yanına da salata yaptım. 

Yemekten sonra direkt yatağa düştüm. 

Defne anne kalk dışarı çıkalım voleybol oynayalım anne kalk oynayalım anne sen olmayınca ev çok sessiz anne senin evde şakıman lazım:) deyip durdu.

Kendime gelmem saatler aldı. 

Akşam 21 gibi ayaklanabildim. 

Önce aldığım nektarinlerden yedik. O kadar güzeldi ki. Tam ne tatlı ne ekşi hafif mayhoş harika bir aromada idiler.

İstanbul'da bu kadar lezzetli tam kıvamında meyve bulmak zor. 

5-6 tane nektarin yemişizdir, maşallah bize. 

Sonra da taze ceviz yedik. 5 tane kadar.

Defne'ye hem balık hem meyve hem de ceviz yedirebildiğim için tüm keyfim yerine geldi.

Sonra da çay demledim.

Lavaş almıştım. Defne lavaşla yeşil zeytin yedi. 

Tüm bunları neden anlatıyorum. 

Bu akşam her şey çok taze lezzetli ve güzeldi. 

Defne'nin okulu da güzel geçmiş.

Benim ders programım da harika olmuş.

 Her anımız keyf içinde geçti diyebilirim.

Sonra da Defne uyudu. Ben de ayaklarım hâlâ ağrıyor ama oturduğum yerden bunları yazıyorum. 

Mutfak darmadağın balık tavası ortada. 

Böyle kalsın yarın toplarım.

Bir yandan da çay içiyorum.

 Çay da öyle güzel olmuş ki maşallah.

Her günümüz güzel geçsin inş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder