Defne bir haftadır "anne ne olur bu hafta geziye gitme" diye beni ikna etmeye çalışıyor. Hatta dün epey bir ağladı.
Sen de gel beraber gezelim diyorum istemiyor. (Haklı... Çünkü bu turlar çok yorucu oluyor, çocuklara göre değil) Babanla kal, o da evde oturmayı seviyor, beraber oturun evde işte diyorum onu da istemiyor.
Neyse sonunda Defne razı oldu. Akşam çok geç saatte babası da geldi aldı. Pijamalarını bile giymişti. Direkt yatar diye üstünü değiştirmeden bir hırka giydirip yolladım.
...
Bu sabah erkenden kalktım. Artık yolu da bildiğimden içim rahat rahat Metro'ya geçtim.
Tam vaktinde Mecidiyeköy'de idim.
Servisimiz bizi aldı. Yolcuları ala ala ilerledik.
Bu sefer tur arkadaşlarım tam vaktinde geldi. Hiç gecikme yaşamadık.
İlk olarak Poyrazköy'e geldik.
Öyle tenha öyle sakin ki buralar.
Kimseler yok.
Poyrazköy adı gibi epey rüzgar alıyor.
Hava da geçen haftaların aksine bu hafta baya soğuk. Ayrıca bulutlu ve karanlık. Yağdı yağacak gibi duruyor.
Hepimiz şallara montlara sarıldık.
Otları eze eze patika yollardan Poyrazköy Gözetleme Kulesi'ne geldik.
Biz oralarda gezindikçe hiç alışık olmadığımız taze kekik-hayıt-nane karışımı ot kokusu geliyordu.
Arkadaşlar güzel ve yabanî kokulu otlardan topladılar.
Yol boyu servisimiz bu otlardan koktu.
Poyrazköy Gözetleme Kulesi'nden 3. Köprü Yavuz Sultan Selim Köprü'sü görünüyor.
Öte tarafta ise boğazın tam da başladığı yerler ve Karadeniz görünüyor.
Aslında buralarda bir de kale var ama tam belli olmuyor. Kalıntılarını gördük.
Burada tek biz vardık ve manzara enfesti.
Buradan aşağı Poyrazköy'e doğru ilerledik. Yol boyu böğürtlenler yaban çilekleri muşmula kuşburnu gibi rengarenk sonbahar meyvelerini gördük.
Hepsi de harika görünüyordu.
Köyden geçerek çok büyük bir ağacın gölgesinde manzaraya karşı bir kahvede oturduk.
Ben sahanda yumurta ve bir dilim peynir yanına da çay söyledim.
Yumurta o kadar güzeldi ki galiba hayatımın en güzel kahvaltılarından birini yaptım.
Burada kahvaltı molasından sonra tarihi Poyrazköy Camisi'ni gördük.
Arka bahçesinden çıktık. Hiç beklemezdim ama arka tarafta süper bir kayalık ve eşsiz bir manzara var.
Burada bir de plaj varmış ve ücretsizmiş.
Burada harika manzaralı balıkçılar var. Belki bir gün buraya balık yemeğe geliriz.
Burada biraz manzaraya baktıktan sonra servislerimize bindik.
Daha önce Poyrazköy'e gelmemiştim. Buranın sakinliğine dinginliğine havasına bayıldım.
Sadece burayı görerek iyi ki de bu tura katılmışım dedim.
Buradan araçlarımıza binip Anadolu Feneri'ne geldik.
Burası da Poyrazköy gibi minicik bir köy.
Her tarafta inekler kazlar tavuklar vs var.
Evlerin çok eski olduğu hemen belli oluyor.
Önce Feneri gezdik manzaraya baktık.
Sonra da yandaki tarihî camiye gittik. Oradan da manzara çok güzeldi.
Buradan köyün arka sokaklarından patika yollardan ağaçları tuta tuta aşağı sahile indik.
Burada kayık çekmek için rampalar vardı.
Bir adam olta ile balık tutmaya çalışıyordu.
Sahilde salaş yamru yumru eski zamanlardan kalma gibi görünen balıkçı kahvesi vardı. Bazı arkadaşlar hemen o kahveye geçti. Ben sahile doğru ilerledim.
Dalgalar her vurduğu yerde beyaz beyaz köpükler oluşturmuştu.
Dalga seslerini unutmamak için hemen videoya çektim.
Sakin şıpır şıpır denizleri sevdiğim gibi hırçın dalgalı köpük köpük denizi de severim.
Denizin her halini seviyorum.
Orada bir 5-10 dakika sahile karşı oturduk.
Çok harika dingin bir zaman dilimi idi.
Buradan servislerimize binip Yoros Kalesi'ne geldik.
Bu arada yol boyu ilginç bir durum gözlemledik. Ekim ayında olmamıza rağmen erguvanlar açmış hatta baharda açan erikler kirazlar vs bir sürü ağaç çiçek açmış.
Allah hayırlara tebdil etsin diyerek devam ettik.
Yoros Kalesi'nin de tarihini öğrendikten sonra manzara'ya baktık.
Yoros Kalesi her zamanki gibi harika idi.
Buradan yürüye yürüye aşağı indik.
Kahvaltı mekanlarından geçtik. Bir gün buraya kahvaltıya gelmek istiyorum.
Anadolu Kavağı'nda önce Lakerda Balıkçı'ya gittik.
Ben tam mevsimi olduğu için palamut istedim.
(Bu arada bu fotoğrafı ben çekmedim Gezi arkadaşlarımdan biri çekti ben de buraya koyayım dedim. Ben yemek fotoğrafı çekmiyorum.)
Bana palamut biraz kuru lezzetsiz bir balık gibi geliyor ama levrek ya da çupra gibi çiftlik balığı yiyeceğime deniz balığı yerim daha iyi dedim.
Nasıl yapıyorlar nasıl pişiriyorlar bilmiyorum ama palamut enfesti. Kuru kuru değildi. Gayet lezzetli idi. Sanırım epey yağlanmış ve güzelleşmiş. Doğru da pişirince ortaya şahane bir şey çıkmış.
Ayrıca daha yeni Poyrazköy'de kahvaltı yapmıştım. Üstüne bu balığı nasıl yiyebildim ben de şaşıyorum.
Balığın yanına turşu getirdiler. Bir de kola istedim ben. Aslında turşu suyu isteyecektik oranın sahibi espirili güleryüzlü Trabzonlu amca nedense tavsiye etmem siz soğuk başka birşey için dedi.
Sonra da ikram olarak tahin helvası ve çay geldi.
Ortam güzeldi. Baya sohbet muhabbet ettik.
Sonra da hemen Anadolu Kavağı'nı gezmeye başladım.
Her tarafta bahçeli güzel evler vardı.
Sonra sahil de çok güzeldi.
Sonra rehberimiz Tahsin Toğrul Anadolu Kavağı iskelesini açtırdı.
Biraz da oradan manzaraya baktık.
Çok güzel duygularla buradan ayrılıp Yuşa Tepesi'ne çıktık.
Yuşa tepesi çok kalabalıktı.
Ben kalabalığı sevmediğimden pek keyif alamadım.
Ama buranın sabah namazında ve sabah erken saatlerdeki hallerini biliyorum.
Nice bahar sabahı buraya gelip huzurla bülbül sesi dinlemişimdir.
Biraz manzara biraz duadan sonra alışveriş için aşağı indim.
Tezgahlar rengarenkdi.
Sonbahar meyveleri ile dolmuş heryer.
Burada çok bakımlı tertemiz mübarek kurbanlık koçları da sevdikten sonra artık dönüş yoluna geçtik.
Dönüş yolu rahat oldu.
Bu sefer trafik çok açıktı. Rahat rahat Mecidiyeköy'e kadar hiç takılmadan geldik.
20:30 civarı evdeydim.
Hemen çay koydum. Hem kahvaltı hem de palamut'a rağmen birşeyler yedim.
Bugün başım falan da ağrımadı.-çok şükür-
Sonra yattım.
Kemal'e çok yorulduğumu artık yattığımı yazdım.
Dalmışım.
Bir müddet sonra uykumun arasında zil sesi duydum. Kemal Defne'yi getirmiş.
Defne birşeyler anlatıp duruyordu ama ben uyuyakalmışım. Ne dediklerini anlayamadım.
Çok güzel bir gündü.
Geziye puanım 10/10
İstanbul kazan Ben Kepçe
Tur ücreti: 890 TL
Kahvaltı: 120 TL
Palamut ızgara: 200
İçecek: 50
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder