10 Mart 2017 Cuma

KIRMIZI SAÇLI KADIN...

     Orhan Pamuk'un bir önceki kitabı Kafamda Bir Tuhaflık'ı diğer tüm Orhan Pamuk kitapları gibi merakla hevesle beklemiştim. Basılır basılmaz da almış bir çırpıda okumuştum ama benim için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Çok sıkılmıştım okurken. Orhan Pamuk hiç yaşamadığı hiç bilmediği fakir hayatını roman yapmasın, saçma oluyor demiştim.

     Kırmızı Saçlı Kadın'dan bir röportajında bahsettiği zaman da bir önceki kitabı yüzünden midir nedir hiç heyecan duymadım. Biraz ön yargılıydım kitaba karşı. Merakla ve hevesle çıkmasını beklediğim bir Orhan Pamuk kitabı değildi.

     Aslında ilk okuduğum Orhan Pamuk kitabı olan Kara Kitap o kadar üst düzey bir romandı ki istemeden diğer tüm kitapları onunla kıyaslıyorum. (Tabii ki hiçbiri ona yaklaşamadı bile.) Benim Adım Kırmızı'yı gayet başarılı buldum beğendim , İstanbul da gayet güzel, Masumiyet Müzesi erkek zihniyetini anlamam açısından faydalı oldu, Kar denilince nedense aklıma Nuri Bilge Ceyhan '' Kış Uykusu'' filmi geliyor -ne alakaysa-  Şiirsel görsel bir şeyler hatırlıyorum o kitapla ilgili. Oysa siyasî bir kitapmış ama o kısmı hiç hatırlamıyorum. Cevdet Bey ve Oğullarını bitirmeyi başaramadım. Oğuz Atay'ın Tutunamayanları gibi ne zaman başlasam bir müddet sonra bırakıyorum. Yeni Hayat'ı millet niye çok sevdi hiç  anlam veremedim. Manzaradan Parçalar, Öteki Renkler, Babamın Bavulu'ndan aklımda pek bişey yok, fazla bir şey  hatırlamıyorum ama olumsuz bir duygu da yok. Ben Bir Ağacım zaten kitaplarından seçtiği makaleler... ( vay be çoğu kitabını  okumuşum kendimle gurur duydum şimdi)
.
.
.

    Böylece eve gelen bir koli kitabın içinde okumaya başladığım en son kitap Kırmızı Saçlı Kadın oldu.

     Okumaya bir başladım, su gibi aktı kitap. Eleştirebileceğim pek çok  yönü olsa da gayet beğendim kitabı. Bir Kara Kitap ya da Benim Adım Kırmızı değil tabii ki.


Bundan sonrası kitaptan alıntılar (spoiler) içerir.



Kapak resmi
Daniel Gabriel Rossetti,  Regina Cordium



     Öncelikle kapak resmini hiç beğenmedim. Daha güzel bir kapak olabilirdi. Açıkçası kırmızı saçlı kadını biz hayal etseydik keşke. Bir sirk çadırı olabilirdi kapakta ya da bir çıkrık ya da daha güzeli Büyük Çekmece taraflarının eski uçsuz bucaksız bir tarla halinde iken fotoğrafı olabilirdi. Ya da arka kapakta bulunan minyatürlerden biri de olabilirdi.

     Başlık da Kırmızı Saçlı Kadın değil de KUYU olsaydı çok daha heyecan verici olurdu. Ya da SÜHRAP da olabilirdi.  Kırmızı Saçlı kadın olunca büyük bir aşk hikayesi bekliyor insan.

     İlk bölümler gayet heyecanlıydı. Belli ki kuyuculuk mesleği ile ilgili çok araştırma yapmış Orhan Pamuk. Mahmut Usta, Cem, kontrole gelen fabrika sahibi eşi çocukları bomboş tarlalar, gökyüzündeki yıldızlar, manzara betimlemeleri karakterler gayet başarılıydı.

     Başlangıçta gerilim gayet yüksekti, her olay gayet mantık çerçevesinde heyecan verici bir şekilde ilerliyordu.

    Son kısım için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Sonraki bölümler çok zorlamaydı. Orhan Pamuk'tan beklenmeyecek kadar beklendik bir son çıktı karşımıza. Tesadüfler tesadüfler... Keşke Cem Mahmut Ustadan hiç haber alamasaydı. Kuyuyu bulsaydı merak içinde kalsaydı. Hatta bir gece gizlice  içine girseydi bir kemik parçası bulma umuduyla... Oralarda kahvelere takılsaydı, konuşulanlara  kulak kabartsaydı acaba Mahmut Ustayla ilgili birşey var mı, araştırmalar yapsaydı ama hiç bulamasaydı çok daha heyecanlı olmaz mıydı?

     Kırmızı saçlı kadın yani Gülcihan'ın son konuşmaları hiç gerçekçi değildi. Hiç tanımadığı bilmediği 17 yaşında bir çocukla kocasınının yokluğunu fırsat bildiği ilk vakitte yatacak kadar hormon denetiminde yaşayan basit bir kadının hikayenin sonuna kurulmasına ve romanı ele geçirmesine sinir oldum. Böyle bir insanın bu kadar incelikli düşünebileceğine hiç ihtimal vermiyorum. Enver gibi bir karakterin bu romanı yazabilme ihtimali de hiç mi hiç yok. Hikayeyi Ayşe den dinleseydik çok daha gerçekçi ve etkili bir son olabilirdi. Hatta Topkapı sarayından arkadaşı Filiz bile yazsa idi daha inandırıcı biri roman olabilirdi...

Yani bu roman bir aşk hikayesi değil.

Kurgu  güzel düşünülmüş, başlangıçta baya özenilmiş uğraşılmış  kitabın sonları ise aceleye gelmiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder