3/29/2025

ALTIN VE BEYAZIMSI

 

23.12.2023

İlk balıkla başladık. 

Defne tutturmuştu balık da balık diye. Sonunda ısrarlara dayanamayıp pazardaki yerden akvaryum yem ve 2 tane de balıkcık almıştık.

Altın'la Beyazımsı hayatımıza böyle girdi.

Japon balıklarının her ne kadar iyi bakıldığında yıllarca yaşayabildiğini duysak da genellikle akvaryumda ömürleri pek kısa oluyor.

 Daha önce üniversite son sınıfta iken 2 tane japon balığı almıştım. Kartal'da yurtta en üst katta odamda kitaplıķta duruyorlardı. O balıklarla ilgili hiçbir anım yok. İyi bakıp bakmadığımı hatırlamıyorum. 

Tek hatırladığım bir akşam okuldan döndüğümde her ikisinin de ters dönüp  akvaryumda hareketsiz yattıklarını gördüğüm an.  

O an yaşadığım şaşkınlık, vicdan azabı ile karışık üzüntüyü ise hâlâ içimde hissedebiliyorum. 

Bu balıkların fazla yaşamadığını bildiğimden uzunca bir süre bizim balıklara bağlanmamak için nafile bir çabaya girdim. 

Hiç ilişki kurmadım. Hiç bakmadım. Neye benzediklerini bile tam olarak bilmiyordum.

Yine de bir kaç ay sonra o pörtlek gözlere alıştım. Mini minicik balıklarımı sevmeye başladım.

Yazın Edremit'te cehennem sıcaklarında sıcaktan aman ölmesinler diye esintili bir yere koyup da uyumaya terasa gitmiştim. Sabahında masanın üstünde Altın'ın kurumaktan pütür pütür olmuş minicik bedenini bulduğumda nasıl da içim ezilmişti. 

Ağlaya ağlaya gözlerim şişmişti. 

Küçük ama duygulu bir seromoni ile terastaki asma ağacının altına gömmüştük Altın'ı. 

Sonra Beyazımsı yalnız kaldı. Yanına bir arkadaş aldık ama sadece 10-15 dakika yaşayabildi o da eve gelir gelmez öldü.

Öyle öyle zaman geçti.

Beyazımsı tek kalınca zamanla eski canlı halinden eser kalmadı. 

Bir sabah erkenden lavaboya gitmek için uyandığımda yerde Beyazımsıyı gördüm.

O da intihar etmişti.

 Hemen suya attım. Kesin ölmüştür dedim ama o yaşadı.  Sanırım kendini aşağı atar atmaz uyanmışım ve bulmuşum onu.

Sonrasında Beyazımsı pek kendine gelemedi.

Önce hep aşağıda taşların üstünde yattı. Ölecek herhalde dedim ölmedi. 

Hatta veterinere gittim ama bir şey yapamadık onun için.

Sonra haftalarca hep üstte yüzdü durdu.

En son olarak da yan yan yüzmeye başladı.

Her zaman beni görünce saklanan ürken minik balığım ben akvaryuma yaklaşınca yanıma gelmeye başladı. 

Ben yanağımı dayıyordum o da yanağımın  oraya geliyordu. 

Artık öleceğini anlamıştım.

 Acaba benden yardım mı istiyordu, acı mı çekiyordu, ya da o da öleceğini mi anlamıştı da korkuyor muydu hiç bir zaman bilemeyecek olmak da zayıf bir anımda beni çıldırtacak muammalardan biri.

O -bence acı içinde ama inş acı  hissetmiyordur balıklar- geçen bir kaç gün çok kötü idi. Artık ölse de acılarından kurtulsa diyordum. Doğada olsa birine yem olur böyle acı çekmezdi diyordum. Ne hakkımız var doğaya karışmaya hiç gereksiz acı çektirmeye diyordum. 

Böyle böyle bir kaç gün içinde bir akşam üstü öldüğünde içim nasıl da acımıştı ama aynı zamanda acılarından kurtulduğu için rahatlamıştım da öyle karmakarışık duygular içindeydim.

O küçük balığın acziyetinde babamı gördüm bu yüzden normalden daha fazla etkilendim. Minicik balığım ölüme giderken her dakikasında babacığımı andım.

Babacığım gitti artık yok. Yazıyorum ama ne kalbim ne beynim beni ben yapan hiçbir şey bunu kabul etmiyor. 

Elbette bir balıkla babamı aynı kefeye koymuyorum. Ama Beyazımsı'nın zor geçen son günleri babamın son günlerini hatırlattı. Zaten aslında hiç unutmamıştım.

Defne ile küçük bir anma töreni yapıp kağıt  havluya sarıp kapının önündeki sardunyanın altına gömdük Beyazımsı'yı.

Akvaryum şimdi Defne'nin odasında dolabın üstünde. 

Balıklarım öleli haftalar oluyor.

Neden şimdi böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum bilmem ki.

Bugün 22 Aralık..

En uzun karanlık geceler..

Gerçekten kara kapkaranlık geceler.

Günlerdir sadece yatıyorum. Arada okula gidiyorum. Arkadaşlarla konuşuyorum. Bulaşık yıkayıp yemek hazırlıyorum.

Görüntüde normal hayatına devam eden bir kadınım.

Kimse görmüyor ama içten içe hep ağlıyorum.

Acımı anlatacağım derdimi paylaşacağım bir kişi bile yok.

İçim acıyor.

Ama bu durumu değiştirecek ne bir gücüm ne de halim var.

...

Evet balıklarım öleli haftalar oluyor.

Bu süreçte Defne bu sefer de bir kedi diye tutturdu.

Kedi de Allah kedi...

Başta impossible idi.

Sonra her gün yaklaşık 1 saat ağlama ve 3-4 saat darlamadan sonra acaba demeye başladım.

Şimdi  de bir de kedimiz oldu.

Aslında bu yazı Safir ile ilgili olacaktı ama girizgah biraz uzun oldu. 

Bu yüzden Safir başka bir yazıya kaldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder