4/21/2026

YILDIZ SARAYI ve YILDIZ PARKI GEZİSİ

19.04.2026 Pazar

Bugün Yıldız Sarayı'ndaydık.

Daha önce Yıldız Sarayı'na hiç gitmemiştim. 

 Bu hafta sonu artık gitmeye karar verdim. Defne'yi babasına bırakıp öyle tek başıma gidecektim ama Defne ben de gelmek istiyorum dedi. Defne ile takılmayı hiç istemiyordum çünkü Defne daha iki adım atar atmaz sıkıldım hadi gidelim hadi gidelim demeye başlıyor daha 12 olmadan eve dönüyoruz. Babasında kalmaya ikna edemedim.

 Cumartesi erkenden gidecektik ama cumartesi sabahı yani dün hava çok soğuk ve kapalıydı. İptal ettik.

Bu sabah ise hava gayet iyi görünüyordu.  Defne'nin babası bizi 08:30 gibi aldı. Ne olur olmaz diyerek Bulvar Fırın'dan simitlerimizi de alarak yola çıktık. (Belki kahvaltı için mekan bulamayız.) Bu sabah yollar çok açıktı rahat rahat yol alarak yaklaşık yarım saat içinde Yıldız Korusu'na geldik.

Hava bu sabah mükemmeldi. Güneşli ama yakmayan bir nisan güneşi vardı.

Koruya iner inmez kuş sesleri karşıladı bizi. Kayaşehir'de hiç duymadığımız bir kuş, bir büyük baştankara tatlı tatlı ötüyordu. 

Her eski ormanda olan güzel bir koku, orman kokusu da vardı. 

Defne bile arabadan iner inmez ah ne kadar güzelmiş buralar dedi.

Önce bir kahvaltı yapalım dedik. Arabayı park ettiğimiz yerde bir sosyal tesis vardı. Oradan kahvaltı aldık. Fiyatlar gerçekten çok uygundu. Kahvaltı da gayet güzel ve bence yeterli idi. 

Biz tam koruya bakan tarafa oturduk. Erken saatler olduğu için de henüz pek sakindi buralar.

Kahvaltımızı yaparken etrafı izliyorduk. Ara ara görevliler yanımızdan artan yiyecekleri aşağıdaki kuşlara atıyorlardı. Kahvaltılıkların atılması ile martılar kargalar artık orada hangi kuş varsa aralarında bir gürültü bir şamata kopuyor bir peynir parçası kapmak ya da bir kayısıyı didiklemek için kıyasıya bir mücadele başlıyordu.

Bir yandan kuşları izleyip - Biz de arada bir şeyler attık -bir yandan kahvaltımızı neşe içinde yaptık. 

Sonra koruyu dolaşmaya başladık. Bu koru o kadar güzel ki. Devasa ağaçlar, Fulya Deresi'nin kat kat düzenlenmesi ile oluşan minik gölcükler ve aşağıda oluşan bir büyükçe bir göl güzel bir peyzaj oluşturmuş. Şimdi ahşap köprüler de yapmışlar. Böylece koruyu yukarıdan da görebiliyiruz.

Defne bayıldı bu köprülere...


Bazı minik gölcüklerde kırmızı balıklar var.

Defne her yanı çok beğendi,  Anne her hafta gelelim buraya deyip durdu. 

Ama hemen de yoruldu. 

Koruyu tam gezemeden Defne daha da yorulmadan Yıldız Sarayı'na geçmeye karar verdik.

Ben Yıldız Sarayı'nın da burada korunun içinde üst taraflarda olduğunu zannediyordum. Ama buradan bir geçiş yokmuş. Yürümek istersek önce buradan aşağı sahile sonra da sahilden yukarı yaklaşık 1 km kadar yukarı yürümemiz gerekiyormuş. Defne bu kadar yolu yürüyemeyeceği için arabaya atlayıp öyle gittik Yıldız Sarayı'na. 

Korudan çıkmaya çalışırken Çadır Köşkü ve Malta Köşklerinin de yanından geçtik. Pek çok aile bu köşklerin önünde kamelyalara kahvaltıya gelmiş boğaza karşı birşeyler yiyorlardı.

Manzara çok güzeldi. 

Yıldız Sarayı'na gelince ön taraftaki isparklara parkettik aracımızı. 

Önce güzel bir cami ile karşılaştık. 

Sonra da saraydan içeri girdik.

Burada Müzekart geçmiyormuş. Giriş bileti öğretmen 90 TL öğrenci 60 TL idi.

İçeri girince çok harika laleler karşıladı bizi. Emirgân'da da bir sürü lale var ama bunlar daha başka idi. Çok güzellerdi.

Ben burayı minik bir saray olarak hayal etmiştim; Maslak Kasrı gibi bir yer. Lakin burası epey geniş alana yayılmış bir yapılar kompleksi imiş. 

Bana çok farklı geldi gerçekten de çok beğendim. 

Ufkumu çok açan bir yer oldu

Burada her tarafta akan çeşmeler var. Bir odada bile bir sürü sebil vardı. Çocukken buraları görsem kimbilir rüyalarım ne kadar güzel olurdu.


Çevre düzenlemesine de ayrıca bayıldım. 

Daha sonra has bahçeye çıktık. 





Şu anda has bahçede havuzların suları tadilat nedeni ile boşaltılmış. 

Su varken kimbilir ne kadar güzeldir buralar. 

Has bahçede dolaşırken Defne iyice mızıklamaya başladı. Çünkü çok yoruldu. Bir de hiç ilgisini çekmiyor buralar. Babası da hadi hadi deyip duruyordu. 

Böylece gezimiz sonlandı. Saat daha 13 bile olmamıştı. 

Buraya havuzların tadilatı bittiğinde yeniden tek başıma gelmeyi düşünüyorum.

Defne'nin gönlü olsun diye dönüşte bir de Mall of İstanbul'a uğradık. Defne'nin istediği bir tavşan miniş var. Geldiği gibi bitiyormuş. Yeni bir sevkiyat olmuş ama yine hemen bitmiş yoktu.

 Sonra da yukarı çıkıp Green Salad'da yemek yedik.(Ben ısmarladım.) Sonra da dondurma yedik.

Eve geldiğimizde 16:30 civarıydı.

Benim Has Bahçe'de bir adım bile atamayan yorgun kızım, eve gelir gelmez dışarı çıktı ta ki akşam ezanına kadar. Ben de bu sırada yazılılarımı okudum. 

Uzun ve bereketli bir gündü.

Her günümüz bir öncekinden güzel olsun inş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder