Bugün Defne ile Assos-Behramkale Turu'na katıldık.
Annem ben harabe gezmeyi sevmiyorum dedi gelmedi.
Sabah 08:30'da aracımız bizi otogardan aldı.
İlk durağımız olan Assos'a doğru yol aldık.
Bu yolu hep çok sevmişimdir.
Küçükkuyu'ya kadar olanı zaten her İstanbul'a dönerken ve İstanbul'dan gelirken görüyorum.
Küçükkuyu'dan sonraki yolu ise uzun zamandır görmemiştim.
Assos bize yaklaşık 65 km uzaklıkta.
Assos'a kendim de gidebilirdim. Çok yakın mesafe. Tura katıldım kendim de gidebilirdim ama tur belki farklı yerlere götürür hem belki tur rehberi yeni bir şeyler anlatır diye bir de böyle gideyim dedim.
Küçükkuyu'dan sonra hemen yanımızda deniz öbür yanımızda ise ise zeytinliklerle çok da geniş olmayan iki aracın zor sığdığı bir yolla devam ettik. Şoförler için zorlu bir yol olsa da yolcular için manzara doyumsuz.
Behramkale'ye gelince ilk olarak tapınağın hemen yanında bulunan Murat Hüdavendigar Camisi'ni gördük.
Kiliseden çevrilme gibi görülse de bu cami baştan cami olarak yapılmış.
Girişte roma sütunları var. Buralardan alınıp konulmuş. ( devşirme malzeme)
Kapının üstünde Latince - Yunanca yazılı bir kitabe var. Çok önceleri yazılmış ( eski bir kentin giriş kapısı kitabesi imiş.) bir kitabeyi caminin girişine koymuşlar.
Caminin içinde ise yelkenli, balık figürleri var ama son dönemde üstü boyanmış-kapatılmış.
Bence ilginç bir cami. Bir kere bu cami bana ilk Osmanlıların hiç de tutucu insanlar olmadığını gösteriyor. Yani üstünde haç bile olan kitabeyi ( haçların kenarlarını kaldırmışlar) giriş kapısına koyabiliyorlar. Yelkenlilerden balıktan rahatsız olmuyorlar.
Buradan çıktıktan sonra Athena Tapınağı'na geçtik.
Said Nursi, İsmail Fakirullah ve öğrencisi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin yaşadığı Tillo'ya girerken onlara saygısından ayakkabılarını çıkarmış ve köyde ayakkabısız yürümüş.
Aristo'nun ayak bastığı, derslerini verdiği bu mekana giriş yaptığımda ben de aynı duygular içindeydim.
O zamanlar buralarda kimseler yoktu. Tek başımıza idik.
Aradan geçen zamanla buralar baya değişmiş. Şimdi epey bir insan var. Giriş paralı olmuş. (Ben müze kartımla girdim.) Aşağıya bir sürü incik boncukçu gelmiş.
Buralar Melahat'ın memleketi. Hemen Behramkale'nin biraz ötesinde Bektaş Köy'ünde doğmuş, çocukluğu orada geçmiş.
Buradan manzara harika.
Yukarıda fotoğrafta kayıklar minicik görünüyor. Epey yüksekteyiz.
Yukarıda fotoğrafta Aristo'nun da 3 yıl yaşadığı, ders verdiği antik kent görülüyor.
Karşımız ise Midilli.
O kadar yakınız ki Midilli'ye. Sokakağzı'nda kalırken açık havalarda çok rahat Midilli'deki arabaları görebiliyorduk. ( Bu kadar yakın bir adanın Yunanlılara verilmesini Defne bir türlü anlayamıyor doğal olarak. Yeniden yeniden defalarca sordu: Anne bu ada neden Yunanlıların? )
Bir sürü incik boncukçu var: Biz bayılırız Defne ile. Her bir standı inceledik.
Sonra Defne'ye meşhur dondurmacıdan dondurma aldım. (Bir top dondurma 50 TL)
Defne anne bu dondurma çook güzel deyince kendime de aldım. Dondurma gerçekten çok güzeldi. Keçi sütünden ve salepten kendileri dövüyorlarmış. Külâhlarını bile özenle aldım demişti satıcı.
Dondurma gerçekten enfesti ama en çok da külah bir harika idi. Ben hayatımda böyle lezzetli bir külah görmedim. (Normalde ben zaten külahta almam hep kutuya koydururum ve kaşıkla yerim. Şimdi sadece bir top aldığım için dondurmayı kutuya koyun demeye utandım.)
Buradan ayrıldıktan sonra Kadırga Koyu'na gittik.
Bir şezlong şemsiye kiraladık.
Biz turla geldiğimiz için bize indirim yaptılar. Normalde 2 şezlong bir şemsiye 400 TL biz ise 200 TL ödedik.
Yani ben tek olduğum için 100 TL ödedim. Yanıma ise tur arkadaşlarımdan tura tek başına katılmış olan bir bey oturdu.
O da Amerika İowa'da master yapmış sonra da Ankara'ya tayin olmuş. Mali Müfettişmiş. Edremit'lilermiş ama Ankara'ya alışmış sonunda. Bekarmış ve otopark sorunu yüzünden turla katılmış.
Deniz molasından sonra Yeşilyurt Köyü'ne geldik.
Buranın eski ismi Büyük Çetmi Köyü.
Gayet hoş güzel bir köydü.

Meydandaki çay bahçesinde oturup birer bardak çay içtik. ( çay- su : 20 TL )
Sonra da geri dönüş yolculuğumuz başladı.
Akşam 19:00 gibi evdeydik.
Kısa sade ama güzel bir turdu.
Beğendim.
(Gayem Tur Assos Turu (yemeksiz) Kişi Başı: 750 TL)
...
Bugün öyle sıcak bir gündü ki hep de açık havada dolaştığımız için sanırım başıma güneş geçti.
Bir de nedense bugün hiç iştahım yoktu. Hiç bir şey yiyemedim. Sadece dondurma ve 1 bardak çay.
Çay içmeyince de benim başım zonkluyor.
Şu anda başım neredeyse çatlayacak. Daha gün batmadan terasa halıları attım ve yattım. Ama uyuyamıyorum da. Bir kalkıp çay yapabilsem belki biraz iyi hissedebilirim. Ama kalkamıyorum da yerimden.
Ben de yattığim yerden başağrıları içinde bunları yazıyorum.
Her günümüz böyle güzel geçsin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder