Bugün World Pride Amsterdam 2026 Kanal geçişi var.
Araba 5 kişilik. 2 kişinin evde kalması lazım.
Annem tövbe estağfirullah, hacıyım ben, ne işim olur öyle yerlerde, kesinlikle gelmem dedi.
Geçen yıl Amsterdam gezisi zannederek hiç bir şey bilmeden Defne ile gidip çok da eğlenmeme rağmen sonradan pişman olmuştum. Çocuklar için hiç uygun değil bu festival. Defne bu sene evde annemle kalması gerekiyor.
İyi...
Ben de zaten bu etkinliğe gitmek istemiyordum.
İ.ne görmeye hiç de meraklı değilim.
Ben de kalırım seninle evde dedim.
Son olarak annem ben Defne üçümüz evde kalacaktık ki Defne ben yengemlerle gideyim o zaman Amsterdam'a, ne olur ne olur diye diye beni darlamaya başladı.
Bu sefer de evdekiler Köln'e de gelmedin zaten, buna da mı gelmeyeceksin dediler.
10 yaşındaki çocuk için uygun değil dedim.
Annem o kadar net ki bu konuda fikir dahi beyan etmeye tenezzül etmedi.
Hiç beklemezdim ama Ege Boracığım ben de hiç doğru bulmuyorum, Defne daha küçük dedi.
Diğerleri Defne gelmesin zaten ağlarsa ağlasın sen gel modundalar. Ben de acıyorum Defne'ye.
Bu festival 18 yaş üstü mü? Chatcpt'ye sorduk. O da bu festival çocuklar için uygundur dedi.
Baktım Defne'yi evde bıraksam içim hiç rahat etmeyecek. Beraber evde kalsak bir ömür bizimkiler konuşup duracak. Ayrıca ben de gitmek görmek istiyorum merak ediyorum. Bu Hollanda'ya 3.gelişim ama Amsterdam'ı istediğim gibi gezemedim bir türlü. Götüreyim bari dedim.
Neyse sonunda Defne de geldi. Bilal de arkamızdan trenle geldi. Sadece annem evde kaldı.
Amsterdam'a geldik.
Her taraf nasıl kalabalık nasıl anlatamam. Mahşer yeri gibi. Dünyanın her tarafından insan akmış buraya.
Bazı sokaklara tam gireceğiz Bilal yok buradan gitmeyelim vs diyor. Defne için uygun olmayan içerik varmış oralarda. Uygunsuz bir şey görüyorum Defne'nin dikkatini başka yöne çekmeye çalışıyorum.
Amsterdam'a geldiğim anda pişman oldum.
Bir köprüye geldik. Gösteriyi izlemeye başladık. Yanımızda iki adam bazı uygunsuz hareketlere başladılar. Ben de hemen Defne'ye çaktırmadan uzaklaştım. Daha güzel görebileceğimiz bir yer bulabiliriz Defneciğim dedim. Sonra başka bir kız çocuğunun da olduğu bir köprüye geldik.
İnsanlar önceden gelip yerlere örtü sermişler Piknik masaları sandalyeleri mini dolapları yiyecek içecekleri ile gelmişler.
ama
vicdan azabından pek mutlu olamadım. (Defne faktörü)
Bir ara sıcaktan yüksek sesten kalabalıktan çok bunaldım, kalbimde bir ağırlık hissettim, kalp krizi geçiriyorum zannettim. Boğulacak gibi oldum. Allah'ım dedim inşallah burada ölmem.
Dedem camide yatsı namazını kıldırırken vitrin son rekatında kunut tekbirinde kolu kalkmamış o sırada beyin kanaması geçiriyormuş, sabaha doğru da vefat etmiş. Sakın namazda vefat eden dedenin pride'da ölen torunu olmayayım ben de. Yarabbim sen koru.
Hiç ara vermeden bir yere yaslanmadan dikilmekten ayaklarım da çok ağrıdı. Allah'ın bana cezası herhalde.
Sonra Amsterdam sokaklarını dolaşmaya başladık. Meşhur Dam Meydanı'na geldik. Burada devasa bir parti vardı. Bu partiler genellikle 18 yaş üstü oluyor. Biz Defne ile buraları dolaşırız siz isterseniz geçin dedim. Bilaller çok güneş ve sıcak var boşver dediler.
Partiler eğlenceler sabaha kadar sürüyormuş.
Ben eve gidelim artık dedim. Çünkü çok bunalmıştım. Bu arada 3 saat belki daha fazla köprüde dikildik bir de Amsterdam sokaklarında 8 km yürümüşüz. Ama yine de bizimkiler sanki çok az gezmişiz gibi hissettirdiler. Biz olmasak gece 23'e 24'e kadar gezerlerdi herhalde.
Kendimi bugün bir de ayak bağı olmuş gibi de hissettim. Kendimi kötü hissetmem için bir neden daha işte.
Yolda artık baş ağrım ayak ağrım yorgunluğum çok şiddetlendi.
Bir de üstüne arabada yüksek sesle hareketli müzikler dinlediler.
Bu sırada çok güzel bir otelin bahçesinde Osman Teslasını doldurmak için mola verdi.
Hollanda'da Tesla doldurmak bedava. Ayrıca şarj istasyonlarını en güzel konumlara koymuşlar.
Ben ıhlaya ıhlaya otele lavaboya gittim. Bir elimi yüzümü yıkayayım kendime geleyim dedim. O sırada bir yaşlı amca merdivenlerden çok kötü düştü. Hemen koştum durumu kötü görünüyordu. Baktım yerde kanlar var hemen yukarı çıktım yardım istedim. Döndüğümüzde adam düştüğü yerden kalkamamıştı. Kaşı dudağı patlamış. Sonra onu görevlilere teslim edip çıktım ama nasıl adrenalin salgıladıysam ayağımın ağrısı geçmişti.
Yaşlı amcaya üzülmekten kendi acımı unuttum. Sallana sallana geldiğim otelden koşar adımlarla uzaklaştım.
Alışveriş yaptıktan sonra da eve geldik.
Oh be..
Evde hayat var gerçekten.
Annem Balıkesir usulü nohut ( sadece nohut sıvı yağ ve soğan, salçasız ve etsiz) yapmış yanına bulgur pilavı ve cacık.
Yemek harikaydı.
Osman nohutu çok sever. Onun sevdiği yemekleri yapıyoruz sürekli.
Akşam çay içerken Pride'ı değerlendirirken Bilal, ben bu insanları kınamıyorum. Çevremizde de vardır belki. Ama ben sakallı croplu etekli erkek görünce gözlerim kanıyor bakamıyorum bile dedi.
Ege Bora sabah geçici dövme yaptırmıştı, gözlerine sürme vs çekmişti. Bu festival için tuhaf saçma sapan bir şeyler giyme fikirleri vardı da zor vazgeçirmiştim. Mutlu mutlu gitmişti Amsterdam'a. Ama Amsterdam'da adamın biri buna sarkıntılık etmiş. Nerede oturuyorsun falan demiş. O da Türkçe okunuşu ile Goada demiş. Adam da Türkçe okunuşu ile Hoada deyip kahkayı basmış. Bizim Goada'yı biz Guda diye okuyoruz ama aslında Hoada diye okunuyormuş. Ne varsa bunda gülünecek? Ege Bora buna çok gıcık kapmış sinir olmuş. Pride'da da sıkılmış.
Eylem geçen yıla göre sönük bulmuş.
Ben de bu sene daha edepli buldum. Osman çok güldü buna. Ona göre biz alışmışız. Geçen yıl şaşkınlıkla izleyip bir yıl boyunca bu görüntüleri sindirdiğimiz için normalleştirmişiz. Yoksa her şey geçmiş yıllarla ile paralel imiş.
Pride'da en çok akıllarda kalan şey ise Dj'ler değil dansçılar değil emek verildiği besbelli kostümler değil Madonna'nın pride 'a katılıyor olması falan değil bunların hiçbiri değilmiş.
Akıllarında kalan tek şey benim köprüde Defnee Defnee diye bağırmammış.
Defne ile köprüye geldiğimizde Defne daha rahat görebilsin diye onu öne almıştım. O kadar kalabalık ki bir müddet sonra bir adam arkasına geçmişti ben bir kaç adım uzağına düşmüştüm. Ben de adam yanlış bir şey yapmasın gözüm her an üstünde anlamında Defnee Defnee ben buradayım demiştim. Defnenin hemen arka taraflarında bulunan Ege Bora'ya da ara ara kontrol et demiştim. Neyi kontrol edeceğim hala demişti. Taciz ederse bana söyle. Çünkü bu adam kızıma dokunursa onu öldürüp şu kanala atıveririm. O yüzden eline koluna bir bak ara ara yokla demiştim.
Ne varsa bunda, nasıl sinir olmuş nasıl sinir olmuş bana. Kafamda hâlâ senin Defneee Defneee deyişin yankılanıyor hala dedi.
O kadar bam bam bam müziğin binlerce insanın sesi arasında benim sesim kafasında yankılanıyormuş nedense.
Besbelli ki Ege Bora'yı kimse taciz etmemiş şimdiye dek.
Yıllar önce Burhaniye'de denize girerken bizimle denize giren bir çocuk varmış. Biz ne zaman gitsek onlar da oradaymış. Çocuk denizdeyken annesi hep Yamaaan Yamaaan diye bağırıyormuş. Bilal bu kadına ve istemeden de olsa minik Yamana müthiş sinir oluyormuş.
Artık hepsi Yaman'ı unutmaya hazırmış. Artık onun yerine benim Pride 'da Defneee Defneee deyişimi hatırlayacaklarmış.
Zaten o günden sonra ne zaman Defne'ye seslensem bir kaç gün sonra da durup dururken ( Çünkü sırf o sesi duymamak için daha da Defne demedim.) mesela kahvaltıda çay içerken Yamaaaan Yamaaaaan diye bağırıp durdular. Başta ben de gülüyordum ama sonra baktım bitmiyor surat asmaya başladım. Ben surat attıkça daha da hoşlarına gitti coştular. Günde 5 vakit Yamaaan Yamaaan diyorlar.
2026 Pride da bu şekilde geçti.
Her günümüz bir öncekinden güzel olsun inş.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder