26.07.2024
Dün Defne ve annemle artık bir Edremit geleneği haline gelmiş olan her sene gerçekleştirdiğimiz Ayvalık Tekne Turu'na katıldık.
Her sene olduğu gibi bu sene de tercihimiz Veysel Kaptan Teknesi idi.
Ben yine müziksiz sessiz sakin 15-20 kişilik minik Veysel Kaptan Teknesini istedim. Hatta sessiz sakin denizde giderken okurum diye yanımda kitap bile getirdim. Defne ise büyük tekneyi istedi. Büyük teknede eğlence müzik oluyor. Defne tek başına canı sıkılmasın diye büyüğü tercih ettik. Bir de orada iskeleden denize atlanıyor biraz da o yüzden tercih ettik. ( Ama atlayamadık. Grupta yüzme bilmeyen çoktu. Yüzme molalarında can yelekleri ile gemiden uzaklaşmadan gemiye tutunup öyle duruyorlardı. İskelenin altı boşalamadı bir türlü. Hem de biri boğulma tehlikesi geçirmiş. Herhalde o yüzden izin vermediler atlamamıza. İskeleden değil gemiden bile atlamakta güçlük çektik. Çünkü geminin yanından bir türlü çekilemiyorlardı. )
Veysel Kaptan Teknesi bugün epey bir kalabalıktı. Neredeyse 350 kişi vardı. Normal yolcuların yanında Niğde'den Eskişehir'den Akçay'dan turlar katılmış.
Gemi tur programı ise her zaman ki gibi idi.
Teknemiz 11:30'da kalktı. Önce İncili Koy'da demir attı. Bu sene su biraz soğuktu. Çarşaf gibi de değildi hafif dalgalıydı. Denizde epey titredim ama yine de girdim elbette. Soğuk olmasının dışında tertemizdi berraktı güzeldi.
Denizde yüzerken tepemizden F16'lar geçti. Ne oluyor yahu yine ne var dedik.
Sonra burada öğle yemeği verildi. Yemeğimiz sardalya salata ve makarnadan oluşuyordu. Normalde evde olsa hiç beğenmeyeceğim yemeyeceğim sardalyaları burada afiyetle yedik. Defne de epey bir balık yedi. Salata ve makarna da güzeldi. Görevliler hiç durmaksızın defalarca salata makarna ve sıcak balık takviyesi için dolaştılar.
Hatta bazı yolculara Allah aşkına, ölümü gör diyerek zorla sardalya yedirdiler. Çok güldük.
Martılara kalan balıkları attık. Sonra da Akvaryum Koyu'na gittik.
Akvaryum Koyu bir harika idi. Ben burada yüzmeye doyamadım. Su öyle harika idi ki Defne "anne bu su içilebilir mi tatlı mı tuzlu mu bu su? "dedi. İnsanın içesi geliyor, Defne'ye hak vermemek elde değil.
Sahile gidip killi topraktan alıp yüzümüze sürdük. Cildimiz harika oldu.
Buradan da başka bir koya-ismini bilmiyorum- gittik. Orası da güzeldi.
Derin deniz olduğu için mi bilmiyorum buralarda yüzmek çok daha keyifli. Biz zaten neredeyse her gün denize gidiyoruz. Gittiğimiz yerler de güzel sahiller ama buralarda yüzmek bir başka nedense.
Bugün denize doyamadım.
Sonra karpuz ikramı oldu.
Cunda adasında bir saat gezme molası verildi.
Ben orada bu bileklikleri aldım. Defne'ye de bileklik aldım. Burada herşeyi ama herşeyi çok beğendim. Takılara süs eşyalarına bayıldım. İncik boncuk bakmaktan adayı gezemedim. Süremiz hemen geçmiş bitmiş.
(Defne'nin bilekliklerinin tanesi 70 TL benim bilekliğimin koyu olan 140 TL açık renk olan 100 TL)
19:30 gibi Ayvalık'a geri döndük.
(Ayvalık Tekne Turu kişi başı 600 TL Defne'ye para almadılar)
Eşyamız çok fazla olmadığı için rahat rahat arabamıza geri döndük. Park yeri limana epey uzak normalde. Diğer zamanlar buraya gelinceye kadar kan ter içinde kalıyorduk.
Eşyaları bıraktıktan sonra Ayvalık Cunda gezisi yapalım gece ilerleyen saatlerde eve dönelim dedim ama bizimkilere pek cazip gelmedi.
İnşaallah sadece buraları gezmek için yeniden geleceğim.
Arabaya bindik tam gidiyorduk ki 60-70 yaşlarında 2 yaşlı bayan ne olur bizi de götürün dedi. Arabalarını bulamıyorlarmış. Bir yer varmış oradan inip yeniden arabalarını araya araya aşağı ineceklermiş. İyi dedik. Ama Ayvalık'ı pek bilmediğim için onlar da yeri kaçırdığı için epey yol gitmişim. Yazık oldu. Baya yürüyecekler.
Geçmiş yıllarda bu tekne turuna giderken bir sürü malzeme götürüyorduk. Termoslar kahvaltılıklar abur cuburlar Defne'nin yüzme aparatları oyuncakları deniz malzemeleri vs.
Bu sefer hiç bir şey almadık. Sadece mayo havlu su terlik vs en gerekliler.
Eşyalarımız az o yüzden mi hava bugün normale göre ferahtı o yüzden mi bilmiyorum, tekne de çok çay içtim o yüzden de olabilir, bugün hiç yorulmadım. Arabayı her zamanki yere parkettim ama bu sefer park yeri bana uzak gelmedi. Dönüşte de yorgun hissetmiyordum kendimi. Oysaki 8 saat kalmışız teknede.
( Tekne'de çay 15 TL soğuk içecek 50 TL)
Bu kadar saat teknede gümbür gümbür müzikte kafamın epey şişmesi gerekirdi. Ama başım da ağrımadı.
Teknede dinlemek zorunda kaldığım müziğimsi şeylerle genel kültürüme kalitenin yerlerde olduğu yeni şarkılar ekledim.
Eskiden yine böyle turlarda öğrendiğim, hep dalga geçtiğim
oy farfara farfara/ ateş de düştü şalvara
erik dalı gevrektir basmaya gelmez/ el gızı naziktir küsmeye gelmez
öyle mi diyon böyle mi diyon derdin nedir söylemiyon/ zambara mı zumbara mı sen de mi oldun angaralı
çek çek tulumbayı çek çek çek
Nerde yedin paraları söyle söyle/ nerde yedin dolarları söyle söyle/ boğazında kalsın boğazında kalsın
yine iyiymiş. Vallahi de iyiymiş.
Bu sene
Kızım seni limon gibi sıktılar
Portakal gibi soydular
Caaaart curt caaaarrt curt
gelmiş.
Allah'ım çık aklımdan çık.
Dinlediğimde bir an önce aklımdan uçup gitmesi için kendimi pıçaklamak istediğim yeni şarkılar girdi hayatıma. Beynime beynime saplandılar.
Allahım bu ne.
Defne de habire caaart curt deyip duruyor bugün.
En sarışınlar bende var
En kalitelisi de bende var
Geldiler amca, ner'deler?
Beşiktaş'ta hep yunuslar
Kız dedi "Bana hemen ver dolar"
Dedim ona "Bende TL var"
Araç var bende turbo var
Senin eski manitanda Clio var
Millet bunları dinleyip hoplayıp halay çekiyor. Hepsini de biliyorlar maşallah. Biz de sayelerinde öğrendik Allah razı olsun.
Artık insanların neredeyse çıplak gezmelerine de şaşırmıyorum.
Her sene çıplaklık derecesi de biraz daha artıyor.
Mesela eskiden gemi turlarında kadınlar özellikle eğilmek için bir sebep bulur -genelde bu bir martı ya da denizdeki balıklar olurdu- eteklerini uçuşturur iç çamaşırlarını gösterirlerdi.
Sonra etek kalktı direkt gömlekle dolaşmaya başladılar.
Bu sene mayo trendi ise şu şekilde; kalçalar tamamen ortada olacak. Kadınlar üstlerine herhangi bir şey, etek pareo vs hiçbir şey giymiyorlar. Öyle dolanıyorlar etrafta.
Önümüzdeki yıllarda tamamen çıplak dolaşsınlar da rahatlasınlar. Zaten avuç içi kadar olmuş bikiniler.
Bir şey giyiyorlarsa da giydikleri de genelde örtmek için değil sadece aksesuar gibi bir şeyler.
Mesela bir etek giyilecek ama o etek bir karıştan fazla olmayacak. İlla ki o g.t açıkta olacak öyle oynayacak halay çekecek. Ya da tül gibi bir şey giyilecek ama hoplayıp zıplarken mutlaka yanlışlıkla! g.t açıkta kalacak.
Günümüzde erkekler çok daha tesettürlü.
Ayrıca bu turda bir de şunu farkettim. Uzaktan gayet şekilli endamlı olan o vücutlar mesela uzaktan harika kusursuz şekilli bir g.t yakından gayet selülit dolu sarkmış lekeli buruşuk bir felaket.
Gayet de kusurlu kıllı lekeli yamru yumru her yeri yara bere dolu vücutlar uzaktan mükemmel görünüyormuş.
Bunları gördükten sonra uzun zamandır ilk kez bu yaz kendimi gayet güzel hissediyorum.
Demek ki sevgiliye kendini uzaktan tüllü bir şeyin altından göstermek gerekiyormuş.
Ya da eski zamanlarda olduğu gibi bir şömine ışığı gerekli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder