12.08.2024 Pazartesi
Bugün Defne ile Dikili Tekne Turu'na katıldık.
Sabah 09:15'de aracımız bizi Bülent Börek önünden aldı. Yaklaşık 1 saat 15 dakika sonra Dikili'ye geldik.
Bir görevli bizi teknemize transfer etti.
Bugün Can Sinbat Teknesi ile açılacağız.
Bizim Ayvalık'tan alışık olduğumuz Veysel Kaptan'ın teknesine göre çok farklı bu tekne.
Bir kere çok küçük, çok kalabalık, sıkış sıkış.
Bize üst katta iki kişilik bir masa verdiler.
Yerimizi başta sevimli bulmuştum ama oturunca tamamen güneş altında olduğunu gördüm. Tekne hareket ettikten sonra müzik açılınca devasa hoparlörlerin tam dibimizde olduğunu da mecburen farkettim.
Sinirlendim. Çünkü biz buraya rezervasyonla geliyoruz. Mesela ben kendim gelsem asla bu masayı tercih etmezdim, başka bir tekneye geçerdim. Rezerve olduğumuz için bize düzgün bir yer vermek zorundalar. Sonuçta neredeyse 7 saat geçireceğiz burada.
Görevliye beni gölge ve sessiz bir yere geçirmesini söyledim. Gemideki tek boş yere, bir ailenin yanına geçirdiler bizi. Zaten o masada 4 büyük bir de çocuk vardı biz 6. ve 7. kişi idik.
Canım çok sıkıldı ama belli etmemeye çalıştım. Defneciğim için mutlu göründüm.
Yolculuğumuz başladı. İlk olarak Zindancık Koyu'na geldik.( 1. yüzme molası)
Güzeldi.
Sonra Kalem Adası'nda terkedilmiş Ali Bey Oteli'nin orada durduk. (2. yüzme molası)
İş adamı Ali Bey bu oteli yaptırıyor ama açılışa yakın vefat ediyor. Mirasçıları ise açılışı yapmıyorlar. Açılmadan çürümeye terkedilmiş bir otel kompleksi burası.
Burada önce yemek molası verildi.
Yemekte ızgara çupra, kremalı makarna yanında haşlanmış patates kabak ayrıca güzel bir salata vardı.
Salatada domates, salatalık, semizotu, nane, marul, reyhan, dereotu, kırmızı lahana, portakal, üzüm, angelica erik, şeftali, çilek, mısır yani kısaca ne ararsan vardı. Tatlı ve tuzlu bir arada idi. Beğendim.
Yemekten sonra kıyıya çıktık. Defne deniz kabukları topladı. Biz gitmedik ama herkes bu kompeksi gezdi. Üşenmeden denizde bir kolları yukarıda cep telefonlarını kıyıya götürmeyi başarıp bol bol fotoğraf çektiler.
Buradan çıktıktan sonra karşı tarafta biraz ötede Ilıca Koyu'na gittik. (3. yüzme molası)
Burada sahilde bir ılıca var. Yani sıcak su çıkıyor. Minik bir havuz yapmışlar. Su yemyeşil ve kokuyor. Suyun kendi kokusu mu böyle yoksa pislikten mi böyle kokuyor anlayamadım. Sonuçta her gün yüzlerce kişi minicik havuza giriyor. Emin olamadım. Ben sadece şifa niyetine ayaklarımı sokup çıkardım.
Sonradan öğrendim ki aslında o plajda minik minik tek kişilik havuzlar varmış. Bilal dalışa giderken babamı onlardan birine bırakırmış babam akşama kadar ılıcanın içinde otururmuş. Canım babacığım...
Sonra yüzmeye geçtik.
Bu arada Dikili koyları da epey soğukmuş, bizim denizlerimiz gibi. Yüzülebilir kıvamda ama sonuçta soğuk su.
Daha sonra ise Akvaryum Koyu'na geçtik. (4. yüzme molası)
Burada suyun rengi turkuaza dönüştü.
Aynı zamanda su gayet güzeldi.
Harika bir koydu.
Bilal'in dediğine göre hava rüzgarsız olsa idi çok daha beğenecekmişim.
Buralara Türkiye'nin Maldivleri deniliyormuş.
Gerçekten de masmavi tamamen kumluk yüzmesi çok keyifli sular.
Buradan sonra ise son yüzme molamızı Hanımın Koyu'nda verdik. ( 5. yüzme molası)
En güzel yerleri en sona koymuşlar.
Burası da o kadar güzeldi ki.
Bir kere kumlar neredeyse beyaza yakındı ve mükemmeldi. Ayağını bastığın zaman içine gömülmüyordu.
Deniz turkuazdı. Sahile kadar gittik. Deniz kestanesi yosun taş kayalık hiçbiri yoktu.
Harika bir yerdi.
Yaklaşık 2 saat burada kaldık ama hiç anlamadım zaman nasıl geçti.
Burada önce biraz yüzdük. Sonra kıyıda cilde iyi gelen killi topraklardan maske yaptık. Çok güldük Defne ile. Sonra yine yüzdük de yüzdük.
Zaten bugün hep yüzdük. 5 tane yüzme molası vardı. Hepsi de mekan olarak birbirine yakındı.
Bugün Hanımın Koyu'nda 8 tane tekne saydım. Ayrıca pek çok özel küçük teknelerden vardı.
Buradan artık geri döndük. Akşam 21:00 gibi evdeydik.
Çok güzel bir tur oldu.
Miss Turizm Dikili Tekne Turu kişi başı 1400 TL
( Kutu içecekler: 60 TL çay: 20 TL)
Bugün annem gelmedi. 1400 TL ona çok geldi. Ben ödeyeceğim dedim ama inat etti gelmedi. Bir türlü ikna edemedim.
Bu arada bu tekne turuna Dikili'den katılırsak 800 TL hafta sonu ise tur 1000 TL imiş.
Annemin bugün eksikliğini çok hissettim.
Keşke gelse idi.
Deniz mükemmeldi koylar harikulade idi.
Buralarda yüzmek de bir harika.
İyi ki gelmişim.
Lakin bugün her zamankinden farklı olarak biraz canım sıkıldı.
Benim ruhumun sıkılmasının başlıca nedeni ise tekne ortamı.
Ben tekne ortamını tekne insanlarını hiç sevemiyorum.( Allah affetsin.)
Allah'ım bana özel bir yat nasip et de bu ortamlara girmek zorunda kalmayayım.
Annemle Ayvalık Tekne Turu'na katıldığımızda ayrı bir yere oturuyor kendimizi bir nebze ortamdan soyutlayabiliyorduk. Veysel Kaptan gemimiz de büyük olduğu için dip dibe değiliz insanlarla. Başımızı çeviriyoruz denize bakıyoruz. Zaten kendini göstermeye gelenler de üst kata çıkıyor. Biz alt katta rahat rahat oturuyorduk. Etraf ferah ferah. Bir de kaptana personele alıştık, seviyoruz Veysel Kaptan Teknesini.
Burada yani Dikili'de benim hiç alışık olmadığım ayrıca alışmak da istemediğim insan profili ile dip dibe idik. Çünkü teknemiz küçüktü.
Ben sessiz sakin tefekkür ederek denize girmek istiyorum.
Hatta istiyorum ki arada denize bakıp kitap okuyayım.
Ama bu teknelerde son ses hem de hiç sevmediğim bir müzik türü ile saatlerimi geçirmek zorundayım.
Yani şarkılar öyle edepsiz ahlaksız aynı zamanda seviyesiz ki insanlar nasıl bu zırvaları dinleyebiliyorlar hatta bu şarkılarla kendilerinden geçebiliyor aklım almıyor.
Gerçekten de bu yaz bayağı müziklerden bana gına geldi.
Bir de artık elalemin g.tünü görmek istemiyorum.
İnsanların bikini ile denize girmelerine birşey demiyorum ben tutucu değilim ama neredeyse çıplak ortalıkta gezinmeleri beni rahatsız ediyor. Belki de tutucuyumdur.
Daha doğrusu benim ortamım bu değil.
Hatta anneme dedim ben seneye -elimden gelirse elbette- tekne kiralayacağım. Bıktım artık bu insanlardan.
Sırf güzel koyları görmek istediğim için katlanıyorum ama son zamanlarda da katlanılacak gibi bile değil.
İnsanlar iyice zıvanadan çıkmış.
Bu sene moda, g.t tamamen ortalıkta bikinilerle geziyorlardı. Bugün de Dikili'de venüs üçgeninin yarısının açık olduğu bikiniler gördüm. Nasıl çirkin nasıl çirkin bir görüntü anlatamam. Bir gram estetik yönü olsa bir şey demeyeyim ama gerçekten çok çirkin görünüyor.
Hadi genç güzel olanları bir tarafa koyayım. Ama malesef onlar da yakından pek çirkinler. Annem kıskanma diyor sen artık bir genç kız değilsin millete laf atma diyor ama gerçekten yakından güzel değiller. Mesela bugün g.tünü tamamen açmış bir genç kız vardı. Gerçekten de manzara güzeldi Allah için. Denizde bir ara yakından görmek zorunda kaldım. Kıza acıdım. Uzaktan biçimli görünen bir g.tüm var başka da bir şeyim yok bari onu göstereyim demiş anlaşılan.
Ama bir de her yeri sarkmış biçimi tamamen bozulmuş tipler var. Sen niye ortalıkta bikini ile geziyorsun. Denizden çıkınca giyilebilen pareo'lar var bir elbise atabilirsin üstüne hiç değilse sallanan kıçına bir havlu sarabilirsin.
Allah'ım bu artık tohuma kaçmış kartlamış karıları bikini ile gördükçe ben fenalık geçirdim.
Eskiden en azından daha kapalı mayo tercih ederlerdi. Üzerilerine de bir şort geçirirlerdi.
Bu sene sanki söz birliği etmişçesine hepsi bikinilenmiş.
Sanki bize bir çözüm bulun yoksa böyle göz zevkinizi bozarız der gibi idiler.
Bir kadın vardı sabah yolda Dikili'ye gelene kadar tüm servise yok gelini böyle demiş oğlu şunu yapmış o bunu demiş onlar bunu yapmış... tüm servise herkese kendini dinletti. Bir de gür itici bir sesi var. Kafamı s.kti sabah sabah.
O kadın yüzünden zaten anneciğimin kıymetini anladım. Anneme epey haksızlık ettim galiba. Benim anneciğim ah canım anneciğim. Sen ne tatlı ne hoş iyi kalpli bir anne imişsin.
Sonra akşam sırf bu kadınla yine yanyana gelmeyelim diye hiç adetim olmadığı halde insanları ite kaka öne geçtim resmen minibüsün önüne atladım serviste en öne oturdum.
Araba kalktığında derin bir oh çektim huzurla başımı dayadım tam manzaraya bakıp hayaller kuruyordum ki Allah'ım yine o ses, o kart ses. Başımı çevirdim ve yine o kadınla gözgöze geldik o da öne oturmuş. Servis de tamamen dolu biliyorum kaçacak bir yerim de yok. Eve gelinceye kadar fenalık geçirdim.
İşte bu kadın, teknede bir de baktım o kocaman sarkmış ameliyatlı göbeğine löpür löpür bacaklarına en az 0.1 ton kilosuna bakmadan bikini giymiş.
Bir bakıyorum Allah'ım bacaklarını ayırıyor herkesin içinde güneşleniyor.
Bir bakıyorum geminin en önüne herkesin hemen göreceği en merkezi yere geçmiş kıvırtıyor.
Tam bir libido killer.
Allah'ım sil aklımdan bu görüntüleri sil...
....
Şimdi bu yayını düzenlerken etraf öyle bir ısındı ki. Şu anda odada termometre 34,6 dereceyi gösteriyor. Fırını açınca hani bir sıcak hava gelir ya insanın yüzüne dışarıdan aynı bu şekilde fırın havası geliyor.
Dün ne güzel hep üşümüştüm bugün oturduğum yerden ter döküyorum.
Defne sabah Kuran kursuna gitti. Şimdi de annemle güne gittiler.
Ben de evde bunları yazıyorum.
Her günümüz ayrı bir güzel geçsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder