8/08/2026

WOORDEN, HOLLANDA 9. GÜN

31.07.2026 Cuma

Hollanda'da hava hâlâ çok sıcak.

Bu sıcakta gezme planı yapamıyoruz. 

Aslında buraya gelmeden önce bir sürü yeni yer görmeyi planlamıştım. Bilaller de bir sürü plan yapmış. Ama hiçbirini de faaliyete geçirmedik.

Bilaller Köln'e gittiler ama sonrasında neden bilmem ( bence sıcaktan) diğer Hollanda harici ülkelerdeki planlarını iptal ettiler. 

Ben Brugge 'u merak ediyordum ama buradaki sessiz sakin huzurlu köy hayatını bırakıp kaosa kalabalığa girmek istemedim.

Driebruggen'da günler geceler çok güzel.  Hiçbirimiz de buradan ayrılmak istemiyoruz sanırım.   

7 kişi birlikte hareket etmek de çok zor. 2 kişi geride kalması gerekiyor. Bu da baya etkili bir sebep. Defne ben kalmam diyor. 

Ben Defne annem evde kaldığımızda da onlar farklı bir yerlere değil de genellikle Amsterdam'a gittiler. 

Osman'ın da pek gezesi yoktu açıkçası.

Bilal'in dediğine göre Hollanda'yı gezerken bir müddet sonra her yer insana aynı gelmeye başlıyormuş. Her yer çok güzel her yer çok bakımlı.

Benim açımdan evde durmakta hiç problem yok bu arada.

Ben kardeşimi ziyarete geldim. Onu görmek onunla vakit geçirmek istiyorum.

 Dribruggen ise tam benim hayatımı geçirmek isteyeceğim bir yer. Evde işlerimi bitirdikten sonra hergün farklı bir yöne doğru yürüyorum. Her yer ayrı ayrı çok güzel. Burada hiç sıkılmadım.

İşte yine plansız programsız bir gün olan bugün Bilal bisikletle çıktı nereye gitti  bilmiyorum. Ege Bora da diğer bisikletle bir yerlere gitti. 

Annem ayakları çok ağrıdığı için ( ayağını kırmış iyileşme sürecinde) evde kaldı.

Osman'ın Woorden taraflarında bir işi varmış.

Geçen yıl Woorden'a bayılmıştım.

Biz de Osmana takıldık. ( Defne Eylem ben)

Osman işlerini hallederken biz de gezdik.

Woorden bize 12 km uzaklıkta.

Önce merkezdeki meydana gittik. Bir kilise ve etrafında bir sürü dükkan kafe var.

Meydanda dükkanlara girdik. Etrafı dolaştık.






Meşhur Luciano Dondurmacısı'ndan dondurma aldık. 2 topu 5 euro idi yine. 

Defne muzlu ve sade dondurma istedi. Satıcı kıza vanilla and banana dedim. Vanilya ve pembe mor renk ne olduğunu anlayamadığımız bir dondurma koydu. O kaseyi Eylemlere verdim. Sonra banana and vanilla diyorum anlamıyor. Sonunda anlasın diye yellow long fruit, banana banana dedim.  Sonunda kız anladı.

Muzu böyle tarif ettiğim için tatil boyunca evdekiler benle dalga geçti. 

Bu arada dondurmalar çok kötüydü. Bizim maraş usulü dondurmanın üstüne dondurma tanımıyorum.

Biraz daha dolaştık.









Sonra dönüşte 2. el dükkanlarından birine  girdik. Orada bir vazoyu çok beğendim. 3 euro imiş. Ödeme yaparken bozukluğum yoktu. Satış bölümündeki bayan ( Bu arada burada çalışan çoğu kişi gönüllü çalışıyormuş, para almıyorlarmış. Hollanda'da bizde hiç olmayan gönüllülük esasına dayalı çalışma çok yaygın. İnsanlar işleri sonrası, hafta sonları ya da emeklilik sonrası ücretsiz çalışıyorlar.) bozukluk yok mu dedi. Ben de yok dedim. Oooo rich women dedi. Neyse vazomu aldım. Ama bizimkiler ooo rich women'ı tabii ki her fırsatta kullandılar. Bu da Yılmaz ailesinde bir atasözü olarak kaldı sanırım.


Sonra  akşam yemeği için alışverişimizi yapıp eve döndük.

Çok güzel bir gündü.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder