3 Mayıs 2015 Pazar

BÜYÜKADA...

Hoşgeldin mayıs... Bahar ayları ne güzel... Her mevsimin kendine has güzellikleri var ama bahar ayları bambaşka... Sıcaklar bastırmadan gezebildiğim kadar gezmek istiyorum. 

Bugün Büyükada'ya gittik.

 Mimozalar açmış

 Bu çiçeğin ismini bilmiyorum ama mükemmel kokuyordu.  

 Pittosporyumlar tomurcuklanmış. En sevdigim bitkilerden biri,  çok güzel kokar, hemen arılar böcekler keşfeder, koklamaya doyamadan hemen geçer. Fındıklı parkında iyice büyümüş  neredeyse ağaç haline gelmiş olanı var. Buradaki ise  birkaç tane önden açmış çiçekle hafiften kokusunu salmaya başlamış bile...

Büyükada'da daha önce hiç gitmediğim bir yola saptık.   Bu yol üstünde ömrümde ilk kez tayla karşılaştım. 


 Aya Yorgi kilisesine de çıktık.


Yolumuzun üstünde bu çimlerin üstünde mola verdik. Ayakkabılarımızı ve çoraplarımızı çıkardık. Toprakla temasa geçip tüm fazla elektriğimizi attık. Bol bol papatya çim toprak kokladık. Çayımızı içip sandviçlerimizi yedik.


Büyükada'dan akılda kalanlar...

* Mis gibi çiçek kokuları; leylaklar, mor salkımlar, pittosporyumlar, ismini bilmediğim daha bir sürü çiçekli ağaççıklar 

* Rengarenk ağaçlar; mor erguvanlar, pempe süs kirazları, sarı mimozalar ,pavlonyalar, beyaz beyaz çiçeklenmiş meyve ağaçları

* Yeşilin en güzel tonunda diğer ağaçlar

* Patika yollarda rastladığımız yabani çiçekler

* Çeşit çeşit kuş sesleri

* Bakımlı güzel evler ve bahçeleri

* Güzel deniz manzaraları

*  Giyinmiş süslenlenmiş  baharı tenlerinde taşıyan genç kızlar, güçlü kuvvetli cool delikanlılar... Hızla bisiklet kullanırken, gülüşüp cilve yaparlarken (başka zaman olsa geçip giden gençliğimi düşünüp hüzünlenirdim) bize de tazelik canlılık kattılar. 

 * Faytonlardan ise hiç hoşlanmıyorum.  O yüzden faytonları güzellikten sayamayacağım.













Bugün sabah istanbul sisli ve pusluydu. Fındıklı parkında sislerin arasında belli belirsiz seçilebilen Kız Kulesinin yanında bir sürü yelkenli vardı.



Sabah vapuru beklerken Fındıklı parkının yanında eşimin okuduğu ilkokulun bahçesinde de oturduk. Eski günleri yadettik.



Eşimin çocukluğunu geçirdiği apartmanın yanından geçerken da bir saygı duruşu ekledik.


İsmini hep duyduğum ama ilk kez gezdigim eşimin çocukluğunu geçirdiği her köşesinde hatıraları bulunan Kazancı Yokuşu 




Bugün Büyükada'ya giden gemi çok kalabalıktı. Büyükada da öyle. Dönüş yolunda tüm koltuklar doluydu geri kalan insanlar nereyi boş bulurlarsa oraya çömelip  bağdaş kurdular ama yine de yetmedi. Oturulamayacak kadar küçük olan her köşede insanlar ayakta  kaldılar. Gemi batacak diye korktum. Büyükada da bugün çok kalabalıktı.  Bir yanda yürüyüş yapan insanlar  bir yanda hızla geçen bisikletliler  bir yandan faytonlar bir de yetmezmiş gibi birbirini sollayan hırslı faytoncular, gerildim... Hafta içi boş günümüz olsa buralar belki biraz daha tenha olur , çok daha güzel olur ve var olan güzellikleri görebilme şansımız olur ama boş gün bizde yok. 

Belki 10 km yürüdük bugün ve bacaklarım hâlâ ağrıyor. Ağrı kesici içtim 1 saat oldu  ama hâlâ bana mısın demiyor.  Uyuyabilmek için etkisini göstermesini bekliyorum.

SORU: Tüm bu yorgunluğa değer miydi ?? Şu anda emin değilim.

Kabataş- Adalar vapur 2,95 tl (indirimli)
Evimizden Taksim 3,95 tl ( çift katlı otobüs)
Vapurda çay keyfi 1,5 tl
Vapurda simit 1,5 tl

2 yorum: