7/31/2012

MANZARADAN PARÇALAR, ORHAN PAMUK


Bu bunaltıcı havalarda yapılabilecek en güzel şey eve kapanıp kitap okumak, belgesel izlemek, müzik dinlemek ve iftarı beklemek.

 Yukarıdaki kitabı okuyorum bugünlerde. 

İlk kez Orhan Pamuk'la stajer öğretmenken tanıştım. Bir öğrencim getirmişti okumam için. Kara Kitap o zamanki baskısında kapağı kapkara bir kitaptı. Açtım 2 sayfa okudum, sıkıldım. Ama öğrencime de geri okumadan iade etmeye gönlüm razı olmadı. Ben de her gece ödev olarak 2 sayfa okuyup öyle yatıyordum. Kitap hiç bitmeyecek gibi görünüyordu. Böyle 1-2 hafta geçti. Zamanla kitabın içine girdiğimi, olayları anlamaya başladığımı, kitapta kendimden çok şey bulduğumu fark etmeye başladım. okudukça daha da girdim romanın içine. 

Bir müddet sonra kitabın geri kalan yapraklarının azalmaya başladığını farkettim ve üzülmeye başladım. 

Bu kitap hiç bitmesin ben her akşam yatmadan önce 20-30 sayfa okuyayım ve bu iş ömrümün sonuna kadar sürsün istiyordum.

  Sonra nihayet Kara Kitap bitti. 

Kapağını kapattım rafa koydum.

 O anı hiç unutmuyorum. 

Kitaba bakıyordum ve bir an korktum çünkü kitap bana fısıldıyordu.

 Gerçekten hissettim.

Fısıldadığını duydum ve irkildim.

 Günlerce o fısıltılar kafamın içinde dönüp durdular.

 Kitabı öğrencime iade ettim; bu arada henüz lise 2. sınıf öğrencisiydi. (Ne kaliteli öğrencilerim vadmış benim) 

Sonra ben Kara Kitap da dahil diğer Orhan Pamuk kitaplarınının neredeyse hepsini  aldım ve okudum. 

Hepsini sevdim diyemem. 

İçlerinde Kara Kitap çok özel benim için.

 İstanbul'u da  -İstanbul sevgimden belki- yine çok beğendim.  Benim Adım Kırmızı harika bir kitap. Kar ve Masumiyet Müzesini de beğenerek okudum. 

 Yeni Hayat'ı anlamadım. 

Cevdet Bey ve Oğullarını başladım bitiremedim.

 Saf ve Düşünceli Romancı ilk kısımları tamam da sonradan yazar olmak isteyenler için daha uygun gibi, (Bu
kitabı bitiremedim.)  

Ha burada çevremde Orhan Pamuk okuduğum için çok eleştirildim. Bazı arkadaşlarım Orhan Pamuk'un çok abartıldığını aslında o kadar da iyi edebiyatçı olmadığını söylediler. (Ama bunu söyleyenler onun hiçbir kitabını okumamıştı.)

 Benim çok sevmem de sinirlerine dokunuyordu herhalde... 

Nobel ödülünü aldığında da direk gözler üstüme çevrildi, hedef oldum, eleştirildim.

Orhan Pamuk'un siyasi görüşlerini hayata karşı duruşumu tasvip edersin ya da etmezsin. Adam güzel roman yazıyor ve bence Nobel ödülünü sonuna kadar haketti.

 Son olarak Manzaradan Parçalar kitabını okudum ve bu kitabı da çok sevdim bu kitapta da kendimden çok şey buldum.

7/28/2012

ENGİNARIN BİLE BİR KALBİ VAR

Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain



 Bakımlı Fransa sokakları, kırmızı - yeşil renklerinin uyumu, çocuk Amelie'nin kulağındaki kirazlar, parmaklarındaki çilekler, filmde geçen mutfaklar, Amelie'nin kazakları, ayakkabıları, Amelie'nin şirin evinin penceresi ve penceresinin önündeki çiçekler, Amelie'nin dürbünü, Amelie'nin el yazısı, Amelie'nin kedisi, Amelie' nin hayalgücü, bisiklet yarışlarında koşan at, sinema izlerken göze takılan sinek ve daha pek çok ayrıntı...  

Filmden sonra krem brule kabuğu çatlatmak, mis kokulu bir kahve içmek, sıcak bir çayla tarçınlı bisküviyi yemek, Fransa sokaklarında turlamak, bir kanalda taş sektirmek, mercimek çuvalına elinizi daldırmak gibi hisler içinde buluyorsunuz kendinizi. 

Mutluluk, hayatta küçük ayrıntıları görme isteği beliriveriyor içinizde. 

Film müziklerini de unutmayalım; bir harika.

 Nasıl oldu kaçırdım, izlemekte bu kadar geç kaldım deyip hayıflanıyorum şimdi.

Unutulmaz replikler..

- Ben kimsenin gelinciği değilim.

- Siz bir sebze bile olamazsınız bayım, çünkü bir enginarın bile kalbi vardır.

- Sensiz şimdiki duygularım ancak geçmişin kuru bir kabuğu olabilir.

7/12/2012

İKİ DARBE ARASINDA



Tatilde kardeşim bu kitabı getirmiş. 

Uzun zamandır methini duymuş ama okumaktan imtina etmiştim.  

Okuyabileceğimi hiç zannetmiyordum. 

Çünkü darbe, siyaset , ergenekon...   

Bu terimler bana son derece itici geliyor.  

Bir gün şöyle bir karıştırayım dedim ve öyle kaptırdım ki  kendimi, kitabı bir solukta okudum bitirdim.

    Kitabın kapağını kapattığım gün akşam saatlerce uyuyamadım.

Bağnazlık ve yobazlık yüzünden ülkemizde saçma sapan neler dönmüş, ne kadar çok hayata kıyılmış, insanlar neler çekmiş.

 Bu kitaptan pek çok ders çıkardım. 

 Bugün rüyamda da İskender Pala'yı gördüm ve bu yazıyı yazıyorum.

 Kendisine çok teşekkür ederim.