Her sene ağustos ayında gerçekleşen Perceid Göktaşı Yağmuru'nu bu sene de terastan izledik.
Bizim terasımızda çatılardan ötürü kısıtlı bir gökyüzü alanı var. Aynı zamanda ışık kirliliği de çok fazla. Asıl bakmamız gereken yere de bakamıyoruz. Buna rağmen gece uyumadan önce 4 tane yıldız kayması gördüm. Defne de iki üç tane yakaladı.
Geçmişte ardında iz bıraka bıraka yavaş yavaş gökyüzünü bir uçtan bir uca kateten bir meteor görmüştüm.
Son yıllarda gördüklerim ise saniyelik küçük kaymalar.
Edremit'te akşam güneş batmaya yakın terasa çıkıyoruz.
Ev o kadar sıcak ki durulmuyor. Dün 33 ile 34 derece arasında idi ev. Saunaya gitmeye gerek yok. Tüm gün ter atıyorum. Öyle ki toksin namına bir zerre dahi kalmamıştır vücudumda. (Klima açmıyoruz. Benim evim değil karışmıyorum. Annem de ev efil efil, üşüyeceğim neredeyse diyor.)
Akşamüstü güneş kaybolunca terasa çıkıp annemin çeyizinden kalma formika masasında yemek yiyoruz. Yere de yine annemin çeyizinden kalma yeşil halıyı seriyorum.
Uyku vakti içerlerde duramadığımız için annemin incecik sünger yataklarını buraya seriyorum. Akşam burada terasta yatıyoruz Defne ile.
Evvelki gün biraz rahatsızlandım. Annemin yatacağı halıyı yatağı sermeye gücüm yoktu. Gece eve gelir gelmez şaldır şuldur hemen bizim yatakları serip kendimi attım, baygınlık gibi bir şey geçirdim. Gece bir ara kendime geldim bir baktım annem yere benim çeyizimden kalma vişne çürüğü yatak örtüsünü sermiş onun üstünde uyuyor. Üşendiğinden ne halıyı ne de yatağı çıkarmış öyle atıvermiş kendini yere.
İçeri geç yatağa gir dedim kalkmadı. Hasta halimle yine de halıyı yatağı getirecektim, halıyı getirmek için kalktığımda gideceğim ben gerek yok dedi. Ama gitmemiş.
Sabaha doğru biz üşüdük içeri geçtik. Anneme de söyledim içeri gel dedim yine gelmedi. Eve de gitmedi. Sabaha kadar beton üzerinde kaldı. Sabah güneş de vurdu üstüne. Anne kalk yatağına yat çatır çatır yanacaksın dedim defalarca uyardım kalkmadı.
Hasta halimle bir de sabaha kadar annemle uğraştım. Kahvaltıda her yerim tutulmuş aman aman diye söylenip durdu. Sadece tutulduğuna şükretsin bence.
Dün denizden sonra halama geçtik. Diğer halamlar da buraya yakın Altınoluk'ta günlüğü 12.000 TL'den ev kiralamışlar. Akşam buluştuk.
Fiyat algımız o kadar bozuk ki gecelik 12.000 TL normal mi pahalı mı yoksa uygun mu hiçbirimiz karar veremedik.
Emine Halam ve eşi, kızı damadı ve 2 çocuğu, oğlu gelini ve 2 çocuğu ile 10 kişiler. Ayşe Halam ve babaannem, kuzenim eşi ve 2 çocuğu 6 kişi de onlar. Ben annem ve Defne 3 kişi de biziz. Toplam 19 kişi idik evde maşallah.
Akşam yedik içtik muhabbet ettik. 2 aylık olmasına rağmen daha 3250 gram olan ( 34 haftalık doğdu, doğduğunda 2 kg'dı) İpek'i sevdik durduk. Kibrit çöpü gibi olan parmakları normal yenidoğan parmaklarına evrilmiş. Oyuncak bebek ayağı gibi olan ayacıkları biraz büyümüş. Artık insan bakarken dokunurken korkmuyor. Nasıl tatlı nasıl güzel bir kız maşallah.
Gece çok geç vakitte eve geldik. Direkt terasa çıktık. Saat epey ilerlediği için herhalde her zaman gördüğümüz takımyıldızlarının yeri değişmiş.
Sol tarafımızda kraliçe takımyıldızı W şekli ile biraz daha yükselmiş.
Tam tepemizde olan Kuğu takımyıldızının hem yeri değişmiş hem de yönü.
Daha önceden bizim terastan görünmeyen Yaz Üçgeni gecenin bu ilerleyen saatlerinde gayet de net görünüyor.
Vega Altair ve Denep'ten oluşan Yaz Üçgeni'ni nihayet Defne'ye gösterebildiğime memnunum.
Cygnus normalde terasta yatarken tam tepemizde oluyor.
Google görsellerden aldığım fotoğrafların aksine kuğunun başı bizde 45 derece yukarı sağ üste doğru.
Kuğu takımyıldızı hakkında hiçbir şey bilmezden evvel bile bu yıldızlara baktığımda uhrevî bir yan ilahi bir esinti hissediyordum.
Ona bakarken ben bir kuğu değil de bir melek görüyordum. ( Kuğunun başı bizim evden net görülmüyor herhalde o yüzden.)
ve içimde bir ilahi başlıyordu.
Mozartın Lacrimosa'sı ya da Schubert Ave Maria'sı oluyordu bu ilahi.
Her akşam gökyüzünde o meleği bulmaktan ona bakıp uyumaktan manevi bir zevk alıyordum.
Çocukluğumdan beri hep hayal ettiğim pencereden süzülüp beni içine alacak mavi kürenin beni alıp götüreceği yer olsa olsa şu yıldızların kalbidir diyordum.( ki artık biliyorum orada bir karadelik var.)
[Bu arada artık taşımakta çok zorlandığım bu dünyanın yükünü omuzlarımdan alacak Hemera'yı hâlâ bekliyorum.
Çocukluğumda hep şöyle dua ederdim; Allah'ım bana mavi küreyi yolla. Öyle bir şey yoksa da sen yarat, sen her şeye gücü yetensin.
Artık 50 yaşına geldim. Mavi küre hâlâ gelmedi. Artık bari Azraili Hemera şeklinde yolla. Beni küresine alıp öyle götürsün, duam kabul olsun diyorum. ]
Cygnus (Kuğu) modern 88 takımyıldızdan biridir.
Ona aynı zamanda Kuzey Haçı denilir.
Birçok parlak yıldız içerir. Bu yıldızlardan en önemlisi ve en parlak olanı Deneb'dir ve yaz üçgeninin üç yıldızından biridir.
Deneb, Vega ve Altair yaz üçgenini oluşturur
Kuğu takımyıldızı görünüm bakımından Samanyolu üzerinde güneye doğru uçan bir kuşu andırır.
Deneb kuyrukta yer alır. Zaten Denep arapçada kuyruk anlamına gelir.
Bu şekiller bir kaosun ürünü mü yoksa bu şekillerde gerçekten bir anlam bulabilir miyiz?
Bence hiç bir anlam yok.
ama o zaman da yüzyıllardır bitmez tükenmez bu arayış neden?







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder