3/30/2025

ADALI YALI

 


 21.04.2024

O kadar güzel bir rüya gördüm ki bunu şimdi yani uyanır uyanmaz unutmadan,  hatırladıklarımı hemen yazmak istiyorum.

Böyle rüyaları ayda yılda bir görüyorum.

Uyandığımda çok mutlu oluyorum.

Rüyamda bir evde misafir idik. Yanımda şu anda hatırlayamadığım arkadaşlarım vardı. Ya sohbette idik ya da Kuran okuyorduk.

Ev gayet zengin birinin evi idi; belliydi. 

Sonra ev sahibi bayan dedi ki "İsterseniz bahçemde devam edelim."

Biz de olur dedik ve bahçeye çıktık.

 Gayet dengeli ne büyük ne küçük bu eve yaraşır çim bir bahçe görünüyordu. İleride tam karşımızda yeşil çalılardan çitler ve üstlerinde heykeller vardı.

Sonra taraçadan basamaklardan inip de yan tarafa bakınca denizin kenarında olduğumuzu anladım.

Boğaza sıfır kocaman bir bahçe.

O kadar güzeldi ki.

Deniz tam ayaklarımızın altında idi.

Biraz ilerleyince bir ada gördük. 

Ada bazı kısımlarda bizim bahçeye bir adım mesafe kadar yakındı. Oradan atladık. Adanın çimlerinin üzerinde yürüyüş  yapmaya başladık. Adanın ilerleyen tarafında denize bakan kısmında kayalıklar başladı orada da yürüdük.

 Bu sırada Defne'nin gülücüklerini duydum. O da arkadaşları ile oynuyordu. Defnecik dikkatli ol dedim ama tabii ki Defne suya düştü biraz ıslandı aman boşverdim rüyamda, üstünde kurur ne olacak. 

İşte böyle...

Yazınca çok basit kaldı.

Ama rüyam hiç öyle değildi. 

Mutlulukla uyandım.

Hava da öyle güzel ki bu sabah.

Yazmışken geçenlerde gördüğüm unutmak istemediğim bir rüyamı da yazayım. 

Yerden biraz yüksekçe beyaz mermer bir balkonda, saray balkonu gibi bir yerdeydim.

Hafif loş bir ortam vardı. Balkon yine çok  yüksek kubbeli saray gibi Ayasofya gibi bir binanın içindeydi.

Ortam güzeldi kasvetli değildi.

 Yanımda mavi mi yeşil mi bir türlü anlaşılamayan ama çok güzel anlamlı gözleri olan çok yakışıklı tanımadığım ama kalbini kalbime yakın bulduğum biri vardı.

Ona diyorum ki bak sana uçmayı öğreteceğim.

Sonra bir zıplıyorum o mermer balkondan ve uçmaya başlıyorum.  

Önce o yüksek kubbeli mekanın içindeki evlerden konaklardan geçtim.

Orası bir kentmiş.

Bir yandan da uçmayı öğretiyorum.

Sonra o kubbeli devasa mekandan çıktım.

 Dışarıya güneşli aydınlık iç ferahlatan bir yere çıktım. 

Önce bağlar bahçeler geçtim. Sonra Mardin'deki Mezopotamya tarlalaları gibi göz alabildiğine geniş yeşil tarlalar başladı. Üzerlerinden jet hızı ile geçiyorum. Arada İshakpaşa Sarayı gibi ama çok güzel bakımlı bembeyaz saraylar görüyordum. Onların da yanlarından üstlerinden geçiyorum.  

Manevralar sirtolar yapıyordum.

Bir yandan da yanımdaki kişiye bak böyle yaparsan yukarı çıkarsın böyle yaparsan yana doğru kayarsın vs diyorum. 

Gerisini unutmuşum. 

Uyandığımda bir yürek genişlemesi ile ferahtım.

Mutlu pazarlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder