4/26/2026

GÖZTEPE 60.YIL PARKI


 25.04.2026 Cumartesi

Bu sabah Göztepe 60. Yıl Parkı'na gittik.

Daha önce buraya hiç gitmemiştim. Marmara Üniversitesi'nde okuduğum halde böyle bir yerden haberim yoktu (Marmara Üniversitesi Göztepe'de).

Bu sene burayı instagramda görmeye başladım. O kadar güzel görünüyor ki bu park. 

 Evet çok güzel ama burası bana çok uzak. Buraya ulaşmak için Boğaziçi Köprüsü'nü geçmem gerek. Bir de sadece bir park için o kadar yol ve o kadar trafik çekmeye değer mi diye düşündüğümden erteleyip durmuştum. 

Dün merakıma yenik düştüm ve gitmeye karar verdim. 

Lakin bu sabah epey uyumuşum. Uyandığımda saat 8'e yaklaşıyordu. Güneş epey yükselmişti. İstanbul trafiğine yakalanmamak ve gezinti yerlerini kalabalık bastırmadan gezebilmek için geç kaldım.

Ama bu sabah hava çok güzel güneşli ve sıcak. Yine de şansımı denemek istiyorum.

 Hemen hazırlanıp çıktık. 

Göztepe 60. Yıl Parkı bize yaklaşık 39 km uzaklıkta. 

Hayret bir şey ki çok da trafik yoktu bu sabah. Yaklaşık 1 saat sonra parka ulaştık.

Ben deniz kıyısında Emirgân Korusu ya da Beykoz Korusu gibi güvenlikle girilen otoparkı vs olan bir koru ya da  Başakşehir Millet Bahçesi gibi devasa bir alan bekliyordum. Ama burası yaşlı dedelerin sabahtan akşama bir bankta oturarak ömür tükettikleri mahalle aralarındaki parklara benziyor. 

Aracı yolun kenarına parkedip içeri girdik.

Daha kapıdan girer girmez buranın öyle alelade bir mahalle arası park olmadığı anlaşıldı.

Daha parka adım attığımız anda ne kadar da güzel bir park diye düşünmüşüz sadece ben değil Defne de babası da.

Her yer laleler sakuralar süs elmaları her yer sarı pembe mor rengarenk o kadar güzel ki.

Hayatımda gördüğüm en güzel bahçe burası olabilir.

Önce bir şeyler yiyelim dedik. Parkın içinde Beltur var. 

Beltur'un yemek yemek için hepitopu 4-5 küçük masası var ve hepsi dolu. Bir genç  etrafta o kadar bank var çimenler var herhangi güzel bir ağacın altına da oturabilir ama nedense buradaki masaya yayılmış burada sıra bekliyen insanların hemen yanında kitap okuyor ve neredeyse kanatlarımızın altında o kadar dibimizde olduğu halde hiç kalkası da yok gibi görünüyor. Bir tane yaşlı teyze yine yüzlerce güzel ağaç altı olabilir ama nedense burada oturmayı tercih etmiş. Öyle oturuyor. Yani iki adım öteye gitse de bir banka otursa biz de rahatça masada yiyebilsek. 

Biraz bekledim belki kalkarlar diye ama anlaşıldı ki biz burada oturamayacağız.

 Ben kendime peynirli sandviç aldım. Defne'nin babası çift kaşarlı tost Defne ise muffin istedi. Çay henüz hazır değilmiş o yüzden de 2 tane limonata aldım. ( 715 TL tuttu.)

Biraz ilerde bir banka oturduk. Defne ile babası kahvaltılarını yaptılar (Ben bir şey yiyemedim.).

Kahvaltıdan sonra Defne hemen oyun parkına yöneldi. Ben de Defne'yi babası ile baş başa bırakıp parkı dolaşmaya başladım.

Burası çok da büyük bir park değil ama çok güzel dizayn edilmiş. ( Az önce wikiden baktım 80.475 m2 imiş. O kadar da küçük değilmiş yani.)

Her tarafta bir renk cümbüşü var. Sakuralar süs elmaları güzel kokan bahar ağaçları ve ismini bilmediğim kokulu başka ağaçlar. Laleler o kadar renkli ve güzel ki...  Çeşit çeşit farklı türde laleler gördüm. Sakuralar hâlâ çiçeklerini dökmemiş. Süs elmaları ise en güzel zamanlarında.




Beklediğimden zannettiğimden daha da güzelmiş burası.

İyi ki de ihmal etmemişiz ve gelmişiz.

Bahar rotalarıma burayı da ekledim.

Ben bu sabah fotoğraf çekmelere doyamadım. O güzellikleri kadraja bir türlü  sığdıramadım.

Buranın güzel olmasının bir sebebi de Bağdat Caddesi'nin hemen yanında olması yani buraya gelen halkın sosyoekonomik düzeyinin çok yüksek olması. Bu da her hale her tavra herşeye yansıyor. Mesela hiç bir yerde çekirdek çitleyen yoktu. Çocukların aileleri çocuklarının başında çocukları ile çok güzel ilgileniyordu. Bağırış çağırış yoktu. Oradan oraya koşturan birbirine vuran ortalığı karıştıran böğüren çocuk yoktu. 

Bir sürü kadın ve erkek kitap okuyordu.  

Bir aile sakuraların altında son ses Ebru Gündeş açmışlar sanki çok iyi bir şey yapıyorlarmış gibi etraftan bir de övgü bekler gibi bakınıyorlardı, onlar hariç. İnsanlar buraya kafa dinlemeye kuş sesi duymaya geliyor. Böyle semtte otursan da ne yaparsan yap bu tipler bir yerden gelip güzel ortamı bulurlar huzur bozarlar.

Bir de bu güzel parkta bu güzel kokulu ağaçlar içinde sigara içen kadın hariç. Buraya temiz hava almaya geliyoruz biz. İlle bozacak leş gibi kokutacak etrafı. Sigaranı al git 10 metre ötede dışarıda iç ne diye kirletiyorsun güzelim temiz havayı. Yine sigara içenlerde görülen müthiş bencillik tabii ki burada da boy gösteriyor.

Bunlar dışında hep güzellik hep ferahlık... 



Bugün ömrümde ilk kez ağaçların arasında bir büyük baştankara kuşu gördüm. O kadar hoşuma gitti ki. Onu da çekmek istedim ama başaramadım. 

Parkta büyük baştankara kuşları hep ötüyordu (Herkesin bildiği diğer kuşlara ek olarak) ama bugün bir de ek olarak çıvgın kuşunun sesini de ayırt edebildim. Bunu da kendi küçük zaferlerimden biri sayıyor ve kendimle gurur duyuyorum.

Parkta her lalenin her sakuranın her bir çiçeğin fotoğrafını çekmeye kalkmıştım ki artık yoruldum. Defne ile de biraz parkta gezip sonrasında yine çocuk parkında biraz oynadıktan sonra parkın içinde bulunan Kemal Sunal Müzesi'ne geçtik.

Aslında hiç ilgimi çekmiyordu burası ama aklımda kalmasın içeride ne varmış bir görelim diye girdim.

Burada öğretmen 65 TL imiş Defne için para almadılar. 

Biraz canım sıkıldı. Hiç ilgimi çekmiyor artı bir de 130 TL ödedim ne gerek varsa diye içimden geçiriyordum ki içeri girmemle bir mutluluk dalgası yayılması bir oldu.

Kemal Sunal'ın kendisi ile özdeşleşmiş kıyafetleri film afişleri filmlerden sahneler. Meğer ne kadar da içimize işlemiş o filmler. 





Kemal Sunal'ın filmlerde giydiği kıyafetlerin neredeyse hepsini hatırlıyorum. 

Her fotoğrafla her dekorla  çocukluğumda tekrar tekrar izlediğimiz filmleri yeniden izlemiş gibi oldum. Gezerken hep gülüyorduk. Aa bak bu Şabaniye filmindeki elbisesi, bu sünnet olurken giydiği, bu Süt Kardeşler, bu Tosun Paşa. Çok sıradan olsa da bu kıyafetlerin hepsi de aklımda kalmış. Hatta orada bir palto vardı hangi filmde  kullanılmıştı o an hatırlayamadım ama şu anda çok net hatırlıyorum. O paltoyu da Sosyete Şaban'da giymişti.

Kemal Sunal bir de kilit koleksiyonu yapıyormuş. 

Burayı çok beğendim. Defne bile çok sevdi. Mutlu mutlu ayrıldık. İyi ki de girmişiz.

Sonra da artık gidelim dedik. 12 gibi çıktık buradan. Yaklaşık 1, 1.5 saat sonra evdeydik.

Hepimiz 10/10 verdik buraya.

Her bahar gelmeyi düşünüyorum. 




1 yorum:

  1. Resimler çok güzel, insanın içi açılıyor. Şu sıralar yanlış yerde lale arıyorsunuz diye başlayan notlarla bu park sürekli önümde ama diğer yakanın sakini olunca ters kalıyor haliyle. Siz gibi merakıma yenik düşmeliyim belki de :)

    YanıtlaSil