17.02.2024
İbrahim Paşa Sarayı'ndan çıkınca yan taraftaki Ayasofya Tarihi Müzesi'ne geçtim.
Aslında hiç niyetim yoktu. Bugün sadece İbrahim Paşa Sarayı'nı gezip dönmekti amacım.
Ama evden çıkınca buraya gelince kafamdaki yük biraz azaldı biraz açıldım.
Hem hiç yorulmamıştım.
Gelmişken burayı da gezeyim dedim.
Burası Sultanahmet Meydanı'nda İbrahim Paşa Sarayı'nın yanında.
Defteri Hakani Nezarethanesi binası imiş önceden.
Şimdi harika bir müze yapmışlar.
Burada Müzekart geçmiyor. Öğretmen indirimi gibi herhangi bir indirim de yapılmıyor.
Ayasofya Tarihi Müzesi giriş: 250 TL
Başta acaba girmesem mi çok pahalı dedim ama kendimi biliyorum bu hafta olmasa önümüzdeki hafta gelirim ben buraya.
İçeri girdik.
Önce biraz bekledik. Çünkü müze gurup gurup rehber eşliğinde kulaklıkla geziliyor.
Dijital yeni nesil bir sunumla Ayasofya'nın tarihi anlatılıyor.
Bu kısmı çok çok beğendim.
İyi ki gelmişim.
Ayasofya'nın tarihi çok iyi işlenmişti. Seslendirme yapan kişinin sesi diksiyonu mükemmeldi.
Roma İmparatorluğu'nun sonuna geldiğimizde bir kapı belirdi. Kapıda (kapı Kabeye benziyordu sanki) siyah zemin üstünde yavaşça bir hadisi şerif belirdi.
" Onu fetheden komutan ne güzel komutandır onu fetheden asker ne güzel askerdir"
Sonra mehter eşliğinde kapı açılıyor. Sanki İstanbul surlarından içeri giriyorsunuz.
Ayasofya'nın haçı zarif bir Hilal'e dönüyor.
Çok duygulandım.
Gözyaşlarımı kimse görmesin diye arkalara saklandım.
Sanırım grupta sadece ben Türk'tüm. Diğerleri için tamamen nötr belki sadece bir iki kişi için acı benim için ise çok şerefli çok duygulu göğsümü kabartan bir an oldu bu.
(Güncelleme: Bu arada sonradan ögrendiklerime göre bu kapıda Yunanlılar ve diğer yabancı turistler hüngür hüngür ağlıyormuş.Benim de gurur duymaktan ağlamam çok normalmiş.)
Hatırlıyorum da İngilizce hazırlıkta iken bizim kampüse mehter takımı gelmişti.
Bir kaç marş çalmışlardı.
Ben o zamanlar çok dindardım. Vatan milet sevgim dini hassasiyetim en üst seviyede idi. Mehter çaldıkça bu alemi-İslam neden böyledir? Şanlı şerefli düşmanı tir tir titreten bir milletken nasıl ve niye şimdi böyle ayaklar altına düştük diye düşünerek bir başladım ağlamaya. Kendimi sınıfa zor attım. Ağlaya ağlaya gözlerim şişti. Bu sırada öğle tatili olduğu için okulda kimseler de yoktu. Ben de doya doya ağladım.
O sırada sınıfa bizim hoca girmesin mi?
O hocanın ismini herşeyini unuttum ama o anı çok net hatırlıyorum. Yanıma oturdu neden ağlıyorsun ne oldu dedi.
Yani böyle hissiyati olmayanlara bu duyguları aktarabilmek imkansızdır.
Desem ki alem-i İslam neden bu kadar zelildir dayanamıyorum.
Neyden bahsettiğimi anlamasına imkan yok biliyorum.
Ben de "ben lisede çok başarılı idim ama bu sene çok zorlanıyorum bu sınıf beni çok zorluyor ağırıma gidiyor efendim" dedim.
Oturdu beni teselli etti.
Hocamızın iyi niyetini takdir ediyorum elbette ama yine de beni gördüğü anda kaçıp koşa koşa kendimi kampus dışına atsaydım, keşke.
O konuşmayı utançla hatırlıyorum.
Bugün de milletin içinde dayanamayıp ağlayıp ne oldu vs sorularına muhatap olmamak için azami gayret gösterdim. Gözyaşlarım gözlerimde kurudu.
Millî manevi dini duygularımın çoğu öldü zannetsem de kendim de şaşırıyorum ama bazen bir anda küllerinden bir anka kuşunun doğması gibi hiç beklemediğim anlarda yeniden meydana çıkıyor.
Müzenin dijital kısmı bitince eserler kısmı başladı.
Burayı gezerken dışarıda Filistin gösterisi başladı. İçeriye sloganlar tekbirler korkunç bir uğultu şeklinde geliyordu. Turist olsam ödüm patlardı. Bomba falan patlamaz inş dedim.
Müzenin son kısmında Fatih Sultan Mehmet'in Ayasofya Vakfıyesi vardı.
Yine çok duygulandım.
Fatih Sultan Mehmet Han burayı camiye çevirmiş de hangi cüretle geri müze yapmışız aklım almıyor.
Sonra Resmi Gazete ve Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası ile Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilişi belgeleri.
Sonra yine Recep Tayyip Erdoğan'ın Ayasofya'ya hediye ettiği tablonun kopyası.
Çok çok anlamlı bir tablo.
Meali şöyle;
"Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş konusunda onlarla müşavere et, karar verince de Allah'a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever. Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O'ndan sonra size kim yardım edebilir? Öyleyse müminler yalnız Allah'a güvensinler."
Çıkışta da sarnıcı izledikten sonra hediyelik eşya dükkanına girdim.
Uzun zamandır ilk kez bir şey beğendim; Bakır minik bir kase. 6400 tl idi. Tabii ki almadım.
Sonra da çıktım.
Harika bir müze imiş.
Müzekart geçerli olur da herkes girebilir inş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder