3/30/2025

YAĞMURLU BİR BAHAR GÜNÜ...

 


04.05.2024 Cumartesi

Bugün hava kapalı yağmur yağıyor. 

Çok güzel bir gün. 

Pek çok yapmak istediğim şey var, zaman bulamıyorum. Böyle havalar bence tam da bu işler için.

Evde pinekleyip bir yandan yağmuru izlerken bir yandan çay içebilir bir yandan müzik dinlerken normalde vakit ayırmayacağım işleri vicdan azabı çekmeden saatlere yayıp yapabilirim.

Bir sürü şey yapabilirdim evet ama herhalde hayatımın en boş günlerinden birini geçirdim bugün. 

Hayat takvimimden bir sayfa daha koptu.

Şu an geceyarısını da geçti.

 Bir daha anmak hatırlamak istemeyeceğim bomboş bir gün de işte nihayet geçti bitti.

Bugünlerde zaten bir anlamsızlık hali vardı üzerimde. 

Hep bir hüzün hep bir burukluk...

Okula gidiyorum geliyorum insanlarla konuşuyorum pazardan domates patates alıyorum kedimi hoplatıp zıplatıyorum, Defne'nin şakalarına gülüyorum ama yüreğimin orada bir sızı bir yara sürekli kanıyor. İçimden hep ağlıyorum.

Aslında bu his benim çok tanıdığım bildiğim bir histir.

Bazen unuturum içim açar kendimi mutlu umutlu güneşli hissederim ama maşallah  hüznüm kendini hiç özletmez bir bakmışım geri gelmiş kalbimin tam ortasına oturmuş beni bekler.

Bu aralar nefes alamıyorum.

Havalar bu günlerde hep kapalı o yüzden mi? Yoksa okullar bitiyor yaz tatili geliyor o yüzden mi?

Herkesten farklı olarak yaz tatillerini sevmem beni korkutuyor havalar ısındıkça içimi hafakanlar basıyor.

Yaz tatili ile ilgili hoş olmayan çok fazla anım var. 

Yaz tatili demek okulun bitmesi demek.

Can sıkıntısı demek.

 Herkesin bir yerlere dağılması bomboş evlerde yurtlarda tek başıma kalmak demek.

Havaların ısınması bizim Edremit'e anneannemlere gitmemiz demek.

Ya da Edremit'e hiçbir zaman kabul edemediğim o eve gitmek demek. 

Of neyse bu kısma hiç girmek istemiyorum.

 Daralıyorum.

Okulum aşırı anlamsız. Öğrencilerle  aramızdaki jenerasyon farkı artık tolere edilemeyecek düzeye gelmiş. Emekli de olamıyorum. 40 küsur öğrenciye zorla eğitim vermeye çalışmaktan yoruldum artık bıktım.

Arkadaşlarımı çok seviyorum ama tamamen benden kaynaklı bu aralar müthiş sıkılıyorum. Sohbetleri beni hiç açmıyor.

Eskiden tüm dertlerimden soyunarak içeri adım attığım beni bir kundak gibi sarıp sarmalayan sıcak huzurlu evim de bana sanki yabancı. Kontrolümden tamamen çıktığından beri burada da özlediğim huzurumu bulamıyorum.

Sanki hayatımda herşey bitmiş gibi.


"

Tek dayanağım tek mutluluk kaynağım Defneciğim...

O kadar seviyorum ki onu.

"


Bu son günlerde eve gelip hiçbir şey yapmıyorum. 

Gerçekten de yapmıyorum.

Hep yatıyorum. 

Eskiden ne yapardım diye düşünüyorum ama hiçbirini de yapacak güç bulamıyorum.

Tembelleğimin bir üst leveli var mı bilmiyorum.( inş yoktur)

Dün sabah uyandım. Hiç kalkasım yoktu. Ben de yatmaya devam ettim. Uyuduğumdan da değil aslında öylesine uzanıyorum.

 Ne beslenme hazırladım Defneciğe ne de kahvaltı. 

Hazırlandık çıktık.

Ekmekçi'den simit aldım Defne'nin beslenmesine onları koydum. Zar zor tam 08:30'da kapıdan geçerek Defne'yi okuluna bıraktım.

Sonra Safir'i veterine götürdüm iğnesini yaptırdım eve geldim.

Bulaşık makinasını boşalttım, kirlileri yerleştirdim. Evi havalanırdım. Yatakları vs topladım. Kurutmadan çamaşırları yerleştirdim.

Bir tane de kendime simit almıştım onunla kahvaltı yaptım.

Sonra dakikalar ışık hızı ile geçti. Banyo hazırlık vs derken okula geçtim.

Okulda herkes birşeyler yapıyor. Bir koşuşturmaca var her zamanki gibi. Ben ne yaptıklarını sormadım bile. Daha da rapor hazırlayacak halim yok. Uyarsınlar beni o zaman hazırlarım gerçekten de halim yok. 

Derslerime girdim çıktım. Allah bana bir güç verdi derslerimi canlı kanlı anlatabildim. 

Öğle arası biyoloji laboratuvarında toplandık kızlarla. Herkes birşeyler getirmişti. Ben de börek yapacaktım ama tembellikten yapamamıştım. Ekmekçiden bir paket ibiza tatlısı almıştım gelirken onu getirdim.

 Öğle arası hep beraber yaptıklarımızı yedik Herşey enfesti. Ortam güzeldi.

Çok  fazla artan olduğu için de hepimiz bir tabak da eve hazırladık. 

Sonra yine dersler sonra Defne'yi almaya gittim.

Eve geldiğimde çay demleyip o tabağı da akşam yemeği olarak yedim.

Sonra yine yatış hep yatış.

Defne'yi babası aldı.

Arada 20:30' da Safir'i iğneye götürdüm.

Akşam çok sıkıldım.

Bomboştu ev ve hayatım.

Evim sığındığım huzur bulduğum beni sarmalayan bir yer değildi sanki. 

Aslında herşey aynı idi ama nedense çok yalnız ve mutsuz hissettim kendimi.

Bomboş hiçbir şey yapmadan bir akşam geçirdim.  

Bir kaç izlemek istediğim not aldığım belgesel-film vardı. 

İnternette aradım bulamadım. 

Belki netflix'de bulurum diyerekten programı yükledim

Hiçbiri de netflixte yokmuş. İzlemek istediğim başka hiçbir şey de bulamadım.

Yine de bir film açtım öylesine 20 dakikadan fazla izleyemedim. 

Black Mirror'un yeni bölümleri çıkmış biraz izledim sarmadı. 

Love Death and Robots açtım o da olmadı.

 Bir iki belgesel açtım bir iki dakika izledim kapadım.

Netflixi karıştırarak öyle hiçbir şey de izlemeden koca akşam geçti. 

Arada çok acıktım. Evde hiç ekmek yoktu ben de mercimek çorbası içtim o da daha da acıkırdı beni. Ben de son bir tabak yeşil fasulye kalmıştı dolapta onu yedim. O da kesmedi. Sonra avakado salatası yaptım bir de onu yedim. Üstüne de 4-5 adet hurma yedim.

O kadar çok yedim ki biraz eritebilmek için  evde yürüyüş yaptım. 

Bu sırada en sevdiğim şarkıları açtım hepsi de kafamı şişirdi. 

Sonra da amaan yatayım bari dedim. Bugün  benden bir şey olmayacak belli.

Hemen uyumuşum.

Gece korkunç bir karın ağrısı ile uyandım. 

O kadar saçma sapan yemek yersem sonunda bu olur elbette.

O kadar yemeğe midem bağırsaklarım safra kesem karaciğerim karın bölgemde başka hangi organ varsa hepsi isyan etmiş olmalı.

Çok zor bir gece geçireceğimi anladım. 

2014 yılında da böyle bir hafta sonum hastanelerde geçmişti. Aynen böyle karnım ağrımıştı. O gün sabah yürüyüşe gitmiştik ben her türlü çiçeği koklamıştım da Kemal o çiçeklerden sen böyle oldun demişti.

Hiç unutmuyorum o zaman da öleceğimi zannetmiştim. 

Doktorlar 4-5 kere idrar tahlili sayısını bilmiyorum sürekli kan tahlili yapmıştı. Röntgen ultrason jinekoloji her bir yerim kontrol edilmişti 2 gün boyunca da hiç bir şey bulamamışlardı.

O gün bana ne olduğunu hâlâ merak ediyorum. 

Bu gece de ciddi ciddi öleceğimi düşündüm. 

Bol bol şehadet getirdim.

Sanki karnımı bir bıçak ile ince ince kestiler tüm gece. 

Ambulans çağırsam mı diye de epey düşündüm.

Ama acile gitsem yine aynı şeyler olacak biliyorum.

İnş bu gece ölmem diye dua ettim çünkü  Defneciğime " annen akşam çok yemiş herşeyi karıştırmış çatlamış sonunda " denmesini hiç istemem.

Sabaha kadar kıvrandıktan sonra sonunda bir ağrı kesici aldım. Bir türlü etki etmedi. Bana saatler gelen bir süre sonunda ise ağrılarım hafifledi. Sonra sızmışım. Uyandığımda yine ağrıyordu karnım. 

Biraz dolaştım. 

İnsan hasta iken de hiçbir şey yapamıyormuş. Ne bir şeyler okuyabildim ne de birşeyler izleyebildim.

Bomboş sadece acımı hissederek saatler geçti. 

Sonra Kemal'e mesaj attım;

 "Defne'yi getirme beni böyle görmesin."

Tamam dedi.  Ben de bir ağrı  kesici daha ve bir de buscopan içtim. Kıvrana kıvrana zaman geçmiş. Yine yatarken yatarken sızmışım.  

Uyandığımda saat 14 gibi idi. Kalktım biraz dolandım. Acıkmışım.

Daha bir iki saat önce acıdan kıvranan ben  simit ve muffinden oluşan güzel bir kahvaltı  yaptım.

Sonra yine yattım. Bu arada ilaçlardan mı  yoksa aslında bundan dolayı mı karnım ağrıyordu bilmiyorum ama adet olmuştum ve musluktan akar gibi kanım boşaldı. Her yer kan oldu. Hiç bu kadar kan kaybetmemiştim. Belki de bu yüzden halsizim bilemiyorum.

Akşam yine dışarıdan yemek söyledim.

Aman ölüp gideceğim şu dünyadan bir kâm alamadım geldim bu yaşıma, diyerekten kendime patlıcanlı kebap söyledim. 

Hasta hasta bir de kebap yedim.

Yemek yapamayacak halde idim.  

Sonra yine yatış. 

İşte şimdi de bunları yazıyorum. Biraz daha iyiyim toparlandım biraz galiba.

Yarın daha güzel bir gün olur inş. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder