6 Ocak 2016 Çarşamba

Defne Ferah'la 14. ve 15. ve 16. Hafta...

14. hafta Defne Ferah 5900 gr ( 100 g almış)
boy 59 cm
Ben 85,4 ( 900 g almışım.)

15. Hafta Defne Ferah 6300 gr ( 400 g almış)
Ben 85,4 ( geçen hafta ile aynı)

16. Hafta Defne Ferah 6300 ( aynı)
Ben 86,4 ( 800 gr almışım)

Defne Ferah doğduğunda sıkıntılı bir süreç yaşamıştım. 3-4 ay sabret herşey rayına oturuyor, düzeliyor sen de rahat edeceksin demişlerdi de pek inanamamıştım. Gerçekten de bu son 3 hafta Defne Ferah doğduğundan beri geçirdiğim en huzurlu en rahat haftalar oldu.

* Sütüm baya arttı. Hatta geçen gün fışkırdı. Böylece bebişin doyduğunu düşünüp rahat ve huzurla uyudum. Annem başta mama yiyip sonradan anne sütüne döneni ilk sende gördüm diyor.

* Artık Defnecik kucakta rahatça oturabiliyor. Bu bana aşırı rahatlık sağladı. Dikkati elden bırakmamak koşulu ile tek elle iş yapabiliyorum.

* En güzeli de artık Defne Ferah beni görünce gülüyor. Sabahları uyanınca ağlamıyor, uyanınca yanına yatağına gidiyorum heyecanlanıyor, ayaklarını kollarını çırpıyor gülüyor. O dişsiz ağzını aça aça kocaman gülüyor.

Sonra emziriyorum yanıma yatırıyorum yorganı da üstüne örtüyorum. Çok hoşuna gidiyor bizim yatakta yatmak. Kendi kendine konuşuyor hatta bazen konuşurken konuşurken  uyuyakalıyor.

Artık sabahları  minik serçemin cıvıldamaları ile uyanıyorum. O uuu uuu sesleri en büyük mutluluk sebeblerimden biri oldu.

* Her zaman olmasa da bazen oyun halısında kendi kendine oynuyor. 5-10 dakika bile olsa rahat ediyorum.

* Bu hafta kar yağdı. Bebişim ilk kez kar gördü. Bizim kız soğuğu henüz bilmiyor. Soğuk havalarda nefes alamadığı için iyk diye bir ses çıkarıyor koştur koştur eve nasıl getirdiğimi bilemiyorum. Buna rağmen 2-3 dakikalığına da olsa aşağı indirip kar gösterdik.

Kar tatili hafta sonu ile birleşince 4 gün boyunca eşim evdeydi. Böylece babasına doydu Defne Ferah. Eşim onunla ilgilenirken ben de 4 gün boyunca dip köşe temizlik yaptım. Büyük bir yük kalktı omuzlarımdan.

* Defne Ferah artık ayakları ile teperek üstünü açıyor. Geceleyin bir bakıyorum üst açılmış çoraplar patikler çıkmış boncuk boncuk bakıyor minişim.

* Bir de yılbaşı haftası hepimiz grip olduk. Kendimi geçtim Defne için çok endişelendim. Ya burnu tıkanırsa diye ödüm patladı. Bebekler ağızlarından nefes almakta zorluk çekiyormuş . Bir de burun tıkanırsa ememiyorlarmış. Hasta olduğumuz akşamlar sürekli Defneyi kontrol ediyordum nefes alıyor mu diye. Kalbim hep cız cız etti. Çok şükür atlattık. Azıcık öksürük kaldı.

Bu sırada fizyolojik serum denilen bir şeyi de öğrenmiş olduk. Fizyolojik serumu biz evde kendimiz hazırladık.

1 bardak kaynatılmış soğutulmuş suya 1 çay kaşığı tuz ekliyoruz. Bir şırınga ile bebeğin burnuna bir kaç damla sıkıyoruz. Bir iki dakika sonra aspiratör ile burnundakileri çekiyoruz.

Hastalığın en ağır zamanında ise bebeği lavavoya doğru eğiyoruz. Şırıngadaki tuzlu suyu hızlı bir şekilde burna ittiriyoruz.

Fizyolojik serum uyguladıktan sonra bebişin gözleri şişti. Tuzlu sudan olduğunu hemen anladım, doktorumuz endişelenecek birşey olmadığını söyleyince rahatladım.

Bizim bebiş bir nazlı bir nazlı... Yatağa yanlışlıkla biraz sert bıraksam alınıyor bir ağlıyor ki sormayın. Hani 3 aylık bir bebek olmasa abartma Defneciğim diyecegim. Ayaklarını tepe tepe gözyaşlarını çıkara çıkara ağlıyor.

Bu hafta annemler memleketten geldi. Annem seviyordu Defneciği, gezdiriyordu. Ben de bir lavaboya uğrayayım dedim. Bizimki gezerken bir ara bir bakmış kucağında olduğu kişi annesi değil yabancı biri. Basmış çığlığı. Tuvaletten nasıl çıktım bilemedim. Defnecigi kucağıma aldım sakinleşmedi, emzirmek istedim volume daha da arttı. Ses o kadar yükseldi ki acaba annem altını yanlış mı bağladı diye altını açtım. Babam koştu geldi ne oluyor diye hepimizden daha çok panikti. Üstünü başını çıkardık bir şey mi batıyor diye.  O sırada babası da okuldan dönmüş, aldı kucağına ne oldu kızım sen niye ağlıyorsun dedi bizimki glu glu gluu uuuu uuu uuu diye bişeyler dedi içini çekti çekti sakinleşti. Sonra ben aldım. Bir veayyk diyor bir emiyor. Habire içini çekiyor  anladım ki bana sitem ediyormuş  kuzucuk. Annesini göremeyince çok alınmış.

Bir keresinde de acıkmış ağlıyordu babası biraz sert çıktı. Annen hazırlanıyor biraz bekle sus bakayım dedi. Bizimki sustu. Neyse emzirdim. Sonrasında cıvıldıyordu. Babası geldi o da yanımıza yattı. Bizim kız babasına hiç bakmıyor bir tavır bir tavır inanamadım. Hatta babası kendine doğru çevirdi Defnecik tavana baktı yine de babasına bakmadı. Emin olmak için yer değiştirdik. Defne bu sefer öbür yana döndü bana baktı ama babasına bakmadı. Hayret ettik. Daha üç aylık naz yapmayı nerden biliyor şaştım kaldım.

Bir kere de ben 15-20 dakikalığına yürüyüşe çıktım. Döndüğümde "Defne kızım ben geldim" dedim, bakmıyor başını çeviriyordu. Annem ya da dedesi  seslenice bakıyordu bana gelince bakışlarını kaçırıyordu.

Bu da trip atmanın nazlanmanın sonradan öğrenilmiş bir şey değil doğuştan gelen bir özellik olduğunu anladım.

2 yorum:

  1. Ya Betul çok şeker ama, yanımda arkadaşıma da okudum. Beraber çok güldük Defnenin tavirlarina...

    YanıtlaSil
  2. :) nazlanmasina değil mi... Ben de çok gülüyorum.

    YanıtlaSil