29.05.2026 Cuma
Bugün sabah kahvaltı 7.00'de başlıyordu. Hareket saatimiz ise 08.00'de idi.
Valizlerimizi tur otobüsümüze yükledikten sonra bizi bekleyen servis araçlarına geçtik.
(Servis Ücreti: 1200+600= 1800 TL)
Aslında tur programına göre Cilo Buzulu, Gelezo Şelalesi, Cennet Vadisi, Mergan Yaylası vardı. Lakin bu sene iklim şaştı. Bu mevsimde çok kar yağmış, bizim gideceğimiz yollar kapanmış. Güvenlik gerekçesi ile bizi başka bir yere götürdüler. Gruptaki bazı kişiler çok üzüldü. ( Ben de.) Cilo Buzulu'na gitmek için epey ısrar ettiler. Lakin yollar kapalı imiş. Oraları görmek için dağcı ekipmanları gerekli imiş. Yani Cilo Buzulu'na gidemedik. Onun yerine Kato Dağı'na çıkacakmışız.
Harika manzaralar eşliğinde aracımızla devam ettik. Giderken bir köprüye geldik. Köprü aşağıdaki dağın altında idi.
Sular o kadar coşkun akıyordu ki yer yer köprünün üstünden atlıyordu. Minibüs şoförü köprüden geçmekte tereddüt etti. Aşağı inip kontrol etti. Oradaki askerlerle istişare ettiler. Ben eğer bir tehlike görüyorsanız geçmeyin dedim. Gruptakiler "Yoksa buraya da mı gidemeyeceğiz hiç bir yere gidemedik zaten" diye hayıflandılar. Neyse sonunda geçtik karşıya. Elhamdülillah....
Dağlar dağlar karlı dağlar...
Çok güzel manzaralar eşliğinde yaklaşık yarım saat 45 dakika sonra Kaval Şelalesi'nin olduğu tepeye geldik.
Önce minik bir yürüyüş yaptık. Etrafta hiç kimseler yoktu. Sadece kuş sesleri ve ezdiğimiz otların sesleri vardı.
Sonra kayalıklara yaklaştık. Arkadan derin ve ürkütücü bir çağlayan sesi geldi.
Sonra da şelale göründü.
Hiç hayatımda böyle bir şey görmedim.
Fotoğraftan bir şey anlaşılmıyor. O yüzden bir de video ekliyorum.
Bence biraz da korkutucu idi.
Burada epey bir durduk izledik.
Aşağıya indiğimde merdivenin tahtalarından biri çürümüştü, sallanıyordu. Buraya, dereye -Allah korusun- düşsen yaşama şansın sıfır bence. Cesedini de herhalde anca Basra Körfezi'nden alırlar.
Buradan geri döndük. Bu arada Kaval Şelalesi en deli akan büyük bir şelale. Bunun dışında etrafta daha bir sürü şelale var. Aslında sadece burada değil Hakkari'de her yerden su akıyor. Her taraftan kayaların otların arasından sular fışkırıyor. O kadar güzeller ki. Sadece bir tanesi için bile durulur saatlerce izlenir.
Buradan çıktık yola devam ettik. Yolda bir yerde durup sularımızı doldurduk.
Hakkari Şivişk Vadisi'ne gittik.
Burası epey bir yüksekte kalıyor.
Arabamızı parkettikten sonra rehberimiz yaklaşık 35-40 dakika daha yukarı doğru yürüyeceğimizi söylediğinde başta şaka yapıyor zannettim. Biraz ötede bazı insanlar toplanmıştı. Oraya gidiyoruz diye düşünmüştüm ki orası bile uzak göründü gözüme.
Evet o toplananların oraya değil çok daha yükseğe çıkacakmışız meğer. Yani Zafer Bey şaka yapmıyormuş. Doğru imiş. Gerçekten de 35-40 dakika boyunca yukarı çıktık. Bizim servis araçları aşağıda minicik kaldı.
Başta çıkmak kolaydı. Sadece suların aktığı kaygan bölgelerden uzak durmak yetiyordu. Bir süre sonra sulardan kaçmak imkansız hale geldi. Sonra vazgeçtim. Ayakkabım su ile doldu, sorun değil. Defne'nin bembeyaz pantalonu bembeyaz ayakkabıları çamurla doldu aman evde yıkarım napıyım dedim. Ama sonra önümüze bir kar tabakası geldi ki orası epey bizi zorladı.
Bizim gruptakiler dağcı bagetleri ile gelmişler ona göre bot giymişler pıtır pıtır geçip gittiler. Bir kısmımız burayı geçemedi burada kalıp geri döndü. Biz de çocukları düşünüp napsak dedik. Sonunda ama bir denemeye karar verdik.
Neyse epey bir çaba ve bolca yardımla bu kar kütlesinden geçebildik ki bize yardım eden beyler kim hiçbir fikrim yok. Buranın çobanları olabilir mi acaba?
Biraz daha tepeye çıkınca ters lalelerin olduğu yere geldik.
Ben ters laleleri instagramda sürekli görüyordum. Ama benim bunları dünya gözü ile görmem mümkün değil diyordum. Çünkü onların açtığı mevsimde bizim okulumuz var. Allah herşeye kadir işte.
Buna kim alem-i imkan derler
Olmaz olmaz deme olmaz olmaz.
Olmaz bil de "olur"u, olur bilde "olmaz"ı;
Buluver günü geçmez, pörsümez ve solmazı...
Normalde ters lale bu mevsimde olmazmış ama bu sene mevsimler şaştığı için hâlâ dağlarda var. Bir de bizim Cilo Buzulu iptal olunca biz de bu güzel çiçekleri görebildik.
Bol bol ters lale fotoğrafı çektim.
Çok güzellerdi.
Burada da epey oturup manzarayı seyrettik. Hayatımda hiç duymadığım bazı kuş sesleri geliyordu etraftan. Manzarada göz alabildiğince bakıyordum bir tane bile insan yapısı bir şey yoktu. Sadece çayırlar sonra dağlar dağlar...
Hava da çok güzeldi..
Aşağıda çayırın ortasında dışarıdan hiç farkedilmeyen içme suyunun aktığı yerde mola verdik.
Servisci amcalar bize ocakta gerçek odun ateşinde çay yapmışlar. Sabah ben de 1 adet simit 2 adet üçgen peynir almıştım. Defne ile yedik. Bu sırada N. Hanım nereden bulmuşsa bir tane domates getirdi yarısını da bana verdi. Yarım domates üçgen peynir ve yarım simit... Odun ateşinde çay... Manzaraya karşı taşlara oturduk. Hayatımın en güzel kahvaltılarından birini yaptım.
Herkes o kadar mutluydu ki...
Gruptan bir arkadaş üşenmemiş kocaman bir karpuz almış. Belki 15 kilo o karpuzu bir de yukarı taşımış kim taşıdı ise. Sonra onu kestiler. Herkes elinde bir dilim karpuzla mutlu mutlu muhabbet ediyordu.
Sonra mutlulukla servislerimize bindik ve geri yolculuğumuz başladı.
Dönerken bir yerde mola verdik. Orada da yöresel kıyafet giymiş kadınlar vardı. Altın kemerleri abartılı takıları ve parlayan elbiseleri ile çok güzellerdi.
Meğerse orada bir düğün varmış. Biz de gittik. Çok güzel kara kaşlı kara gözlü kızlar incecik bellerinde altın kemerler (ki hepsi de gerçekmiş bu takıların) abartılı kolyeleri kalın bilezikleri ile halay çekiyorlardı. Hepsi de kuğu gibi idi, o kadar zariflerdi. Kıyafetler ise asla açık değildi. Hareketler abartılı değildi. Asalet ve zariflik fışkırıyordu hallerinden endamlarından.
Erkekler ise yan tarafta idiler onlar da orada halay çekiyordu.
Ben bu zarafete bu edebe hayran kaldım.
Aslında ben de halay çekmek isterdim ama bilmiyorum hem de bu güzel ortama yakışmam gibi geldi.
Mutluluklar dileyerek hayırlı olsunlarla buradan ayrıldık. Yola devam ederken Deniz Gezmiş Köprüsü'nü gördük. Burada da bir fotoğraf molası verdik.
Deniz Gezmiş bu köprünün yapılmasına vesile olmuş hem de kendisi de burada çalışmış.
Buradan çıkınca da Hakkari Merkez'e geldik.
Hakkari'nin tek anıtsal yapısı Hakkari Meydan Medresesi'ni gördük.
Burası da gayet güzeldi.
Daha sonra bizi almaya gelen tur otobüsümüze binip Yüksekova'ya doğru hareket ettik.
Hakkari dağların arasında bir şehir. Tabiat çok zorlu. Dağların aradından vadileri aşa aşa ilerlemek gerekiyor.
Lakin Yüksekova'ya yaklaştıkça dağlar aralandı. Arazi düzeldi. Çok geniş bir ova oluştu. Etrafta karlı Cilo Dağları'nın ortasında devasa geniş bir ova.
Harika görünüyordu Yüksekova.
Buradan merkezdeki otelimize geldik: Yüksekova Elite My Garden Otel.
Otobüsten indiğimiz gibi hani çok sıcak yaz günlerinde büyük bir markete gelince buzdolabı reyonunda üzerinize buz gibi nemli bir hava yapışır ya sanki burada da buzluğa giriyor gibi soğuk bir hava karşıladı bizi.
Otelimize giriş yaptık. Odamız gayet güzel sevimli temiz hoş bir odaydı.
Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra çıktık.
Buralarda otellerde akşam yemeği verilmiyormuş.
Otelin biraz ilerisinde güzel bir restoran vardı. Epey acıkmıştık. Ama restoran yiyecek bir şey olmadığını söyledi. (Bayram)
Etrafta neredeyse tüm dükkanlar da kapalı idi. Biz de marketten ekmek peynir alırız napalım diye düşündük. Ama otele girmeden önce Yüksekova nasılmış bir bakalım dedik. Çarşıya gittik. Orada merkezde sokak satıcıları şiş kebap yapıyorlardı. Çok da güzel kokuyordu.
Çocuklar da oh mis gibi kokuyor dedi ben de tamam alırım bir şiş dedim. N. Hanım ise sokak satıcılarından birşeyler almıyormuş.
Ben et dürüm çocuklar ise tavuk dürüm aldı.
(Dürümün tanesi 140 TL)
N. Hanım da marketten bisküvi vs aldı.
Bence yemek oldukça güzeldi. Ben gayet severek yedim. Lezzetli buldum.
Buraya 530 TL ödedim.
Sonra da otele döndük.
Sonra Defne ile ben yan tarafta bulunan künefeciye geçtik. Ben künefe söyledim Defne'ye ise dondurma aldık.
Çay muhteşemdi. Künefe ise ömrümde yediğim( yemediğim desem daha doğru olur.) en kötü künefe idi. Bence bayram diye fırını yakmadılar. Çünkü künefenin peyniri erimemişti.
Bizim guruptan yemeği halleden arkadaşlar sırası ile buraya tatlı yemeğe geliyordu. Bir sürü kişi gördük muhabbet ettik.
Künefe 400 TL
Bir bardak çay 15 TL
Bir külah dondurma 100 TL
Sonra da döndük.
Çok güzel bir gün geçirdik.
Bugünkü harcamalarım
Servis 1800
Sokak dürümcü 520
Künefeci 530
Marketten şampuan çikolata vs 420 TL
















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder