Geçen hafta Jolly Tur'la Doğu'nun Hazineleri Turu'na katıldım.
18 Ağustos Pazar günü başlayan turumuz bugün yani 25 Ağustos Pazar günü itibarı ile son buldu.
Uzun zamandır bu turu takip ediyor katılmak istiyordum.
Çevremdekiler - özellikle de annem- bu sıcakta hiç gidilir mi oralara, orada ne var ki, hep harabe hep harabe, çok uzun bir tur, kimse gelmez bu tura boşuna heves etme vs deyip deyip hevesimi kırıyorlardı.
Nihayet katıldım.
Annem son ana kadar gitmemem için telkinde bulundu. Her kozu kullandı. Hatta en son savaş çıkacakmış gitme tehlikeli olur bile dedi.
Anneme rağmen katıldım bu tura.
İyi ki de katılmışım.
Harika mükemmel bir turdu.
Hayatımda en tatmin olduğum en çok şey öğrendiğim, en kazançlı çıktığımı hissettiğim turlardan biri oldu bu tur.
Tur arkadaşlarım da çok iyi çıktı.
Zaten yaklaşık 12 kişi öğretmendi. 2 kişide İstanbul Üniversitesi'nde görevli idi. 1 kişi de bir okulda memurdu. Eğitim camiasından çok kişi vardı yani.
Hepsi de bilinçli gayet sempatik sorun çıkaran değil sorun çözen tiplerdi.
Saatlerce otobüste yolculuk yapıyorduk, o zaman bile bir kere oflayan puflayan söylenen biri olmadı.
Yaşı epey ilerlemiş kişiler de vardı. Onlar bile hiçbir şekilde söylenmediler.
Herkes turun çok güzel olduğunda hemfikirdi.
Hatta yeniden çıkmayı düşünenler bile vardı. -Ben de dahil-
Rehberimiz Onur Uçar gayet donanımlı, iş bitirici biri idi.
Şoförler cana yakın sevimliydi.
Jolly Tur çok profesyonel kaliteli bir turmuş, yolculuğumuzun her saniyesinde hissettim.
Kaldığımız oteller yediğimiz yemekler manzaralar ah o manzaralar ziyaret ettiğimiz her yer her şey çok güzeldi.
Bir dakikası bile ziyan olmadan dolu dolu bir hafta geçirdim.
İyi ki de gitmişim.
Geçen cumartesi Edremit'ten yola çıktım. Akşama evdeydim.
Valizleri boşaltıp hemen Doğu Turu için yeniden hazırladım.
Böylece turuma maalesef epey yorgun başladım.
...
18-19 Ağustos 2024 Pazar ve Pazartesi
Pazar günü tam 18:00'de Merter'den aracımız kalktı.
(Bizi Merter'e Kemal getirdi. -Allah razı olsun.-)
Bu arada tur arkadaşlarım da çok dakikti. Kimse geç kalmadı. Hiçbir yerde kimse oyalanmadı. Aracımız hep tam saatinde kalktı.
Sonra uzun çok uzun bir yolculuk başladı.
Tur arkadaşlarımızı yollardan ala ala ilerledik. Kartal'dan İzmit'ten Sapanca'dan Bursa'dan Ankara'dan Erzincan'dan gelenler vardı.
İzmir'de ikame edip sadece bu tur için İstanbul'a gelen iki aile vardı.
Bir aile ise Manisa'dan katılmıştı.
3 kardeş ise Gümüşhane'den gelmişti.
Edremit'te tatilimi bırakıp bu tur için İstanbul'a geldim: Tek deli ben değilmişim yani.
Akşam yemeğini Bolu'da bir tesiste yedik. Gözleme ve çay aldık. Ben 2 bardak çay içtim ki yolda başım ağrımasın. -Gözleme de çay da çok kötü idi.-
(Gözleme: 100 Bir bardak çay: 20 TL)
Tüm gece yolculuk yaptık. Yaklaşık 15-20 kişi uçakla gelip Erzincan'dan bize katılacağı için arabanın yarısı boştu. Gece Defne'yi koltuğa yatırıp ben de boş bir yere geçtim. Rahat rahat uyudum. Ayaklarım şişmedi. Gayet güzel dinlendim.
Gece 04:30'da Yozgat'ta kahvaltı molası verildi. Rehberimiz baştan uyardı düzgün bir saatte kahvaltı için vaktimiz olmayacak burada çorba için aç kalmayın dedi.
Baktım herkes çorba alıyor ben de aldım.
Ömrümde ilk kez bu saatte yemek yedim böylece.
(Yozgat dinlenme tesisinde mercimek çorbası: 90 TL )
Öğlene kadar yol gittik.
Dağlar dağlar geçtik.
Bu coğrafya öyle farklı ki bizim oralardan.
12:00 civarı etrafı dağlık ortası bağlık Erzincan'a geldik.
Erzincan benim ve Bilal'in doğduğu yer.
3 yaşıma kadar bu dağları görmüşüm demek ki.
17 yaşında imiş annem 20 yaşında imiş babam, bu manzaralara şahit olmuş demek ki.
Erzincan'da havaalanından diğer konukları da alıp önce Bakırcılar Çarşısı'na gittik.
Oradan ne zamandır aklımda olan tavalardan aldım.
Buralarda ağır bakır tava bulamıyordum.
Erzincan'da tavaları tartarak ağırlığına göre satıyorlar. Bu tava şu kadar tl gibi sabit bit fiyat yok yani.
(2 bakır tava: nakitte 800 TL)
Erzincan'ın döneri meşhurmuş.
Ben de döner aldım. Gerçekten de güzeldi. Defne ise tavuk kanat aldı.
(Erzincan Konak Mazlum'da öğle yemeği: 585 TL)
Erzincan'da başka bir yer gezmeden Erzurum'a doğru yola çıktık.
Erzincan depremlerinde her yer yıkıldığı için pek de gezilecek bir yer yokmuş. Tursistik bir il değil yani.
Ama gruptakiler Erzincan da çok gezilecek yer olduğunu burayı es geçtiğimizi düşünüyorlar.
Erzurum'a vardığımızda artık ikindi olmuştu.
Neredeyse 24 saat boyunca otobüste idik.
Tüm gece ve gündüz boyu yol gittiğimiz için biraz yorgunduk.
Biraz değil epey yorgunduk.
Herkesin eli yüzü bir tuhaftı. Hepimizin tipi kaymıştı. Yorgunluk herkeste belli oluyordu.
Ama yine de Doğu Anadolu coğrafyasını renklerini görmek için değer.
Uçakla gelsem bunları, her geçen saniye değişen dağları, dereleri, ovaları, platoları hiç göremeyecektim.
Hemen Erzurum'u gezmeye başladık.
Önce Üç Kümbetler'e gittik.
Bu arada buraları rehberle gezmek bambaşka. Mesela ben tek gelsem bu kümbetlere biraz bakıp dönerim. Tamam gördüm mü gördüm.
Oysa bu kümbetlerde benim tek başıma asla farkedemeyeceğim ayrıntılar var. Mesela bu kümbetlerden biri bayana ait. Kümbetin etrafında kemer dolaşıyor oradan anlayabiliyoruz.
Bir tanesinin üstünde kavuk var. Oradan da erkek mezarı olduğu anlaşılıyor.
Mesela pencerelerin kimi açık kimi örülmüş, dışarı gözükmüyor. Bilerek böyle yapılmış. Cennet ve cehennemi simgeliyormuş.
Bunun gibi şeyler.
Rehber bizim farketmemizi sağlıyor.
Kümbetlerden sonra Çifte Minareli Medrese'ye geçtik.
O kadar görmek istiyordum ki buraları.
Fotoğraflara bakarak hayal ettiğimden çok daha güzel buldum.
İşçilikler harikulade.
Aynı zamanda manevi bir havası var.
Bu eserler şehre bir ağırlık katmış.
Erzurum denilince zaten akla ilk olarak maneviyatı gelir.
Sonra serbest zaman başladı.
Erzurum'un meşhur Kadayıf Dolması'nı yemek üzere meşhur kadayıfçıya gittik. Burada biraz oturduk.
( Hanifi Kadayıf Dolması tane 35 TL bir bardak çay: 10 TL)
Burada bizden fazla para aldılar ama tekrar gidip paramızı geri aldık.
Bazı arkadaşlar cağ kebap yemeğe gittiler. Daha Erzincan'da yediğimiz döneri sindirememişken maşallah üstüne bir de cağ kebabı yediler. (Keşke ben de yiyebilseydim)
Burada Yakutiye Medresesi Müzesi'ni de gezdik.
Erzurum'da daha gezilecek pek çok yer var. Lakin zamanımız bitti.
Erzurum'u çok beğendim. Keşke daha fazla vakit olsa idi ve biz bu kadar yorgun olmasa idik.
Burayı yani Erzurum'u yeterince gezebildiğimi düşünmüyorum.
Hızlı hızlı tadımlık bir gezi oldu.
Bir ara yeniden gelip hakkını vermek istiyorum.
Bir gün nokta atışı yaparak sabah uçakla gelip akşam dönmeyi planlıyorum. (Hem böylece cağ kebap da yiyebilirim.)
Buradan da Palandöken Dağı'na çıktık.
Palandöken Dedeman Oteli'ne geçtik.
Otelimiz o kadar güzeldi ki Defne ile bayıldık.
Pencerelerde panjur var.
Hep panjurlu bir pencereyi ittirip temiz hava almayı hayal etmişimdir.
Fransız balkon var ve odamızdan manzara harika.
Ayrıca Palandöken havasının tazeliği taraveti de anında hissediliyor.
Oldukça da serindi.
Akşam yemeği de gayet keyifli idi.
Çok uzun ve yorucu bir gündü.
Odalarımıza geçip hemen uyuduk.
Gezimizin 1. ve 2. günü böylece bitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder