Osmancığımızın bu sabah erkenden gitmesi gerekiyordu. Dersi varmış. Öğle 13:00 sularında bize katılabilecekti.
Sabah 06:30'da (Sanki bir gün önce 25 km yürümemiş gibi maşallah barekallah.) Bilal kalktı bize kahvaltı hazırladı.
Sabahları hiçbir şey yiyemediğimi zannediyordum ama gayet de güzel bir kahvaltı yaptım. Defne bile yedi.
Günümüz verimli geçsin diye erkenden yollara düştük.
Bilal yine bisikletle meydana gitti. Ben Defne Eylem ve Ege Bora metroya binerek merkeze gidecektik.
Sabah 5 kişilik toplu bilet alınca annem o zaman ben de geliyorum dedi.
Hasta olduğu halde geldi. (Otelde telefonsuz tek başına kalmak ölüm gibi bir şey olsa gerek. Bence o yüzden geldi.)
Egeciğim yolumuzu ayarladı. Biz hiç karışmadık. Gerilmeden rahat rahat meydana geldik.
Bilal'le buluştuk.
Önce Van Gogh Müzesi'ne girdik.
Sağolsun Osmancığım önceden bilet ayarlamış. Böylece epey bir müze parası vermekten kurtulduk. Yine söylüyorum aslında Hollanda'da hiçbir şey pahalı değil ama TL değersiz. Minik fiyatlar bize astronomik fiyata geliyor.
Mesela bugün biletlerimiz olmasaydı 3 müze bize 13.440 TL'ye gelecekti. (Asgari ücret 11. 402 TL bu arada)
Van Gogh Müzesi harikaydı.
Daha önceden gördüğümüz bildiğimiz resimlerin asıllarını görmek harika bir duygu.
Buradan Rijk Müzesi'ne geçtik.
Van gogh ile Rijkmuseum aynı meydanın içindeler.
Meydanda gayet güzel bir yapı Rijk Müzesi.
Daha önce bir saraydı herhalde diye düşünmüştüm ama değilmiş. Müze olarak yapılmış burası.
Rembrand 'ın Gece Devriye'si burada.
Bu eserin bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum.
Ayrıca eseri korumak için gösterilen çaba gözlerimi yaşarttı.
Doğru mu bilmiyorum ama buradaki orjinal eserler kurşun geçirmez malzemelerle kaplı imiş.
Ayrıca Rembrandt'ın Gece Devriyesi'nin önündeki platform da titreşimleri engellemek ve tam bir koruma sağlamak için yapılmış.
Önemli resimlerim önünde Hollanda'lı sapsarı çocuklar öbek öbek oturmuş öğretmenlerinin anlattıklarını dinliyordu. Öğretmenler ellerinde labtopla ayrıntıları gösteriyorlardı.
Vermeer'in Sütçü Kadın tablosu yine burada Rijk Museum'da idi.
Müze gayet hoştu.
Buradan çıktığımda aslında çok yorulmuştum.
Bence bir güne bu iki müze ve meydan yeterli idi ama devam ettik.
Osmanla buluştuk.
Bilal ve Osman bisikletle biz de otobüsle Nemo Müzesine gittik.
Merkez İstasyon durağında indik.
İstasyon da harika bir yapı idi.
Ben yine bu binayı da önceden saraydır sonradan istasyona çevirmislerdir diye düşündüm. Yanılmışım, baştan istasyon olarak yapılmış.
Yolda kanalda Çin restoranı vardı.
Buradan da Nemo Müzesine gittik.
Önce terastan Amsterdam manzarasına baktık.
Teras çok güzeldi.
Hem de Osman gelirken biraz bisküvi tuzlu kraker ve içecek almış onları yedik.
( Bu arada Kaastangle marka peynirli çubukları da asla unutmayacağım o kadar lezzetli idiler ki hergün 3-5 paket yedik)
Nemo Müzesi çocuklar için bir bilim müzesi.
Biraz daha az yorgun olsam aşırı bayılacağım bir yer.
Defne bayıldı. Hiç durmadan bir oraya bir buraya koşturdu durdu.
Ben de çok sevdim. Ama çok iyi gezdiğimi söyleyemem. Bir müddet sonra ayaklarımın sızısından oturabileceğim etkinliklere yöneldim.
Buradan çıkıp eve geldik.
Yoğurtlu salata makarna pizza ve haşlanmış yumurtadan oluşan akşam yemeğimizi afiyetle yedik.
Ben ölmüşüm yorgunluktan. Yatağı yaptım yattım. Bizimkiler bir fasıl daha Amsterdam turu yapmak üzere geceleyin çıktılar.
Harika uyumuşum.
Gogh Müzesi 20 euro
Rijk Müzesi 22,5 euro
Nemo Müzesi 17,5 euro
(Kişi başı ücretleri)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder