3/29/2025

ZAANDIJK ZAANSE SCHANS, HOLLANDA

 


 Giethoorn'dan Amsterdam'a gitmek üzere Salı günü (14. 11. 2023) yola çıktık.

Yollar çok güzeldi. 

Her taraf kanal her taraf su.

Sulak arazilerde kuşlar kuğular ördekler var.

Ara ara harika evler ve bahçeler var. 

Hollanda'da kafana göre ev yapamıyormuşsun. O kadar belli ki. Çarpık göz yoran hiç bir bina yok. Yıkık dökük hiçbir yer yok. Kenarda köşede bir çöp bir süpürge bir alet edavat bile yok. 

Her yer tertemiz her yer çok düzenli her yer iç ferahlatıcı.

Yan tarafta bisiklet yolları var. İnsanlar gönül rahatlığı ile bu güzel doğada bisiklet kullanıyorlar. 

Hatırlıyorum da Kemal bisikletini ilk aldığı zamanlarda hem de Başakşehir'de metropolde yani, köpeklerin saldırısına uğramış hastanelik olmuştu. Ben Kayaşehir parkında bile güvenle yürüyemiyorum. Köpeklerden ödüm patlıyor. Kaç kere köpek saldırısına uğradım ve gözümün önünde kaç kişi köpek saldırısına uğradı.

Hollanda'da ise başıboş köpek yok. 

Aynı zamanda bir tane bile parmaklıklı pencere görmedim. 

Her yer tertemiz ve güvenli.

Bir ara durup benzin aldık. Burada benzini kendin alıyorsun.

 Trafik kurallarına herkes çok iyi uyuyor. Herkes sakin sakin gidiyor. Kimse trafikte korna çalmıyor el kol hareketi çekmiyor arabayı önüne şak diye kırmıyor.

Bu ülkede medeniyeti iliklerine kadar hissediyor insan. 

Amsterdam'a gelince Bolo District Cityden Otel'e geldik.


Burayı görünce nasıl ruhum sıkıldı anlatamam. 

Geithoorn'dan sonra bu yapılardan modern şehir hayatından nefret ettim. 
 
Oysa ki aslında otelimiz çok güzel bir yerde idi. 

Yanımızda kocaman bir kanal geçiyordu. Önümüzde kocaman bir park vardı.
Metroya trene yakındı. 

Gayet hoş bir oteldi aslında.

4. katta suitimize yerleştik. 2 banyo 2 tuvaletli mutfaklı salonlu geniş bir daire burası. Kapı yok ama 2 oda 1 salon gibi bir yer.
 (Bolo District Cityden suit gecesi 330 euro)

Osmancığın bir işi vardı. Gece ilerleyen saatlerde dönmek üzere gitti.

Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra hep beraber yürüyüşe çıktık.



Yakınımızdaki Erasmus Park'a gittik.

 Park çok güzeldi. 

Herkes spor yapıyordu. 

Annem hasta olduğu için çok dayanamadı otele döneyim ben dedi.

Bilaller de hızlı hızlı yürüdükleri için ben siz önden gidin dedim. Onlar da ayrıldı.

Biz Defne ile kanallara ördeklere köpeciklere baktık.

Aslında ortam güzeldi.

Lakin benim ruhum sıkıntıdan patlayacaktı neredeyse.

Defne de anne yoruldum ben deyip duruyordu. Yağmur da başladı. 

Otele döndük. 

Telefonumu Defne kaptı. Ben de TV 'den Liziqi'yi açtım hiç bir şey yapmadan boş boş bir gün geçirdim. ( Şu an çok pişmanım ama düşünüyorum da ne yapabilirdim. Defne yoruldu yürümek istemiyor. Annem hastalandı içeride yatıyordu. Yol bilmem iz bilmem telefonsuz çıkamam kendime güvenemem. Telefonu yanıma alıp çıksam Defne ben gelene kadar boşluktan hiç bir şey yapamamaktan kafayı yer. Annem hasta ona yaklaşmasını istemiyorum. Annem telefonunu Defne'ye verse bu sefer de annem sıkıntıdan patlayacak. Zaten de telefonunu vermez. Defne ile çıksak yürümek istemiyor yoruldu çocuk. Kısaca mecburen evde vakit geçirdim.) 

Akşam Bilaller geldi. 25 km yürümüşler. Amsterdam merkeze gitmişler çok güzelmiş.

Sonra Osman da geldi.

Yatma vakti gelince bizim yatakta yatmadık. Annem hasta olduğu için tüm odayı ona verdik. Biz içerideki devasa köşe koltuğunu açtık. Defne Ben Osman burada yattık. 
Tıpkı Abidin Dino'nun mutluluğun resmi tablosundakiler gibi idik.

O kadar mutlu uyudum ki anlatamam. 
....

Ertesi gün sabah daha gün doğmadan uyandım.

Burası İstanbul'a göre 2 saat geri. Yani ben kalktığımda saat 6:00 ama İstanbul'da saat 8:00 idi.

Vücut saatim İstanbul'a göre çalışıyor ve bu yüzden de sabahları uykumu almış olarak rahat rahat erkenden uyanabiliyorum.

Sabah uyandıktan bir müddet sonra herkes ayaklandı, kahvaltılık almak üzere Defne'yi de alıp Osman'la beraber buraya yakın bir süpermarkete gittik. 

Burada bir şey daha dikkatimi çekti. marketlerde kasiyer yok. Herkes kendi alıp ödeyip çıkıyor. Arada bir eleman ara ara kontrol ediyor. 

Marketlerde yiyecekler çok çeşitli ve çok taze...

Hepsi de iştah açıcı ve enfes görünüyor.

Bir sürü kahvaltılık malzeme ve taptaze sıcacık ekmekler aldıktan sonra suitimize döndük. 

Harika bir kahvaltı yaptık.

Sonra Zaandijk Zaanse Schans'a gitmek üzere yola çıktık.  

Bilal, Eylem, Ege Bora ve Osman bisikletle gidecekti.  Defne ile ben ise trenle gidecektik. 

 Bizi tren istasyonuna kadar getirdiler. Osmancık zaten biletleri önceden ayarlamıştı.

Osman herşeyi adım adım önceden anlattı.

 Lakin dakika bir gol bir yanlış trene bindim ve çok gerildim. Daha birinci adımda hata yaptım. 

Ama neyse ki Osman çok mutedil sakin ve çözüm odaklı davrandı olur böyle şeyler dedi. 

Zaandem durağında indiğimde Osman'la Ege Bora bizi karşıladı bir oh çektim rahatladım.

Sonra bizi doğru trene bindirdiler onlar da bisiklet kiralamak üzere geri gittiler. (Fakat kiralayamamışlar bir sonraki trenle Zaanse Schans'a geldiler.) 

Zaandijk Zaanse Schans'ta hepimiz buluştuk.

Geithoorn'dan sonra hiçbir yeri beğenemem zannetmiştim ama buraya da bayıldım.

Çok çok güzeldi.








Burada peynir müzesini  gördük.

Tahta Hollanda takunyaları nasıl yapılır öğrendik.

Yel değirmenlerini gördük. 

Sokakları dolaştık. 

Her taraf sıcak çikolata kokuyordu.

Harika bir gün geçirdik.

Bilal ve Eylem bisikletle döndüler biz Ege Bora Osman Defne trenle geldik.

Amsterdam'a gelince bir parkta mola verdik. Defne orada parkta epey oynadı bayıldı.

Yine süpermarketten yiyecek içecek alıp  suitimize döndük.  

Hazır doğranmış marul rendelenmiş havuç domates ve salatalıkla harika bir salata yaptık. İçine zeytinyağı ve limon koyduk harika oldu. Osmanla Bilal pizza yaptı. Yanında ben Defneye ve kendime yumurta haşladım.

Bir de annem için hazır tavuk suyu çorbası almıştık. O kadar güzel oldu ki. Bol bol limon sıkıp içtik.

 Harika bir akşam yemeği idi.

Defne ben annem otelde kaldık. Bilaller yine Amsterdamı gezmeye gitti.

Keşke ben de gidebilseydim.

Ama annem biraz iyi olmakla birlikte hala gripti Defne'yi de yalnız bırakamazdım. Biz de gitsek Bilallere ayak bağı olurduk.

Kısmet inş bir daha ki sefere merkeze giderim inş.

Bu günümüz de böyle  geçti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder