8/11/2026

HOLLANDA'DA SON GÜNÜMÜZ, HOLLANDA'DA 14. GÜNÜMÜZ...

05.08.2026 Çarşamba

Bilaller her zamanki gibi sabah erkenden uyanıp kahvelerini de alıp çıktılar. Ben de onlardan hemen sonra çıktım. Sabahın bu erken saatlerinde yaşadığımız yeri, evin etrafını fotoğraflamak istiyorum. 

Biraz fotoğraftan sonra da eve geri dönesim gelmedi. Tarlaların arasından yürüye yürüye kuş gözlem kulesine kadar gittim.

Sonra eve döndüm.  

Kahvaltıdan sonra Bilal Kuş Gözlem Kulesi'nin ötesinin de çok güzel olduğunu, oraları da mutlaka görmem gerektiğini söyledi.

Geçen yıl da son gün Gouda Yolu'nu keşfetmiştim. 

Bu sene son gün de buraları keşfedeyim bari. 

Kahvaltıdan sonra dönüş hazırlıkları başladı. 

Tüm gün Osman için mantı büktük. Mantıları tek kişilik ayırıp poşetleyip dondurduk.

Sonra da bir tencere zeytinyağlı sarma sardık arkadaşları ile yesin diye.

Annem tepsi tepsi Osman'ın çok sevdiği zeytinli poaçalardan yapıp buzluğa attı. 

Valizlerimizi hazırladık.

Sağı solu topladık. Evi biraz temizledik. 

Akşamüstü ise Defne'yi de alıp çıktım. 

Kuş Gözlem Kulesi'nin de ötesine geçeceğim gücüm yeterse. 

Driebruggen'den çıkınca bir tarlada bir siyah kedi var. Buralarda ortalıkta gezen kedi köpek olmadığı için bir de hareketsiz tarlanın ortasında durduğu için bir de ben genellikle akşam ilerleyen saatlerde buraya geldiğim için alacakaranlıkta onu ilk gördüğümde korkudan gebermiştim. 

Artık her yürüyüşümde gördüğüm için alıştım ama akşamları görünce de hâlâ bir ürpermiyor da değilim. Tarlaların ortasında öyle boş boş oturuyor. Nadiren dolanıyor da. Bu uçsuz bucaksız tarlalarda ne arıyor bilmem. 

Tırsıyorum bu kediden.


Yürüyüş yaparken bir sürü kuğu gördük.

Tarlaların arasında kanallar var. Orada boyunları bata çıka ilerliyorlar. 

Yine kediden büyük köpekten bir tık küçük tavşanları gördük.


Yine gribalıkçıllar gördük.
 Hatta bir tanesi havada harika bir şekilde  süzülüp tarlaya indi.

Defne lelebekleri farketmiş. Köprünün üstünde bir sürü vardı.

Bu da bir bahri oluyor. 

Çok sevdiğim bir su kuşu. 

Kendisi ördek sayılmıyormuş. Ördekgiller familyasından değilmiş. Batağan türü imiş.

Buralarda çok fazla var.


Bunların dışında ördekler sakarmekeler ve V şeklinde uçan kazlar, tek başına uçan kazlar ve yerde duran kazlar da gördük. 

Kuş Gözlem Kulesi'nden sonra devam ettik.

Çok güzel yollardan geçtik.



Çok güzel evler bahçeler gördük. 


Bu arada Hollanda'da bazı evlerin üstünde kiremit çatı yok. Sazdan yapılmıs bence çok güzel duran saz çatılar var. Bir evde bu çatıyı görüyorsak o eve zengin evi diyebilirmişiz. Saz çatılar evdeki nemi dışarı atıp çok daha sağlıklı bir ortam oluşturuyormuş.

 Bir de söylenenlere göre bu sazlar otlar Türkiye'deki sazlıklardan getiriliyormuş. 

Sonunda göle ulaştık. 

Buralarda bir yerlerde bir kafe varmış. Hem tekne de kiralayabiliyormuşuz.

Biraz orada otururuz sonra da bir tekne kiralayıp biraz geziniriz demiştim.

Lakin Defne yolculuk boyu yoruldum anne hadi dönelim anne diye diye beni yedi bitirdi. 

Neyse kafe görünürlerde yoktu döndük.

Yine güzel güzel manzaralar seyrettik.

Hollanda'da son günümüzde güneşin batışını da buradan izledik.

....

Ertesi gün kahvaltıdan sonra Bilalle Eylem önden çıktı. Onlar otobüsle havaalanına gelecekler. 

Osman onları otobüs durağına götürdü. Biz de Osman gelinceye kadar evi temizledik annemle. Epey bir iş yaptık. 

Osman 11 gibi eve gelince direkt çıktık evden. Uçağımız Belçika Brüksel Havalimanı'ndan kalkacak. 

Hollanda'nın güzel güzel manzaralarını seyrede seyrede devam ettik. Tam Hollanda bitip de Belçika'ya geçiş yaptığımız anda her şey değişti, asfalt bile değişti. Daha kalitesiz bir asfalt, bozuk yollar. Etrafa bakınca da başka ülkeye geçiş yaptığını anında anlıyor insan. 

Antwerpen Limanı'ndan geçerken trafiğe yakalandık. Bir türlü havalimanına gelemedik. Geçen yıl da havalimanı yolu kapalı idi. Hâlâ tadilat tamirat bitmemiş bir ok bir yönlendirme bir düzenleme de yok. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi yine yolu bulamadık. Sonunda havalimanına geldik. Bizimkilerle buluştuk ama biraz heyecan yaptık çünkü uçuşa 2 saat kalmıştı.  Yetişebilecek miyiz diye hepimiz gerildik. Neyse işlemler geçişler derken vakitlice kapımıza gelebildik.  

Bu sene Duty Free'den bir parfüm aldım.  Geçen yıl Miss Dior almıştım. Bu sene de Narciso Rodrigez for her edp 100 ml aldım 137 euro idi fiyatı. Defne de kendine bir losyon aldı. Toplam 150 euro ödedik. 

Uçağımız bu sefer Sunexpres 'ti. İlk kez bu firmayı kullandım. 

Bu sefer uçağımızda belki 20-30 tane küçük çocuk vardı. Kemer ikaz ışıkları sönünceye kadar ağladılar. 

Yandık ki ne yandık dedim içimden.

Sonra da koridorda koşturdular, koltuk dayanma yerlerine asıldılar, araba sürdüler, hostesleri darladılar. 

Bizim önümüzde de Taylan ve Kamelya vardı. Yolculuk boyu onlarla oynadık. Taylan epey bir şımardı ama çok tatlı olduğu için sorun yok.

Taylan ve diğerleri... O kadar çok çocuk vardı ki uçağın içi anasınıfı gibi vıngır vıngırdı.

Hiç böyle bir yolculuk yapmamıştım.

Çocuk sesleri gülücükler ağlamalar derken sesten gürültüden başım çatlasa da yine de bu yolculuk hoşuma bile gitti diyebilirim. 
Bir hareket bir enerji kattı bu yerinde duramayan minik şekerler.

İniş sırasında kemer ışıkları yanınca oturmak zorunda kalan bu bebekler- çocuklar uçak yere ininceye kadar avazları çıktığı kadar ağladılar. 

Uçak piste indiğinde, bu eziyet sona erdiği için herhalde, öyle büyük bir alkış koptu ki şöyle diyeyim Tarkan konserlerinde Tarkan  sahnede boy gösterince kopacak alkışı düşünün hah işte öyle bir alkış koptu ve durmak da bilmedi. 

Kısaca çok sıkılsam da başım çatlasa da diğerlerine göre eğlenceli bir uçuştu.

 Çocuklar hayatın neşesi gerçekten.

( Yine de çocuksuz bir seyahat tercih ederim elbette)

Sonra valizler pasaport geçişleri ardından izbana geçiş. Uzun bir tren yolculuğunun ardından Mavişehir'e geldik. 

 17 gün önce arabarımızı koyduğumuz yerde bulduk çok şükür.

Valizleri yerleştirdik. Tam kalkacağız benim arabam çalışmadı. Aküsü boşalmış.

Sabahtan beri bir şey yememiştik. Bir 15 dakikalık yoldan sonra Menemen'de meşhur kebabçıya gidecektik. Herkes özellikle de Ege Bora sabırsızlıkla onu bekliyordu. Arabanın çalışmaması herkesin modunu düşürdü bir anda. 

Önce biraz ilerde 24 saat açık mc donalts'a gidip oradakilere akü kablosu var mı diye sordum.. Kimsede yokmuş. 

Sonra Bilal benzin istasyonlarına gidip kablo aradı. Yokmuş.

Sonra bir taksici çevirmiş yardım istemiş. O da bir kutu gibi bir aletle geldi. Aküye elektrik bastı ama işe yaramadı.

Sonra Bilal internetten 24 saat açık akücüyü aradı. Açık değilmiş. (Herşey lafta)
Bir numara tavsiye etti. O da açmadı telefonu.

Sonra ben kasko şirketimi aradım. 1 saat içinde oradayız dedi. Oh dedik. Ama gelmedi. Akü aktarması yapacak aracımız bakımda dediler.

Sompo Kasko Şirketi Hakkari yolunda değil İzmir'in göbeğinde sanayinin yanında bir akü takviyesi dahi yapamadı. 

Sonunda son çare olarak sabahı bekleyip sanayiden akücü bulup getirecektik. 

Bizimkileri mc donalts'a yolladık. Bizim Menemen can cigerci çoktan hayal oldu. Sabahın 02:30'u oldu artık kapanmıştır. 

Ben de Bilal de hiç bir şey yiyecek durumda değildik. Biz araçta bekledik. 

Bir müddet sonra Bilal biraz daha benzinlik dolaşayım ben dedi. Çünkü bugün 14:00'de Çanakkale'de diş randevusu var. Vakitlice eve gitmek zorundayız.

Benzinlikleri dolaşmış kardeşim. Bir yarım saat sonra kablo ile geldi. Sonunda bulmuş. Başta bağlayınca yine çalışmadı. 
 Ama ısrarla bir müddet devam ettik.
Allah'ım sonunda çalıştı. Hiç stop ettirmeden hemen yola çıktık. Eylem ile Ege Bora diğer arabayı kullandı benim arabayı Bilal kullandı yolda yine bir şey olursa diye beni yalnız bırakmadı. 

Allah razı olsun kardeşimden.

Bu arada Bilal 3-4 gündür grip, üstüne bir de tüm gün hiçbir şey yemedi. Artı sabah 07:30' dan beri ayaktayız. Bir de üstüne bu yolculuk onu çok yordu gerçekten. 
Eve geldiğimizde sabah ezanları okunuyordu. Hemen attık bir yerlere kendimizi. Sabah 9 gibi ise Bilaller Çanakkale'ye gitmek üzere yola çıktılar. 

Ben o günden beri dinleniyorum. Bir yandan bu yazıları yazıyorum . Bir yandan fotoğrafları düzenliyorum.

Geldiğimden beri çamaşır yıkıyorum. Kaç makina çamaşır yıkadım bilmiyorum.

Çok harika bir Hollanda tatili yaptım. 

Tam benim istediğim gibiydi.

Osman'a hep "Ben Giethoorn'da airbnb'den 15 gün ev kiralayacağım. Evde sakin sakin kitap okuyarak Müzik dinleyerek kafa dinleyeceğim." diyordum  Bu sene Driebruggen'da hayalimi bir nebze gerçekleştirebildim.

Her günümüz bir öncekinden güzel geçsin inş.
 

Son olarak hatıra kalsın diye evimizin önü arkası sağı solunu da atayım da ilerde bakar bakar mutlu olurum.












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder