3/30/2025

2024 KURBAN BAYRAMI, EDREMİT

 

15.06.2024 Cumartesi  

Uzun yorucu zorlu bir dönemden sonra nihayet dün karneleri verdik, öğrencilerimizi uğurladık.

Bu sabah 4'de uyandım. Zaten dün akşam tüm valizleri eşyaları arabaya yerleştirmiştim. Sabah Safir'i ve onun eşyalarını da alıp çıktık. 

Sabah 5'de yollardaydık.

Başta herşey iyi gidiyordu. Keyifli keyifli hem de hızlıca geliyordum. Yollar da çok kalabalık değildi. Herhalde 10 olmadan evde olurum, kahvaltıyı Edremit'te annemle yaparım diyordum. 

Lakin 1-2 saat sonra bana müthiş bir yorgunluk çöktü. 

İstanbul bu hafta çok sıcaktı. Geceleri hiç uyuyamadım. Hem de bu hafta hiç durmaksızın hem okul işleri hem de Edremit tatili için çok fazla çalıştım. Bir sürü yere gittim, bir sürü iş hallettim. 

Normalde bu yol bana bu kadar uzun gelmezdi ama bugün yolda bir iki saat sonra yorgunluğum galebe çaldı ve saat 7 civarı artık tükendiğimi hissettim.

Tekirdağ'ı geçtikten sonra İnecik taraflarında bir Shell istasyonunda durdum.  Ergün Kahvaltı ve Yemek Salonu gibi bir yer vardı yanında. Kahvaltı salonunun yan tarafında büyük gölgeli ferah ağaçlık bir bahçe vardı. Oraya arabayı parkettim ve hemen gözlerimi kapadım. 

Allah'ım nasıl yorgundum.

Yaklaşık 1 saat yatıştan sonra hâlâ çok  uykusuzdum. Açılmak için çay aldım biraz bahçede gezindim. 

Aslında biraz uyuyabilsem daha doğrusu bir dalabilsem kendime gelirdim ama Defne izin vermedi. Ben gözümü kapadığım anda o uyandı ve doğal olarak bir müddet sonra canı çok sıkıldı. Beni de bırakmadı ki biraz uyuyayım.

Sonra yeniden mecbur yola çıktık. Ezine taraflarında bir yerlerde yine durdum. Uyumamak için çay alayım bari dedim. Bir şeyler yersem gözlerim açılır belki dedim yanına tost kurabiye aldım.

Bir saatten fazla da burada durduk. 

Bu yolculuğumda epey mola verdim yani.

Ama hâlâ çok yorgundum.

Körfeze indiğimde her kırmızı ışıkta Defne yeşil yanınca haber ver diyordum gözlerimi kapatıyordum. Gözümü kapadığım anda da rüya görüyordum.

Bugün araba kullanırken 3 kez uyuyakladım. 

Gözlerim açık ama yine de dalıyordum bir bakıyorum yan şeride kaymışım. Bir kalp çarpıntısı ile 10-15 dakika idare ediyordum sonra yine gözlerimi ovuşturarak esneyerek yola devam ediyordum.  

Bu sefer Edremit yolculuğum bir işkenceye dönüştü.

Gözlerimden yaşlar gele gele dualar ede ede Allah'ım kazasız belasız bir eve varsam diye diye nihayet Edremit'e vardım.

Edremit'e geldim ama bu sefer de yukarı çıkarılacak bir sürü eşya var. Bizim evde asansör yok.

 Valizleri eve çıkarıncaya kadar canım çıktı.

Artık başım fırfır dönüyordu.

 Direk banyoya girdim. Oradan da kendimi yatağa zor attım. 

Annem pizza yapmış lahmacun yapmış.

Hiçbirini yiyemedim.

Biraz uyudum. Daha doğrusu uyumaya çalıştım. 

Annemler bu sırada dışarı çıktılar.

Sonra sonra biraz kendime geldim.

Defne'ye söz vermiştim, Pelitköy'e akşamüstü denize götürdüm.

Deniz bugün dalgalı idi. Defne suya bayıldı. Akşam ilerleyen saatlerde döndük.

Dönüşte bir Edremit klasiği olarak hevesle dondurmacımıza da gittik. Lakin bu sene dondurmayı bozmuşlar. Artık o da herkesinki gibi olmuş; üzüldüm. 

Sonra eve geldik. Defne o kadar yorulmuş ki hemen yattı. Ben zaten hep yorgunum ama Safir evde yoktu. Evde epey bir aradık.

Sonra annem aşağıya da bakalım dedi: Belki düşmüştür Allah korusun.

Aşağıya inerken dayımlarla karşılaştık. Meğer Safir balkondaki asmadan dayımlara atlamış. (Kamera görüntülerine bakmışlar oradan biliyorlar ) Evden de çıkmak bilmemiş. Dayımlarda bizim kedimiz olduğunu  bilmedikleri için sokak kedisi zannettikleri için kovalamışlar. (Aşağı atmış da olabilirler bence.)

Aşağı indik. Nihayet Safir'i kömürlükte bulduk.

Fakat Safir kesinlikle gelmek istemedi. Herkes seferber oldu ama Safir'i bir türlü kömürlükten çıkaramadık. 

Sonra ben, tövbe bismillah hayatımda böyle izbe kirli pis bir yere adım atmamış olan ben, gecenin kör karanlığında, Allah'ım ya bir yılan ayağıma sarılırsa ben ne yaparım diye kafayı sıyırmama ramak kala, Allah'ım ne olur farklı alemlerden herhangi bir varlık gösterme bana, destur savul destur savul diye diye örümcek ağlarını ittire ittire, paslanmış sobaların yıllardır dokunulmamış zeytin bidonlarının kıtır kıtır odunların ne işe yarayacağını hiçbir zaman anlayamayacağım tozlanmış pislenmiş bozulmuş binbir türlü araç gerecin çer çöpün arasından kömürlükte ilerledim, en dibe saklanmış gözleri iki elmas parçası gibi parlayan Safir'i güçlükle kucakladım.

Bu sırada kucağımda Safir'le kömürlükten çıkarken Safir'i elimde tutmak için onunla o kadar mücadele ettim ki sonunda Safir çok kötü 2 cırmık atarak elimden kaçtı. 

Kediler nankörmüş gerçekten de.

O cırmıklara hiç gerek yoktu.

Safiri eve getirmekten mecburen vazgeçip kolumda iki derin yarıkla eve çıktık. 

 Defne'ye yolda iken Safir gittiğimiz gibi kaçacak şimdiden kendini hazırla demiştim. Ve dediğim de çıktı. Gerçekten de Safir daha 24 saat geçmeden evden kaçtı.


18.06.2024 Pazar

Bugün erkenden uyandım. Daha 7 bile değildi. Bugün Osman'ın odasını düzenleyeceğim. 

Osman birkaç gün önce Hollanda'da oturum izni aldı. Çok sevinçliyim. Nasılsa eşyalarını yakın bir zamanda götürürüz. 

Bu odaya yerleşmeyi düşünüyorum. 

Önce Osman'ın gittiğinden beri hiç dokunmadığımız eşyalarını benim valizlere yerleştirdim. 

Annem 2 yıldır burada hiçbir temizlik düzenleme vs yapmamış.

Her yer nasıl toz toprak anlatamam.

 Dolapları çekmeceleri boşalttım. 

Biraz yerleştim ki annem de uyandı neyse ki fazla bir tepki vermedi ama epey bir bozuldu farkettim. Nasılsa bir iki aya kalmaz bu eşyalar valize girecek Hollanda'ya gidecek dedim kendimi savundum. Annem de bana hak verdi sanırım ki bir müddet sonra yardım etmeye karar verdi. Bazayı da boşalttık. Osman'ın  kayak takımını patenlerini raketini pinpon toplarını nevresimlerini battaniyesini biblolarını alet edavat çantasını bazaya yerleştirdik. Onları da artık birer ikişer Hollanda'ya götürürüz. 

Akşama kadar odada uğraştım.

Tüm fazlalıkları dışarı çıkardım.

Oda mis gibi oldu. 

Bu evde ömrümde ilk kez bu odayı kullabiliyorum.

Tüm eşyalarımı rahat rahat yerleştirdim. Öyle rahat ettim ki. 

Tabii havalar da iyi. Henüz sıcaklar  bastırmadı. 

İşlerimizi bitirdik. Ben de bir keyif çayı koymuştum ki annemin kurbanı geldi. 

Bu sene annem danaya girmiş. Etler güzel bir kutuda geldi. Biraz soğumasını bekledikten sonra hemen işe koyulduk. Etler öyle güzel geldi ki maşallah. Dağıtılacaklar kıyma yapılacaklar güveç için olanlar vs derken hemen işler bitti. 2 tencere kavurma yaptık. Annem Osman'a da götürecekmiş minik bir tencere de ona ayırdı.

Annem bacağım için de bana kolajen desteği için kemik kaynattı.

Akşam işimiz bitip de biraz dinlenince de hep beraber Faruk Serpil Parkı'na yani Büyük Edremit Parkı'na gittik. 

Bu sefer de Beyza Dondurmacısı'ndan yani benim çocukluğumun dondurmacısından dondurma aldık. O dondurmada eh işte idare eder idi. Defne ise bayıldı. 

Safir'i de bugün bir kaç kere besledik bu arada. 

Almaya çalıştık eve getirmek için çok uğraştık ama kesinlikle gelmeyi reddediyor.

...

17.06.2024 Pazartesi

Bugün sabah daha 7 olmadan uyandım.

Önce  biraz kitap okudum. Peyami Safa'nın Fatih Harbiye kitabını okuyorum. Bilmem ki bu kaçıncı okuyuşum. Ama yine bir kez daha çok beğendim. Kahvaltıya kadar bitirdim.

Kahvaltıdan sonra annemin salondaki konsolunu boşalttım. 

Basit bir konsol temizliği zannedilebilir ama değil. Hiçbir şeyin yerinin belli olmadığı önüne gelen herşeyin bir yerlere tıkıştırıldığı bizim evde bir konsol temizliği saatler alabilir.

Herhalde bir milyon tane eşya çıktı konsoldan.  Annemle yeniden yerleştirdik. Çıkan çerçöp'ün bir kısmını attırmayı başardım. Çoğu ise aynen geri konsola girdi. Yine de epey farketti. 

Yani dağınıklık öyle bir mertebede ki bizim evde pirinçlerle nevresimler kesme şekerlerle banyo havluları yanyana.( Hâlâ öyle bu arada)  Anneme göre bunda bir sorun yok. Hatta mercimeklerin kavanozların yanından annemin 50 yıl önce kullandığı sütyeni çıktı ki anneme göre bunda abartılacak bir şey yok.

Sonra hazırlandık denize gittik. 

Bayram olduğu için çok çok kalabalıktı. Son anda park için bir yer bulabildik. 

Aynı zamanda biz geldiğimizde tam da bir aile kalkıyordu hemen onların yerine geçtik.

Bugün  epey bir yüzdük.

Deniz güzeldi.




18.06.2024 Salı

Bu sabah 8 gibi uyandım. Önce Safir'in yemeğini suyunu verdim. Oradan Karadeniz  Fırın'dan simit ve kavala kurabiyesi aldım.

Evde kahvaltı yaptıktan sonra hazırlandık.

 Köye gittik.

Önce babamı ziyaret ettik. 

Sonra halama gittik. Eniştemin kardeşinin kızı Ayşe eşi ve çocukları Asena ve Afra vardı. 

Babaannemin elini öptük, çok iyi görünüyordu maşallah. Herkesin bayramlarını kutladık. Yedik içtik. Sonra amcamlara geçtik. Oradan babamın halasının gelini Şükriye yengelere de uğrayıp bayramlarını  kutladıktan sonra eve döndük.

Terasta yemek yedik. Annem kemik kaynatmıştı. Bol sarımsaklı limonlu kemik suyu inş şifa olur hepimize.

 Biraz oturduk. Biraz da evde balkonda oturduktan sonra yattık. Şu an ev çok sıcak. Annem balkonda betonların üzerinde uyuyor. Ben de azıcık ferahlarım belki diye başıma su döktüm. Elimi yüzümü boynumu yıkadım. Vantilatörü dibime kadar yaklaşırdım. Azıcık ferahladım. Şimdi gecenin 3'ü. Sıcaktan uyuyamadığım için bunları yazıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder