30.05.2026 Cumartesi
Yüksekova'da sabah kahvaltı 07.00'de başlıyordu. Hareket saatimiz ise 08.30'du.
Yüksekova'dan Van Başkale'ye doğru yolculuğumuz başladı.
Yüksekova'da Cilo Dağları o kadar güzel ki. Ara ara köyler de görüyorduk.
Otobüsten bir kaç foroğraf çektim.
Yol boyu o kadar güzel yerler gördük ki. Buralara bahar yeni yeni gelmiş. Bir sürü yeni yeni açmış meyve ağaçları gördük. Her tarafta yabani otlar daha önce hiç görmediğim çiçekler vardi. Mesela uçuk mor bir ot bir tarlayı boydan boya kaplamıştı ama daha sonra ise başka hiç görmediğim bir bitki karşı tarlayı kaplamıştı.
Yolda etrafa bakarken benim hiç bilmediğim çok büyük bir kuş süzülerek tepelerden birine indi. O kadar estetik uçuyordu ki. Bence kartal olabilir bu kuş.
Bir de bir tarladan küçük yemyeşil parlayan bir kuş otobüse yaklaşıp sonra tekrar tarlaların arasına girdi.
İki saat süren yolculuktan sonra Başkale'nin Yavuzlar Köyü'ne geldik.
Buraya Vanadokya deniyor.
Burası Kapadokya benzeri oluşumlar içeriyor. Kapadokya'nın genç hali diyebiliriz. Bir de biraz daha dar alanda oluşmuş.
Köye gelmemizle çocuklar etrafımızı sardı.
Bir baktım bizim gruptan ton ton amca hep yanında taşıdığı siyah çantasından koca bir tomar para çıkarıp her gelen çocuğa bayram harçlığı dağıtıyor. Tabi bir anda etrafında büyük bir kalabalık toplandı ki çok hoş bir görüntüydü. Paraları dağıtırken bir oğlana oğlum bu 3. sıraya girişin bence yeter dedi ki hepimiz çok güldük.
Bu sırada kayaların aradından tozu dumana kata kata bir koyun sürüsü geldi ki hayatımda bu kadar güzel bir an nadiren yaşamışımdır. Koyunlar bizi görünce önce biraz ürktüler ve uzakta durdular. Ama arkadan o kadar çok koyun geldi ki mecburen uzaktan uzaktan hızlıca yanımızdan kaçtılar. ( Videodaki sesler benim değil grupbumuzdaki bir arkadaşın sesi)
Köyün çıkışında tepede Aziz Bartholomeus Kilisesi vardı.
Birkaç kişi yukarı çıktık diğerleri otobüsten inmedi bile.
Aziz Bartholeomeus Hz İsa'nın havarilerinden biri imiş. Kilise harabe olmuş Ama manzara harika iyi ki de çıkmışım.
Buradan ayrılıp Van'a doğru hareket ettik.
Hoşap Kalesi'ne geldik.
Hoşap Kalesi kapalı imiş. O yüzde aşağıdan fotoğrafını çekmekle yetindik.
Buradan Van Gevaş'a geldik.
Önce teknelerin olduğu yerde yemek yedik.
Ben kelodoş aldım bir de tırşık çorbası Defne ise tavuk kanat.
Tırşık çorbasına bayıldım. Kelodoş'u da beğendim. Hiç bilmediğim bir tat idi.
Üstüne bir de sütlaç aldım.
Yemekler güzeldi beğendim. Fiyatları ise abartılı buldum.
Mesela yöresel kelodoş denilen yemek bir kare çikolata büyüklüğünde idi. Bir dilim börek kadar diyelim.
2 yıl önce Doğu Anadolu Turu'nda da burada ayran aşı çorbası almıştım o da güzeldi.
Sonra hızlıca Akdamar Adası'na gitmek üzere teknemize bindik.
Akdamar Adası çok kalabalıktı. Her taraftan insan toplanmıştı. Kilise hakkında bilgi alıp serbest zaman verildi. Etrafı yeniden dolaştım. Seyir Terası'na gittim. Sonra kafeye geçtim. Muhabbet hoştu.
Sonra da Gevaş'a geri döndük. Oradan da Edremit'e geçtik. Bu arada Van'da da aynı İstanbul'da olduğu gibi trafik var. Dur kalk dur kalk yolculuğumuz epey uzun sürdü. Burada önce bir dükkanda Van otlu peynir ve yöresel ürün tadımı için bir şarküteride durduk.
Herkes dünya kadar peynir vs aldı. Ben soğuk zincir kırılacağı için almadım. Kaju ve siirt fıstığı aldım.
Sonra da otobüsümüze atlayıp otelimize geldik.
Van'da otelimiz Karaca Otel.
Otelimiz gayet güzel çıktı.
Akşam yemeği de gayet temiz nezih ve güzeldi.
Biz tok olduğumuz için akşam yemeğini Defne ile birlikte yemek üzere bir porsiyon aldık.
Sonra da çay faslı vardı. Çaylar çok güzeldi ve ücretsizdi. Epey restorant'ta oturduk muhabbet ettik.
Sonra da odalarımıza çekildik.
Bugünkü harcamalarım
Akdamar Tekne turu 1000 TL
Gevaş'ta öğle yemeği: 1530
Van Yöresel Ürünler: 1291


















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder