18.01.2025 Cumartesi
Bir dönemi daha kapattık çok şükür.
Okullar tatil oldu.
Bugün Defne ile Kayseri'ye geldik.
Sabah 06:40 gibi uyandım. Zaten herşeyimi önceden hazırlamıştım.
Geçen yıl yorgunluktan Kayseri'de ilk gün hastanelik oluyordum neredeyse. Bu yüzden bir hafta öncesinden başladım hazırlanmaya.
Yavaş yavaş kendimi yormadan hazırlandım.
Kemal bizi bu sabah 07:20 gibi aldı İstanbul Havalimanı'na getirdi.
İstanbul Havalimanı'nı beğeniyorum. Çok güzel bir yer. Her yer ışıl ışıl. Canlı canlı.
Bu sabah havaalanı nasıl kalabalıktı.
Tüm personel oldukça profesyonel olduğu için akın akın insan gelmesine rağmen yine de tahminimden hızlı ilerledi.
Zaman burada su gibi aktı. 08:35 gibi G3G kapısındaydık.
09:40'da uçağımız kalktı.
Bize kahvaltı olarak peynirli sandviç ve çay ikram ettiler.
Rahat bir yolculuktan sonra Kayseri Erkilet Havalimanı'na indik.
Kayseri Erkilet Havalimanı da küçük bir havaalanı.
Daha önceden de geldiğimiz için belki de nerede ne yapılacağını bildiğimden bu sefer bu yolculukta rahat rahat geldim.
Herhangi bir stres heyecan gerginlik yoktu.
Taksi ile Radisson Blue Oteli'mize geldik.
(Taksi parası: 260 TL tuttu.)
Annemi lobide bulduk. Bizi görünce çok şaşırdı. Daha az önce konuşmadık mı biz, siz ne ara geldiniz ne çabuk geldiniz deyip durdu.
Uçağa binmeden önce bizi aramıştı o vakitten beri koltuktan hiç kalkmamış, pozisyonunu bile değiştirmemiş.
Ege Bora ise dolaşmaya çıkmış biz geldiğimiz sırada o da dışardan geldi.
Odamız henüz hazır değilmiş.
Biraz dolaşmaya çıktık.
Defne bu sabah bir iki çubuk kraker dışında hiçbir şey yemedi. Ona kahvaltı için bir şeyler almak istiyorum.
Önce biraz ilerdeki Tutkum Simit Diyarı'na gittik.
Bu dükkanda her şey o kadar güzel ki. Simitler açmalar keteler taze taze pişirilen katmerler gözlemeler. Dükkanda bulunan fırının birinden taze taze lavaş çıkıyor. Bir tarafta teyzeler sacların üzerinde taze taze katmerler gözlemeler pişiyorlar. Dükkanın girişinde ise koca bir yağ kazanında taze taze çıtır çıtır halka tatlıları pişiyor. O tatlılar nasıl güzel kokuyorlar anlatamam.
Fiyatlar ise gayet uygun. Bu dükkanda Kayseri-İstanbul farkını hemen görebiliyoruz.
Defne ve annem simit aldı ben de çok güzel kokan daha yeni kızarmış halka tatlısı aldım. Aslında şuruplu tatlıları hiç sevmem ama bunlar çok güzel kokuyordu ve çok taze idi.
(Simit: 10 TL Halka Tatlısı: 15 TL)
Sonra arka tarafta bahçeye oturduk. Sıcacık bir kış sabahı idi. Hava soğuktu ama pasparlak bir güneş vardı aynı zamanda.
Burada biraz sohbet ettik.
Ege Bora daha gelir gelmez annemi anlatmaya başladı. Danışmada annem onu utandırmış o da hemen dışarı kaçmış.
İlk başta aman yarabbim yarım saatte neler olmuş da bu çocuk bu kadar dolmuş diyordum. İlerleyen günlerde Ege Bora'nın 15 gündür annemle kaldığını hatırladım ve ışıklar çaktı bir aydınlanma yaşadım bir anda her anlatılan daha anlamlı hale geldi.
Sonra hep beraber yürüye yürüye meydana çıktık. Çocukken iskender yediğimiz Elmacıoğlu'ndan geçerek Kazancılar Çarşısı'na geldik. Burada Kayseri Müzesi'ne giriş kapısı var.
Bu sırada Defne sürekli vızıldanıyordu. Otele gidelim de otele gidelim.
Ege Bora da pek memnuniyetsizdi.
Annem de zaten sallana sallana zor yürüyordu.
Defne başta müzeye girmek istemedi ama biraz uğraştıktan sonra Defne'yi Kayseri Müzesi'ne götürmeye ikna ettim.
Kayseriye geldik, o kadar da yol geldik burası da tarihin beşiği bir kent. Biraz gezsin görsün kültürü artsın istedim.
Ama içeri girerken son anda Ege Bora'nın dediği birşey aklıma takıldı: Ege Bora küçükken Bilaller de Ege Bora'yı buraya müzeye getirmişler. Ege Bora çok sıkılmış. Tek düşündüğü şey bir an önce buradan çıkmak kurtulmak imiş. Hiç bir şey de anlamamış müzeden zaten. Sadece sıkıcı bir yer olduğu aklında kalmış başka da bir şey hatırlamıyormuş bu müzeyle ilgili.
Çocukken annem de beni zorla 41 Yasine götürürdü. O kadar nefret ederdim ki o ortamdan.
Aklıma birden o anılar geldi. Defne'yi götürmekten vazgeçtim. Büyüyünce isterse kendisi gelsin gezsin.
Sonra tekrar geri otelimize döndük. Odamız hâlâ hazır değildi. Defne ve annemi lobide bırakıp ben çıktım. Defne tabii baya zorluk çıkardı gitmemi istemiyordu.
....
İlk olarak Kayseri Müzesi'ne geçtim.
(Öğretmenlere ücretsiz)
Kayseri Arkeoloji Müzesi Kayseri Kalesi'nin içinde.
İçinde MÖ 3500 yıllardan başlayarak Asurlulardan Taballardan sonra Hititliler Romalılar Selçuklular derken Osmanlılara kadar çeşit çeşit arkeolojik buluntu mevcut.
Geçen yıldan pek çoğunu hatırladım.
Tekrar gördüğüme ve o eserleri hatırladığıma çok sevindim.
Objeleri hatırladıkça merhaba kadim dostum merhaba, sana da merhaba, seni yeniden gördüğüme hatırladığıma sevindim diyordum.
Kil tabletler
Vazolar
Tanrıca heykelcikleri...
Bu sefer farklı olarak ömrümde ilk kez sikke inceledim.
Müzede dolaşırken ortaokul öğrencisi olduğunu tahmin ettiğim bir oğlan çocuğu vardı. Dedesi ile müzeye gelmişler. Bir de kardeşi vardı; Kürşat. Çocuk o kadar hevesli ki. Her objeye büyük bir merak içinde inceledi. Kardeşine her ayrıntıyı anlattı gösterdi; Kendine özgü Kayseri şivesi ile. Dede dede bak... Kürşat bak bak...
Ne kadar tarihe ilgili bir çocuk. Üstelik dedesi de gayet sıradan, halkımızdan bir vatandaş, tipik bir dede.( Ama bu dede öyle bir dede ki torunları ile müzeyi geziyor eserleri inceliyor, bunu görmezden gelemem elbette. Mesela annem genellikle böyle yerlere girmez. Girse de bir köşe bulup oturur telefonu ile meşgul olur.)
Amca kil tabletlere bakıp bakıp bunlar hep latince dedi. Böyle dedelerin de böyle torunları olabiliyor demek ki.
Benim anlatacak o kadar şeyim var ama Defne'de zerre ilgi yok.
Ben bir yerlerde hata mı yapıyorum acaba?
....
Kayseri Müzesi'ni gezerken annem aradı. Odamız hazırmış, çıkıyorlarmış.
Hemen otele döndüm.
Emanetten valizlerimi aldım.
10. Kattaki 2012 No'lu premium odamıza geçtim .
Odamız çok çok güzel.
Erciyes manzaralı.
Meydanı görüyoruz.
Odada 2 kişilik bir yatak bir tane de tek kişilik yatak var. Akşama bir yatak da Ege Bora için gelecek.
Geçen yıl kaldığımız bir çok güzel hatıraların olduğu Wyndam Otel de buradan görünüyor.
Kale, Hunat Hatun Külliyesi, Ulu Cami manzaramızın içinde.
Henüz Erciyes yüzünü göstermedi ama bir ara görmeyi umuyoruz.
Odamızda cam kenarında sarı bir koltuk ve koltuğun pufu bir de büyükçe mermer bir sehpa/masa var.
Bir çalışma masası komidinler bir kettle, kahve makinesinin olduğu yiyecek rafı ve çekmecesi, altında bir buzdolabı, yanında da giysi dolapları var.
Karşıda ise banyo mevcut.
Odamız çok kullanışlı ve gayet hoş.
Eşyalarımızın hepsi yeni ve modern çizgilere sahip.
Çok beğendim burayı.
( Radisson Blue Otel 6 gece konaklama
Annem: 19.000
Ben :19.000
Ege Bora için Bilal: 6.000
Toplam 44.000 kahvaltı dahil.
Bilal burayı aylar öncesinden neredeyse yaz tatilinde rezerve etti. Bir kampanyayı değerlendirmiş)
Hemen yerleştik.
Hazırlanıp havuza indik.
Havuz Wyndam'a göre daha küçük. Bilal ise mümkün değil burası daha büyük ferah ve temiz dedi.
Burası epey kalabalık belki de o yüzden bana küçük görünüyordur.
Biraz yüzdükten sonra ben çok üşüdüm.
Çıktık giyindik derken saat 17'yi geçti.
Ege Bora da spordan geldi.
Bu sırada odamıza muz angelika erik armut elma ve mandalinadan oluşan meyve ikramı geldi.
Hazırlanıp akşam yemeği için Bereket Develi Cıvıklısı'na geldik.
Bereket Develi Cıvıklısı Elmacıoğlu'nun hemen yanında.
Geçen yıl burası bana çok uzak gelmişti ama aslında Radisson Blu'nun hemen yakınında imiş.
Ege Bora mekanı görünce çok şaşırdı. Çünkü pideciye Carrefoursa Marketin içinden çıkılıyor.
Ben annem ve Ege Bora cıvıklı söyledik, Defne tavuk saç tava söyledi.
Pidelerimiz muhteşemdi. Allah'tan Ege Bora da beğendi. Defne bile 2 parça pide yedi. Sonra tavuk saç tava geldi. O da çok lezzetli idi.
Çayın yanına da cevizli pide geldi. O da harika idi.
( Develi Cıvıklısı: 220 TL
Cevizli Pide 320 TL
Sac Tava (tavuk) : 300
İçecek: 50
Ayran: 40
Toplam: 1370 TL. Ben ödedim)
Cıvıklı'dan çıkınca Defne ile birlikte otelin hemen yanında bulunan Kayseri Forum'a geldik. Biraz da burada dolaştık ama ben ölmüşüm yorgunluktan çok gezemedim.
Sonra odamıza çıktık. Ege Bora biraz ders çalıştı, Defne biraz telefona baktı. Sonra ben de dahil hepimiz uyayakalmışız.
Herkes çok yorgun bitap düşmüş.
Benim boğazım şiş.
Gece kalkıp biraz boğazımı rahatlatmak için bir mandalina yedim. Bir fincan da çay içtim. Şimdi uykum kaçtı bunları yazıyorum.
Kayseri'de 1. günümüz böyle geçti.
(Bugün 21.296 adım atmışım maşallah bana)
Her günümız böyle güzel geçsin inş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder