24.01.2024 Çarşamba
Bugün sabah erkenden daha 8 bile olmadan kalktım.
Bilal bizi 09:15'de otelin önünden aldı.
Bugün Erciyes'e çıktık.
Şansımıza hava bugün pırıl pırıldı.
Yolda giderken nihayet Erciyes'i gördük.
Muhteşem bir dağ...
Muhteşem bir güzellik...
Geldiğimizden beridir annem aşağıdaki dağa Erciyes deyip duruyordu. Ben de "ben böyle hatırlamıyorum. Erciyes muhteşem bir dağ idi. Bu olsa olsa bir tepedir diyordum annem ısrarla bu Erciyes diyordu. Hatta kıble Erciyes'e doğru imiş annem hep bu dağa! doğru kılmış namazlarını.
Sonradan öğrendik ki Ali Dağı imiş buranın ismi.
Eve gelince otelden Erciyes'in fotoğraflarını çektim.
Biz bugün dağda Hisarcık Kapı'ya gittik.
Ben ilk kez kış tatili yapıyorum. Daha önceleri üniversitede öğrencilerin başında birkaç kez Uludağ'a çıktım ama onları gezmekten saymıyorum.
O yüzden bugün ortam bana çok şaşırtıcı geldi.
Bir kere çok kalabalıktı ki Bilaller normalde daha da kalabalık oluyor dediler.
Ne kadar çok insan kayıyormuş.
Sonra bir sürü kurs kayak dersi veriyordu. Her yaştan her boydan öğrenci kayak dersi alıyordu. Hele iyice küçük bir grup vardı ki öyle tatlılar öyle tatlılar anlatamam. Sanırım 3-4 yaşlarındalardı. Minicik ayakları mini mini kayakları... Daha kendileri zor yürüyo ama kayak öğreniyorlardı.
Burada ögrenciler de çok sakin akıllı söz dinleyen tiplerdi. Eğitimli oldukları şimdiden belli.
Biz önce biraz oturduk. Çay içtik bir kaç lokma birşeyler yedik.
Bu arada tabii ki dağın tepesi oldukça soğuktu. Defne üşüyorum da üşüyorum dedi. Bir türlü ısıtamadım onu.
Buraya mutlaka kar pantalonu kar montu kar kaskı ve kar eldivenleri ile gelmek lazımmış.
Sonuçta neredeyse -15 derece bir soğuktan, Erciyes'in tepesinden bahsediyoruz.
Biraz daha üşüyorum deseydi oradan kiralayacaktım. (Kar pantalonu kiralık 150 TL eldiven 100 TL)
Telesiyej çalışmıyormuş. Çünkü bugün hava çok rüzgarlı imiş. O yüzden Bilaller acaba Hacılar Kapı'ya ya da Develi ya da Tekir kapısına mı gitsek diye biraz düşündüler.
Sonra burada kalmaya karar verdiler..
Ben de bir kızak kiraladım.
(Kızak 2 saati 150 TL)
Önce kendimiz çıktık 4 kere o şekilde kaydık. Yukarı yürüyerek çıkınca Defne de ben de ısındık. Hatta terledik.
Sonra yürüyen merdiven boşaldı. Gidip yürüyen merdiven için bilet aldım.
( 20 biniş 150 TL)
Biz hep kızakla kaydık. Telesiyejin de birisi bir müddet sonra çalışmaya başladı Bilaller de kaydılar. Onlar snowboard yapıyor.
Sonra yeniden bir çay molası verdik.
Bu arada hareket halinde iken insan ısınıyor hatta terliyor bile ama biraz durunca o dağın buz gibi havası insanı fena çarpıyor.
Şu anda yüzüm kıpkırmızı. Saatlerce yaz sıcağında güneşte kalmışcasına yanıyor.
Defne'nin de yüzü al al.
Aynı zamanda otele odamıza döndüğümde ellerime bacaklarıma iğneler battı sanki.
Sonra ortam iyice kalabalıklaştı. Diğer telesiyejler de çalışmadığı için herkes buraya gelmiş. O yüzden bu kadar kalabalık olmuş.
Kalabalık iyice arttı. Biz de üşüyorduk zaten. Sonra Kayseri'ye döndük. Bilaller bizi otelimize bıraktı.
Odamıza geldiğimizde bol bol Erciyes'i izledik.
Defne biraz ders çalıştı ben kitap okudum.
Sonra 17:00 de Dalyan Balıkçısı'nın üst katında Et Balık Lokantası'na geçtik.
Burada bu akşam balık keyfi yaptık.
Harikaydı.
Biz hamsi tava söyledik. Yanına salata roka turp turşu limon getirdiler. İçecek olarak da ben ve Eylem Şalgam aldı Defne ise fuse tea.
Üstüne de fırında helva söyledik.
Yemek harikaydı.
( Hamsi bir porsiyon 180 TL şalgam 33 fuse tea 44 kiremitte helva 200 TL)
Sonra Bilallerin oteline Radisson Blue'ya geldik. Orada da Bilal bize çay yaptı. Yanına Şemsettin baklavadan fıstık rüyası diye harika bir şey almış. Biraz sohbet muhabbet derken onlar canlı müziğe gidecekmiş biz vakitlice ayrıldık. Otelimize geldik. Şimdi annemle Defne havuzda ben bunları yazıyorum.
Birazdan ben de onlara katılacağım.
3. günümüz de böyle geçti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder